23 Kasım 2017

Kimin Tarihi? Hangi Hermenötik?,recep alpyağıl....


Bu kitabı 2014'de Elaziz'den 2 tl'ye almıştım.Adından ve içeriğinden korkmuş elime alıp alıp bırakmıştım.Izutsu'nun kitabından hemen sonra okumam harika bir tevafuk oldu.😍Hermenötik,metni anlama ve yorumlama sanatı.Bu kitapta Kur'an'ı anlama yolunda Kelam'ı pek çok farklı açıdan hermenötik ilmi içinde inceleniyor.Pek çok akademik makalenin bir araya getirilmesinden oluşuyor.Özel bir dilin imkansızlığı, Heiddegger'in ontolojik 
hermenötiği,Hirofani ve kutsalın diyalektiği,Hipotepik bilinç.....kitaptaki başlıklardan sadece birkaçı.Açıkçası zor okunan ağır bir kitaptı ve çok keyif aldım.


arka kapak:
Günümüz Türkiyesinde "metni anlama ve yorumlama sanatı olarak hermenötik" en gizemli kavramlardan bir tanesidir. Bu gizemi de mistifiye etme yolunda telif ya da tercüme düzeyinde yoğun bir çabanın olduğunu gözlemlemekteyiz. İşte elinizdeki çalışma da bu yöndeki girişimlere mütevazı bir katkı olmaya adaydır. Bu çalışmanın temel hedefi, metinle okur arasındaki ilişkinin mahiyetine farklı bir açıdan ışık tutabilmektir. Çağdaş felsefedeki bir çok eğilim, klasi-k bakış açısının tersine okur yanlısı bir görünüm vermektedir. İşte bu noktada bizim asıl sorunumuz, bu iki bakış açısının eş zamanlı olarak ne derece işletilebileceğidir. Yazar bu soruna cevap ararken mümkün olduğu kadar eleştirel bir mesafede olmaya çalışmış. Özellikle de "tek yanlı diyetten kaynaklanan" aşırılıklar karşısında, -her ne kadar itici bir terim olarak görünse de- arabulucuk yapma gayretinde olmuştur.

keyifli okumalar...

kur'an'da tanrı ve insan,toshihiko izutsu...


#toshihikoizutsutasavvuf,zen budizmi,advaita vedanita(Hint Öğretisi) gibi konularda dünyada otorite kabul edilen ve otuzdan fazla dil bilen bir oryantalist düşünür.
Özellikle İbn Arabi'nin eserleri hakkında hazırladığı eserlerle de tanınıyor.Bu kitapta da Kur'an'da ki bazı ana kavramlar(Tanrı,insan,
vahiy,küfür,inaç vbg) semantik(anlam inceleyen bilim)açıdan ve tarihi açıdan irdeleniyor ve ayrıca Kur'an'daTanrı ve İnsan adlı çalışması da çok ayrıntılı ve emek vererek hazırlanmış bir eser ama bazı ciddi çıkmazlar içeriyor ve kasti olduğu da müslüman bir okuyucu olduğunuz zaman daha rahat anlaşılıyor.Nedir o çıkmazar?Özellikle Hz.Peygamber'i nübüvvet verilmeden önce açık açık pagan olarak değerlendirmesi.Tarihi bir gerçeklik olarak da kabul edilemez bir durum.Ama İzutsu'nun kitaplarını müslüman okuyuculardan çok Batılı okuyuculara yönelik hazırlandığını düşününce kitapta ciddi bir zihin yönlendirmedi mevcut.Bir de cahiliye dönemi Araplarını modern bir toplum gibi gösterme çabası da artık yorum biçilemez bir durumdu.😶Tamam ben dünyaca ünlü bir akademisyen değilim ama okuyan,araştıran kendi halinde bir ilahiyatçıyım ve böyle bir zihin yönlendirmesini ve İslam tarihi açısından yapılan yanılgıyı mümkünatı yok kabul edemem.Ama kitabın suponsorluğunu Rockefeler Vakfı Beşeri Bilimler Dairesi'nin yaptığını söylersem sanırım daha aydınlatıcı olur.😉Bunun sebebini aydınlatmak içinde masonluk,illuminati gibi konuların okunmadı gerekiyor.😉Bütün bunların ışığında kitap ciddi bir akademik çalışma.Kur'an'nın semantik yapısına merakınız varsa tavsiye ederim.Eleştrilerimi yöneltsemde kwyif alarak ve çok şey de öğrenerek okudum.


arka kapak:

"Keio Üniversitesi'nin yayınladığı bu kitap, Profesör Toshihiko İzutsu'nun 1962 yılının baharı ile 1963 yılında Montreal'deki McGill Üniversetisi'nde vermiş olduğu derslerden oluşmaktadır. İzutsu, evvela, bize dilbilim veya semantikle ilgili düşüncesini anlatmaktadır ki, o, Kur'an'ı bu yolla anlamayı arzulamaktadır: "Anladığım şekliyle, semantik, bir dili kullanan... insanların weltanschauung'unu ya da dünya görüşünü kavramsal yapılan analitik bir araştırmadır." Kur'an'a dair yapılmış analitik bir araştırmadır. İzutsu, kitabın ilerleyen sayfalarında, anahtar terimlerle ilgili bir araştırmanın, sadece, bu terimleri veya kavramları soyutalayarak yahut durağan unsurlar olarak görerek yapılan mekanik bir analiz anlamına gelmediğini, bilakis daha da önemlisi, Kur'an'da kullanıldıkları şekliyle, bu terimlerin canlı, bağlamsal ihtiva ettiğini bir çok örnekte vuzuha kavuşturmaktadır. Bu yüzden, bizzat anahtar terimleri anlamak ve hatta keşfetmek için, öncelikle Kur'an'ın düşünce dünyasının temel yapısını bütünüyle bilinmelidir. Bu kitabın, Müslüman olmayan ilk ciddi Asyalı ve Japon bir ilim adamının kaleminden çıktığının altını cizmemiz gerekiyor. Bu bakımdan, İzutsu'nun çalışmasını memnuniyetle karşılıyoruz ve onun Uzakdoğu'da gelişen İslami ilimler geleneğinin müjdecisi olmasını ümit ediyoruz." Fazlur Rahmankeyifli okumalar..

22 Kasım 2017

kitapmania...

Aynı zamanda ev arkadaşım da olan kız kardeşimin geç gelen doğum günü hediyeleri.Matrix dvd'leri de yolda😉Hadi örtmenler günü hediyesiyle bir aradaymış gibi kabul ediim.😁😂
Sarı termos mug kızçemin örtmenler günü hediyesi.😍



simularklar ve similasyon babacığımın hediyesi ;)


tüm öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler günü kutlu olsun...:)

yufka yürekli-soytarı,dostayevski...

#dostayevski'nin ilk öykülerden olan Yufka Yürekli ve Soytarı iki ayrı öyküden oluşuyor fakirlik üzerine yazılmış en dokunaklı kitaplardan kabul ediliyor.Bana Geothe'nin Genç Werher'in Acıları kitabını hatırlatsa da çok dokunaklı gelmedi.Bazen doğru kitaplar iyi çevirilerden okunmayınca doğru sonuçlar elde edilmiyor sanırım.:/Ama Niçe'nim "Her şeyi öğrendiğim tek filozof"demiş(bende böyle olduğunu yeni öğrendim💡💡😉)olduğu Dostayevski gibi bir yazara bir şey söylemek ne haddimize.Ilk öykülerinden olduğu için gençliğine verdim efendim.😂🤔😛







Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (d. 11 Kasım 1821, Jülyen: 30 Ekim, Moskova - ö. 9 Şubat 1881, Jülyen: 28 Ocak, Sankt Peterburg), Rus roman yazarı. Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Petersburg´taki Mühendis Okulu´na girdi. Babasının ölüm haberini burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü´ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı.[1] Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski´nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski´nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı.

1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapisanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. 

Petersburg´a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862´de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumaranelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasından yürüdü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski´nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi.
(Tanıtım Bülteninden)


kitapla kalın....

dostluk ve yaşlılık,cicero...


Romalı devket adamı #cicero #dostlukveyaslilik kitabında ilk bölümde önce yaşlılığı ve o dönemde kazanılan erdemi anlatıyor ve ikinci bölümde dostluk kavramını en ince ayrıntısına kadar irdeliyor.Ilk bölüm diyalog şeklinde ilerlerken ikinci kısım Cicero'nun tercihiyle hikaye anlatıcılığı şeklinde ilerliyor.Dostluk nedir diye soruyor ve hayayınızda kimin kalıp kimin kalmaması gerektiği üzerinde düşünüyorsanız işte size doğru kitap.🤗


Marcus Tullius Cicero (d. MÖ 3 Ocak 106 - ö. MÖ 7 Aralık 43), (Latin) Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar. Felsefe öğrenimini, Epikürosçu Phaedros, Stoacı Diodotos ve Akademi´ye bağlı Philon´dan almış olan Cicero´nun önemi, Yunan düşüncesini daha sonraki kuşaklara aktarmasından oluşur. Bilgi kuramı açısından, kesinliğe bağlanmak yerine olasılıkların yolunu izlemeyi yeğleyen, buna karşın ahlak alanında, dogmatik bir tavır sergileyip, Stoacılara ve bu arada Sokrates´e yönelen Cicero, Latincenin felsefe dili olarak gelişmesine katkı yapmış ve bu arada, dinsel görüşleri açısından daima agnostik kalmıştır. 

