26 Mart 2017

erzurum'dan enstantaneler..

 palandöken'e yine gitmedim ama erzurum'un her yanı palandöken :)
ne güzel tertemiz,küçük ama kendince şirin bir şehir erzurum.ağrı ne kadar koce ve köhne bir köy gibiyse,erzurum 'da o kadar kendi halinde sevimli ve temiz bir şehir.ne kar,buz ne de çamur.ve iki şehir arası iki saat uzaklıkta ama ışık yılı gibi fark var arada.://
 yakutiye medresesi..şehir merkezi
 pasiniler kalesi.


yolunuz doğu'ya düşerse bu minnak şehri ziyater etmeden gitmeyin...
sevgiyle kalın..

hafta sonu kaçamağı.

 hafta sonuna bir erzurum'a kaçaıp azıcık nefes alalım dedik.kızım ve kız kardeşim gelmedi,ben öğretmen arkadaşımla birlikte gittim.kelimenin gerçek manasıyla kafa dinleme oldu :)
birz gezip tozduk.

ilk durağımız kültür vakfı kitap evi oldu.
çok harika felsefe kitapları vardı ama yüklü olarak kitap almayacağıma karar vermiştimve de öyle de yaptım.ciddi ciddi elimdekileri bitirmeye niyetliyim inşllh.

 kafe kafe dolaştık.
yanda ki resimde verdiğim sözü ttutuğum görülüyor :)
bu kitaplar indirimdeydi ve çok istediğim dumas kitaplarıydı o yüzden niyeti azıcıkın kaydırmış olabilirim.
siyah lale,kamelyalı kadın
operadaki hayalet indirimdeydi.
kötülük problemi de görünce dayanamadığım bir kitap oldu çünkü elimde batı düşüncesinde kötülük problemi var ve bu kitap onu tamamlayacak.
 berbat ötesi bir kahveytdi.parama yazık oldu ://
ortamı da kahvesi de çok güzel bir mekan glorya jins kafe.:)




işte biraz nefeslendik.çokta güzel oldu elhmdllh...

hımm

ara da yapar bunu,çok sık olmasa da :p
aada sırada canım arada sırada :)
anlamayanlar için:kitap almış manyak :))

biz,yevgeni zemyatin...


Yevgeni Zamyatin'nin Biz'i ,George Orwell'e,Aldus Huxley'e ilham kaynaklığı etmiş ve bir #distopya da olması gereken (ki zaten kaynak kitap niteliğindedir) her türlü ayrıntıya sahip bir eser.
26.y.y'da sosyalist bir devrimle Tek Devlet kurulur ve artik "birey/ben"yotur,"biz"vardır.Herkes bir organizmanın parçasıdır ve tek üstün gerçek matematiktir.Sanırım matematiği kullanarak yazar,matematiğin determinist çıkarmalarını sosyal alanda bir anoloji ya da metafor olaraknkullanmış.Cunku artik Ben yok Biz var dedik ve bireylerin ve isimlerin olmadiğı bir gelecekte artık vatandaşlar bir sayıdan ibarettir.Baş kahramanımız D-503 de bir matematikçidir ve ancak I-330'la karşılaşıp onun devrimsel düşuncelerinden ve ondan etkilendikten sonra yaşadığı hayatı sorgulamaya başlar.
Kitap,İntegral denilen uzay gemisinin yapımi icin yayımlanan bir nevi Tek Devletin matematiği kutsayıcı manifestosuyla başlar ve baş kahramanın uzay gemisinin uzaya gönderilmesinden 40 önce tutmaya başladığı gunlük olarak devam eder.Ve artik distopik bir gelecekte,bilim kurgu bir alemdeyizdir.
Distopya yazarlari ulvi bir amaca hizmet ediyor gibiler.Uyuduğunuz uykulardan uyanın !
Yalnız Biz,sıkıcı olmaktan kurtulamamış diger tum felsefi distopyalar gibi Okuduğum en eğlenceli distopya Labirent serisiydi ama onunda felsefi alt yapısı yoktu.🤔
Neyse kitap bitti ve daha çok şey söylenir ancak gece oldu ve bende bittim.O yüzden bu kadar yeter.😶

biz'in önceki blog yazısı için:buraya tıklayınız

distopyayla bilimli kurgulı kalın :)

meditasyonlar,descartes...


