26 Mart 2013

pick the stars.. 별을 따다 줘 ..

doğrusu son dönemde izlemeye başladığım ve blogdan da tanıttığım pek çok diziyi yarım bıraktım.big,faith bunlardan sadece iki tanesiydi.yine yeni bir dize başladım :) ama bu sefer tamamlarım gibi görünüyor.pick the stars.bir komedi dizisi.
baş oğlanımız,baş kızımız.

baş oğlanımız her zaman ki gibi cool bir çocuk,baş kızımız da ailesinin ölümünün ardından beş tane  evlatlık edinilmiş kardeşine bakmak zorunda kalmış bir kız.işte kardeşeler..



 baş oğlanımız en son flowers next door dizisin de oynamış,yakışıklı kapı komşumuz kim ji hoon..baş kızımızı ise daha önce bir yerde seyrettiğimi hatırlamadığım choi jung won


baş kızımız küçük veletleri henüz baş oğlumuzdan gizlemek zorunda.bakalım ne zaman ortaya çıkacaklar.


dizi şimdilik güzel gidiyor.sanırım eski kore dizileri izlemek son dönem kore dizilerini izlemekten daha zevkli.hadi ben artık gieyim üçüncü bölümün devamı beni bekler..

trailer

19 Mart 2013

Güney Kore..


한국을 사랑 해요^^


Hayallerimi süsleyen ülke Güney Kore..İnşallah bir gün gitmek kısmet olur:) Modern teknolojinin ve geleneksel kültürün harmanlandığı ülke Güney Kore..
Kore'nin ulusal çiçeği:ağaç hatmi..

Geleneksel sarayların  adlarını unuttum hatırlamıyorum.Ama bu sarayları  bütün Kora dizilerinde görebilirsiniz.
Seul Merkez Cami


 Seoul Tower
 Geleneksen Kore kıyafeti:hanbok
 Değişik açılardan Seoul Tower..



 Kore yemekleri..

 Sokak tezgahlarında satılan yemekler.
Kimbap.ben bunu ysun ve diğer orjinal garnitürleriyle birlikte evde denedim.bir daha mı ? asla :) ama pazıyla yapınca çok lezzetli oluyor :)
 Muhteşem lezzet:kimçi..
 Raman..yesem yesem doymam :)
En sevdiğim Kore'li aktör Yoon Kye Sang

 Türkiye-Güney Kore ilişkileri

Türkiye Güney Kore'yi 11 Ağustos 1949'da tanımıştır. İki ülke arasındaki ilişkilerin sağlam ve olumlu bir temele sahip olmasının bir nedeni, Türkiye'nin 1950 Kore Savaşı sırasında Yarımada’ya asker göndermesi ve çok sayıda şehit vermesi olarak görülebillir. İki ülke arasındaki ilişkilerde siyasi alanda bir sorun bulunmamaktadır. Güçlü bir dostluk temelinde kurulan ilişkiler düzenli siyasi diyalogla sürdürülmektedir. Güney Kore ve Türkiye uluslararası platformda birbirlerine destek vermektedirler. Türkiye'den Güney Kore'ye en son resmi ziyareti cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 14 ve 16 Haziran 2010 arası yapılmıştır.

14 Mart 2013

backstreet boys i still..

müzüğini beğendiğim tek amerikan boy band grubu backstreet boys.ve bu aralar sıklıkla dinlediğim şarkıları i stiil you...
sen şimdi nasılsın ?
hala aynı mısın ?
ya da bir şekilde değiştin mi?
ne yaptın ?
seni düşündüğüm zaman da
ve geriye baktığımda
nasıl genç ve aptaldık
bunu hatırlıyor musun ?

nasıl dövüştüğüm fark etmez
inkar edemem
sadece gitmene izin veremem

sana hala ihtiyacım var
seni hala umursuyorum
her şey söylendi ve yapıldı
hala seni  hissedebiliyorum
tam arkandaymışım gibi
ama senden hala bir kelime yok


şimdi bak bana
üstüne gitmek yerine,görmeyi reddediyorum
geri gelmeye devam ediyorum
ve ben zamana sıkıştım
bu geride demek değil

dövüşmekten yoruldum
inkar edemem
bilmiyorsun bile


sana hala ihtiyacım var
seni hala umursuyorum
her şey söylendi ve yapıldı
hala seni  hissedebiliyorum
tam arkandaymışım gibi
ama senden hala bir kelime yok

keşke seni bulabilsem
tıpkı senin beni bulduğun gibi
o zaman senin asla gitmene izin vermezdim


her şey söylendi ve yapıldı
hala seni  hissedebiliyorum
tam arkandaymışım gibi
ama senden hala bir kelime yok






Who are you now?