3 Ocak MÖ 106 yılında Arpinum´da doğmuştur. Çocukluğundan itibaren harika bir öğrenci olmuş, eğitime olan tutkusu ve sevgisi ile ünlenmiştir. Yoğun bir hukuk öğrenimi görmüş, daha sonraları ise edebiyat ve felsefeyle daha çok ilgilenmeye başlamıştır. Savaşı hiç sevmezdi, yine de orduya katıldı. Mahkemelere başkanlık yaptı, ünlü ve başarılı bir hukukçu oldu. Daha sonraları ise konsül oldu, daha önce ailesinden hiçbir kimse konsül olmamıştı, yani o bir homo novus idi. MÖ 60 yılında Sezar, ilk Triumvirliği başlattı. MÖ 58 yılında Publius Clodius Pulcher´in koyduğu yasa ve aralarında gelişen sürekli muhalefet yüzünden İtalya´yı bir yıllığına terk etti. MÖ 50´li yıllarda, Cicero popülist Milo´yu Clodius´a karşı destekledi. Sonra 50´li yılların ortasında Clodius Milo´nun gladyatörleri tarafından Via Appia´da öldürüldü. Cicero Milo´yu savundu, bariz kanıtlar yüzünden pek başarılı olduğu söylenemez. Nitekim Milo sürgüne gitti ve uzun bir süre Marsilya´da yaşadı. 

MÖ 43 yılının 7 Aralık günü başı kesilerek idam edildi. Başı Forum Romanum´daki Rostra´da halka teşhir edildi, elleri ise Senato binasının kapısına çivilendi.
(Tanıtım Bülteninden)

keyifle kalın...

17 Kasım 2017

bir noel şarkısı,charles dickens...

#charlesdickensokunması zor bir yazar ya da en azından benim için öyle.😞Zira #ikisehrinhikayesi'ne iki kere başlamış ve kitap beni yorduğu ve bir türlü keyif alamayıp yarım bırakmıştım.Ben de kısa bir hikayetle #dickens'e başlangıç yapmak istedim ve #birnoelsarkisi'na el attım.Bu kitabında akıcıbir uslubu yok ve bu da zor okunuyor.😞Olaylar Victoria'a döneminde sanayileşen ve zengin-yoksul arasında ki uçurumun bariz can yaktığı İngiltere'sinde geçiyor.Scrooge,acımasız,gaddar adamın dibidir ve fakir geçmişi onu acımasız bir materyaliste çevirmiştir.Derken noel akşamı ruhlar onu ziyaret eder.(bayaa uğruyolla 🤣) Geçmişinden gelişeceğine doğru onu bir yolculuğa çıkarırlar böylelikle de hunharca bir fakirliğin insanı hunharca bir acımasız insana nasıl çevirdiğine de şahit oluruz.Bu fantastik
yolculuğunda geleceğini seyreyleyen Scrooge'un aklını başına alma hikayesidir bir noel şarkısı...Mesajı güzel,fantazyası keyifli ama okuması zevk vermeyen bir yazarlık üslubu var kitabın.Ama en azından İki Şehrin Hikayesi'ne kendimi hazırladım😉Ama önce bu akşam kitabın filmini izliycim efendim.😉




arka kapak:,
Dışardan gelen ısının ya da soğuğun, Scrooge üzerinde etkisi hemen hemen yoktu. Onu ısıtacak sıcaklık, üşütecek soğuk da yoktu. Esen hiçbir rüzgâr ondan daha dondurucu değildi. Yağan hiçbir kar onun kadar amacına ulaşamıyordu. Sağanak yağmurlar bile daha duyarlıydılar. Kötü hava onu nerede barındıracağını bilemiyordu. En yoğun yağmur, kar, tipi ya da buz yalnızca tek bir açıdan üstünlük taşıyabilirlerdi: Arada güzelce dindikleri oluyordu. Scrooge ise hiç pes etmezdi.
Yolda onu durdurup, Sevgili Scrooge nasılsın? Ne zaman beni görmeye geleceksin? diye soran kimse olmazdı. Ondan kimse dilenmez, ona saati soran çocuk çıkmazdı. Yaşamı boyunca ne bir kadın ne de bir erkek şuraya ya da buraya nasıl gidilir diye ona yol sormadı. Körlerin köpekleri bile onu tanıyor olmalılar ki, onu görünce sahiplerini kapı girişlerine ya da avlu içlerine doğru çekerler sonra da Kör göz, kem gözden iyidir, karanlıklardaki efendim, dercesine kuyruk sallarlardı.

