27 Nisan 2014

mimmm

parantez içinde yoon kye sang :))))

mim yazıları genelde bloggerlara külfet gelir ama ben keyif alıyorum.
hem okunduğum için memnun oluyorum hem tercih edildiğim için :)
sevgili suakolik beni mimlemiş,çok memnun oldum.
severek beni okuduğu için çok teşekkür ederim.
aslında blog listem bir hali kalabalık ama ben birkaç tanesinden bahsedeceğim.
hem son günlerde kpss yüzünden öyle yoğunum ki,kahvemi alıp zevkle blog okumayalı çok oluyor :(
işte okumadan geçemediğim bloglar :




ve daha pek çokları.bu seferlik bu kadar olsun.
dershaneden yeni geldim,iki denemeye girdim ve bir de sınavda başıma ağrı girdi.
bu kadarı affola diyeyim.haydi kalın sağlıcakla..

26 Nisan 2014

#kpss

valla pegemle yediiklimi ben zengin ettim :)
yeni alan kitaplarım geldi.gk-gy+eğitim bilimlerinin yanında bir de alana çalışacağım.
bu senenin şubatında belli olmuş her şey ama ben yeni öğrendim :/
bir haftadır bütün bu derslerin haricinde bir de alana çalışıyorum.gerçi kendi ilahiyat notlarımdan,kitaplarımdan çalışıyorum ama bunları takviye olsun diye aldım.
kpss kalkacak yerine mülakat gelecek diyorlar.zaten adam kayırma,torpil yoktu tam oldu diyorum bende.
ne diyeim memleketimiz ve öğretmen  adaylarımız için hayırlısı olsun inş.
sosyal sosyal mesajlarımı da verdikten sonra ders yapmaya gidebilirim :)
her şeyi bi tiye alma huyuma da bazen sinir olmuyor da değilim hani.
işte bunlar hep emek resmi..


düşündüm de biz öğretmen adaylarına en uygun şarkı bu.
getirin hunileri,yaşasın hunizm ve huni partisi :))
bambambolee :))))



şaka bir yana her öğretmen adayının izlemesi gereken filmlerden biri tare zameen par.
filmin postu için tık tık
görüşürüz dostlar.adalet dolu günler..

21 Nisan 2014

#kpss

bu kpss insanı insanlıktan çıkarır yemin ilen :)
onca derse bir de alan eklendi,anam anam anam deyim ben size :))
nefes almadan çalışalım bakalım :)


yeni bicilerim daha kargo da gelecek.bu senenin sonuna akıl sağlığımız yerinde uaşırız inşeAllahü teala diyerek kaçıyorum ders başına,selametle :)

size rob zombie usta ile veda edeyim,hastasıyız icabında ders yaparken çok iyi gidiyor :))

18 Nisan 2014

azur ve asmar


bin bir gece masalları kıvamında çok güzel bir animasyondu.bu hafta sonu maaile oturup izleyin derim ben :)
yine yönetmen koltuğunda michel ocelot var.
2006 yapımımı filmin imdb puanı ;7,4
bu fransızlar animasyonun kitabını yazar diyorum :)
çok keyifli bir filmdi.izleyin pişman olmazsınız.


filmin konusu kısaca şöyle ; (alıntı)
Ortaçağ Avrupa'ında, denizin diğer tarafından çocuğu Asmar, esmer siyah gözlü, ile gelen bir dadı Azur, sarı saçlı mavi gözlü, adlı çocuğun dadılığını yapar. Yeterli yaşa geldiğinde Azur babası tarafından dadısından ayrılır ve şehirde bir öğretmenin yanına verilir. Bu nedenle, artık işi kalmadığı için, dadı ve çocuğu evden kovulur...
20 yıl sonra Azur önceden dadısından duyduğu cin perisini bulup evlenmek için denizin diğer tarafına, dadısının geldiği tarafa doğru yola koyulur. Deniz üstünde ilerlerken sert bir dalga onu gemiden aşağı atar ve sabah uyandığında kendisini, sadece dadısının konuştuğu dili konuşanların yaşadığı, bir kara parçasında bulur. Orada şans eseri bulduğu, kendi dilini konuşan, Crapoux ile güzel cin perisinie ulaşmak için gerekli olan 3 anahtarı bulmaya çalışırlar...
Şehire gittiklerinde çok zengin bir kadına dönüşümüş olan dadısını bulur. Ancak oğlu Asmar ona çok kızgındır. Çünkü babası onları kovmuştur yıllar önce. Sonunda ikisi de cin perisini bulmak için yola çıkarlar.