#deskartes'ten metafizik konuşmalar.Özellikle Tanrı'nın varlığı konusunda ki felsefi kanıtına hayran kalmamak imkansızdı.Adım adım felsefi delilleri gercekten muhtesemdi.Aydınlanma Çaği'nin bu nadide filozofuna kulak vermek gerekiyor.Her kitabi sohbet şeklinde sıcak ,anlaşılır ve akıcı.Çok keyifli bir felsefi kitap.Metafizik felsefi içerik her zaman zorlayici olsada verdigi keyif tarifsiz.Ben çok seviyorum.💛

arka kapak:

Descartes, Tanrı'nın varlığını ve insan ruhu ile bedeninin birbirinden ayrı olduğunu kanıtlamaya çalışır Metafizik Üzerine Düşünceler'de. Döneminin bilimlerine sağlam bir temel oluşturma kaygısıyla inzivaya çekilip kendini toplumdan soyutlayan bir düşünürün içsel yolculuğunu anlatır. Descartes, eserinin başından sonuna kadar sistemli bir kuşku yöntemiyle hareket eder. Başka bir deyişle doğru olarak bildiği ne varsa hepsini bir kenara atıp tüm önyargılarından ve temelsiz inançlarından arınarak yol alır. Bir yandan da insanın her şeyden kuşku duyabileceğini, ama bir tek kendi varlığından kuşku duyamayacağını temellendirmeye çalışır. Sonunda açık ve seçik olarak algılanan her şeyin doğru olduğu yargısına varsa da, zihnin güvenilirliğiyle ilgili kökleşmiş kuşkularının hâlâ kendisini rahatsız ettiğini fark eder. Bunlardan, ancak kendi içinde bulduğu ve dolayısıyla var olan bir Tanrı'dan gelebileceğine inandığı Tanrı fikri üzerine tefekküre dalarak kurtulabileceğini anlar.

Türçeye ilk kez Latinceden çevrilen Metafizik Üzerine Düşünceler; Tanrı, ruh, akıl, zihin, varlık gibi felsefenin temel kavramları üzerine eğilerek okuyucuyu felsefi bir sorgulamanın içine çekiyor. 
(Tanıtım Bülteninden)


felsefeyle kalın...

sözcükler,jean-paul sartre...


#jeanpaulsartre'nin bu bir nevi bilinçdışı tekniğiyle kaleme aldığı otobiyografisi #virginiawoolf'un #bayandalloway romanına benziyor.Edebiyat tarihinde çığır açmış bu roman bence zihinleri dumur edici.🤗Çok zor okunuyo yav,hem de sıkıcı.🤔
Üç okul arasında koştururkene çok yorulmuş zahir.😊

arka kapak:

Renkli camlar, payanda kemerleri, yontulmuş kapılar, din şarkıları, ağaç ya da taşa oyulmuş çarmıha gerilişler, mısra biçiminde düşüncelere dalışlar (Meditations) ya da şiirsel uyumlar. Bütün bu sanatlar doğruca Tanrısal Olan’a götürüyordu bizi. Tabii, doğal güzellikleri de eklemek gerekirdi buna. Tanrı’nın yapıtlarıyla büyük insansal yapıtları aynı ruh canlandırıyordu. Aynı gök kuşağı parlıyordu çağlayanların köpüğünde, aynı gök kuşağı oynaşıyordu Flaubert’in satırları arasında, Rembrandt’ın loş karanlıklarında: Ruh (Esprit - Akıl) idi bu. Ruh Tanrı’ya insanlardan söz ediyor, insanlara Tanrı’nın tanıklığını yapıyordu. Olağanüstü kimi hal ve şartlarda, örneğin dağda bir fırtına koptuğu, Victor Hugo esinlendiği zaman, ‘’Gerçek’’in, ‘’Güzel’’in, ‘’İyi’’nin birbirine karıştığı En Yüksek Nokta’ya erişilebilirdi...


keyifli okumalar...

devlet,platon...


