28 Aralık 2015

Ateşi yakalamak,Suzanne Colins


ikinci kitabın sanki heyecanı biraz eksikti ama ilk kitap hakkında ki yorumlarım bu kitap içinde geçerli.ilk kitap yorumum için buraya tıklayınız.
edebiyaı eksik hatta neredeyse hiç olmayan ama bilim kurgusu ve felsefesi gayet yerinde olan bir kitaptı.olayların birinci tekil kişi ağzından başarılı anlatımı sizi kiabın içine daha çok çekiyor.ancak tüm filmleri izleyen biri olarak söyleyeyim özellikle ikinci filmde çok ayrıntı havada kalırken serinin bu ikinci kitabı sayesinde tüm o ayrıntıların altı doluyor.
çok söze gerek yok bilim kurgu severlerin okuması,es geçmemesi gereken biri seri.


arka kapak
Capitol mutsuz, huzursuzluk artıyor. Ateşle dans eden kız bir kıvılcım yaktı, yerin altından yükselen isyan şimdi patlama noktasında!Kıvılcımlar parlıyor, alevler yayılıyor ve capitol intikam istiyor.Suzanne Collins'in çok satan açlık oyunlarının ikinci kitabı Ateşi Yakalamak 5 Eylül'de çıkıyor. "Açlık Oyunları Serisi, insanı meraktan çatlatan, gerilim dolu, müthiş akıcı ve inanılmaz sarsıcı! Elimden bir türlü bırakamadım. Bağımlısı oldum!" 
-Stephen King-

Sabırsızlıkla çıkmasını beklediğim fenomen kitap Açlık Oyunları'nın devamı olan Ateşi Yakalamak kitabını erkenden okuma fırsatı buldum.. Benim yüksek beklentilerimi haklı çıkartmakla kalmamakla birlikte bunun çok üstüne çıktı. Bu kitap Açlık Oyunları kadar heyecanlı fakat daha bir yürek burkucu çünkü zaten karakterleri tanıyorsunuz, zaten onlarla birlikte zorluklara göğüs germiştiniz. Suzanne hikayenin gerçekleştiği yerleri ummadığım yerlere taşımış ve o bu çok zor yerleri seçmekten hiç çekinmemiş. Olağanüstü. Bu kitabı okurken uykunuzu erteleyeceksiniz. Çıktığı andan itibaren listeleri altüst edecek. Tavsiyem o sabah için hazırlanın ve takviminizi ona göre ayarlayın.
-Stephenie Meyer-

"Zekice kurgulanmış ve çok akıcı bir kitap! Büyüleyici."-John Green-"Bilimkurgu, heyecan, gerilim ve aşkın muhteşem bir karışımı."-USA Today-"Nefes Kesiyor"-Publisher Weekly-"Aksiyon, Entrika, Aşk. Kesinlikle mükemmel."
-Kirkus Reviews-

sıra geldi enn son kitaba..

vikipedi
Ateşi YakalamakYeraltı Günlükleri Serisinin yazarı Suzanne Collins tarafından yazılan bilim kurgu serisi Açlık Oyunları'nın ikinci romanıdır. 2008 yılı bestseller kitabı olan açlık oyunlarının devamı olarak, hikâye Katniss Everdeen ve kurgusal ve fütüristik ülke olan Panem'in hikâyesi olarak devam ediyor. Bir önceki romandaki olayların devamı olarak, baskıcı Capitol'a karşı isyan başlamış ve Katniss ve haraç dostu Peeta Mellark Açlık Oyunları'nın özel bir versiyonu için arenaya dönmeye zorlanmışlardır. Kitap 1 Eylül 2009 tarihinde basılmıştır ve arkasından elektronik kitap ve sesli kitapları piyasaya sürülmüştür. Kitabın filmi ise 22 Kasım 2013 tarihinde vizyona girmiştir.
Ana temaları hayatta kalma, devlet hakimiyeti, bağımsızlık ve dayanışmanın karşılıklı mücadelesini konu alır. Ateşi yakalamak çoğunlukla olumlu eleştiri almıştır. Eleştirmen yazım şeklini, sonunu ve Katniss karakterinin gelişimini övdüler. Serinin üçüncü ve son kitabı alaycı kuş ise 24 Ağustos 2010 tarihinde piyasaya sürülmüştür.
Ateşi Yakalamak bir zamanlar ABD ve Kanada'nın yer aldığı, Panem olarak adlandırılan kurgusal bir ülkede geçmektedir. The Capitol, baş şehir ve hükümetin bulunduğu Kayalak Dağları(Rocky Mountains) olarak adlandırılan bir bölgededir. Katniss'in evi olan Mıntıka 12, Appalachian bölgesinde kömürce zengin maden yataklarının olduğu yerdedir. Toplam olarak 12 Mıntıka bulunmakla beraber, bir zamanlar Capitol'e başlattığı isyan sonrası yok edilen mıntıka ile toplam 13 mıntıka vardı. Açlık Oyunları her yıl oyunları için özel olarak inşaa edilmiş bir arenada yapılmaktadır.
74. Açlık Oyunları'nı kazandıktan sonra Katniss ve Peeta, Panem ülkesinin en yoksul bölgelesi olan 12. Mıntıka'ya geri dönmüşlerdir. Katniss ve Peeta Panem şehrindeki Zafer Turu'ne başlamaya hazırlanıyorlardı fakat oyunları kazandıklarından ve Peeta Katniss'e olan duygularını serbest bıraktıktan ve Katniss akıl hocaları Haymitch Abernathy istediği gibi abartılı bir şekilde karşılık verdiğinden beri konuşmamışlardı. Katniss, 12. Mıntıka'ya dönüşleri üzerine Gale'in kendisini öpmesinde olduğu gibi, Peeta ve Gale olan duygularını anlamakta zorlanıyordu. Katniss'in tam ayrılacağı gün Başkan Snow Katniss'in evine geldi ve ona Panem'in insanlarını, Peeta ile olan aşkalarını ikna etmek zorunda olduğunu söyledi çünkü Oyun'lardaki intihara girişimlerinin aşktan çok Capitol'e başkaldırı olduğunu düşünen insanlar arasında huzursuzluk başlattığını söyledi. Dolaylı olarak Gale ve Katniss'in ailelerini tehdit etti.