Are you still the same

Or did you change somehow?
What do you do

At this very moment when I think o

f you?

And when I'm looking back

How we were young and stupid



Do you remember that?

No matter how I fight it

Can't deny it

Just can't let you go

I still need you

I still care about you

Though everything's been said and done
I still feel you

Like I'm right beside you

But still no word from you

Now look at me

Instead of moving on, I refuse to see

That I keep coming back

And I'm stuck in a moment

That wasn't meant to last (to last)

I've tried to fight it

Can't deny it

You don't even know

That I still need you

I still care about you

Though everything's been said and done
I still feel you


Like I'm right beside you

But still no word from you

No no

Wish I could find you

Just like you found me

Then I would never let you go (without you)

Though everything's been said and done (yeah
)
I still feel you (I still feel you)

Like I'm right beside you (like I'm right beside you)

But still no (still no word) word from you


13 Mart 2013

anna karenina..

2012'de çekilmiş ve 2013 oskarlarında en iyi kostüm tasarımı ödülünü almış bir film.doğrusu henüz bu yıl oskar almış bütün filmleri daha izleyemedim.ama teker teker izliyorum ve izlediklerim arasın da anna karenina çok güzel bir filmdi.sadece en iyi kostüm değil en iyi sahne tasarımı ve en iyi kurgu ödülün de almalıydı.hatta ve hatta matthew macfadyen'e olan aşırı hayranlığımdan dolayı olayı biraz daha ileri götürüyor ve en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında ödülü alması gerektiğini düşündüğümü söylüyorum :) (vuuu nasıl bir cümleydi o :) ) gerçekten de bu oyuncunun rolü filmde en akılda kalıcı roldü bence.oynadığı oblonsky ( anna'nın ağbeyi) rolüne karakter kazandırmıştı.onun o sevimli akılda kalıcı mimikleri,muhteşem ingiliz ingilizcesi harikaydı gerçekten de.filmin konusundan  bahsetmeye hiç gerek yok.tolstoy'un anna karenina'sını okuduysanız tamamdır.romana sadık kalınmış bir film.şimdi filmden bazı karelere göz atalım.
işte anna kareninamız.doğrusu keira knightley'e nazaran, oyunculuk olarak 1997 yılında çekilen anna karenina filminde ki sophie marceau'nun canlandırdığı anna'yı ben çok daha başarılı buldum.


 filmin afişi.


 kont vronsky ve anna






 çok çok hoş bir kostüm.o yıllarda yaşamak vardı :)


oblonsky'imizzz.doğrusu matthew macfadyen'i aşk ve gurur filminden bu yana şişmanlamış ve yaşlanmış görmek biraz hayal kırıklığı oldu benim için.



trailer

 

kaçırılmaması gereken bir görsel şölen diyorum.şiddetle tavsiye ederim.iyi seyirler :)

12 Mart 2013

answer to 1997

yeni bir dizi buldum.bu sefer eskilerden ve gerçekten çok hoş,eğlenceli ve komik.doğrusu oyuncular daha önceden hep yan rollerde oynamış olanlardan.baş rol kapmış olanlar muhakkak vardır ama ben tanımıyorum :))olaylar busan'da geçiyor ve busan şivesi oyuncular tarafından çok iyi konuşulmuş.üyeleri çatlak bir aile,lise öğrencisi h.o.t adlı bir boy band grubunu manyakça hayran çocuklar,aşklar,dostluklar ve hatıralar.dizinin bir güzel yanı da olayların kronolojik sıraya göre ilerlememesi.biraz geçmiş,biraz günümüz,biraz bir saat öncesi,biraz sekis saat öncesi derken zaman akıp gidiyor.ben daha yeni başladım ama rahatlıkla tavsiye ediyorum.iyi seyirler..
işte dizinin zıpırları..




 dizinin çatlak anne ve babası :)


trailer


iyi seyirler.

10 Mart 2013

toshihiko izutsu..japonya'dan bir islam düşünürü..