Hepsi Scrooge'a vız geliyordu. lstediği de tastamam buydu. Yaşamın kalabalık yollarının kenarlarından ilerlemek, insancıl tüm yaklaşımları kendinden uzak tutmak Scrooge'un işiydi.

gelelim filmine:

animasyonun yapım yılı:2009
imdb puanı:6,8
scrooge karakterini seslendiren:jim carrey

kitabından daha keyifli olmasına rağmen çok  hayranlık geliştiremediğim bir animasyon oldu.
yine de hafta sonu tatili için seyrtemelik olabilir.ama verilmeye çalışılan noel ruhuna dikkat!










trailer


1935 yapımı filmi orjinal dille buradan izleyebilirsiniz


1954 yapımı filmi orjinal dille buradan izleyebilirsiniz


1970 yapımı filmini orjinal dille buradan izleyebilirsiniz


1984 yapımı filmini orjinal dille buradan izleyebilirsiniz


buradan orjinal dille filmini izleyebilirsiniz


1997 yapımı animasyonu orjinal dille buradan izleyebilirsiniz



keyifle kalın......

16 Kasım 2017

kitapmania...

Kaptanın Seyir Defteri:
Yıldız Tarihi:Kitaplı bir gün.🤓
Mürettebat yine dayanamamış.🤔


:)))))

boyalı kuş,jerzy kozinski...



Yorumlarını çok sevdiğim sinema eleştirmenlerinden biri olan Mehmet Açar'ın sinemanın aykırı çocuğu Quentin Tarantino hakkında yıllar önce bir röportajında şöyle bir yorumu vardı:"Tarantino,Hollywood'da ki şiddeti şiddet içerikli filmlerle protesto eder."demişti.#Kozinski'de 2.Dünya Savaşında ki şiddeti,insan doğasında yaptığı değişimi,ahlaki yozlaşmayı kitabında daha fazla şiddetle protesto etmiş.Yayımlandığı ilk günden beri olaylı ve tartışmalı bir kitap olmuş #boyalikus.Yazarın hayatıda bir o kadar ilginç.Avrupa'da bedbah bir hayat yaşarken Amerika'ya gidince evlendikten sonra akıl almayacak şekilde zengin olmuş ve kitaplarını da özgürce yayımlamış.

Ruhunu şeytana mı sattı acaba🤔😂
Boyalı Kuş savaş eleştrisinde ki şiddetiyle bana Tarantino filmlerini hatırlatırken,yalın,anlaşılır,duru ve akıcı diliyle Küçük Ağacın Eğitimi kitabını hatırlattı.Savaş zamanı ailesinden kopmak zorunda kalmış 6 yaşında ki bir oğlan çocuğunun savaşın acımasızlığı içinde ki şiddet ve korku dolu hayat hikayesi.Kitabın sonuna doğru bariz bir şekilde yapılan Stalin ve kominizm sempatizanlığı da gözlerden kesinlikle kaçmıyor.Çok şey söyledim amma kitabı çok sevdiğimi söyleyem

arka kapak:

II.Dünya Savaşı sırasında ailesi tarafından güvenliği için uzak bir köye gönderilen bir çocuğun oradan oraya savruluşunun sinirleri hırpalayan hikayesi olan Boyalı Kuş,dehşetle vahşetin, masumiyetle sevginin yakınlığını irdeleyen bir şaheserdir.

Edebiyat tarihinin en önemli ve özgün yazarlarından Kosinski'nin ilk ve en ünlü eseridir.

risale-i nur'da felsefe eleştrisi,prof.dr.neşet toku...



islam düşüncesinde tehafüt/eleştri geleneği Gazzali'nin Meşşai filozoflar İbn Sina ve Farabi'nin Aristotalesçi felsefeleri içinde genel olarak yaratılış düşüncelerini eleştirmesiyle Tehafütü Felasife adlı eseriyle başlar.Daha sonra Endülüslü filozof İbn Rüşd'ün,