michel ocelot'un bir diğer animasyon filmi ,les contes de lanuit  için buraya tık tık ;)



biribirinden güzel arap kızları,yağız arap delikanlıları,kostüm tasarımları her şey çok güzel ve masalsıydı. bir de bol bol arapça..
ama sanırım bunun nedeni dublaj sorunuda olabilir ama filmde arapça bölümlar çok hoş olmuş bence :)



michel ocelot


alıntı :
Michel Ocelot1943 doğumlu Fransız animasyon film yönetmeni.
Villefranche-sur-Mer'de doğdu. Çocukluğu Gine'de, gençliği Angers'de geçti. Şimdi Paris'de yaşıyor. İlk eğitimini Beaux-Arts de Rouen'de(Rouen güzel sanatlar bölümü) aldıktan sonra Paris'de Arts-décoratifs'de okumuştur. Ardından California İnstitute of the Arts'da okumuştur. Başlangıçta animasyon ile amatör olarak ilgilendi: arkadaşlarıyla kısa metrajlı filmler çektiler. Böylece önemli teknikleri öğrendi. 1976'da Les Aventures de Gédéon serisini sonrasında 1979'da ilk kısa profösyönel kısa metrajlı filmi Les Trois Inventeurs'ü yarattı. Aynı sene BAFTA'da bu film için ödül aldı. 1983 yılında ise Le César du meilleur court-métrage d'animation(en iyi animasyon filmi kralı) ödülünü aldı. Televizyon dizisi Ciné Si'nin yönetmenidir(1989). Bu film sonrasında yaratacağı Princes et Princesses'e öncülük etmiştir. Ocelot en ünlü filmi olan Kirikou et La Sorcière'i 1998, Kirikou et les bêtes sauvages'ı 2005'de ve en ünlü ikinci filmi olan Azur et Asmar'ı 2006'da yaptı. Ocelot Rus animasyon filmleri ile yakından ilgilenir. Özellikle ünlü animatör Nina Chorina ile yakın arkadaşlığı vardır. 1994'den 2000 yılına kadar L'Association internationale du film d'animation 'un(ASIFA)yönetmenliğini üstlendi.
trailer :
kızımla birlikte keyifle izlediğimiz bir animasyondu.şimdi ilk hedefim yönetmenin diğer bütün filmlerini izlemek ve  burada postlamak :)
takıntılı mıyım ne :))
iyi seyirler..

les contes de la nuit

yine bir fransız yapımı..
animasyon deyince sanırım fransızların esamesi okunuyor :)
2011 yapımı bu animasyon filmin imdb puanı;6,7 ama bence daha iyi bir puanı hak ediyor.
filmin yönetmeni : michel ocelot
keyifle seyrettiğim bir animasyondu ve yine bence küçüklere hitap etmiyordu.
niye diye soracak olursanız ; filmi anlamayabilirler ve sıkılabilirler.
filmde afrika'dan mısır'a oradan hindistan'a kurt hikayelerinden canavar hikayelerine dpğru seyahate çıkıyorsunuz.
şunu da hemen söyleyeyim-söylemezsem çatlarım :))-filmin her her yeinde tek göz -iluminati işareti- mevcut.
yinede animasyon tarzını çok beğendim.karakterler gölge şeklinte tasarlanmış ve her sahne kapak fotoğrafı olacak güzellikte.
izleyiin :)