İslâm düşüncesi ve Kur'an semantiği üzerine yaptığı çalışmalarla İslâm âleminde tanınan düşünce tarihçisi ve dilbilimci İzutsu, 4 Mayıs 1914 yılında Tokyo'da doğdu. 

Babası bir Zen Budist üstadıydı, daha çocukluk yıllarından itibaren oğlunu bu geleneğe göre yetiştirmek istiyordu. İzutsu lise çağına gelince, bir taraftan okula gidiyor, diğer taraftan babası evde ona Zen Budizm’in temel ilkelerini ve disiplinini öğretiyordu. 

İzutsu aynı yıllarda, Bolşevik ihtilalinden kaçıp Japonya’ya gelen Müslümanların kurduğu İslam Merkezi’ne gitmeye başladı. Burada Türkçe ve Arapça öğrendi. 

Lisans ve lisansüstü öğrenimini Keio Üniversitesi Klasik İngiliz Edebiyatı bölümünde yaptı. Bir süre aynı üniversitede Yunanca ve Latince felsefe metinleriyle dilbilimi dersleri verdi. Japon estetiği uzmanı Toshio İzutsu ile evlendi. 
Toshihiko Izutsu, otuzun üzerinde dili sorunsuz ve akıcı şekilde konuşabilen tam bir dil dehasıdır. Yüksek IQ derecesi ve aldığı eğitimlerin de yardımı ile bir çok farklı konuya eğilen Toshihiko Izutsu, temel anlamda İslam felsefesi ve tasavvufu üzerinde eserler vermiştir. Sahip olduğu dil avantajı sayesinde bir çok farklı kültürün kaynaklarından yararlanarak, hızlı ve kaliteli bir araştırma yapma imkanına sahip olmuştur.
 İslâm'da Varlık Düşüncesi: Bu eser İslâmî felsefesinin Moğollar sonrası dönemde ve özellikle İran'da geliştirildiği şekliyle vücut kavramı ve onun gerçekliği meselesi olarak varlık-vücut düşüncesi üzerinde yoğunlaşmaktadır. 


Kur’an’da Allah ve İnsan: Dokuz bölümden meydana gelen bu eserinde, Semantik ve Kur'an, Kur'an’ın Anahtar Terimleri, Kur'an Dünya Görüşünün Ana Yapısı, Allah ile İnsan Arasındaki Ontolojik Münasebet, Allah ile İnsan Arasında Sözlü ve Sözsüz Haberleşme Münasebeti, Hanifler, Arap paganizmi, Yahudi ve Hristiyanlarda Allah telakkisini açıklamıştır. 


 İbn Arabî'nin Fusus'undaki Anahtar Kavramlar ve "Tao-culuk'daki Anahtar Kavramlar" isimli iki ciltlik eserde tasavvufi fikirleri, taoist filozofların düşünceleriyle karşılaştırmaya çalışmıştır.


 İslâm Düşüncesinde İman Kavramı: On bir bölüm oluşan bu kitabında kafir, fasık, mücrim, tekfir, İslam, iman, amel, bilgi, tasdik, ikrar, amel gibi konulara açıklık getirmiştir


 mistik düşünceler üzerine makaleler:Eserleri, düşünsel anlamda kendisini geliştirmek isteyen, belirli bir dereceye kadar tasavvufi ve islami bilgilere vakıf olan okuyucular için yararlı olacak türdendir. Ancak, kendi asli kaynaklarından tsavvuf ve islami bilgileri yeterince öğrenme imkanı bulamamış okuyucuların bazı kafa karışıklıkları yaşamalarına sebep olacak hata ve yanlış anlamara düşmeleri de muhtemeldir.Toshihiko Izutsu, sahip olduğu bilgi birikimi ile Tasavvufi öğretiyi diğer düşünsel yada dinsel öğretiler ile karşılaştıran eserler de ortaya koymuştur. Örneğin Taoizm ve Budizm’in değişik kolları ki özellikle Zen budizm mi gibi.
Eserde, İslam metafizik düşüncesinin temel yapısı, Şubesteri’nin Gülşen-i Raz adlı eserinde Nur-Zulmet paradoksu, Vahdet-i Vücud’un bir analizi: Bir doğu felseferi meta-felsefesine doğru, Aynü’l-Kudat Hemedani’nin düşüncesinde Mistisizm ve Çok Anlamlılık dilsel problemi, Yaratma ve şeylerin zamansız Nizamı : Aynü’l-Kudat Hemedani’nin mistik felsefesi üzerine bir çalışma, İslam tasavvufu ve zen-budizm’nde sürekli yaratma kavramı ve Doğu’da ve Batı’da egzistansiyalizm gibi başlıklar ele alınmaktadır.