Gazzali'ye cevap niteliğinde devam eden Tehafüt et Tehfüt adlı eseriyle sürer.Osmanlı zamanında Farih Sultan Mehmet döneminde sultanın teşvikiyle dönem Osmanlı düşünürleriyle de devam eder.İslam düşünce tarihinde felsefi sıkıntı Gazzali'nin adı geçen filozofları 19 yerde bidata düşüp 3 yerde küfre girdiklerini söylemesi ve dönemin siyasilerinin de körüklemesiyle felsefi düşüncenin ciddi şekilde belinin kırılmasına sebep olmuştur.😞Halbuki Batı felsefesi filozofların birbirlerinin felsefi düşüncelerini eleştrip üzerine yeni felsefi düşünceler eklenesiyle devam etmiştir.Işte Osmanlının son,
Cumhuriyetinde ilk döneminde Bediüzzaman'nın Tabiiyyun
(Naturalistler),Dehriyyun
(Materyalistler)ve Meşşaiyyun
(Yeniplatoncu-Aristocular)'nun İslam akidesine ters genel olarak Tanrı,maddenin ezeliliği,mutlak varlık,mutlak zaman,yaratılış ya da sudur şeklinde özetleyebileceğim fikirlerini Kur'an-ı Kerim ekseninde risaleler içinde yapmış olduğu rasyonalist ağırlıklı felsefi savunma ve eleştrilerini Neşet Toku'nun bir araya getirmesiyle tehafüt geleneğinin devam ettirildiği bu eser de okuyoruz.
Burada asıl anlaşılmadı gereken tüm bu adı geçen düşünürlerin salt felsefeyi değil,felsefi düşünce içinde İslam akidesine uymayan düşümceleri eleştirp bu eleştriyi de yine "felsefi dil"le yapmış olduklarıdır.
Kitabın adından da anlaşılacağı üzere Saidi Nursi'nin yapmış olduğu felsefi eleştriyi çok merak ediyordum,ağırlıklı olarak kelam diliyle yaptığı felsefi eleştriler her ne kadar risalenin ağır dili içinde olsa da okuması çok keyifliydi.
Şimdi sıra Beşet hocanın diğer kitaplarında.🤗

arka kapak:

Bediüzzaman Said Nursî, Osmanlı Millet Sistemi`nin Batı tipi bir siyasal ve sosyal yapıya dönüştüğü üç dönemde; “İstibdat”, “Meşrutiyet” ve “Cumhuriyet” dönemlerinde yaşadı.
“İstibdat Dönemi”nde Sultan Abdülhamid`e karşı Hürriyeti; “Meşrutiyet Dönemi”nde İttihat ve Terakki Cemiyeti`ne karşı Meşrutiyet-i Meşrua`yı; “Cumhuriyet Dönemi”nde de Tek Parti Diktatörlüğü`ne karşı Hukuk Devleti`ni savundu.
Her üç devirde de siyasî baskılara ve hapislere maruz kalışının ardında Bediüzzaman`ın sadece siyasî tercihi yoktu. Aynı zamanda bir medeniyet projesi olarak İslam`ı ve İslamî çerçevedeki rasyonaliteyi benimsemesi ve bu noktadan hareketle heves edilen Batı medeniyetinin temelini teşkil eden materyalist ve pozitivist felsefeye karşı başlatmış olduğu mücadelenin de önemli payı vardı.
Bu kitapta, bahis mevzuu felsefî düşüncenin teorik ve pratik çerçevedeki eleştirileri ve Bediüzzaman`ın Kur`ân eksenli verdiği karşı cevapları bulacaksınız.

hoşçakalın...

13 Kasım 2017

doğunun limanları,amin maoulof...


