10 Mart 2013

haruki murakami /zemberek kuşunun güncesi...



bir insan için başka bir insanı derinliğine tanımak olası mıdır ? birini gerçekten tanımak,hem zaman hem de içtenlikle harcanacak çaba ister,ama gene de özüne ne derece yaklaşabilir ki?
yazar bu sözlerinde çok sağlam bir felsefe yapmış.


her şey çok güzel de bir kapak tasarımı korkunç ://

netten notlar..
Japon edebiyatının aykırı çocuğu Haruki MURAKAMİ, "Zemberekkuşu’nun Güncesi" adlı, kendisine dünya edebiyatında önemli bir yer açan romanıyla Türkçe’de. Onu "İmkânsızın Şarkısı"yla tanıyan okurları yine keyifli edebiyat dakikaları bekliyor. MURAKAMİ bu kez çağdaş politikanın anlamsızlığından, İkinci Dünya Savaşı'nda Japonların saldırganlığından ve aşkın gelip geçiciliğinden söz ediyor. Tokyo’nun bir banliyösünde yaşayan anakarakteri Toru, otuzlu yaşlarının başında, işsiz, evliliği kötü giden, amaçsız biridir. Roman, onun gerçekle hayal arasında gidip gelen maceralarını anlatır, ki bu maceraların arasında bir kuyuda vakit geçirmek ve o kuyudan aniden bir otel odasına geçmek, hatta orada bir kadın tarafından baştan çıkarılmak da vardır. Bu çılgın fikirlerin arasına başkalarının hikâyeleri de girer, acımasız savaş hikâyeleri…
Toru’nun başına gelen olağandışı olaylar MURAKAMİ’nin hayalgücünün genişliğini bize bir kez daha gösteriyor. Gerçekle olağanüstü arasında gidip gelen bu romanın dünyasını okuyucuya cömertçe ve hiçbir sınır tanımadan sunduğu kesin. Üstelik cesur bir girişim bu. Yani "Zemberekkuşu’nun Güncesi"nde MURAKAMİ’nin yetkin ve cesur kalemiyle bir kez daha buluşacaksınız. Ki, bu bile başlı başına bir zevk!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumlarınız için teşekkür ederim :)