filmin konusu kısaca şöyle :
alıntı
Her şeyin mümkün olduğu bir evrende ya da hayallerinizde düşünebildiğiniz bir yerde, benzersiz bir yolculuğun filmi. Küçük bir sinema salonunundan harikalar diyarına açılan bir yer. Her gece iki genç ve yaşlı bir adam bu sinemada buluşup bu harika hikayeleri canlandırıyorlar. Hayallerinize gelebilecek her şeyi sihirli bir gecede üç arkadaş canlandırıyor…








trailer :

keyifle izlenecek bir film.
iyi seyirler.
kardeşim gelsin dns ayarlaını değişsin.hep filmlerin trailerlerini yeniliycem inş.
karışık anlamsız bir cümle oldu ama neyse değiştirmek için uğraşamam ders çalışıcam.tarih,muharebeler dönemi :)

sırlar uçurumu,alein kentigerna

başlayalı çok olmadı ama çabucakta bitiremedim :/
işte bunlar hep kpss.
inş atanır örtmen olurmuda kitap okuyamamalarıma değer.
#a101'den aldığım bu kitaptan çok ama çok memnun kaldım.o ne heyecandı be o_O
iki cinayet, zengin bir aristograt ailenin sırlarla dolu geçmişi,napolyon,osmanlılar,savaş,aşk,tutku,ihanet,fransız tarihi ne ararsan vardı kitapta ve ben bu kitabı şiddetle size tavsiye ediyorum.insanı okuduğuna kessinlikle pişman etmeyen bir kitap.
yazarın dili hiç sıkmıyor ve keyifle okuyorsunuz.son kısımlara doğru kitabın kalp atışları bir hayli arttı nasıl bitireceğimi şaşırdım heyecandan.
fransız edebiyatı bir başka dedirtiyor insana bu kitap.vıctor hugoları,stendalları yad ettiriyor.
o fransız edebiyatına has betimlemeler de ayrı hani ama son bölümlere doğru açıkçası neler olacak heyecanından betimlemeli pargrafları atlamadım desem yalan olur :)
aghata christe romanı da olabilirmiş brezilya dizisi de romandan yani her şey vardı ama yerli yeri yerindeydi.
hasılı kelam çok güzel bir kitaptı ve daha bu yazarın kitaplarını kaçırmam.


son zamanlarda sıkça konuştuğum bir konuydu her kitap okunur mu yoksa iyi eleştiri almış tanınmış yazalrlar mı okunur diye.ve diyorum ki her kitap okunur denennir bence.nazan bekiroğlu kalemini,aşkın gözyaşlarını hiç beğenmediğimi blogu takip edenler bilir.zorlama,sakil...
yani ben bu kitap tanınmamış diye alıp okumasaydım böyle güzel bir romandan mahrum kalacaktım.iyi ki aykırı kişiliğim var :) ve herkesin beğendiğini gerçekten beğenemiyorum.
neyse...
bu kitabı bulursanız alın okuyun.


alıntı,arka kapaktan

1835 yılı Fransa...
İçinde karanlık sırlar saklayan bir malikâne. 
Blanc de Venue Malikânesi.
Lanetli bir uçurum...
Yirmi yıl önce uçurumun dibinde ölü bulunmuş bir kadın.
Belki de arkasında ölümcül sırlar saklayan gizemli bir cinayet...
İntikam almak için geçmişin karanlık anılarını ortaya çıkarmak zorunda olduğuna inanan, inatçı ve çatal yürekli bir evlat.
Geçmişini gizlemek zorunda kalan gizemli bir doktor.
Lanetli bir sır!
Şüphe yüklü bir aşk!
Ve geçmişin ürkütücü sisleri arasından çıkıp gelmiş kötü ruhlu bir adam...

