26 Temmuz 2015

tone deaf clinic


bayağıdır kız kardeşler birlike film izlememiştik ama ikili gruplar halinde izledik.
küçük bir not:biz dört kız kardeşiz :)
bu akşamda ikili bir takım kuruduk ve   film izledik.
kpss bitti ama daha amaaan sabahlar olmasın moduna geçemedim.çünkü evde artık inernet yok filmlerin dibine vuramıyorum.
bu akşamkız kardeşimde misafirim ve  filmin dibine vurduk.
şimdi filmi size biraz anlatayım.


filmimiz bir kore filmi ve romanik komedi türünde.
imbd puanı:5,6 bence daha iyi bir puan hak ediyor çünkü çok eğlenceli,senaryosu boşlukta kalmamış,iyi oyuncuların yer aldığı bir filmdi.
bence tekrar tekrar izlenir ve gülünür.


baş rolde yoon sang hyeon var.en beğendiğim koreli aktörlerden birisi.mütiş bir oyuncu ve estetikli oyuncu ve şarkıcılarda ki iticilik ve soğukluk onda kesinlikle yok.gerçek hayatta nasıl bir kişidir bilinmez ama oyuncu sıcaklığı beyaz camdan kesinlikle yansıyor.her oynadığı rol fenomen olur desem abartmam bence.


kadın baş rolümüzde park ha seon var.omo o da kim? 
ben onu tanımıyorum arkadaş.ama  Allah'ı var rolüne yakışmıştı.:)


son olarak fated to love you dizisinin komşu oppası choi jin hyuk var.
her daim kul bir abimiz.abi diyorum ama bana abi değil argo gereği öyle dedim :)
choi jin hyuk'un da oyunculuğu bence iyi ama onda soğuk ve ciddi bir duruş var.aykırı rollerde nasıl bir performans gösterir çok merak ediyorum gerçekten.
şu ana kadar üç aşağı beş yukarı birbirine yakın,yakışıklı,vakur,karizmatik rollerde izledim hep öyle olunca farklı roller de nasıl bir sonuç olur merak ediyor insan.


filmin konusu da kısaca şöyle esas kızımız park,esas olmayan oğlumuz choi'yi lise yıllarından beri sevmektedir.esas olamayn oğlumuz choi'i lise yıllarından beri eas kızımız park'a hep nazik ve koruyucu bir avır sergilediğinden dolayı esas kızımız  esas olmayan oğlumuza karşı çok ümit var bir tavır içindedir.esas olamayan bu densiz oğlumuz ise kendisi gibib esaslıkan uzak adını bile zikretmeye gerek görmediğim esas kızımız park'ın bir arkadaşını sevmemktedir.
DURUN daha bitmedi daha esas oğlumuz var.o hiç hesapta yokken ortaya çıkar ve esas kızımıza aşık olur.aslında park kızichoi oğlan için bir şarkı söylemeyi çok istemektedir.kaderin işini gelin görün ki park kızın sesi köydeki mehmet emminin eşeği vefakar karakaçan'dan bile daha beterdir.
müzik dersi almaya karar veren böylelikle yoon oğlanla tanışır.en nihayetinde esas oğlan da bu aşk üçgenin tam ortasında yer alır vs. vs. vs. gerisini de izleyin ve eğlenin.


trailer:

bir de size filmden yoon oğlanın sesinden bir ost


biz iki kardeş izlediğimizde çok eğlendik ve filmi hemen arşivime kattım.
keyifli bir romantik komedi.
kore filmlerini seviyorsanız ve hala izlemediyseniz vakit kaybetmeyin izleyin.
maaile izleneck hoş bir film.
keyifli seyirler..

23 Temmuz 2015

şah mat,mario mazzanti.

bir cinayet romanında maksimum kaç cinayet işlenir ?kitap bitene kadar 6 kişi öldü.o kadar ölüye helva yetişmezdi be.hemde ne ölüm kan gövdeyi götürdü. vampir sever kişiliğim ama maktül sever bi kişilik değilim.smile ifade simgesi polisiye roman severlere hitap eden bir kitaptı onlara tavsiye edilir.
ejderha dövmeli kız kitabında ki polisiye daha heyecan verici ve merak uyandırıcıydı ayrıca karakterler çok daha canlıydı.şah mat'ta ise kitap ilerledikçe yeni cinatler işleniyor yeni karakterler kitaba giriyordu.en sonunda kim kimdi  aklımda tutmaktan vazgeçtim.
ama kitabın polisiyesi fena değildi.merakla kendini okutuyordu.
sonu daha parlak olabilirdi.claps'e yazık oldu.:)


Polisle satranç oynayan bir seri katil...

Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.

