14 Ocak 2014

aşkın gözyaşları , tebrizli şems , sinan yağmur

bir okudum bitti postunda daha birlikteyiz :)
yine okudum,yine bitti ve yine beğenmedim.
çünkü yazarın elinde çok güzel bir hikaye ve tasavvuf gibi iyi bir konu varken çok basit bir dil ile kaleme alınmış.
doğrusu hakkında söylenen onca iyi lafı kitap karşılamıyor.
tasavvufu sevmesem de tasavvuf bir derya deniz.
kitabın zengin bir edebiyat dili yok,insanı içine çeken etkileyen bir tasavvuf dili de yok.duygudan yoksun vs.
daha çok lise öğrencilerine yönelik ve onları mutlu edecek bir kitap.
yani ne edebi dili,ne duygusu,ne tasavvuf yönü beni hiç tatmin etmedi.
daha ikisi ve üçü okunacak ama hiç hevesli değilim :/
ayrıca dördüncüsünün çoktan çıktığını okulda kİ edebiyat öğretmeninden öğrenmiş buluNmaktayım.
neyse yine de alın okuyun derim.
kitap her zaman en iyi dosttur :)
kitabın ön sözünde nazan bekiroğlu'n teşekkür var zaten kitabın çok yerinde zorlama nazan bekiroğlu cümlelerini görebiliyorsunuz.
çok söze gerek yok,sanırım ne sanırım ben kitabı hiç beğenmedim.hayal kırıklığı oldu.
çok zengin bir edebi dil ve tasavvuf bekliyordum.
neyse bu konu ile yeni yeni ilgilenenleri hoşnut edebilir belki diyor ve kitabı yerin dibine batırmaktan vazgeçiyorum :)


kitaptan pasajlar :
her insan için bir aşık olma zamanı vardır,bir de ölmek zamanı.

siyaset şeytanın suyudur.

Allah bir insanı senin elinle ayağa kaldıracaksa,sen nasıl elini uzatmazsın ?

eğer inancın varsa kuşkularını gider.

ve koca kitapta tek hayran kaldığım söz :
Allah senin kapından aşk sarayına bir insanı alacaksa,
o insana sen nasıl ben seni sevmiyorum dersin ?

sinan yağmur 


Sinan YAĞMUR; 1965’te Kırşehir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kırşehir’de tamamladı. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden de 1990’da mezun oldu. Aynı yıl “Kelâm ve İslâm Felsefesi" Ana Bilim Dalında yüksek lisansa başladı. 

alıntı :

Aşkın Gözyaşları - Tebrizli Şems 
Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine gelir boynu sağa doğru bükülmüştür. Dervişler yere kapanmasını bekleye dursun. Şems Hz. Peygamberin şu hadisini sesi boğuk mırıldanır: “Allah’a kavuşmayı isteyeni Allah da sever” Dervişlerden birisi sırtına tekmeyi vurur. Yüzüstü taş zemine kapanır, dudağı patlamış, dişleri zemine dökülmüştür Siyah feracesi kanlar içinde bordoya dönmüştür. Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şemsin başını gövdesinden ayırmaktır 
Baş derviş engeller. Bırakın son nefesini versin. Sonra da en yakın bir kuyuya atın. Kıyafetine sarp atın. 

Avluyu yıkayın. Sabah ile yola çıkarız. Şems hala son nefesini vermemiştir Sille taşının üzerindeki başını hafifçe göğe kaldırır ve: “Allah ne güzel sevgilidir. Rabbim sana aşığım. Ve bu canı sana hediye ediyorum.” Mevlana içeri girer, mendili koklar eli titreyerek açar. İçinden san kağıda yazılmış bir not çıkar: “Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim. Gör ki aşk için 
ölmek ne demekmiş.” Mevlana olduğu yere düşüp bayılmıştır.Geceden sonra doğan ve kalplerin çöllerini cennetlere çeviren bir gözyaşı bu. Çoraklaşmış ve çöle dönmüş kalpler; açın sadrınızı! Aşkın gözyaşları, serin serin, sağanak sağanak, üzerimize damlıyor; bakın gökyüzüne, nasılda aşk yağıyor..

keyifli okumalar..

2 yorum:

  1. nazan bekiroğlunun dili anlatım biçimi gerçekten çok farklı, hele "la" kitabı cok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrusu ben sevmiyorum.banaçok zorlama geliyor.Zevk meselesi tamamen.

      Sil

yorumlarınız için teşekkür ederim :)