virginia woolf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
virginia woolf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2017

Deniz Feneri,Wirginia Woolf...


 Yoruyon adamı #virginiaeoolf 🙈🙊😁
#denizfeneri Woolf'un en iyi romanıymış efenim.Ne bi olay örgüsü ne bi konu akışı nerdee hak getire.😀Edebiyatın asi kızı Woolf bilinç altı tekniğinin zirvelerine çıkmış.Eşcinsel bir feminist olan yazar hikayesini yine iki kadın üzerinden anlatmış.Biri sekiz çocuk sahibi Baayan Ramsay diğeri özgür kız ressam Lilly.

Ammaan aramızda kalsın içim şişti.🙉🙊🙈😶

Arka kapak 


İngiliz edebiyatının başyapıtlarından biri olan Deniz Feneri, son derece basit olay örgüsünün ardında yaratıcısının özyaşamının ayrıntılarını, toplumsal meselelere ilişkin sorgulamalarını, içgözlemlerini ve derin felsefi gizemleri barındırır.

Deniz Feneri 'nin merkezinde I. Dünya Savaşı'nın öncesinde ve sonrasında İskoçya'nın Skye Adası'ndaki evlerinde kalan Ramsay ailesi ve konukları vardır. Çocuklar oynarken, yetişkinler sohbet eder, düşüncelere dalar ve keşiflerde bulunur. Yapıtın roman türünde alışık olduğumuz anlatı sürekliliğini kesintiye uğratan yapısı ve her bir anlatıcının kendi bilinç akışının perspektifiyle çözülen olay örgüsü, bir deniz fenerinin kendi ekseni etrafında dönen ışığını andırır. Böylece Ramsay ailesinin sıradan gündelik yaşamı zaman, ölüm, toplumsal cinsiyet ve ahlak üzerine derin düşüncelere gömülür. 
(Tanıtım Bülteninden)

Dalgalar,Virginia Woolf...



#wirginiawoolf'un zekasına ve yazarlık üslubuna hayran kalmamak elde değil
#dalgalar'ı Deniz Feneri'nden daha çok sevdim.Okunması daha keyifliydi.Hikaye örgüsü,sebep-sonuç-zaman yine belirgin olmasa da kitabın içine daha çok giriyorsunuz.

Kitap da roman kahramanlarının gelişimine ve ruh hallerine dalgaların eşlik ettiği daha çok şiir tadunda bir eser.

Arka kapak:

Woolf 1920'lerin ortalarında Dalgalar'ı tasarlarken ortaya çıkacak romanın benzeri görülmemiş bir "melez" olacağından emindi. Şiirin coşkunluğuyla nesrin sıradanlığını kaynaştıran soyut ve gizemli bir yapıt, bir "oyunşiir", olay örgüsü yerine ritimle yazılmış "yepyeni türde bir kitap" vardı aklında. Birçok kişi tarafından yazarın en büyük başarısı olarak görülen Dalgalar, altı arkadaşın çocukluktan orta yaşa dek yaşamlarının; onları kuşatan dünyayı algılayışlarının ve kim olduklarını keşfedişlerinin izini sürer.
(Tanıtım Bülteninden)

Keyifle kalın....

31 Ekim 2016

kendime ait bir oda,virginia woolf..


Edebiyat dünyasının bu aykırı kızının kitapta ki feminist düşüncelerine katılmamak elde değil,hele de yalnız başına ayakta kalıp hayat mücadelesi veren bir kadın insansanız.Her kadınının kendine ait bir odası olması getektiğini söylerken bence güçlü bir metafor kullanmış.Kadının erkeğin karşısında ekonomik özgürlüğünü kazanması gerektiğini söylüyor bence.Yalnız keske bu güçlü mesajlarını okuyucuyu içine çekebilen bir dille söyleseymis.Gerçi #virginiawoolf'un okuyucuyu memnun etmek gibi bir kaygısı yok ancak okunurken de oldukça sıkıcı olabiliyor.Yine de
bu #kitap#bayandalloway 'den cok daha akıcı.Çağlar öncesinden gelen bu feminist çığlığa özellikle kadınların kulak vermesi getek.
Bir de erkeklerin ne düşündüğüne kulak asmadan YAZIN mesajı mükemmeldi.



"Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler, büyülü bir aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı. Böyle bir güç olmasaydı dünya hâlâ bataklık ve balta girmemiş ormanlardan ibaret olurdu. Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı... Çar ve Kayzer ne taç giyerler, ne de tahttan inerlerdi. Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar, bütün şiddet ya da kahramanlık eylemlerinde aynalar gereklidir. İşte bu yüzden Napoléon da Mussolini de kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcıdırlar, eğer onlar aşağıda olmasalardı kendileri büyüyemezlerdi."