Zafer Turu'nun ilk durağı, ölmeden önce Katniss'in arkadaşı ve müttefiki olan Rue'nun evi olan 11. Mıntıka idi. Seromoni sırasında Katniss ve Peeta 11. Mıntıka halkına ufak bir konuşma yaptılar, onlara verdikleri ekmekten dolayı teşekkür ettiler ve Peeta Rue ve Thresh'in(11. Mıntıka'nın kurbanları) ailelerine kendi kazanç payından vermeyi önerdi. Konuşma sona erdikten sonra, yaşlı bir adam eskiden Rue'nun Katniss'e güvende olduğunu belirttiği ıslığı çaldı. Islık bir işaret gibi davrandı ve herkes Katniss'i, onun Rue'ya veda ederken yaptığı işaretin aynısı ile selamladı. Ancak yaşlı adam vurularak öldürüldü ve Capitol turun geri kalan kısmında herhangi bir kişisel konuşmanın yapılmasını reddetti. Daha sonra Katniss ve Peeta tüm mıntıkalar ve Capitol boyunca turlarına devam ettiler. Katniss Peeta'yı aşklarının önemini vurgulamak zorunda oldukları konusunda bilgilendirir ve Peeta yanıt olarak, röportaj sırasında Katniss'e evlenme teklif eder. Buna rağmen, Katniss, mıntıkalar boyunca isyanı bastırma ve Snow'u ikna etme çabalarının başarısız olduğunu haber alır. 12. Mıntıka'daki kutlama yemeğinde Katniss, 8. Mıntıka'daki şiddet içeren ayaklanmayı ve bunun sonucunda Barış Gücü'nün pek çok sivili öldürdüğünü gösteren gizli TV yayınını görür. Bu olaydan sonra 12. Mıntıkada güvenlik kitlesel olarak sıkılaştırıldı ve Barış Gücü görevlileri yerlerini aldılar. Gale Barış Gücü'nin yeni lideri tarafından, avlandığı için kırbaçlanmış ve 12. Mıntıka'nın çevresini saran tellerdeki elektirik, Katniss'in kaçmasını ya da avlanmasını engellemek için devreye sokulmuştur. Buna rağmen Katniss ormana kaçmış ve 8. Mıntıka'dan gelen iki tane kaçak ile karşılaşmıştır. 13. Mıntıka'nın aslında Capitol tarafından yok edilmediği, sakinlerinin yer altına gittikleri ile ilgili bir teorilerini Katniss ile paylaştılar. Eve döndüğünde, Cinna ve stilisti düğün çekimlerine Kantniss'i hazırlamak için hazır bekliyorlardı. Stilisti Katniss'e, kendisinin önderlik ettiği ayaklanmanın Panem boyunca yayıldığını ve Capitol'e giden malzemelerde aksama olduğunu anlattı. Başkan Snow her çeyrek yüzyılda bir düzenlenen açlık oyunlarının özel versiyonda, 75. Açlık Oyunları için oyunları kazanan haraçların sağ kalanları arasından birer haraç seçileceğini duyurmuştur. Katniss 12. Mıntıka'nın kadın haracı olarak, Haymitch ise erkek haraç olarak seçilmiş fakat Peeta Katniss'i korumak için gönüllü olmuştur.


Capitol'e vardıklarında Peeta ve Katniss tüm mıntıkalardan gelecek olası düşmanlara göz gezdirdiler. Katniss Açlık Oyunlarını 14 yaşında kazanmış olan, 24 yaşındaki Finnick Odair ile ve Finnick'in 80 yaşındaki akıl hocası Mags ile tanışır. İkisi de 4. Mıntıka'dan gelmektedirler. Aynı zamanda 3. Mıntıka'dan yaşlı Beetee and Wiress çiftiyle karşılaşır. Kendilerinin sıra dışı zeki ve elektornikle çalışmaya uyum sağladıkları söylenmektedir.
Oyunlar, kubbe şeklinde şekillendirilmiş ve etrafı minyatür bir denizle çevrilmiş ufak bir adada geçmektedir. Cornucopia adanın ortasında yerleştirilmiştir ve adada ormanlık bölge bulunmaktadır. Oyunlar başladıklarında Peeta ve Katniss, kendilerini Finnick ve Mags ile doğal bir ittifak içerisinde bulurlar. Arenanın çevresini öğrenmek istediler fakat Peeta'nın kalbi durdu. Şansları yanlarındaydı çünkü, Finnick ona kalp masajı yapabilecek kadar eğitimliydi. Gece yarısı, yıldırım yakınlarındaki bir ağaca çarptı ve bir saat sonra oyun yapımcıları grupların olduğu bölgeye zehirli bir duman saldı. Duman kaslarda spazma sebep oldu ve Katniss Mags'i, Finncik ise Peeta'yı taşımaya çalışırken koşmalarını önledi. Katniss Mags'i taşıyamadığı için, mags kendisini feda etti, böylelikle diğer üçü kaçmayı başarabildi. Mags'in ölümünden sonra bir grup mutant maymunun saldırısına maruz kaldılar ancak, 8. Mıntıka'dan gelen kadın haracın Peeta'yı kurtarmak için kendini feda etmesi sonucu kurtuldular. Katniss, Peeta ve Finncik küçümseyici ve çoğu kez zalim olan 7. Mıntıka'nın kalibi Johanna Mason güçlerine katılırlar. Grupta sakat Beetee ve şoka girmiş, sürekli olarak tik tak şeklinde sayıklayan Wiress bulunmaktadır. Wiress'in sözlerinden Katniss adanın saat şeklinde tasarlandığını ve oyun yapımcılarının felaketlerinin yıldırım sinyali ile harekete geçen zaman çizelgesine göre meydana geldiğini farketmiştir.
Cornucopia merkezinde toplandıkları sırada kariyerler gruba saldırmış ve Wiress'i öldürmüşleridir. Mücadele oyun yapımcıları bölgeyi değiştirerek, savaşı kısa sürede sonlandırmışlardır. Beetee areanın aydınlatmasındaki elektriği, kalan kariyer haraçları üzerinde kullanabileceği bir plan hazırlar. Geceleyin grup plan için ayrılır ancak kalan haraçlardan tarafından bağımsız olarak saldırıya uğrar. Katniss kendinden geçmiştir ve takipçisi Johanna tarafından kaldırılmıştır. Daha sonra Johanna Katniss'den uzaktaki geriye kalan iki haraca liderlik etmiştir. Yaralanan Katniss, Beetee'ye rastlar, tele bağlı bir bıçak tutmaktadır ve planladıkları gibi teli korumakalkanına yönlendirmiştir. Katniis teli bir oka bağlar ve korumakalkanını kontrol panelini hedef alır ve sonucunda kısa süreli felç geçirir. Uyandığında, var olduğunu düşünmediği 13. Mıntıka'ya götürülmüştür. Finnick, Beetee, ve Haymitch'e katılır. Fakat Johanna ve Peeta Capitol tarafından esir alınmıştır. Katniss oyunların başından beri, birçok haracın, Haymitch'in ve gizlice Capitol'e karşı olan baş oyunkurucu Plutarch'ın arasında Katniss ve Peeta'yı arenadan kaçıracak gizli bir plan olduğunu bilmekteydi. Katniss'in görüntüsü, oyunları boyunca neredeyse tüm mıntıkaralara yayılan isyanın sembolü olmuştur. Tüm haraçlar kendi yaşamları pahasına Katniss'i hayatta tutacaklarına dair ittifakta bulunmuşlardır. Kitap, Katniss'in en yakın arkadaşı Gale'in Katniss'in ailesi ile beraber kaçmasına rağmen, 12. Mıntıka'nın bombalandığını ve tamamen yok edildiğini haber vermesi ile biter.