Bu eser, İslam ilahiyatında itikad yakut iman kavramının tahlile dayalı bir tetkikidir.
İki türü amacı vardır. Bir yandan, tarihi sürecin ayrıntılı anlatımını vermek iddiasındadır ki bu tarihi süreç iman kavramının doğduğu, geliştiği ve Müslümanlar arasında teorik bakımdan irdelendiği süreçtir. Öte yandan yine bu eser, dikkatli bir semantik analiz yapmayı hedefliyor. Bu analiz, imkan kavramı ile o kavramla bağıntılı anahtar kelam ve bu kelamın kendi aralarında kurdukları kavramsal dokuların analizidir.

İman, İslam kültürünün ilk yüzyıllarında özlü bazı sorunlara sebep olmuştur. Bu sorunların bazıları, kelimenin tam manası ile hayat memat meseleleri idi. Bu sorunların kökünde yatan ana kavramların metodik bir tahlili yolu ile İslam düşünce tarihinin bu en ilginç evrelerinden biri aydınlatılmış olacaktır. İnanış, doğası itibari ile bireysel varoluşa ait bir olgudur. Bu bakımdan denebilir ki gerçek derinliğini ancak bilimsel olmayan bir yönden yaklaşıldığını ortaya koyar.

bu eser meselenin çok özel bir yanına çok özel bir bakış açısından bakmaktadır. Bu manada ayrı kavramın mistiklerce anlaşılma tarzının, meselenin daha farklı bir özüne gittiği söylenebilir. İlahiyatçıların ele aldıkları hali ile iman, sorunun yalnızca dış şekli ve özüne dokunur türden olabilir. Kelam olarak iman, çok özel bir şekilde de olsa, varoşsal olay olarak inanışın gerçek doğasını yansıtır, yani Müslümanlarca, tarih içinde hassaten yaşanmış ve hissedilmiş bir şey olarakk.  


islam felsefesinde yüksek lisanas yapmak isteyen biri olarak bu kitapları şiddetle okumak istiyorum..

keyifli okumalar.

haruki murakami /zemberek kuşunun güncesi...



bir insan için başka bir insanı derinliğine tanımak olası mıdır ? birini gerçekten tanımak,hem zaman hem de içtenlikle harcanacak çaba ister,ama gene de özüne ne derece yaklaşabilir ki?
yazar bu sözlerinde çok sağlam bir felsefe yapmış.


her şey çok güzel de bir kapak tasarımı korkunç ://

netten notlar..
Japon edebiyatının aykırı çocuğu Haruki MURAKAMİ, "Zemberekkuşu’nun Güncesi" adlı, kendisine dünya edebiyatında önemli bir yer açan romanıyla Türkçe’de. Onu "İmkânsızın Şarkısı"yla tanıyan okurları yine keyifli edebiyat dakikaları bekliyor. MURAKAMİ bu kez çağdaş politikanın anlamsızlığından, İkinci Dünya Savaşı'nda Japonların saldırganlığından ve aşkın gelip geçiciliğinden söz ediyor. Tokyo’nun bir banliyösünde yaşayan anakarakteri Toru, otuzlu yaşlarının başında, işsiz, evliliği kötü giden, amaçsız biridir. Roman, onun gerçekle hayal arasında gidip gelen maceralarını anlatır, ki bu maceraların arasında bir kuyuda vakit geçirmek ve o kuyudan aniden bir otel odasına geçmek, hatta orada bir kadın tarafından baştan çıkarılmak da vardır. Bu çılgın fikirlerin arasına başkalarının hikâyeleri de girer, acımasız savaş hikâyeleri…
Toru’nun başına gelen olağandışı olaylar MURAKAMİ’nin hayalgücünün genişliğini bize bir kez daha gösteriyor. Gerçekle olağanüstü arasında gidip gelen bu romanın dünyasını okuyucuya cömertçe ve hiçbir sınır tanımadan sunduğu kesin. Üstelik cesur bir girişim bu. Yani "Zemberekkuşu’nun Güncesi"nde MURAKAMİ’nin yetkin ve cesur kalemiyle bir kez daha buluşacaksınız. Ki, bu bile başlı başına bir zevk!