Sırlarla örülü, heyecan dolu bir öykü!
Gerilimi ve gizemi iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
Belki de şimdiden benzerlerinin arasında kendine çok üstün bir yer edinecek olan, türünün en gizemli romanlarından biri...
Okuyan herkesi kolayca etkisi altına alacak, finaliyle ters köşeye yatıracak, büyüleyici, tüyler ürpertici bir roman.
Soluğunuz kesilecek. Hayran kalacaksınız.

yani bu sözleri sonuna kadar hak ediyor kitap.bu yazıyı okuduktan sonra dur hele bir okuyalım da karar veririz demiştim kendi kendime ve evet soluğum kesildi gerçekten :)
bu kadar reklam yeter bea :)))

kitaptan pasajlar :

umut,zenginler için sıradan bir ihtimal,fakirler içinse ilahi bir mucizedir.

büyük oğlu frederic ise o zamanlar çiçeği burnunda bir askerdi ve akka'da,cezzar ahmet paşa komutasındaki osmlaı ordusu karşısında bozguna uğrayınca mısır'a çekilmek zorunda kalan napolyon'un yenik askerleri arasındaydı.

(napolyon'un aldığı ilk yenilgi de 3.selim'in nizamı cedit ordusuna,akka'da aldığı bu yenilgidir.)

ömrün mevsimi birden değişebiliyordu.yaşam,uzun ve sıcak yaz gecelerinden sonra birden bastıran karanlık ve soğuk bir kışa dönüşebiliyordu.hayat,gizemli ve ucu bucağı görünmeyen bir denizdi.yarın ne olacağını kestirmek imkansızdı.havada tek bir bulut dahi yokken bir saat sonra bir fırtınaya yakalanabilirdiniz.hiçbir liman güvenli olmayabilirdi.

gerçekten,ölerek birbirimizden ayrılamayız,çünkü hepimiz aynı yolu katediyoruz ve aynı yerde buluşacağız.biz hiç bir zaman ayrılmış sayılmayız,çünkü mesih için yaşıyoruz şimdi de mesih için birleşmiş olarak,o'na doğru giderek,mesih'te hep birlikte olacağız.

+isterse tüm dünya karşımda dursun! ne türklerin keskin kılıçları,ne de ingiliz bataryaları sana ulaşmama engel olamayacak.

akka'da türklere karşı çok ağır kayıplar vermiştik.

1802'de 25 haziranda kahire'deki fransız işgal orduları,osmanlı ordusuna teslim oldu.

aşk hakkında ne biliyorsun genç adam bilmiyorum ama aşk kalbin zehriidir.öldürmez ama hayat boyu acı çektirir.
(helal be :) )

beni öyle sev ki,öldüğünde yüreğin tabuta sığmasın.
(amma da aç gözlü yaf :) :)

raoul,küçükken zenginlerle fakirlerin arasındaki uçurumun sadece sahip oldukları zenginlikle sınırlı oluğunu zannediyordu.ama zaman geçipte büyüyünce,köklü ailelerin kültürleriyle fakir insanların değer yargıları arasında da devasa uçurumlar olduğunu fark etmişti.

herkesin son bir şansa ihtiyacı varıdır.

bu güzel fransız romanını okuyun.
keyifli okumalar..




17 Nisan 2014

paperman...


hayat bazen beş dakikaya sığar ve bütün güzellikleri içine katar..
beş dakikınızı ayırıp izleyebileceğiniz ve çok şeyler hayal edebileceğiniz bir film.
belki bize de aynısı olur,belli mi olur !


