16 Ekim 2013

okudum bitti olacak inş :)

en nihayetinde internetten kitap siparişi verdim :)
kurda sormuşlar niye ensen kalın ?kendi işimi kendim yaparım demiş,bir de tırnağı olan başını kaşır diye bir manidar sözümüz daha vardı.işte bende kimseden beklemeden kendime doğum günüm için hediye aldım :)
hemde internetten sipariş verdim,çok hevesim vardı bu şekilde kitap almaya.kargo parası biraz fazla ama ne yapayım yinede kitapların indiriminden kar yaptım.normalde kitaplar 70 l tutacaktı kargo hariç,şimdi hepsi içinde 50 l tuttu.
yalnız daha önce beğenip almadığım kitaplar hep tükenmiş :/
işte önce kitap siparişi verdiğim sitenin adresini size vereyim 
indirimli fiyatlarıyla pek çok kitabı uygun fiyata bulabilirsiniz.
işte benim sipariş verdiğim kitaplarım

ahmet batman,soğuk kahve


Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve.
İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak. 
Kahraman Tazeoğlu
Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet.
Ertürk Akşun
Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi?
Bir kadını zorlayan bir soru olabilir.
Çikolata mı ben mi? sorusu kadar olmasa da zorlar.
Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız.
Topuklarınızın altında kâğıt mendiller var.
Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller.
O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde...
Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları.

ahmet batman,sabah uykum



Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir. 
Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.


(Tanıtım Bülteninden)

kaan murat yanık,kalküta





Tunçtan yağmurlar dürttü şehri

Ölü baykuş dirildi

Tapınağın tüm beşikleri ıslandı

Gri elmalarla mumyaladılar prensi

Böğründeki dövmeyi öpüp, okşadılar

Gövdesinden yemişler döken ağacın,

Tepesine uzattılar.

Sarı sarnıçtan su içen her kadını

Kaplanlara attılar.
Ölü baykuş uçtu.
İki at girdi avluya
Kişnemeleri beşikleri kuruttu.
Samanalar yürüdü önden
Bellerinde mandarin kemerleri.
Ellerinde; şankha, tanpura, şehnayi, sitar...
Kanatlarına inci dizilmiş turnayı vurdular,
Şekere, safrana buladılar.
İki çocuk yoka çekildi.
Ağaç yalazlara teslim etti, kendini.
Kalküta'yı yanık sedef kokusu kuşattı.
Ölü baykuş, düştü.
(Tanıtım Bülteninden)



"Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi, ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: "Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme" demedikçe hiç kimseye öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi." -Bakara Suresi, 102-
"Yahudi, tamamıyla kontrolü elinde olan farmasonluk teşkilatını, kendi hedeflerine ulaşabilmek için istismar eder. Nasıl mı?
İdareci olan kesimi, burjuvanın ileri gelen şahsiyetlerini, özendirdiği farmasonluk teşkilatına sokar. Sonra "farmasonluğun gizli kuralları" diyerek ve güya farmasonluğun hizmetine imiş gibi davranarak onları kendi istediği yönde sevk ve idare eder. Bu kimseler de farmasonluğun kurallarını uyguluyoruz zanneder. Aslında bu kimseler farmason teşkilatına dahil olmakla, gerçekte Yahudi'nin bir oyuncağı haline geldiklerini bilmezler."
-Adolf Hitler-
Bu mecliste varlığından nadiren bahsedilen bir güç odağı İtalya'da mevcuttur. Güç odağı demekle gizli cemiyetleri kastediyorum. Daha fazla inkâr etmenin bir yararı yoktur, çünkü gözlenmesi mümkün değildir. Avrupa'nın büyük bir bölümü, İtalya ve Fransa'nın tamamı ve Almanya'nın neredeyse bütünü, yeryüzünün demir yollarıyla donatıldığı gibi bu gizli cemiyetler ağıyla donatılmıştır. Maksatları nedir? Bu soruyu cevapsız bırakma ihtiyacını duymuyorlar artık. Hukuk devletlerini istemiyorlar. Yeryüzünün dokusunu değiştirmek istiyorlar. Toprak sahiplerinin mallarını gasbetmek ve dini kuruluşları kaldırmak istiyorlar. Bu cemiyetlerden bazıları daha da ileri gidiyorlar. Devletlerin tamamını ortadan kaldırmak istiyorlar.
(Tanıtım Bülteninden)

Platon (MÖ yaklaşık 428-MÖ yaklaşık 348): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia'nın kurucusu ve hocası Sokrates'i konuşturduğu diyaloglarla felsefeyi yazıya en iyi aktarmış ustalardan biridir. Bu kitapta birbirini tamamlayan dört diyalog yer almaktadır. İlk diyalog olan Euthyphron'da yargılanışının öncesi anlatılır ve dinsizlikle suçlanan Sokrates'in inançları hakkında bilgi verilir. Sokrates'in Savunması'nda ise yargı süreci anlatılmaktadır. Kriton'da hüküm sonrası anlatılır, bir yurttaşın saygı duyması gereken ilkeler tartışılır. Platon'un en şiirsel eserlerinden biri olan Phaidon'daysa Sokrates'in son günü anlatılırken ruh hakkındaki düşünceleri yansıtılmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumlarınız için teşekkür ederim :)