sıra geldi filme

ikinci film 201 yapımı ve imdb puanı:7,6
ikinci kitapa heyecan biraz azalsa da filmde aynı şey söz konusu olmamış ve görsellik açısından film çok daha zenginleştirilmiş.çok iyi bir devam filmi olmuş bence.
bu arada oyuncu kadrosu da aynı.



















 filmde en sevdiğim karakterdi katniss'in modacısı.



trailer


full film



açlık oyunları kitap ve filminin yazısı için buraya tıklayınız
ateşi yakalamak kitap ve filminin yazısı için buraya tıklayınız
alaycı kuş kitap ve filminin yazısı için buraya tıklayınız

filmi de,kitabı da tavsiye ederim.
iyi seyirler,iyi okumalar..

25 Aralık 2015

İslam Düşüncesinde Din Felsefeleri,Prof.Dr.Necip Taylan



necip taylan hocanın kitaplarını n hiç düşünmeden gözü kapalı alır ve okurum.felsefe bu kadar akıcı dille yazılır...
bu kitabı geçen sene el-aziz'de formasyondayken almış ve fakülte hocama göstermiştim o da bana bu kitabı yüksek lisans yaparken okuduğunu söylemişti.ben ise bu kitabı yüksek lisans yapmazkene okumanın şerefini yaşıyorum.ayrıca bir hayli felsefi bilgi biriktirmiş olmalıyım ki kitabı okurken hiç mi hiç zorlanmadım bikerem :)
felsefe severlere bu kitabı şiddet içermeyen bir şiddetle öneririm.:)


Bu kitaptan amacımız İslam düşüncesi ve medeniyetine öncesi ve sonrasıyla evrensel ilişkiler kurabilme imkanı sağlayan felsefe hareketini bütünüyle tasvir etmek olmayıp sadece günümüz din felsefesinin de esas problemlerinden olan Tanrı Tanrı aiem ilişkisi Vahiy Nübüvvet Eskatolojik problemler ve bunlara bağlı olarak felsefe din akıl nass münasebetlerini özellikle Grekhelenistik etkileri taşıyan felasifeye bağlı kalarak kronolojik bir seyir içinde tanımaya çalışmakla sınırlıdır. İslam düşüncesinin umumi yapısı dikkate alındığında bu çalışmayla anılan problemlerin sadece bir bölümünün irdelendiği ortadadır. Zira çeşitliliği içinde mistik hareket tasavvuf başlı başına Gazzali ve İbn Arabi ve nihayet Ortaçağlardan geçerek İslam düşüncesinin insanlık düşüncesi içinde kendisinin nerede bulunduğunu soruşturmaya başlamasıyla birlikte 19. yüzyıldan günümüze anılan problemlerle birlikte bütünüyle yeniden sorgulanması bir zorunluluktur. Biz bu araştırmanın devamı olarak düşündüğümüz böyle bir gayretin kendimiz ve başkaları adına bir sorumluluk olduğu kanaatini taşıyoruz.


Allam lütfen felsefeden yüksek lisans yapmamı nasip ve kısmet et.AMİNNNNN.
felsefe içerikli okumalar..

19 Aralık 2015

İlyada,Homeros.