Sosyalizmin ilk nüvelerinin görüldüğü #platon'nun #devlet'i okunması zor olan bir eser.Diyalog şeklinde olduğundan kaynaklanıyor bu zorluk.Her konuya değinilen bu diyalogların özü Platon'nun erdemli devlet #utopya'sı.Gençlik dönemlerinde kaleme aldığı bu diyaloglarda ki bazı düşüncelerden ulaşılmasının imkansız olmasından dolayi ileriki yaşlarında vazgeçmiş.Yanlış hatırlamıyorsam Devlet Adamı eserinde geçiyordu bu fikir değişiklikleri.
Ortak mülkiyet,çiftlestirilip iyi nesiller yaratılan sosyal yapi,filozoflarin yönettiği bir toplum,yönetim şekilleri,astronomi,siir...vs pek cok konuya değiniliyor kitapta.
Platon öyle bir düşunur ki düşün tarihinde tek bir konu yok ki Platon'a dayandirilmasin.
Alfred Wiheathed'in da (buyuk bir ihtimal yanlis yazdim 😅) dediği gibi "Tüm felsefe tarihi Platon'a düşülmüş satır aralarından ibarettir."
Edebiyat ve felsefenin bu nadide eserini zor da olsa bitirdik.

arka kapak:
Platon (Eflatun, İÖ yaklaşık 428/7-İÖ yaklaşık 348/7): Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia'nın kurucusu (İÖ 387) ve hocası Sokrates'i konuşturduğu "diyaloglar"la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biridir.

Sokrates'in Savunması (Apologia) ile birlikte diyaloglarının en tanınmışı olan Devlet (Politeia)'te ise Platon, "iyilik", "eşitlik", "güçlülük" ve "haklılık" gibi "insanlık durumları"nı irdeleyerek düşlediği en iyi devletti anlatmış, ve bu temel yapıt, ister yanında ister karşısında olsunlar, 2000 yılı aşkın süredir ortaya konan bütün devlet kuramı ya da toplum düzenlerinin başvuru kaynakları arasında yer almıştır.

Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973); Hasan Ali Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biriydi. Tek başına ya da "imece" birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, HayyamX'dan Montaigne'e, Platon'dan Shakespeare'e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.

M. Ali Cimcoz: Çevirmen, seslendirme sanatçısı ve Türkiye'nin ilk özel galerisi Maya'nın kurucu yönetici olan Adalet Cimcoz'un iş ve hayat ortağıdır. Sabahattin Eyüboğlu ile yaptıkları Devlet çevirisi ise, 1959'da Türk Dil Kurumu'nun ilk çeviri ödülüne değer bulunmuştur.

keyifli okumalar..

sahilde kafka,haruki murakami...


#sahildekafka#murakami'nin tipik hikayeciliğinin tipik bir örneği.
Kafka Tamura'nın, Froud'un Oidipus Kompleksi icerikli hayat hikayesi.Bir ara tam #polisiye'ye dönüşecek gibiydi ama #harukimurakami'nin alışıldık fantastik,absürt içeriğine döndü.Ama ilk kez hikaye içindeki mektupları okumaktan keyif aldım.
Murakami kitapları arasında bir sıralama yapacak olursam en beğendiklerim arasinda :
1.1Q84
2.Zemberek Kuşunun Güncesi
3.İmkansızın Şarkısı
4.Sahilde Kafka olur sanırım 🤔
5 Uyku (heyecan vericiydi amma caaart diye orta yerinde bittiydi.😏)



Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir düzenek gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.

Sahilde Kafka, XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakamiden, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.

tüm murakami yazıları için:
keyifli okumalar..