Söylentiye göre #doğununlimanlari'nda #aminmaoulof
gerçek bir yaşam hikayesinden yola çıkarak bu kitabı kaleme almış.Ben biraz bu kitapta romamcılığını zayıf buldum.Ama:
Kitabın sonuna doğru gözlerimin bol bol dolduğunu itiraf etmeliyim.Her zaman olduğu gibi yazar engin yakın tarih ve Ortadoğu bilgisini bu kitapta da gözler önüne sermiş.Roman kahramanının hikayesinde Osmanlı döneminden başlayarak 1948 İsrail devletinin kuruluşuna ve sonraki yakın döneme kadar devam ediyor olaylar.Kitabı okurken açıkçası ben yazarın alagori yaptığını düşünmüştüm zira kitap bittikten sonra nette kitap hakkında araştırma yapınca gerek bir hayat hikayesi olduğunu öğrendim ve buda beni şaşırttı.Şöyle ki olaylar her ne kadar yukarıda bahsettiğim tarih dönemi içinde geçse de roman kahramanı İsyan'nın hikayesi çok kurgu hissi veriyordu.
Roman kahramanı yarı Ermeni yarı Müslümandır,Fransa'ya okumaya gider,(ayrıntılara girmeden çok az şey söylemeye çalışıcam),evlenip Beurut'a döner ve karısıyla Hayfa'da yaşamaya karar verirler.Karısı hamileyken babasının hasta olduğunu duyunca Beyrut'a gider ve işte zaten cadı kazanı gibi kaynayan Ortadoğu'da 1948 yılında İstail devleti kurulunca Yahudi-Arap savaşı çıkar ve çiftimiz da artık iki ayrı devlet insanlarıdır..Bu durumla baş edemeyen roman kahramanımızın akıl sağlığı bozulur ve işler çok daha karışır.Aslında kitap yorumlarında olay ayrıntılarına asla girmem ama yazarın neden alagori yaptığını düşündüğümü ve romanı zayıf bulduğumu açıklamak için bu azıcıkın bilgi gerekliydi.Ben kitabı okurken romanın başı nereye doğru gidecek bu kitap hissi veriyordu ve tarihsel içeriği daha ağırdı sonlara doğru bence olaylar absürd bir tavır almaya başlayınca #maoulof'un insanlığın medeniyet ve din beşiği bir coğrafya da her daim hataretli bir yaşam sürerken onca ölüm onca savaş onca kandan sonra nasıl da yavaş yavaş çıldırdığını bu romanla alagorileştirerek anlatyığını düşünm0ştüm.Bu sebeple kitabın kurgusu biraz yavan ve hikayeciliği biraz zayıftı.Zira Maoulof'tan ihep etkileyici işlere alışmıştık.Gerçi #semerkant'da da aynı absürd hikaye ilerlemesini kullanmıştı.🤔 
Her halükarda dünya görüşünü ve aydın kişiliğini,engin tarih bilgisini kitaplarında okuyucularından esirgemeyen bir yazar.En iyi romanı olmasa da yazar Maoulof olunca okumaya değer.


arka kapak:

"Adana'da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gibi bir şeydi. Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce." Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. Doğunun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik tarihinin içinden anlatıyor.Amin Maalouf son romanı 'Doğunun Limanları' ile yine YKY'de.

okuyarak kalın..

içinden "alice" geçen şeyler..


bbc türkça sitesinde okuyup yine çok beğendiğim bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.yazının orjinali buraya tıklayınız.

yazının başlığı alice harikalar diyarında gizli şeyler içeriyor mu?




Alice Harikalar Diyarında kitabı aslında seks, uyuşturucu ve sömürgecilikle mi ilgili? Bazıları
bunu iddia ediyor, bazıları ise hikayenin yeme sorunlarıyla ya da Gül Savaşları ile ilgili olduğuna inanıyor. Bunların doğruluk payı ne olabilir?

Lewis Carroll’un sihirli kekler, gizli kapılar, sırıtan kediler, şakıyan kaplumbağalarla ilgili fantastik hikayesi ilk yayımlandığı günden beri hiç raflardan inmedi. 150 yıl boyunca filmlere, resimlere, balelere, hatta bilgisayar oyunlarına konu oldu.
Öyle ki bir nöroloji hastalığı bile onun adıyla anılıyor. Fakat bu başucu kitabı hakkında yazılanlar çok daha fazlaydı. Kimi eleştirmenler, akademisyenler bu hikayenin aslında uyuşturucu kültürüne ya da İngiliz sömürgeciliğine dair bir alegori olduğunu söylüyor, hatta hikayenin kahramanının penise imrendiğini iddia edenler bile çıkıyordu.
Hikaye, 10 yaşındaki Alice Liddell’in kız kardeşiyle birlikte Londra’daki Thames Nehri’nde Charles Dodgson ile kayık gezisinde eğlence olsun diye başlamıştı. Öyle etkili olmuştu ki Alice, Dodgson’dan hikayeyi yazıya dökmesini istemiş, o da Lewis Carroll mahlasıyla yapmıştı bunu.

Alice, Oxford Üniversitesi’ndeki bir fakülte dekanının kızı, Dodgson ise aynı fakültede matematik öğretmeniydi. Arkadaşlık ettiği küçük kız sadece Alice de değildi. 21. yüzyıldan baktığımızda burada rahatsız edici bir şeyler hissediyoruz.
Dodgson’un ilişkilerinde uygunsuz bir şey olduğuna dair herhangi bir veri olmasa da yetişkin bir insanın küçük çocukları yanında gezdirip kucağına oturtarak fotoğraf çektirmesinde bu rahatsızlık hissine kapılıp şüphelenmemek elde değil.
Kraliçe Victoria dönemine özgü iffet anlayışının zayıflaması ve psikanaliz teorisinin doğuşu ile Alice Harikalar Diyarında hikayesi giderek masumiyetini yitirmişti. Metni yeniden inceleyen eleştirmenler tavşan deliğinden tutun da Alice’in kenara itmesi gereken perdeye kadar kadın ve doğumla ilgili birçok betimleme bulmuştu hikayede. Anahtar ve kilit cinsel ilişkiyi, tırtıl ise az da olsa erkeğin cinsel organını çağrıştırmıyor muydu?
Bazıları da Alice’in boynunun uzamasında penise imrenme görmüş, daha sonraki gelişmeleri mastürbasyon tasvirine bağlamıştı.
ergenliğe adım