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf'un 1928 yılında kapılarını kadınlara yeni yeni açmakta olan Cambridge Üniversitesi'ndeki kız öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenmiştir. İngiltere'de kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmelerinden bir yıl sonra yayımlanan kitap o tarihten günümüze feminizm tartışmalarının locus classicus'u olageldi. Jane Austen ve Charlotte Brontë'den, kadınların niçin bir Savaş ve Barış yazamadıklarına; Shakespeare'in hayali kız kardeşinden bugün de tartışılmaya devam eden kadının yoksulluğu ve namusu başlıklarına, hatta yaratıcılığın doğasına kadar uzanan geniş bir yelpazede kalemini özgürce oynatan Woolf, kadınlara edebiyat alanında bir çıkış yolu gösteriyor.

"Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır," diyen Virginia Woolf'un sesi, aradan geçen sekseni aşkın yıla rağmen gücünü ve etkinliğini koruyor.
(Tanıtım Bülteninden)

sesli kitap,ingilizce





keyifli okumalar...

23 Mayıs 2016

bayan dalloway,viginia woolf..


bir kitap,bir film.

virginia woolf'tan kafası karışık bir roman.
önce biraz teknik bilgi:
kitap bölümlerden oluşmadığı gibi kronolojik bir sıralamayla da ilerlemiyor.
o yüzden okumaya ilk başladığınız da kafanız bayağı karışıyor kim kimdi belli değil yani.
okumaya başladığım da ilk önce kendimi yüz yıllık yalnızlığı okuyor gibi hissettim ama daha sonra kitabı toparladım :)
dediğim gibi olayları yazar aklına ve ağzına geldiği gibi hemen yazmış.
bayan dalloway'den bahsederken bir de bakmışsınız ki semtimus'tan ya da peter'den ya da bayan dalloway'in kocası reachard'tan bahsedebiliyor.
hemen söyleyeyim bu şahısların kim olduğunu çözmek bile adeta bir mucize .)
hikayeyi bir bugünden bir geçmişten anlatıveriyor virginia woolf.
o yüzden karma karışık anlaşılması zor bir hal almış kitap.
yine de woolf arafından zekice kurgulanmış,klasik hikaye anlatıcılığının dışına çıkılmış.


 gelelim kitap hakkında ki düşüncelerime :
bayan dalloway güçlü,özgür ve biraz da eşcinsel eğilimi olan bir kadın.hayatından varoluşsal anlamda memnun.yazar bence dalloway'yle olmak istediği kişi olmuş.çünkü dalloway güzel olmasa da herkesi etkileyen ve hayranlık uyandıran özgür ruhlu bir kadın.ama yende ölümü düşünen bir kadın.dediğim gibi woolf,dalloway'le olmak istediği kişi olmuş.ayrıca daaloway'in gençlik dönemlerinde en yakın arkadaşı sally'e karşı eşcinsel eğilimi var ve yine en yakın arkadaşı peter geçen onca zamana ve dalloway'in evli olmasına rağmen hala dalloway'e  aşık.bu sonuca bakınca ve saatler filminde ki virginia woolf'un konuşmasını değerlendirince ki şöyle diyordu:"istemediğim bir yerde istemediğim bir hayatı yaşıyorum."gerçekten haklı olduğumu düşünüyorum,evet,virginia,dalloway'le olmak istediği kişi olmuş ve yaşamayı arzuladığı heyecanları dalloway üzerinden karşılamış.



böylelikle diyebiliriz ki woolf,bu kitabı yazarken daha intiharı aklına koymuş.
bir de şunu düşünüyorum ki bu sepimus kim yea,hala anlamadım.dalloway'le ne alakası var,dalloway'in verdiği partiye katıldı mı ?
kafamda deli sorular :)
cevap.aslında hiç karşılaşmadılar.septimus ölünce dalloway ölümü düşünmeye başlar böylelikle virginia woolf kendi bilinç alını dışarı vurur.yani ben böyle anladım.

250 sayfalık romanda tek bir paragraf hoşuma gitti.paragrafta parkta tek başına takılan bayan dalloway şöyle düşünüyordu:elli küsur yaşında bir kadın olmasına rağmen artık kalabalıklara ve sosyalleşmeye ihtiyaç duymadığını parkta oturduğu am o anın ona yettiğini ve sonuna kadar keyfini çıkardığını.
am varolluşsal bir yaklaşım ve al benden de o kadar bayan dalloway )
insan yaşlandıkça kalabalıklardan uzak durup kendi başına mutlu olmayı öğreniyor.


kitap böyle bir kitaptı daha çok şey yazabilirim üstüne ama bu kadarla yetineceğim zira üşeniyorum :)

son olarak şunu söyleyeyim ki kitabı hiç sevmedim.kronolojik sıralamaya göre yazılsaymış zaten vasat bir kitap olacakmış daha da bir işe yaramayacakmış.yani valla muhakkak okuyun,eksik kalmayın yok bilmem ne yapın denilecek ürden bir kitap değil.içim çıktı okurken.
işte böyle.