Homeros'un hakkını vermek lazım gerçekten de tam bir destan olmuş.
Edebi açıdan oldukça  kuvvetli bir kitap olsa da çoğu  zaman sıkıldığımı söylemeliyim.
Kitap oldukça gerçekçi bir dille yazılmış,az kalıyor ki Zeus'un ya da Prometius'un Ahaylı ve Troyalılara gökyüzü tahtlarından inip yardım ettiklerine inanıyorsunz. :) 
Netice itibariyle çok merak ettiğim,okumak istediğim bir kitabı okudum bitti serisine kattığım için mutluyum.Meraklısına tavsiye edilecek bir kitap.
İyi okumalar.


arka kapak:
"Hektor, Patroklos'u soyarken, belki ucuz kurtulacağını sanıyordun: Beni hiç hesaba katmıyordun, çünkü çok uzaktaydım! Akılsız adam! Senden daha cesur bir koruyucu olarak ben, arkasındayım! Şimdi dizlerini çöktürdüm: Köpeklerle kuşlar seni parçalayıp yiyecekler, ona ise Ahaylılar cenaze şereflerini vereceklerdir."Sönmek üzere olan bir sesle tanrısal Hektor şunları söyledi:"Sana yalvarıyorum, dizlerine kapanıyorum: Annen için baban için, tatlı canın için... Beni Ahay gemilerinin yanında köpeklere parçalatma! İstediğin kadar tunç, altın kabul et, babamın, sevgili annemin sunacakları hediyeleri al, cesedimi onlara ver, Troyalı erkekler ve kadınlar bana da cenaze ateşi şerefinden bir pay ayırsınlar."
İlyada kitabı En iyi Yunan yazarlar ve kitapları listesinde yer almaktadır.

son kitap alışverişi..


son kitap alışverişimden bir kare.


şimdi kitaplara bir göz atalım.
elveda güzel vatanım
ahmet ümit
Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami… Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun… Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı? 

"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyi hatırlamıyorum, ne yazık ki doğru… Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.

Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…

Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum… 
(Tanıtım Bülteninden)

ferit erden boray 
bilinmeyen tarih ve  türkler 
T.C. Tarih Kurumu'nun 4.09.1932 açılış konuşmasında Gazi Mustafa Kemal'in Millet ve Türkler için sözleri:

"...Tarihte hiçbir Millet, Milletimizden daha çok yabancı ulusların insanlarına saygı göstermemiştir. Türk Milleti Asya'nın batısında ve Avrupa'nın doğusunda olmak üzere kara ve deniz sınırlarıyla ayırt edilmiş, dünyaca tanınan büyük bir yurtta yaşar.

Yakın ve uzak zamanlar düşünülürse yurtluk etmemiş bir kıta parçası yoktur. Millet Teorisinin Milliyet ülküsünden çözüp dağıtmaya çalışan teorilerin Dünya üzerinde kabiliyeti şimdiye kadar bulunmuş değildir. Çünkü tarih buna engel olmuştur.
Biliniz ki benliğini bulamayan Milletler başka Milletlerin esiridirler...."

cehenneme övgü
gündüz vassaf
Bazı eleştirmenlerin "şeytanın avukatı" sıfatını yakıştırdıkları Gündüz Vassaf'ın "gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısı"yla sunduğumuz Cehenneme Övgü'sü, içimizde büyütüp yaşattığımız küçük 'totaliter dünyalar'ımızı afişe ediyor, daha doğrusu 'yüzümüze vuruyor'. Totalitarizmin -anne karnındaki bebeğin beslenmesi gibi- bireyle toplumu bağlayan göbek bağıyla semirdiğini, hayata ilişkin algılarımızı ve kimi dayatılan kimisini de gönüllü olarak kabul ettiğimiz kavramları irdeleyerek gösteriyor. Cehenneme Övgü, yazarın kendiyle hesaplaştığı, herkesi de hesaplaşmaya çağıran, hatta kışkırtan bir kitap.
Cehenneme Övgü (Gündelik Hayatta Totalitarizm) kitabı Okuduğum en güzel kitap listesinde yer almaktadır.

şerif mardin
ideoloji
Herhalde son yirmi yılda Türkiye'nin entelektüel hayatında en fazla tartışılan, en fazla çeviriye konu olan kavramlardan biri, "ideoloji". Şerif Mardin'in ilk kez 1976'da basılan eseri, bu konu ve kavram hakkında Türkiye'de yayımlanmış ilk telif eserdir. Mardin bu çalışmasında ideolojik düşünce tarzının yapısal özelliklerini, kavramın tarihsel gelişim süreci içinde tartışıyor.

fedailerin kalesi alamut
Hasan Sabbah' ın Alamut Kalesi' nin, cennet bahçelerinin ve fedailerinin tarihi romanı ''Hıristiyanların zaman ölçüsü ile 1092 yılının ilk baharında hatırı sayılır büyüklükte bir kervan, Semerkant'tan başlayarak Buhara üzerinden Horasan'ın kuzeyindeki Elbruz platosuna dek uzanan, bir zamanlar muzaffer orduların kullandığı eski yolun üzerinde ağır ağır ilerliyordu. Karların erimeye başlamasıyla birlikte Buhara'dan ayrılan kervan haftalardır yollardaydı...'' ''Avni oğlum, Tahir'in torunu!'' demişti ona. ''Doğruca Demavend Dağı'na giden yolu tut. Rey'e ulaşınca Şahrud Irmağı' na giden yolu sor. Irmağın kaynağı sarp bir vadide bulunmaktadır; oraya çık. Büyük bir kale göreceksin: Bu yerin ismi Alamut kalesidir, yani 'kartla yuvası.'..''
Fedailerin Kalesi Alamut kitabı Okuduğum en güzel kitap listesinde yer almaktadır.

ve
zerdüşt dini ve mitolojisi
bana keyifli okumalar olsun o zaman..

son günlerde neler yapıyorum.

Ağrı'da hava oldukça soğuk olsa da hayat bir o kadar sıcacık geçiyor.
Okul,ev,misafirler,gezmeler,alışverişler daha neler neler.
Bir kaç gün önce prensesim,ben ve tontişim (kız kardeşim) gezmeye gittik.
Bowling oynayan prensesim mutluluktan çılgına döndü.
Küçük bir not:bin yindim :)



Bowling sonrası kahve molası verdik.
malaga acayip güzel ve hafif bir tatlı,tavsiye ederim.,


Bowlingden dolayı çılgına dönen prensesim bana yeni fincan takımı aldı. :)
teşekkür ederim efem ben daha çok mutlu oldum. :)


Bir akşam da yine prensesimle oturduk film keyfi yaptık.
Tabisi The matrixxxx :)


 Başka bir akşam yine dışarı çıkmışken kendisime iki takım fincan alıp sürpriz yaptım.
Eve gelince torbadan fincan takımları çıkmasın mı :)
Diğer fincanların resmi başka bir postta.