18 Mart 2017

ilmi kelam,


Sanırsin ki kitabı ben değil Darth Vader okumusta ilahiyatçı neyim olcak.😂
Güzel bir alan kitabiydi,çok beğendim.
Söyleyeceklerim bu kadar,hepinize iyi geceler.😋

bayan peregrine'nin tuhaf çocukları-ruhları kütüphanesi,raannsom riggs...


#bayanperegrinenintuhafcocuklari kitap raflarına sıkı bir giriş yapmışti ve hikayesi de öyleydi fakat devamı iyi gelmedi diye düşünüyorum.
☕Ilk kitap heyecan verici ve merak uyandırıcıydı ama mükemmel değildi.
☕Ikinci kitsp #golgesehir sadece yazılmak icin yazılmış,ticari amaç güdülmüştü.Tüm kitapta tuhaf çocuklar döngüden kurtuluyor ve Bayan Peregrine'yi kayip ediyorlardi.
☕Üçüncü kitap #ruhlartutuphanesi macera varmış taklidi yapıyor bence.Neyse ki seri tamamlandi.
Kesinlikle yaşı küçük okurları mutlu edecek türden bir kitap ve tek kitaplık hikaye üç kitaba sığdırılmış.Bende tasarruf yaptim ve sözümun eri oldum üç postu bir postta topladim.😛

bayan peregrine'nin tuhaf çocukları kitabı yazısı için buraya tıklayınız
bayan peregrine'nin tuhaf çocukları gölge şehir kitabı yazısı için buraya tıklayınız


arka kapak:

Tuhaf çocukların hikayesi, serinin üçüncü kitabı Ruhlar Kütüphanesi'yle son buluyor. Olağanüstü güçlere sahip bir çocuk. Ölümcül canavarlardan oluşan bir ordu. Tuhafların geleceği için verilen destansı bir savaş.

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları ile başlayan ve Gölge Şehir ile devam eden macera, Ruhlar Kütüphanesi'nde nefes kesici bir son buluyor. Öykümüz on altı yaşındaki Jacob'ın yeni bir özel güç keşfedip, tuhaf yoldaşlarını sıkı korunan bir kaleden kurtarmak için tarihin içine dalmasıyla başlıyor. Bu yolda Jacob'a, ateşi kontrol edebilen Emma Bloom ve kayıp çocukları bulmakta üstüne olmayan Addison MacHenry adlı bir köpek eşlik ediyor.

Günümüz Londra'sından, Viktorya İngilteresi'nin en korkunç mahallesi olan Şeytanın Arka Bahçesi'nin labirentvari arka sokaklarına seyahat edecekler. Burada, bütün tuhaf çocukların kaderleri belirlenecek. Serinin önceki kitaplarında olduğu gibi, Ruhlar Kütüphanesi heyecan verici fantazi ile daha önce hiç basılmamış eski fotoğrafları ve eşi benzeri olmayan bir okuma deneyimini kusursuz biçimde bir araya getiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)


keyifli okumalar...

ne desem bilemedim :P


Yüce Tengrim😍
Bu dergi Türkiye'de de varmış🙈
Tabi sadece dergiyi okuyucum diye sevindim başka bir amacım yok.😛

:)))

mülksüzler,ursula k.leguin...


#ursulakleguin 'nin #mulksuzler'i #umbertoeco'nun #gulunadi kitabı gibi amacını romanlıktan aşmış bir kitap.Gülün Adiı'da #polisiye olmaktan çıkmış Orta Cağ tarihi kitabına dönmüstü,Mülksüzler'de #bilimkurgu olmaktan çıkıp tabir-i caiz ise siyasi yönetim kitabına dönüşmüş.Gerci ben böyle ağır içerikli roman okumayı seviyorum ama bu kitap sıkıcı olmaktan kurtulamamıştı.🤔
Bir Ursula kafası istiyorum.👵😊
hayranlık dolu bir yazı yazmayı umut ediyordum çünkü distopya ve ütopya çok severim ayrıca bilimkurgu ama sıkıldım bu kitabı okurken.güçler'de(yazısı için burayı tıklayınız) öyle beni sıkmıştı ve umduğumu bulamamııştım.haydi bakalım yerdeniz serisi nasıl acaba ? (yerdeniz resmi için buraya tıklayınız)

arka kapak:
"...Vermediğimiz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiç bir yerde değildir." Konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı.

"Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.

"Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin'in, Goldmann ve Goodman'ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlaki ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır."

distopik kalın :)

12 Mart 2017

kadınlar günü...

geçen yıl olduğu gibi bu yıl da kız kardeşimin müdiresi ve eşi(ayrıca komşumuz oluyorlar),kız kardeşimin müdür yardımcısı ve eşi (ki her ki cici aile bizim Ağrı'da ki en iyi dostlarımız) küçük bir sürprizle dünya kadınlr günümüzü kutladılar.küçük hediyelerle birbirimizi andık.bura da can dostumuz olduğunuz için çok teşekkür ederim.....
geçmiş kadılar gününüüz kutlu olsun.ne mutlu emekçi kadınlara...

11 Mart 2017

engels hayatı ve eserleri...


Adı üzerinde bir kitaptı.#engels'in kısa bir biyografisi ve Marksist görüşünün oluşum süreci,#marks'la yazışmaları ve çeşitli makalelerinden alıntılar.Ben sıkıldım,sevmedim.🤔

yöntem üzerine konuşmalar,deskartes...


#descartes'i çok ama seviyorum.#yöntemüzerinekonusmalar da yine felsefesine yakışır nitelikte dinamik,anlaşılır ve seri okunan bir kitaptı.severek okuduğum bir felsefi risaleydi.Kendi düşünce sistemini sohbet edasıyla çok sıcak bir şekilde anlatmış.


zemberek kuşunun güncesi,haruki murakami...



#murakami'nin en iyi kitabı #1q84 diyordum ama #zemberekkusununguncesi de onun kadar iyiymiş.Sadece lafı yine gereksiz uzatmış diye düşünüyorum.Uzun mektuplar,farklı karakterlerin uzun hayat anıları vs.Tam bir #harukimurakami kitabıydı,onun tavır ve tarzını,yazarlığını sonuna kadar yansıtıyordu.Psikolojik tahliller,"kuyu"gibi metaforlar,derin tarih bilgisi...her şey vardı.
Murakami'nin Uşikava adlı birinden hiç hoşlanmadığını hatta kötü bir anısı olduğunu düşünüyorum.🤔 Zira yine 1Q84'te olduğu gibi bu kitapta da Uşikava adlı karakter çok kıldı.😉
Okada'nın kedisinin kaybolup karısının terk etmesiyle birlikte gittikçe daha da absürtleşen hayat hikayesi.Merak içinde okuyorsunuz.
En güzel kitaplarından biriydi.


Japon edebiyatının aykırı çocuğu MURAKAMİ HARUKİ "Zemberek Kuşunun Güncesi" adlı, kendisine dünya
edebiyatında önemli bir yer açan romanıyla Türkçe'de. Onu İmkânsızın Şarkısı'yla tanıyan okurları yine keyifli
edebiyat dakikaları bekliyor. Toru'nun başına gelen olağandışı olaylar MURAKAMİ'nin hayalgücünün genişliğini bize bir kez daha gösteriyor. Gerçek ile olağanüstü arasında gidip gelen bu romanın, yazarın dünyasını okuyucuya cömertçe ve hiçbir sınır tanımadan sunduğu kesin. Üstelik cesur bir girişim bu. Yani Zemberekkuşu'nun Güncesi'nde MURAKAMİ'nin yetkin ve cesur kalemiyle bir kez daha buluşacaksınız.

keyifle kalın...

50 felsefe fikri,ben dupre...