Daha ince ve ayrıntılı okumalarda Alice’in yolculukları cinsellikten ziyade bir çocuğun ergenliğe adım atması olarak da görülebilir. Kahramanımız, büyük değişime uğrayan vücudunda kendisini rahat hissetmemektedir; benliği istikrarını yitirmiş, kimliğine dair şüphe duymaya başlamıştır.Otoriteye karşı mücadele etmekte, rastgele olduğunu düşündüğü kuralları, etrafındaki insanların tavırlarını, hatta ölümü anlamaya çalışmaktadır.

Tabii bazen tırtılların sihirli mantar üzerinde nargile içmesi de farklı okunabilir.1960’larda uyuşturucu kullanımı yaygınlaştığında, Alice’in maceraları büyük bir yolculuk şeklinde okunuyordu.
Dodgson’un en sevdiği yazarlardan biri, Confessions of an English Opium Eater (Afyon Yiyen Adamın İtirafları) adlı kitabın yazarı Thomas De Quincey idi. Fakat Dodgson’un gerçek uyuşturucular denediğine dair somut bir veri bulunmuyor.
Bazı eleştirmenler de Alice’i siyasi bir alegori olarak görüyor. Kahramanımız Beyaz Tavşan’ın arkasından zıplayıp çabuk sinirlenen bir kraliçenin yönettiği ve kaotik bir yargı sistemi olan tuhaf bir aleme düşüyor. Burasının Kraliçe Victoria’nın yönettiği İngiltere’yi çağrıştırmak üzere tarif edildiğini söyleyenler var.
Peki bu garip ülkede Alice nasıl davranır? Yerlilerin davranışı karşısında şaşkındır ve kendi değer yargılarını dayatır, bunun sonuçları da ağır olur. Bazıları bunları sömürgeciliğe dair alegori olarak görür.
Alice’in hikayede söylediği bazı tekerlemelerden yola çıkarak İsa’ya ve dine gönderme yapıldığını iddia edenler de var.

Çağa göre yorum

Geçmişten bugüne farklı kuşakların Alice’in maceralarını anlatan hikayenin ‘gerçek’ anlamına dair farklı yorumlarla geliştirdikleri teorileri incelerken, bir metnin toplumsal değer yargılarına göre nasıl köklü bir biçimde farklı anlaşılabildiğini görüyoruz.

Her çağda ele alınmış olması bu hikayenin ne kadar etkili olduğunun da bir göstergesi aynı zamanda. Alice’te yeme bozukluklarını, cebir sembollerini, Gül Savaşları hicvini görenleri öğrendikçe biz de Alice kadar şaşkına dönüyoruz.
Charles Dodgson gündüzleri fakültede matematik dersleri veriyordu. Bu nedenle hikayedeki aritmetik ve geometrik çağrışımların şaşırtıcı olmaması gerekir.
Alice’in Çılgın Şapkacı’nın bilmecelerini ve Kraliçe’nin kriket oyununu çözmeye çalışması gibi çabalarını siz de denediğinizde bunların herhangi bir maksadının ya da cevabının olmadığını görürsünüz.
Dodgson mantık insanı olsa da Harikalar Diyarı mantıksızlığın hüküm sürdüğü yerdir. Belki de onun bu yaratıcı kitabının içerdiği asıl mesaj buradadır: Dünya, beklentilerin karşılanmadığı çılgın bir yerdir; her şeyde bir anlam aramak yerine kendini doğal akışa bırakmak daha doğru olabilir.

alice'yle kalın :))

içinden "alice" geçen şeyler..kalp kalp kalp :)

melania martinez2den the mad hatter şarkısını sizinle pauylaşmak istedim ve şarkı sözleri de çılgın şapkacının ruhuna uygun.