85.oscar ödül töreninde en iyi animasyon ve kısa film ödülü ve 40. anime ödülleri'nde en iyi kısa film ödüllerini sahiplenmiş bir film.
imdb puanı:8,3
2012 yapımı
yönetmeni:jhon kahrs


az önceki kısa film geyiklerine girmeden hemen kısaca konusundan 
bahsedeyim,yine kısa dedim ama neyse :))
alıntı
Film şans eseri güzel bir kadınla tanıştıktan sonra hayatı beklenmedik bir şekilde değişen New York’ta yaşayan yalnız bir adamın hikayesini anlatıyor. Hayallerindeki kadını sonsuza dek kaybettiğini düşünen adam onu ofisinin karşısındaki binanın penceresinde görünce ikinci şansı yakalamıştır. Kızın dikkatini çekmek için sadece kalbi, hayal gücü ve kağıtları vardır. Çabaları ise kaderin onun için hazırladığı şeyle kıyaslanamaz



işte filmimiz :


kısacık ama tatlı bir aşk hikayesi...
iyi seyirler
küçük bir not : youtube yasağı ....siz gerisni biliyorsunuz :))

skhizein..

bu aralar elimi hagi filme  arsam fransız,hagi kitaba atsam tasavvuf çıkıyor o-O
vardır bir hikmeti...
ayriyetten yine bu sıralar kısa filmlere,animasyonlara ve animelere delicesine sarmış bir durumdayım.
işte bunlar hep kpss sıkıntısı :)
neyse çok tatlı ve güzel bir kısa film sizlere öneriyorum.
skhizein.
imdb puanı:8,0
yönetmeni:jeremy clapin


konusu kısaca şöyle ki film zaten çok kısa zira kısa film,tamam tamam kısa kesiyorum :)))
alıntı
Ben her zaman burada değildim. Normaldim. O olaydan önce orada olurdum, kanepenin üstünde. Burada, boşlukta, olmam gereken yerden 91 santimetre uzakta olmazdım. Hepsi o şey yüzünden oldu. 150 tonluk bir meteor. Bir işaret bırakacağı kesindi. 91 santimetre… Şimdi tam 91 santimetre uzaktayım, kendimden.
Hüzünlü bir karakter ve hoş müzikler eşliğinde şizofreni üzerine olabildiğine doğal bir hikaye anlatıyor Skhizein. Yönetmeni Jérémy Clapin’in ilk eseri olmasına karşın gerek görselliği, gerekse duygusu yönünden tatmin edici, özgün ve vurucu bir kısa animasyon.





işte filmimiz :


on üç buçuk dakikanızı ayırıp bu filmi izleyin.pişman olmayacaksınız .
ben izledim ve çok beğendim :)

küçük bir not : youtubemiz açılırsa post yenilenecektir efem :)


16 Nisan 2014

persepoıis

persepolis izlediğim çok güzel animasyonlardan biriydi.
9 yaşında iran islam devrimini gören,özgür fikirli bir ailede büyüyen ve daha sonra hayatı çok farklı biçimde şekillenen bir kızın hayat hikayesi.
ama küçük bir not filmin içeriği büyüklere yönelik.okul öncesi ve ilk öğretim 1. ve 2.kademe öğrencilerine göre değil.izlerken bu ayrıntıya dikkat edin.





persapolis'in imdb puanı;8,0
yönetmeni marjane satrapi 
cannes'te jüri ödülünü almış ve oskar'da en iyi animasyon dalında adaylık sahibi olmuş.




alıntı
Film, İran İslam Devrimiyle değişen hayatları, yaşıtlarına göre erken serpilmiş ve açık sözlü bir kız olan dokuz yaşındaki Marjane’nin gözünden anlatmaktadır. Filmde Şah'ın devrilmesine destek verilmesinin ardından, radikal İslamcı kesimin politik gücü elde etmesiyle beraber kişisel hakların daraltılması, kadınlara kara çarşaf giyme zorunluluğu, muhaliflerin susuturulması ve birçok kadının hapsedilmesi gibi olaylar işlenmektedir.