Son bir hafta elimde olan kitap İlyada idi.
Neyse bugün bitti.
hayran kaldığımı söyleyemem doğrusu :/
Bu resimde görevlendirmeye gittiğim okulumdan örtmenler odası.


Biraz ordan biraz burdan yazdığım post sona erdi.
finitto :)
keyfiniz yerinde olsun der huzurdan ayrılırım.

13 Aralık 2015

Güvercinin Kayıp Gerdanlığı,Nacer Khemir.

ibn hazm'ın -ilk iş tüm kitaplarını alıcam,başka yolu kalmadı-güvercinin gerdanlığı kitabından esinlenerek yapılmış filmin yönetmeni nacer khemir.
yine bir arayış hikayesi.
bir yanda aşkın ne olduğunu arayan hattat çırağı hasan, 
diğer yanda cin olan babasını 
arayan zin adlı çocuk.
yine bir cinlik var bu filmde :)
ve her zaman olduğu gibi
 eleştirilerini yönelten bir nacer khemir.


filmin çok masalsı bir atmosferi ve anlatımı vardı.daha çok bin bir gece masallarını izler gibiydim.esnafların pazar yeri ise harikaydı.filmde en çok o sahnelere bayıldım.
her zamanki gibi film tam bir nacer khemir filmiydi.her yanı metafor her yanı sembol her yanı gönderme doluydu.pazıl gibi çöz çözebilirsen :)


bu yönetmenin filmlerini izlemeye bayılıyorum çünkü insana sonuna kadar beyin cimnastiği yaptırdığı gibi tüm bilgilerini harmanlayıp kendince bir sonuca da varmanı sağlıyor.
üçlememin ikinci filmi olan güvercinin kayıp gerdanlığı muhakkak izlenmesi gereken filmler arasında bence.ilk filme nazaran daha hareketli son filme nazaran daha durağan.
filmde bir de semerkand prensesi olayı var ki orasını pek anlamadım.nacer khemir'in her filmde anlamadım bazı ayrıntılar çıkıyor mutlaka.sanırım bu da benim halen yolda,halen canlı ve halen insan olduğumun bir göstergesi.
ha bir de yine bir ceylan olayı var ki bir gün özellikle bu konuda araştırma yapacağım.tasavvufta ceylan ne demek diye.
kısacası izlenilesi,merak edilesi,bu da ne demek diye bazı ayrıntılarının araştırılası gelesi masalsı muhteşem güzel ve naif bir nacer khemir filmi.
izleyin pişman olmazsınız.
üçelemenin ilk film yazısı için buraya tıklayınız ,ikinci filmin yazısı için buraya tıklayınız.




"-bana hikayeni anlat
-ben bir hat talebesiyim. aşkın ne olduğunu araştırıyordum, ve bir gün yarısı yanmış bir sayfa buldum. daha fazla bilmek için, kitabı aradım. ama bulamadım. sonra şeyhimi kaybettim. 
-eee? sonra?
-sonra aziz ile karşılaştım. 
-aziz kim?
-onu tanımadan önce kaybettim. 
-ve yanmış sayfada ne vardı?
-bir rüya. 
-rüya ne hakkındaydı?
-sadece bir rüya değildi. semerkand prensesi’ni gördüm. 
-insanlar sık sık bir rüyanın peşinde koşar. bir gün karşılaşırlar ama onu anımsamazlar."


"vav, içinde kendi manasını taşıyan tek harftir alfabede. o tek ve türlü türlüdür. tıpkı allah gibi. seyyahın harfi. vav harfi.."

trailer


filmden bazı dinlenilesi parçalar.


filmin kendisi efem:)


iyi seyirler.

biraz ordan biraz burdan.


son günlerde neler yapıyorum.
ağrı'ya atanmam hayatımda büyük bir dönüm noktası ve değişiklik olmuştu ki 
okullar açıldığından beri hayat okul-ev,ev-okul şeklinde devam ediyor :)
yo yo yanlış anlamayın hiç şikayetçi olmadığım gibi bol bol şükrediciyim.
işte bu tempoda koştururken dün akşam kızçemle film akşamı yaptık ve en favori filmlerimizden olan the marix'i izledik.şimdi her hafta bir bölüm şeklinde favori filmlerimizi büyücek tvmizde yüksek sesle izliycez.azıcık gürültücü komşulara inat :)


hafta sonunu vize sınavlarıyla geçirdim.ben biraz anarmal olduğumdan sorumlu ünitelere hiç bakmadan tüm kitapları bir çırpıda bitirmiştim ki aslında her kitaptan vizeler için ilk dört üniteden sorumlu olduğumuzu öğrendim.neyse vizelerden önce de sorumlu ünitelerin tekrarını yaptım falaaan filaan.zorlu bir vize geride kaldı.zira sorular zzordu.yüksek not beklemesem de geçerim diye ümitliyim inşllh ve mşllh  aminnn.:)
aman yazmaktan yoruldum.bu kadar vize muhabbeti yeter de artar bile.


güzel bir haftamız başlasın inş..

kitap alışverişi.

kısa günün karı bir günden yaptığım üçü bir arada alışverişi ve üçü bir arada sefası resmi.