2017'nin liste başı kitabım sanırım bu olacak.Muhteşem güzeldi.Felsefe Tarihine yön vermiş temel düşünceler,din felsefesinin temel sorunu "deliller",dünya düşünce tarihine yön vermiş temel kuram ve paradokslar....herşey herşey bu kitapta.
Yazarın tarafsız ve tam bir ilim adamı yaklaşımı takdire şayandı.
Herkese tavsiye ederim ki.🤗

Kabul, konuyu "Felsefe yapma!" diye kestirip atabilmek büyük konfor. Felsefenin çetin sorularıyla cebelleşmektense filozoflara fildişi kulelerde yaşayan ve "kaşıyacak bir şey olsun diye uyuz icat eden" gerçek hayattan kopuk muhteremler klişesiyle bakmak mümkün. Ama klişeler üstünden yaşamak yerine kendi yolumuzu çizmek istiyorsak, "ne yapabilirim?" değil "ne yapmalıyım?" sorusunun cevabını arıyorsak yüzümüzü dönmemiz gereken yer felsefedir. Bırakın hayattan kopuk olmayı, tam da hayatın özüne dair konuşan şey felsefedir.

Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Felsefe Fikri, anlatım dilinden tasarımına kadar kolay anlaşılabilir olmayı hedeflemiş, okuru dolambaçlı yollarda yalnız bırakmayan ideal bir felseye giriş kitabı. Her zaman felsefenin odağında olmuş bilgi, bilinç, kimlik, etik, hukuk ve estetik gibi kavramlar hakkındaki tartışmaları; kavanozdaki beyin problemi, Platon'un mağarası, berber paradoksu, ünlü "düşünüyorum öyleyse varım" önermesi ve tutuklu ikilemi gibi keyifli ve zihin açıcı başlıklar üzerinden okurla paylaşıyor. Önyargılarını kırıp adabıyla felsefe yapmak isteyen herkes için hayli faydalı bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)


felsefeyle kalın....

unutulmuş renkelr,Silvia G. Guirado


Bu tatlı kitabı en sonunda okudum.Bitirmeye kıyamadığımdan okumadığım doğrudur.😎
15 farklı ama ilintili hikayeden oluşuyor ve bence kesinlikle büyükler için hazırlanmış bir masal kitabı.Her hikayenin konusuyla ilintili #vintage ve #gotik resimler harika ötesiydi.
İçinizde ki çocuğu yitirneyin mesajlı bu kitabı küçük büyük herkese tavsiye ediyorum.


Hepimiz gibi Carmesina da özel. 

Bir gün, oldukça tuhaf bir kara kediyle konuştuktan sonra, Carmesina özel bir yeteneği olduğunu keşfeder. Henüz farkında olmasa da, yeteneği gri ve kasvetli dünyaya renk katmasını sağlar. Hem gerçek hem de okuyucunun insanlarla özdeşleştireceği kesin olan fantastik karakterlerin doldurduğu arkadaşlık, kahkaha, cesaret, doğa ve sevgi hakkında hikâyelerin bulunduğu dizideki ilk hikâye bu.

Unutulmuş Renkler ve Diğer Resimli Hikâyeler, on beş hikâye şeklinde okuyucuyu hayal ve hayal gücünde bir yolculuğa çıkarıyor.Yetişkinler düşünülerek yazılmış olsa da, hikâyeler çocuklar ve gençler için de uygun olabilecek şekilde canlı ve renkli bir tarzla yazılıp resimlendi.İçerikleri üzerine düşünmek, kendi başınızayken ya da gruplar halinde tadını çıkarmak için eski günlerdeki hikâyeciler gibi yüksek sesle okuyun.
(Tanıtım Bülteninden)

alice harikalar diyarında,Chauvel Collette


#aliceharikalardiyarinda hayranlığımı sağır sultan bile biliyor artık.O yüzden bu çizgi romanı görür görmez aldım Migros'tan ki zaten listemseydi.Ama hiç sevmedim çizimler çok iç karartıcı,karanlık ve kötüydü.:/
Sadece okumuş ve elde etmiş olmanın sevinci içindeyim.🙃

Evde keyfim ne kadar da yerindeydi... Bütün günümü büyüyüp küçülmekle geçirmiyordum, bana emir veren bir fare ya da tavşan yoktu... Şu yuvaya girdiğim için öyle pişmanım ki!
(Tanıtım Bülteninden)