"Mario Mazzanti ilk kitabını en lezzetli malzemeleri karıştırarak hazırlamış: Satranç, edebiyat, sinema, opera ve asıl mesleği olan cerrahlık."
-Paperblog-

"Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçeğin insanın en karanlık hırslarında gizlendiği nefeslerinizi kesecek bir gerilim romanı."
-La Feltrinelli-
(Tanıtım Bülteninden)

polisiye severlere iyi bir  gerilim ve keyif vadeden bir kiatptı.keyifli okumalar.

21 Temmuz 2015

the gifted hands,psikomeri

bir yetişkinin bir çocuğun yardımına ihtiyacı olmaz..


geçen sene yazın kpss'ye çok az bir süre kala dinlenmek için izlediğim bir filmdi.ama film dinlendirici değil,polisiye gerilim.geçen sene kpss döneminden beri bu filmi blogda tanıtmak istiyordum kısmet bu seneki kpss dönemineymiş :)
kore filminin baş rollerinde kim kang woo ve boys over flowers'dan tanıtığımız kim beom var.
doğrusu ben filmi ilk izlediğimde çok ama çok beğendim.uzun zamandır iyi kore filmi izleyemiyorduk çünkü ve bence böyle bir filme ihtiyaç vardı.


 ben filmi soluksuz bir şekilde hayranlıkla izledim.zaten polisiye gelirimi de çok severim.şiddetle tavsiye ederim.önemli sosyal mesajların olduğu iyi bir film bence.
 filmin imdb puanı:6,5.konusu ise kısaca şöyle;kim kang woo beceriksiz bir polistir ve karakola gelen çocuk kayıp şikayeti üstleri tarafından dikkate alınmayınca olay başına patlar ve açığa alınır.aradan bir ay geçince kayıp kız çocuğunun cesedinin bulunmasıyla olaylar karmaşık bir hal alır çünkü beceriksiz polisimiz garip yetenekleri olan cinayet şüphelisi kim bam ile karşılaşır.artık hikaye tam bir karmaşaya döner çünkü yeni bir kayıp çocuk daha vardır.
 kim bam'ın çok iyi bir aktör olduğunu düşünüyorum tıpkı jung il woo'nun da genç yaşına rağmen çok iyi bir oyuncu olduğunu düşündüğüm gibi.otuz yaşına geldiklerinde kıymetleri çok daha iyi bilinecek bence.zira kore'de oyuncuysanız otuz yaş ve üstü ustalık zamanları sayılıyor artık.ama jung il woo için daha önce blogda söyleyip söylemediğimi hatırlamıyorum ama ben her rolün oyuncusu olduğunu düşünüyorum.bu konuda jung il woo bir,lee jun ki iki :))
















trailer


bu gece oturun ve maaile izleyin ve filmin ardından küçük çocuklarınınzı yabancılara karşı bir kez daha uyarın.
iyi seyirler..

13 Temmuz 2015

dünyayı aldatanlar,prof.dr.sefa saygılı


sınav öncesi okuyup bitiridim.güzel bir kitaptı ama daha akademik bir dille yazılabilirmiş.
dilini basit buldum.hegel'den ibn sebe'ye gulam ahmet'ten comte'a kadar kimler yoku ki kitapta.
başta ilahiyatçılar olmak üzere düşnüce dünyasına merağı olan herkese tavsiye ederim.

Hoca kitabın sonunda Mesih sendromundan bahsediyor.sorunlu bir çocukluk geçiren kişilerde görüldüğünden tedavisi olamayan bir akıl hastalığı olduğunu söylüyor.bir budalanın kendisini Mesih/mehdi zannetmesini anlarımda binlerce budalanın bir budalanın peşinden gitmesi gerçekten şaşılacak şey.buda aklı selim atalarımızın manidar bir sözünü akla getiriyor:bir deli kuyuya bir taş atmış,kırk akıllı çıkaramamış.:)
ünlü düşünürlerin bilinmeyen yönlerinin anlatıldığı bir kitap.
okuyun ve dünyayı kimler nasıl aldatmış görün.