alıntı
Tahran'da ailesiyle birlite yaşayan Merjane, işlek zekası ve korku tanımayan yüreği ile punk müzik, ABBA ve Iron Maiden'i keşfeden küçük bir kızdır. Bir muhalif olan amcasının trajik intiharına tanıklık eder. İran-Irak Savaşı yüzünden Tahran’ın çevresine bombalar düşerken, bu savaş onun günlük hayatının içine işler.
Büyüme çağındaki Marjane’nin cüretkârlığı ailesini endişeye düşürür. 14 yaşına geldiğinde, ailesi zor bir karar vererek onuAvusturya’ya özel bir okula gönderir. Avusturya’da savunmasız ve yalnızdır, bu onun için dayanıklılık testidir. Marjane’nin orada okurken düzeysiz aşk deneyimleri de olur, fakat liseden sonra kendini yalnız ve vatan hasreti çekerken bulur. Marjane, İran’a dönerek ailesine yakın olmaya karar verir. Bu zorlu dönemde sanat okuluna girer ve ardından evlenir. Bir zaman sonra onun açık söylemi, ikiyüzlülüklere karşı devam eder. 24 yaşına geldiğinde, İran’da daha fazla yaşayamayacağını anlar. Üzücü bir karar vererek memleketinden ayrılır ve Fransa’ya yerleşmeye karar verir. Acı geçmişi zihnine asla silinmeyecek bir şekilde kazınmıştır ama geleceğinden de umutludur.


marjane satrapi


alıntı
Marjane Satrapi (d. 1969Reşt), Çizgi film romancısı, Akademi ödülü adayı animasyon film yönetmeni ve çocuk kitabı yazarı. Aslen Kaçar Türkleri'ndendir.
Marjane Satrapi, İran'da, İslam Cumhuriyeti devriminden önceki komunist ve sosyalist faaliyetlere karışmış bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Oradaki Fransız okuluna gitti ve okul yıllarında Şah'ın düşüşü, Ayetullah Humeyni rejimi ve İran-Irak Savaşı'nın ilk yılları gibi önemli politik olaylara tanıklık etti.
1983'te, 14 yaşındayken ailesi tarafından rejimden kaçması için Viyana'ya gönderildi. Daha sonra film haline de getirilen otobiyografik romanı Persepolis (film)'e göre, lise yıllarında orada yaşadı ve üniversite için İran'a geri döndü. Burada 21 yaşında evleneceği Rıza'yla tanıştı, 1 yıl evli kaldıktan sonra boşandılar. Daha sonra Tahran Azad Üniversitesi'nde Görsel İletişim bölümünü bitirdi ve Strasbourg,Fransa'ya taşındı. Şu anda Paris'te yaşamaktadır.

persepolis trailer :

ben filmi çok beğendim ve keyifle izledim.film de zaten yüzde 96'lık bir oranda beğeni almış.
animasyon tarzında kurgulandığı için bence çok daha başarılı olmuş.
animasyon tarzını da zaten çok beğendim.
kısacası izleyince insana bir şeyler öğreten ve keyif veren bir film.
izleyin pişman olmazsınız diyorum :)
keyifli seyirler..

küçük bir not : youtube yasağı kalktığında bu film postu güncellenecektir.
inş tez zamanda kalkar :)

14 Nisan 2014

hayat...


dünyanın ortasında,gece karanlıkta,yalnız kaldığımızda,insan gelişiminin ritm ve anlamı sonunda ileri yetişkinliğe yönelir.gençliğimizin yapraklarını dökeriz ve zaman rüzgarının etkisiyle gerçekliğe soyunuruz.hayatın geleceğe doğru yaşandığını fakat geriye doğru anlaşıldığını öğreniriz.hayatın başlangıcı ve sonu arasındaki bağlantıyı kurarız ve gösteri bitmeden onun neyle ilgili olduğunu anlamaya çalışırız.en sonunda anlarız ki biz hayat mücadelesinde geriye ne kalmışsa oyuzdur...