20 Şubat 2017

aspidistra,george orwell...


#georgeorwell'in ya hayata bakış açısı ya da yazın tarzı bence #franzkafka'ya benziyor.Ikisinin de iç şişiren bir yazın anlayışı ve pesimist bir bakış açıları var.Çünkü çok enteresan konular yakalayıp oldukça sıkıcı bir dille dile getiriyorlar.
Yazın tarzı gibi kitabın konusuda bir başka yazarın Stendal'ın Kırmızı ve Siyah'ına benziyor.Mevzu bahis kitapta da konu şöyle Julien Sorel'in yükselmek için iki yolu vardır.Ya kırmızıyı seçip asker olacak ya da siyahı seçip din adamı olacaktır o din adamlığını seçer ve biz de dönem Fransa'sını arka planda izlerken hikaye de akar gider.
#aspidistra'da da Gordon'un XIX.y.y. İngiltere'sinde ki yükselme hikayesine şahitlik ederiz.
Amma ve lakin cık cıık sevmedim,çok sıkıldım.


arka kapak:

İngiliz romancı George Orwell, Hayvan Çiftliği adlı siyasal masalında, zorbalığa dönüşen Stalin yönetimini yerden yere vurmuş; Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı ünlü yapıtında da insanlığı belleksiz ve muhalefetsiz bir totaliter toplum tehlikesine karşı uyarmıştı. Ama bu iki büyük yapıtından önce, 1930'lar İngiltere'sinde 'sınıf atlama özlemi'ni benzersiz bir kara mizahla eleştirdiği Aspidistra romanını kaleme almıştı. Aspidistra, sınıf atlama özentisindeki dar gelirlilerin bir statü simgesi olarak gördükleri, evlerinden eksik etmedikleri çiçeksiz bir zambak türüdür. Bir reklâm ajansında metin yazarlığı yapan Gordon Comstock, kapitalizmin yutturmacası olarak gördüğü reklâmcılıktan nefret eder, orta sınıfın boğucu yaşamından kaçarak şairliğe soyunur. Bu uğurda sevgilisinden ayrılmayı bile göze alır; ama romanın sürpriz sonunu yine sevgilisi yaratacaktır.

keyifli okumalar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumlarınız için teşekkür ederim :)