varolmanın dayanılmaz hafifliği
Ne yapacağını bilemeden bir avlunun karşı tarafındaki duvara dalıp gitmek; bir aşk anında karnındaki inatçı gurultuya kulak vermek; ihanet etmek; ihanetin göz kamaştırıcı yolunu terk ederek gücü kendinde bulamamak; Büyük Yürüyüş´te kalabalıklarla birlikte yumruğunu havaya kaldırmak; gizlenmiş mikrofonlar önünde espri gösterisi yapmak- bu durumların hepsini tanıdım, hepsini yaşadım... Romanlarımdaki kişiler kendime ilişkin gerçekleşmemiş olabilirliklerdir... Her biri benim ancak kenarında dolaştığım bir sınırı aşmıştır... Çünkü romanın sorguladığı sır o sınırın ötesinde başlar. Roman yazarın itirafları değildir; bir tuzak haline gelmiş dünyamızda yaşanan insan hayatının araştırılmasıdır.
Bu kitap Hiç unutamayacağım dedikleriniz listesinde yer almaktadır.

niçe ağladdığında

Yoğun ve sürükleyici olan yeni bir düşünce romanı sunuyoruz: Nietzsche Ağladığında. Edebiyatla da düşünülebileceğini gösteren müthiş bir örnek... Sahne Psikanalizin doğumu arifesindeki 19. yüzyıl Viyana'sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk. 

tanrıların arabaları

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ulaşılması güç satış rakamlarına erişen Tanrıların Arabaları, ünlü araştırmacı Daeniken'in gerçekten olay yaratan yapıtlar dizisinin ilki... Daha sonra yayınlanan "Tohum ve Evren", "Yıldızlara Dönüş", "Tanrıların Ayak İzleri" ve "Tanrısal Stratejisi" adlı yapıtlarında da sürdüreceği iddiasını, ilk kez bu kitapla ortaya koyuyor Daeniken. "On bin yıl öncesinin insanı için uzay yolculuğu bir sorun değil, bir gerçekti. Bunun ispatı karanlık geçmişte tanrıların bıraktıkları ve bugün anlamını çözmeye çalıştığımız sayısız izdir..."

duam şudur ki,inşllh ömrüm okumayı istediğim üm kitapları okumaya vefa eder.aminnn.

Açlık Oyunları,Suzanne Colins.

bir solukta okuyup bitirdim kitabı.oldukça heyecanlı ve sürükleyiciydi.
gerçi edebi açıdan taktirlik bir şey yok ama içinde barındırdığı felsefeden ve kitabın kurgusundan dolayı övgüyü hak eden bir kitap.
vaktiyle konusunun japon yazar koşun takami'nin battle royale adlı kitabından esinlenme olduğunu öğrenince hayal kırklığına uğrasam da şaşırmamıştım.
kitabı okurken tv sayesinde daha çocukluğumda 
ırak'ın canlı yayında bombalanmasını ,körfez savaşı,nasıl izlediğimizi hatırlarken ölülmlere karşı nasıl duyarsızlaştırıldığımızı tekrar düşündüm.şuan da tv de olan ölümlerden bahsetmiyorum bile.
esinlenme ya da değil kitabın iyi kurgulandığını ama edebi açıdan oldukça eksik olduğunu yine de bir solukta heyecanla okunduğunu belirteyim.
okununca bence pişmanlık vermeyecek bir kitap.
bilim kurgu listesine girmeyi hak eden akıcı,sürükleyici,heyecanlı bir seri.
özellikle bilim kurgu severlerin okumadan geçemeyip okuma listelerine eklemelerini acizane tavsiye ederim.


arka kapak
Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içerisinde Panem ulusu yaşamaktadır. Başkent Capitol'ün etrafında 12 bölge bulunmaktadır. Capitol şiddetli ve acımasızdır ve bölgeler bir hat boyunca sıralanmıştır. Onların her biri her yıl yapılan Açlık oyunlarına katılmak zorundadır. Yarışma için her bir bölgeden yaşları 12 ila 18 arasında değişen birer erkek ve bir kız çocuğu göndermek durumundadır. Açlık oyunları TV'den canlı yayınlanan ölümüne bir kavgadır.

On altı yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve 12 yaşındaki kızkardeşi ile yaşamaktadır. Oyunlarda kızkardeşinin yerine geçerek ölüm cezasını üzerine alır. Ancak Katniss daha önce de ölüme çok yaklaşmıştır ve bu kez kızkardeşi için ikinci kez hayatta kalma mücadelesi verecektir. Gerçekten ne anlama geldiğini bilmeden bir yarışmacı olmuştur. Eğer bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneğini başlatmış olacaktır.

Kazanmak ün ve talih anlamına gelir. Kaybetmek ise kesin ölüm. Açlık Oyunları başlasın!


vikipedi
Açlık Oyunları (orijinal adıyla The Hunger GamesSuzanne Collins'in aynı adlı romanından uyarlanan Gary Ross'un yönettiği bilim kurgu, aksiyon, dram tarzındaki film. Jennifer LawrenceJosh HutchersonLiam Hemsworth ve Woody Harrelson'nın yer aldığı film, 23 Mart 2012'de gösterime girmiştir.
Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içinde Panem ulusu yaşamaktadır. Capitol'ün etrafında bir hat boyunca sıralanmış 12 bölge bulunmaktadır. Capitol yönetimi şiddetli ve acımasızdır. Bölgeler, her yıl yapılan Açlık Oyunları'na katılmak zorundadır. Her bölge yarışma için yaşları 12 ila 18 arasında değişen birer erkek ve kız çocuğu göndermek durumundadır. Açlık Oyunları televizyondan canlı olarak yayınlanan ve ölümüne bir kavgadır.
16 yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve kendinden daha küçük kız kardeşi ile yaşamaktadır. Oyunlarda kız kardeşinin yerine gönüllü olarak Açlık Oyunları'na katılır. Kız kardeşi için hayatta kalma mücadelesi verecektir. Ancak bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneği olacaktır.
Collins, Açlık Oyunları'nı yazma fikrinin televizyonda zap yaparken geldiğini söylüyor. Bir kanalda reality showda insanların birbirleriyle yarışmasına bakarken, diğerinde de Irak'ın işgalinin görüntülerini izliyordu. Bir anda iki görüntü de rahatsız edici bir şekilde bulanıklaşmaya başlamış ve o an aklına kitabı yazma fikri gelmiş. Hikayenin temelini Yunan mitolojisindeki Theseus oluşturuyordu. Collins, ana karakter Katniss'i fütüristik bir Theseus olarak tasarlamış ve hikayeyi de Roma gladyatör oyunlarından esinlenerek yazmıştır. Kitaptaki kaybetme korkusunu Collins'in Vietnam Savaşı'na katılan babasından etkisiyle olmuştur; bunun etkisi, Katniss'in henüz 11 yaşındayken (hikaye başlamadan beş yıl önce) babasını kaybetmiş olarak tasavvur edilişiyle de görülmektedir.


