30 Mayıs 2016

varolmanın dayanılmaz hafifliği,milnn kundera..

okumanın dayanılmaz sıkıcılığı

bu tarz kitapları okumayı hiç sevmiyorum ben iyice anladım.
bu kitabı okurken hep vaktimin kaybolduğunu hissettim ve şimdi felsefe okuyabilirdim,şimdi bunu okuyabilirdim deyip durdum.
yazar yer yer felsefi bilgilere,kendi görüşlerine,kelimelerin yunanca ya da latince,almanca,ingilizce anlamlarına yer verip romanını zenginleştirse de ben sıkıldım,sevmedim arkadaş.
iyi ki de bitti.

           komünizmin etkisiyle ahlaki ve insani özellikleri kaybolmuş ve bir yandan da rusların saldırılarına da maruz kalan  bağlanmaktan ve ciddi ilişkilerden korkan çekoslavakyalı insanlar.
bir yanda  rusların çekoslavakya işgalini anlatırken bir yandan da batı insanının ilişki anlayışları işleniyor kitapta.
hangisi daha kötü bilemedim işgal mi,insanların yozlaşan ilişki anlayışı mı ?
işgaler vatan ve özgürlük anlayışıyla üstesinden gelinebilir ama yozlaşmış insan ilişkileri nasıl düzeltilir ?
bunun düzeltilebilmesi için pek çok neslin heba olduğu gözlenecektir.
işte ne bileyim ben..
yazar tarafınfan daha pek çok konunun altı çizilmiş.
meraklısı çok.okuyun kendiniz bir fikir sahibi olun.


                                                            

 erzurum yolunda..
erzurum postları çok yakında..
ne gezdik falan filan :)
bir sonra ki postlar erzurum gezisinden olacak.takipte kalınız.:)
can yayınları arka kapak:(ben de ki iletişim yayınlarıydı)
Cumartesi ve pazar günleri, varolmanın tatlı hafifliğinin geleceğin derinliklerinden yükselip yanına vardığı duygusu içindeydi. Pazartesi, benzerini bundan önce hiç tanımadığı bir ağırlıkla çarpıldı. Rus tanklarının tonlarca çeliği bunun yanında hiç kalırdı. Çünkü sevecenlikten daha ağır bir şey yoktur dünyada.

Milan Kundera’nın en bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, yayımlanır yayımlanmaz çağdaş klasikler arasına girmiş, geçen yüzyılın en güçlü anlatılarından biri. Kundera, tepkiye karşı tepkisizliği, kararlılığa karşı kararsızlığın tutarlı ve erdemli yanlarını araştırdığı romanının başkişisi Tomas’la alışılmış, arkasında güçlü düşünce ve yaşam kurallarını taşıyan roman karakterlerini sorgular. Sovyetler’in Çekoslovakya’yı işgal günlerini de arka planda anlatır. Tıpkı kişiler gibi toplumsal önyargılar da eninde sonunda kararsızlığa ve “varolmanın dayanılmaz hafifliği”ne mahkûmdur ne de olsa. 

keyifli okumalar..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumlarınız için teşekkür ederim :)