Kimi filozof, kimi toplum lideriydi. Hepsinin ortak özelliği yaşadıkları yıllarda kitleleri peşlerinden sürüklemeleriydi. İnsanlar onlara hayranlık duyuyordu. Ama yıllar sonra taraftarlarının kalmadığı veya çok azaldığı görüldü. Yani dünyayı aldattıkları anlaşılmıştı. Bu insanları hangi şartlar öne çıkardı, fikirlerini oluşturan ortam nasıldı? "Dünyayı aldatanlar", dünyayı aldatan bu insanlardan önde gelenlerini inceliyor. 
(Tanıtım Bülteninden)

keyifli okumalar..

ejderha dövmeli kız milenyum 1,stieg larsson


kpss macerası sonunda bitti.ama kpss'den çok bahsetmek isemiyorum.sadece şu kadarını söyleyebilirim elhmdülilah gayet güzeldi.
geçen hafta okuyup bitirdiğim ejderha dövmeli kız kitabı bu postun baş rol oyuncusu.
çok akıcı,heyecanlı oldukça güzel bir kitaptı.kahramanlar oldukça canlıydı.seri giden,heyecanlı bir polisiye olmuş ilk kitap.600 küsür sayfalık roman hiç sıkılmadan çarçabuk bitiyor.sırada serinin diğer iki kitabı var ama hemen okumaya başlamıycam.şu anda şah mat'ı okuyorum.
lafın kısası elinizde varsa okuyun,yaz tatili için ideal bir kitap.
yazarı oldukça talihsiz biri.neden derseniz kitaplar yayımlanmadan önce vefat emmiş.haliyle kitapların başarısını görememiş ne yazık ki.


arka kapak:
41 ülkede rekor satış yapan kitaplarının başarısını göremeden 50 yaşında hayata veda eden İsveçli gazeteci Stieg Larsson'un zihne kazınacak sahneler, çarpıcı ve canlı karakterler, okurları adeta yerlerine çivileyecek sürükleyici bir kurgu ile her sayfasını ağır ağır ve dokuyarak yazdığı Millennium serisinin ilk kitabı Ejderha Dövmeli Kız'ı okuduktan sonra, Gefle Dagblad gibi 'bundan daha iyisi yapılamaz' diyebilirsiniz. Ama bu erken bir karar olabilir. Son sözü söylemeden ikincisini beklemenizi tavsiye ederiz. 

keyifli okumlar..

5 Temmuz 2015

kpss sınavı,kitap,bir cumartesi anısı..


 çok güzel bir cumartesi oldu.hem kız kardeşimle güzel bir gün geçirdim hem beyazıt kitap fuarından çok güzel kitaplar aldım ve hem  aylardır çalıştığım kpss rabbime şükürler olsun ki çok güzel geçti.inş sonuçlar da çok güzel olur.
en son kitap alış verişlerimden evet evet yanlış okumadınız alış verişlerimden resimler.
önce a-101 kitapları.
ahmet ümit,babı esrar;iskender pala,katrei matem;gördüğüne asla inanma mario mazzanti a-101'den.
şah mat,mario mazzanti kitabı ramazan için gittiğimiz bir akşam gezmesinde ki kitapçıdan.
alacakaranlık kardeşimin bana hediyesi.
evanjelizim ise babamın yine bana hediyesi,beyazıt kitap fuarından.


bunların heeepsi beyazıt kitap fuarından.
korece sözlüğü alırken yaşlı bir haraboci şöyle dedi;herkeste de kore merakı var :)


bu kitap kaplarını yeni bitiridim.kpss'nin son haftası çok sıkılınca dinlenmek ve relaks bir moda girmek için terapi oldu bana.
renkli cicişli olan prensesimin.


onca dersin arasında da kitap okumadım değil.
debbie macomber'den sonra ejderha dövmeli kıza başladım.
ilk kitap bitmek üzere ve oldukça güzel bir kitap.yazısı çok yakında buralarda.


inş alan sınavı sonrası iyi bir moralle yine görüşürüz.
rabbim tüm emek edenlerin karşılığını versin.
tüm arkadaşlarımı atasın ve beni de elazığ'a atasın inşşş.:))

1 Temmuz 2015

çiçeklerimi rüzgara verdim,debbie macomber.

prensesimin annesine aldığı ilk hediye kitap :)


debbie macomber'le üç sene önce tanışmış ve kitaplarını çok sevmiştim.blogu takip edenler bilir o dönem depresyon geçiriyordum ve macomber'in hayata tutunmaya çalışan kadın hikayeleri benim çok hoşuma gitmişti.üç sene sonra hayata tutunmuş olmalıyım ki macomber artık bana çok anlam ifade etmiyor. :)
bu sıralar japon edebiyatına merak salmış durumdayım elimde pek çok japon yazarın kitapları var.gerçi şu sıra okuduğum kitap ejderha dövmeli kız hala en başında olduğum murakami 1984 ve orwel 1984 kpss sınavı geçer geçmez bu kitapları bitireceğim inş.
çiçeklerimi rüzgara verdime gelince.
diğer macomber kitapları ne vadediyorsa  ediyorsa bu kitapta aynını vadediyor.
üç farklı kuşakatan üç kadının aşk hikayeleri.çabucak okunan,seri giden ama çok büyük şeyler vad etmeyen bir kitap.
keyifli okumalar..