gelelim seriye çekilen ilk filme


ilk film 2012 yapımı ve imdb puanı:7,3
baş rollerde:jenefer lewrence namı diğer katniss,
josh hutcherson namı diğer peeta (ya bu role karizması yetmemiş bu çocuğun,film de ki en vasat karakter olmuş)
liam hemsworth namı diğer gale (kesinlikle peeta rolünde olmalıydı diye de düşünmüyorum değil.)

hala filmi izlemeyenler varsa yapacakları ilk iş seriye başlamak olsun derim.

vikipedi
Açlık Oyunları (orijinal adıyla The Hunger GamesSuzanne Collins'in aynı adlı romanından uyarlanan Gary Ross'un yönettiği bilim kurgu, aksiyon, dram tarzındaki film. Jennifer LawrenceJosh HutchersonLiam Hemsworth ve Woody Harrelson'nın yer aldığı film, 23 Mart 2012'de gösterime girmişti
konusu
Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içinde Panem ulusu yaşamaktadır. Capitol'ün etrafında bir hat boyunca sıralanmış 12 bölge bulunmaktadır. Capitol yönetimi şiddetli ve acımasızdır. Bölgeler, her yıl yapılan Açlık Oyunları'na katılmak zorundadır. Her bölge yarışma için yaşları 12 ila 18 arasında değişen birer erkek ve kız çocuğu göndermek durumundadır. Açlık Oyunları televizyondan canlı olarak yayınlanan ve ölümüne bir kavgadır.
16 yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve kendinden daha küçük kız kardeşi ile yaşamaktadır. Oyunlarda kız kardeşinin yerine gönüllü olarak Açlık Oyunları'na katılır. Kız kardeşi için hayatta kalma mücadelesi verecektir. Ancak bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneği olacaktır.




bir kitaba çekilen en iyi filmlerden biriydi bence.
kitapta ki tüm ayrıntılara yer verilmesi tabi ki de imkansız ama yine de kitap için çok iyi görsellik oluşturuyordu.
ben filmi çok beğendim.



trailer


açlık oyunları kitap ve filminin yazısı için buraya tıklayınız
ateşi yakalamak kitap ve filminin yazısı için buraya tıklayınız
alaycı kuş kitap ve filminin yazısı için buraya tıklayınız


iyi seyirler....

7 Aralık 2015

mim.

sevgili meryem'ciğim beni mimlemiş ve sormuş hangi çizgi karaktersiniz ? diye.
ilk aklıma alice gelmedi ne yazık ki,aklıma ilk gelen şeker kız candy oldu.
niye diyecek olursanız hemen anlatayım:ben ilk okuldayken annem saçlarımı hep iki örgü yapardı,saçlarımda sarı ve gür olduğu için bu şapşik kıza benzetilirdim.:)
şapşik çünkü hikayesi çok salak.:)
bu animeyle büyüdüğümüzü de hemen belirteyim.
bu kızcağızı annesi avusturalya'da bir evin kapısına bırakır kaçar,evin iki oğlu vardır kardeş kardeş büyürlerkene iki oğlan kardeş bu şapşiğe aşık olur,derken avusturalya'dan ingiltere'ye gider şapşiğimiz ve bir prens ona aşık olur.ne kız kardeşim aşık olan olana.şapşik kızımız en sonunda fakir ama gururlu büyük,üvey kardeşinin kocalığa seçer.prens mrens hikaye
 olur alın size şapşik bir hikaye :)
hiç benlik bir kız değil efem :)


bence ben alice'e daha çok uyarım.aslında daha çok benden the mad hatter çıkar ama neyse sınırları çok zorlamim.dostlar ne manyak olduğumu bilir ama buralarda az mülayim olim.:)
alice diyorum çünkü az ukala,sorgulayıcı,ben kimim diye tüm hikaye boyunca dolanan,mantığın olmadığı bir diyarda bilene mantık arayan bir eleştirel kız. aynı ben :)


ayıra bu killer alice'i gören tüm arkadaşlarım bana benzetiyorlar.
aaa neden acaba :P 


işte böyle ben kimim acaba ?

4 Aralık 2015

Poetika,Aristotales.

Şiir sanatı üzerine yazılmış ders kitabı niteliğinde bir eser.
Gayet açık,anlaşılır bir dille yazılmış öğretici bir kitap.
Söyleyeceklerim bu kadar.


Aristoteles, Antikçağ felsefesinin en önde gelen filozofudur. Benzer düzeyde bir felsefeye İlkçağda sadece Platon'un erişebildiği kabul edilir. Antikçağa damgasını vurmuş olan Aristoteles, pek çoklarına göre tüm çağların en büyük birkaç filozofundan birisidir. Bilim ve felsefede onun başarmış olduklarıyla rekabet etme ümidi besleyebilen insan sayısının bir elin parmaklarını geçmediği hemen herkes tarafından kabul edilir.

Aristoteles, mantık, doğabilimleri, metafizik, psikoloji, etik ve siyaset felsefesi gibi pek çok alanda eser vermiştir. "Aristoteles külliyatı" olarak geçen, özgün haliyle Grekçe 1462 sayfadan oluşan eserler bütünü, derslerinin, kendisi ya da öğrencileri tarafından tutulmuş notlarından oluşur.