vikipedi:
Romanda, bir kadının bir gün boyunca yaşadıklarını, düşündüklerini zaman zaman geriye dönüş yöntemiyle anlatır.
Kitap, 1925 yılında tamamlanmasına rağmen yayınlanmadan önce Virginia Woolf tarafından üç kez tekrar yazılmıştır.[kaynak belirtilmeli]Kitabın ana karakterleri roman boyunca asla birbirleriyle karşılaşmamış olan Septimus Warren Smith ile Clarissa Dalloway'dir.
Yazar, kitapta zaman kavramını sürekli önde tuttuğundan başlangıçta kitaba "Saatler" ismini vermek istese de daha sonra "Mrs. Dalloway" isminde karar kılmıştır.
olay örgüsü
Roman, Clarissa Dalloway'in akşam evde vereceği parti için çiçek almak üzere dışarı çıkması ile başlar. Roman, Mrs. Dalloway'in zihninde geçmiş-günümüz arasında gel-gitlerle sürmektedir. Metin boyunca Septimus ile hiç karşılaşmayan Clarissa arasında bir bağ kurulur. Akşam parti de ise Septimus'un ölüm haberini alan Clarissa kendini Septimus'un yerine koymaktadır. Clarissa, parlement üyesi olan Richard ile evlidir, fakat mutsuzdur. Çünkü Clarissa erkeklerden fazla kadınlara ilgi duymaktadır. Zaten, romanda Sally ile öpüşmelerini hayatındaki en mutlu an olarak nitelendirmiştir. Clarissa, roman boyunca kafasında ölüm ile ilgili düşünceler vardır.
Yazar, romanında savaşı, toplumu ve ince bir şekilde de yönetim sistemini eleştirmektedir.

saatler
filmde virgina woolf'un bayan dallowaykitabını yazdığı döneme şahitlik ederiz.
üç farklı zamanda üç farklı kadının hikayesi..



vikipedi

Michael Cunningham'ın aynı adlı kitabından Saatler uyarlanan film yayınlandığı sene büyük ilgi görmüştür. Özellikle Virginia Woolf'un hayatından ve başyapıtı sayılan Mrs.Dalloway'den beslenen filmin yönetmeni Stephen Daldry'dir. Güçlü bir kadrosu olan filmde Nicole KidmanJulianne MooreMeryl StreepEd HarrisJohn C. ReillyStephen DillaneMiranda RichardsonToni Collettegibi isimler bulunmaktadır.
Yıl 1923, Virginia Woolf yatağından kalktıp eşi ile biraz konuştuktan sonra odasına çekiliyor. Yetenekleri ve imkânları kısıtlı bir halde kitabının ilk cümlesini düşünüyor. Biraz duraksadıktan sonra: "Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi."
Yıl 1951, Laura Brown gözlerini açıyor, yatağın içinde biraz durduktan sonra doğrulup kitabına uzanıyor. Kitabın kapağını açıyor ve ilk cümleden okumaya başlıyor. "Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi."
Yıl 2001, Clarissa Vaughan yatağından kalkıp yüzünü yıkamaya gidiyor, biraz duraksadıktan sonra: "Sally,sanırım çiçekleri kendim alacağım."
Bir yazar, bir okuyucu ve bir karakter üzerine kurulan kitabın fevkalade bir biçimde filme aktarımı ve alınan ilgi filmi başarılı kılıyor. Hikayeler sonunda birbirine bağlanıp her şey kesinleşiyor. Düşük bir bütçe ile çekilmesine rağmen büyük başarı kazandırması büyük bir ilgi odağıdır. Michael Cunningham'ın da sık sık çekimlerinde bulunduğu filmde en az kitabı kadar merak ve ilgi uyandırıcıdır.
Müziklerin filme uyumluluğu açısından büyük zorluk çekilse de,setin yardımına Philip Glass yetişiyor. Filmde ara sıra müziksel bir kopukluk olsa da,yine de müzik filme uyumluluk sağlamış durumda. Başta her dönem için farklı bir müzik yapılması düşünülmüşse de daha sonra bundan vazgeçilmiştir. Philip Glass'a göre müzik filmi daha anlaşılır kılacak,dönemler arasında bir bağ kuracaktı. Her döneme hitap ettiği için şarkılarda piyano tercih edilmiş,piyanonun yanında keman ve viyolonsele de yer verilmiştir.
Nicole Kidman, film için büyük değişiklik geçirmiş, sergilediği performans ile en iyi kadın oyuncu ödülünü almıştır. Özellikle ağlama sahnelerinde zorlanan oyuncular her şeye rağmen bu sahnelerde de en iyi performanslarını ortaya koymuşlardır.


keyifli okumalar,keyifli eyirler...
Related Posts with Thumbnails