My friends don't walk, they run 
Arkadaşlarım yürümez, koşarlar 
Skinny dip in rabbit holes for fun 
Eğlence için tavşan deliklerinde çıplak yüzerler 

Popping, popping balloons with guns, getting high off helium 
Patlatırlar, balonları silahlarla patlatırlar, helyumla kafayı bulurlar 
We paint white roses red, 
Beyaz gülleri kırmızıya boyarız 
Each shade from a different person's head 
Başka bir insanın kafasından herbir gölge 
And this dream, dream is a killer 
Ve bu rüya, rüya bir katil 
Getting drunk with the blue caterpillar 
Mavi tırtılla sarhoş oluruz 


I'm peeling the skin off my face 
Yüzümdeki deriyi soyuyorum 
'Cause I really hate being safe 
Çünkü güvende olmaktan gerçekten nefret ediyorum 
The normals, they make me afraid 
Normaller, onlar beni ükrütüyor 
The crazies, they make me feel sane 
Deliler, onlar beni aklı başında hissettiriyor 


I'm nuts, baby, I'm mad, 
Kaçığım, bebeğim, deliyim 
The craziest friend that you've ever had 
Sahip olabileceğin en çılgın arkadaş 
You think I'm psycho, you think I'm gone 
Psikopat olduğumu düşünüyorsun, gitmiş olduğumu düşünüyorsun 
Tell the psychiatrist something is wrong 
Psikiyatriste bir sorun olduğunu söyle 
Over the bend, entirely bonkers 
Virajın sonunda, tamamen çakırkeyifim 
You like me best when I'm off my rocker 
Beni en çok kontrolden çıktığımda seviyorsun 
Tell you a secret, I'm not alarmed 
Sana bir sır vereyim, paniğe kapılmış değilim 
So what if I'm crazy? The best people are 
Deliysem ne olmuş yani? En iyi insanlar öyle 
All the best people are crazy, all the best people are 
En iyi insanların tümü deli, en iyi insanların tümü 


Where is my prescription? 
Reçetem nerede? 
Doctor, doctor please listen 
Doktor,doktor lütfen dinle 
My brain is scattered 
Beynim dağınık 
You can be Alice, 
Sen Alice olabilirsin, 
I'll be the mad hatter. 
Ben deli şapkacı olacağım 

I'm peeling the skin off my face 
Yüzümdeki deriyi soyuyorum 
'Cause I really hate being safe 
Çünkü güvende olmaktan gerçekten nefret ediyorum 
The normals, they make me afraid 
Normaller, onlar beni ükrütüyor 
The crazies, they make me feel sane 
Deliler, onlar beni aklı başında hissettiriyor 


I'm nuts, baby, I'm mad, 
Kaçığım, bebeğim, deliyim 
The craziest friend that you've ever had 
Sahip olabileceğin en çılgın arkadaş 
You think I'm psycho, you think I'm gone 
Psikopat olduğumu düşünüyorsun, gitmiş olduğumu düşünüyorsun 
Tell the psychiatrist something is wrong 
Psikiyatriste bir sorun olduğunu söyle 
Over the bend, entirely bonkers 
Virajın sonunda, tamamen çakırkeyifim 
You like me best when I'm off my rocker 
Beni en çok kontrolden çıktığımda seviyorsun Tell you a secret, I'm not alarmed 
Sana bir sır vereyim, paniğe kapılmış değilim 
So what if I'm crazy? The best people are 
Deliysem ne olmuş yani? En iyi insanlar öyle 


You think I'm crazy, you think I'm gone 
Deli olduğumu düşünüyorsun, gitmiş olduğumu düşünüyorsun 
So what if I'm crazy? All the best people are 
Deliysem ne olmuş yani? En iyi insanlar öyle 
And I think you're crazy too, I know you're gone 
Ve bence sen de delisin, gitmiş olduğunu biliyorum 
That's probably the reason that we get along 
Nuhtemelen iyi anlaşmamızın sebebi bu 

I'm nuts, baby, I'm mad, 
Kaçığım, bebeğim, deliyim 
The craziest friend that you've ever had 
Sahip olabileceğin en çılgın arkadaş 
You think I'm psycho, you think I'm gone 
Psikopat olduğumu düşünüyorsun, gitmiş olduğumu düşünüyorsun 
Tell the psychiatrist something is wrong 
Psikiyatriste bir sorun olduğunu söyle 
Over the bend, entirely bonkers 
Virajın sonunda, tamamen çakırkeyifim 
You like me best when I'm off my rocker 
Beni en çok kontrolden çıktığımda seviyorsun 
Tell you a secret, I'm not alarmed 
Sana bir sır vereyim, paniğe kapılmış değilim 
So what if I'm crazy? The best people are 
All the best people are crazy, all the best people are 
En iyi insanların tümü deli, en iyi insanların tümü 
All the best people are crazy, all the best people are 
En iyi insanların tümü deli, en iyi insanların tümü

KLİBİ BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ:


keyifle kalın...