Sanatı, taklidin taklidi olarak gören ve insanları hakikatten uzaklaştırdığı gerekçesiyle onu neredeyse felsefenin başdüşmanı ilan eden hocası Platon'un aksine, Aristoteles Poetika'sında şiirsel yaratımın doğası ve kaynağı, şiirin tabiat ve hakikatle ilişkisi, sanatın amacı ve işlevi konularını ele alır. Kitap, Platon'un sanata yönelik eleştirel meydan okumasına verilmiş köklü bir yanıt gibidir.

Aristoteles'in en önemli eserlerinden birisi olan Poetika, sadece şiire ve tiyatroya değil bütünüyle sanata ilgi duyan herkes için bir temel eser niteliğindedir.

keyifli okumalar..

Çöl Gezginleri/El-Haimoune,Nacer Khemir


Tunus'lu yönetmen Nacer Khemir'den üçlemenin ilk filmi olan Çöl Gezginleri.
küçük bir anektod imbd panu:6,9 
İkinci film Güvercinin Kayıp Gerdanlığı (yazısı için buraya tıklayınız) ve üçlemenin son filmi olan Bab-ı Aziz.
(yazısı için buraya  tıklayınız )
Bab-ı Aziz kadar bence derin bir söylemi olmayan bir filmdi.Sanırım üçlemenin ilk filmi olduğu için olabilir.Yine Bab-ı Aziz'le karşılaştırınca daha atraksiyonsuz ve daha sakin,daha ağır ilerleyen bir filmdi. Sanırım Bab-ı Aziz filmi beni çok daha fazla etkiledi.
Yine de üçleme şeklinde  bir seri olduğu için izlenmesi gereken bir film.
Sadece benim yaptığım hatayı yapmayın ve filmleri sırasıyla izleyin.


Çölün ortasında kalmış bir köy ve halkı,o köye atanan bir öğretmen,Moğol çocukları gibi görünen garip kılıklı köy çocukları ve yine cinler filmin kahramanları.
Ayrıca film de ki öğretmenin Nacer Khemir'in bizzat kendisi olduğunu da söyleyeyim.


Yönetmen filmde yine ince göndermeler yapmış.
Öğretmenin köye ilk geldiğinde köyün şeyhi ile yaptığı konuşma da şeyh şöyle der:eskiden burası bir vaha idi şimdi ise yer gök çöl.Yönetmen burada İslam medeniyetine  bir gönderme yapmış gibi eskiden Batı'ya dahi ilmiyle yön veren İslam Medeniyeti şimdi tüm güzelliğini,ilmini,bilmini,sanatını,sahip olduğu ne varsa kaybetmiş bir vahadan bir çöle dönüşmüş.
Yönetmen İslam Medeniyetine her filminde yaptığı eleştiriryi bu filmde de haklı olarak sürdürmüş.
Yine de okuması biraz zor filmin.her sahne bir gönderme bir sembol bir mesaj olabilir okuyabilene.ben bazı yerlerine bir anlam veremedim mesela.
Şeyhin kızıyla öğretmenin karşılaşma sahnesi çok enteresandı.Kız öğremeni görünce önce sağ elini kaldırı sol elini üsüne kapar sonra sol elini kaldırır sağ  elinin üstüne kapar ve en sonunda bir aynayı elinde tutar ve gülümser.şair bura da ne demek istedi ?:))
İnsan eşini dengini bulabilir asıl önemli olan ruh ikizini bulma mı ? 
iyice saçmaladım :)) Asıl önemli olan sanırım iç güzelliği,ruh güzelliği demek isiyor zahir yönemen.
Bir de film boyunca çölü kazıp hazine bulamaya çalışan divane köylüler var
burada ki gönderme de çok manidar.İslamın güzelliğini unutup dünya malına düşmüş müslümanlara selam yolluyor bu sahneyle yöntmen.İslam din olarak da,ilim olarak da dünya ve ahiret saadeti için,ilim ve fende ilerlemek için yeterliyken bunu unutup geçici dünya nimetlerine dalan müslümanlara yöneltilmiş çok güzel ve ciddi bir eleştiri.
Yine bol bol tasavvufi göndermeler de barındırıyor film tıpkı Bab-ı aziz gibi.
Ama yönetmenin cin merakı nedir anlamadım arkadaş. o_O 
Birde ayna toplayan çocukların yaptığı şekil ne manadır.Bilen varsa bana söylerse çok sevinirim.


 Nan da bu sahneden bahsediyorum.


Endülüüs kalmasa da artık böyle filmlerle kültür mirasından zerrelere şahit olamak muhteşem güzel.
Ne diyelim inşllh İslam medeniyeti eski aydınlık,ilimli,bilimli,dünya sanatına,edebiyatına,düşüncesine yön veren eski günlerine geri döner.


Tunus sinemasını dünyaya tanıtan yönetmen Nacer Khemir’in bu ilk filmi bir arayışın öyküsünü anlatıyor. Eski bir otobüs uçsuz bucaksız bir gökyüzünün altında, neredeyse görünmez hale gelmiş bir yolda savrulmaktadır. Yolcular arasında, bu garip çölün en ücra kasabasına tayin edilmiş genç bir öğretmen bulunmaktadır. Çöl sessizliğinin ortasında birden bir şarkının derinden ve monoton yankısı çınlar. Bu kumdan gelen çağrıyı andıran bir Endülüs şarkısıdır. Ardından bir rüyadaymışcasına, tuzdan yapılmış heykellere benzeyen figürler ortaya çıkar. Bunlar çöl gezginleridir.

trailer


Yine Bab-ı Aziz filmine olduğu gibi bu filminde müzikleri muhteşem.



filmin kendisi efem




Nacer Khemir'den izlenilmeden geçilmemesi gereken başka bir  tasavvufi yolculuk.
keyifli seyirler..