26 Kasım 2016

bülbülü öldürmek,harper lee...



Sakin sakin ilerleyen bir kitaptı.Bana nedense cavdar tarlasında cocuklar kitabını hatırlattı.
Genel de kitap hakkında herkes siyah-beyaz ayrımı,ırkçılık üzerinde dursa da benim dikkatimi hikayeyi anlatan sekiz yaşında ki küçük kızın babası Attikus'un eğtimciliği çekti.Bir insan bu kadar adaletli olurdu ve bu kadar iyi bir de eğitimci.
Ben ırkçılığa,ayrımcılığa ya da bu minvalden şeylere artık hiç şaşırmıyorum.Nefisle birlikte yaratılan insanoğlu her türlü çiğliği yapmaya müsait çünkü.Ama Atticus gibi insanlar işte dünya hala böyle kişilerin varlığı sayesinde dönüyor dedirtiyor ve böyle insanlar iyi ki var...
İnsan olmak insan olarak yaratılmakla bitmiyor.Insan olmayı ve insan kalabilmeyi başarabilmek lazım.
Kitap boyunca aklım da şu hadis çınladı"Hepiniz bir tarağın dişleri gibisiniz.Allah katında üstünlük ancak takvayladır.".


atticus'a da çok hayran kaldım çok....bir siyahiyi savunan beyaz adam olarak kendisinin  ve çocuklarının dışlanmasını göze alarak doğrudan vazgeçmeyen bir adam.atticus'un ruhuna socrates'in ruhu karışmıştı.doğru olduğuna inandıkları davadan ölüm uğruna vazgeçmeyen adamlar....

kitaptan aklımda kalan en can alıcı söz de şöyleydi:aslında bayan evvel o çığlığı attığında tom robinson çoktan ölmüştü.....

çok senaryo tadında bir kitaptı bence.ne zaman amerikalı bir yazar okusam aynı kanıya varıyorum.yıllar önce lise zamanlarımda okuduğum amerikalı yazarlar da aynı hissi uyandırıyordu bende bu vakita okuduklarımda.amerikalı yazarlar için bu duygu değişmedi bende.mesela yıllar yıllar önce okuduğum tilkinin gecesi kitabı hiç aklımdan çıkmaz.keşke filme çekseler demişimdir hep.kitabı okurken tüm karakterler hollywood oyuncularıyla zihnimde  canlamıştı.
uzun sözün kısası sessiz-sakin,senaryo tadında bir kitaptı.

960 yılında yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek, Amerika'nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch'in gözünden anlatıyor. 



Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ayrımcılık gibi hâlâ güncel temaları, Scout'ın büyüyüş öyküsüyle birlikte dokuyarak, iyilik ve kötülüğü hem bireysel hem de toplumsal düzeyde mercek altına alıyor. Bir "zenci"nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. Etkileyici gerçekliği ile ürperten, "insani" vurgusuyla sarıp sarmalayan, çağdaş dünya edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan bu klasik roman, Ülker İnce çevirisiyle tekrar Türkçede. 

"İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."
(Tanıtım Bülteninden)


gelelim filme:

 imdb puanı:8,3
yapım yılı:1962
baş rolde.hayranı olduğum usta oyuncu gregory peck
siyah-beyaz klasik bir film...



filmi de,kitabı da kaçırmayın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumlarınız için teşekkür ederim :)