2 Mart 2017

peygamberler tarihi,


İki haftadır elimde sürünen kitapçağızımı bitirdim.Şükür.Kitabı okurken göz yaşlarımın aktığı doğrudur.(Nasıl bir insan zihniyeti Rabbinin ona gönderdiği peygamberleri katledebilir.😟😨)
Kitabı çok sevdim ve bilmediğim pek çok ayrıntıyı öğrendim.Alan kitabı olarak ilgililerine,meraklı olarak herkese tavsiye ederim. 

arka kapak:

İbrahimi dinlere göre Tanrı tarafından yaratılan ilk insan. Her İbrâhimî dinde Âdem`e bakış açısı ve Âdem`in hikâyesi farklılık gösterse de özünde büyük oranda aynıdır. Sümer mitolojisinde yaratılmış ilk insan ve ilk kral olan Adapa diğer bazı unsurların yanında isimsel olarak da Âdem inancının kökenini oluşturmuş gözüküyor. Âdemin çamurdan, kaburga kemiğinden eşinin yaratılması, cennetten kovuluş, yasak meyve, yılan, Âdem'in bin yıla yakın yaşaması vb. temaları Sümer efsaneleri ile örtüşen motiflerdir.(Adem ve Adapa efsanesi arasındaki ilişki: Tevrat`ın Tekvin bölümüne Adem ile Nuh tufanı arasındaki geçen süre 1756 yıllık bir süreye karşılık gelmektedir. İslami anlayışın da ilgili hadislerin yol göstermesiyle aynı yönde geliştiğini söylemek mümkündür. Ibni Sad, Tabakat`ında Adem`le Musa arasında 3 bin yıllık bir zaman olduğunu kaydetmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)

başkaldıran insan,albert camus...


#albertcamus kesinlikle hayran olunacak bir yazar.Muazzam bir aydın.Bilmediği yok,okumadığı yok bir yazar.Zaten insan okumadıkça yazamaz.
#baskaldiraninsan deneme türünde bir eser,"Uyumsuz"un başkaldırısı.
Kimler yok ki kitapta:Hegel,Dostoyevski,Sade,Marks....roman kahramanları ve daha kimler.
Camus muazzam bir kitap eleştirmeni ayrıca.Okuduğu kitapları sindirmiş bir yazar.Müthiş bir eserdi.Canım Camus 😘

arka kapak:

"Başkaldıran İnsan", başkaldırının kendisidir, ama ılımlı ve insanın boyutlarında. "Başkaldıran İnsan", adalete ve özellikle doğruluğa vurgundur, mutlak olan'ın iğvasından, mitoslardan, gurur, horlanma ve kanın romantik başdönmelerinden uzak durur. Ama insan, ne ise, o olmaya yanaşmayan tek yaratıktır. Bu yadsıma onu intihara mı, yoksa bir başkasını öldürmeye mi götürür? "Hayır!" demeyi bilen insandır "Başkaldıran İnsan", ama kime, neye, nerede, nasıl? Başkaldıran insanı kuşatan 'hayır'ın içeriği nedir? Bunun yanıtı "Başkaldıran İnsan"da...

kkeyifli okumalar...

şubat ayında okuduklarım...

şubatın sonunda bronşite yakalanınca bereketsiz bir şekilde ayı tamamlamış olduk.bu yıl kasımdan beri iyileşemediğimiz de doğrudur.Allah tiz şifa versin inşllh.

işte şubatta bitenler....

posta kutusundaki mızıka,ali ural....


bugün iki okul arasında koşuştururkene #okudumbitti.🤓 Marta hızlı başladık maşllh.🖖
Mektup şeklinde yazılmış bu eser için denemevari,aforozmik biraz liirik ve farkındalık oluştırmak için yazıldığı hissedilen duygusal bir iç ses konuşması diyebiliriz.Keyifliydi sevgili Dost...


Sevgili Dost!

Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.

Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
(Arka Kapak)


keyifli okumalar...