polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2022

Evelyn Hardcastle'nin Yedi Ölümü,Stuart Turton....


 Evelyn Hardcastle'nin Yedi Ölümü,Stuart Turton....
Polisiye severleri buraya alayım🤗 Okuduğum en güzel cinayet romanıydı..🥰 Son yıllarda aşırı şiddet ve kan içerikli polisiye romanlar revaşta ki ben bu tarz polisiye hiç sevmiyorum.Her zaman Aghata Christie tarzı İngiliz asil zadeliğiyle işlenen şık,sofistike cinayetleri sevmişimdir🤭 bu kitapta o İngiliz tarzına sahip.Muhteşem bir kurgu ve ilk sayfasından merakınızı uyandırıp son sayfasına kadar temposunu hiç yitirmiyor.Yazarın kalemine bayıldım bundan sonra ne yazarsa okurum ki ilk kitabı olan bu cinayet romanı İngiltere'de de çok beğeni toplamış.
Her uyandığında başka bir bedende olan malikaneye hapis olmuş bir adam,her gün aynı saatte,aynı şekilde ölen bir kadın...Katil kimdi,cinayet sebebi neydi ve kahramanımızın o malikanede ne işi vardı...?
Muhteşem bir kurgu bu keyfi kaçırmayın.....


27 Ocak 2018

new york üçlemesi,paul auster...

new york üçlemesi


cam kent 


Çok keyifli ve bir zamanlar izlediğim Ferhan Şensoy'un "Varsayalım İsmail"i tadında bir #polisiyekitaptı.Akcı,seri bir dil ve merak ettiren bir kurguyla çok keyifle okunan bir kitap.Sonuna kadar merakla gelip sonunda şöyle bir 🤤 imociye dönüşüyorsunuz.🤗 #paulauster'e #leviathan'la başlamıştım ve #newyorkuclemesi ile gerisi geldi artık bu beğeniyle devam eder giderim.😍Auster'in yazarlık dilinde nedense bana hep Murakami'yi hatırlatan bir tad var.Haruki Murakami gibi mekanik,adeta ruhsuz bir üslubu olmasa da kurgu ve karakterleri nedense hep Murakami'yi hatırlatıyor bana.Ama daha keyif veren tadı tuzu olan bir yazarlığı var ve ben çok sevdim.
Polisiye severlere naçizhane tavsiyemdir.

arka kapak:

İnsanın sadece kentte değil kendi içinde de kaybolduğu, sonu gelmez bir dolambaca benzeyen New York sokaklarında takma adının maskesinden dışarı çIkmayan bir polisiye romanlar yazarı. Gece gelen gizemli telefonlar. Sonunda telefonda, “Beni öldürecekler. Beni korumanızı istiyorum,” diyen bir ses. Korunmak isteyen de takma ad kullanan biri. Dahası insanın tıpatıp aynısı olan ikinci kişiler. Ve bütün bunların yazıldığı kırmızı bir defter. Paul Auster’ın ve eşinin de karakterler arasında yer aldığı çarpıcı, aklı karıştırıcı bir roman.
Hayaletler

*

İkinci kitabı ilki kadar beğenmedim ne yazık ki.Bütün karakyer adları renklerden oluşuyor ce akılda tutamıyorsun mavi mi oturmuştu yoksa turuncu mu konuşmuştu diye.Kildı son kitap,üçleme tamamlanınca bir anlam kazanacak belli ki.
Arka kapak:
Mavi, bir özel dedektif. Müşterisi Beyaz için Turuncu Cadde’de oturan Siyah’ı izleyip hakkında ayrıntılı rapor yazmaya çalışıyor. İnsanların sadece renklerle var olduğu, kimin gerçek, kimin hayal ürünü ya da hayalet olduğu anlaşılmayan bir ortamda gerilim yaratan olaylar sonunda Mavi, neredeyse Siyah’ın yaşamı içinde kaybolma noktasına geliyor. Bir başkasını izleme teması üzerine kurulu polisiye roman şablonu bu kitapta kişinin kendi kendini izlemesi sonucuna vararak genel geçer klişenin dışında bir özgünlük taşıyor. Kişilerin benlik arayışları ve gerçek arasındaki ilişkiler, Paul Auster’ın akıcı diliyle hayata geçiyor.
Ve havada asılı kalan şu soru:

“Kırmızı defterde boş sayfa kalmayınca ne olacak?”
kilitli oda

New York üçlemesini bitirmiş bulunuyorum.Üç,ikiden güzeldi ama bir her ikisindende güzeldi.Auster her halukarda keyifli bir yazar.

Paul Auster Kilitli Oda’da kahramanlarını soyut ya da somut kilitli odalara sokarak, özgürlüklerini ancak oradan kaçmakla elde edebilecekleri bir New York üçlemesini bitirmiş bulunuyorum.Üç,ikiden güzeldi ama bir her ikisindende güzeldi.Auster her  dünya kuruyor. Romanın kahramanı, romancı olmayı isteyen ama o yaratıcı yeteneğe sahip olmayan biri. Umutsuzluğunun son noktasIna geldiği sırada çocukluk arkadaşı olan ama uzun zamandır görmediği bir yazar, geride karısını, çocuğunu ve kilit altında sakladığı roman, oyun ve şiir dosyalarını bırakarak ortadan kayboluyor. Romancı olmaya heveslenen kahramanımız kaybolan kişinin kimliğiyle özlediği şan ve şöhrete kavuşabilir mi? yoksa kendi kurduğu bir tuzağın tutsağı mı olur? Paul Auster polisiye tadındaki bu romanında benliğin kilitli kapılarını zorluyor.
keyifle kalın...

27 Eylül 2017

kahin,günay gafur...


#kahin bitti okuduğum en iyi #turk #polisiye #roman'dı.Sanki yabancı bir yazar okuyor gibiydim.#gunaygafur'u gerçekten tebrik ediyorum.👏 Fantastik unsurlarla bielikte kuantumu hikayesine çok güzel harmanlamış.750 sayfa boyunca merak,macera ve adrenalin hiç düşmüyor.Tek sayfasında bile sıkılmadım.Kitabın sonuna doğru bazı tahminlerimin doğru çıkması bence okuyucuya yapılmış bir jest,insan kendini kitap karşısında güçlü hissediyor.Ama final gerçekten okuyucuyu ters köse eden cinstendi.😲👌 Ciltli kapak ve 750 sayfasından dolayı okurken kolunuz ağrısa da kitap bitiminde durum şu:💪💪😃Kan,
vahşet ve şiddet içermeyen,insanın midesini kaldırmayan bir polisiye olmasından dolayı da ayrıca tebrik ve takdire şayan buldum.Polisiye severlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir kitap.Fizik,kuantum,
macera,adrenalin...her şey var.Keyifle okunan bir kitap.... ☕


Gelecekten haberler veren bir yabancı... Fizik ile metafizik arasında yüzlerce yıldır süregelen savaş, ölüm ve karanlık kokan dizelerde son bulan şiirsel bulmacalar... Kuantum fiziği, gizemli parçacıklar ve peş peşe yaşanan esrarengiz ölümler... Her şey bir e-mail ile başladı. Ürkütücü bir oyundan ve dakikalar sonra olacaklardan bahseden gizemli, esrarengiz cümleler... Bu, Kâhin'in ilk mesajıydı ya da ilk kehaneti... Tıpkı sonraki günlerde gerçekleşecek diğer kehanetler gibi... Gerçekliğin kıyısında gezinilen ürkütücü bir yolculuk... Aklın sınırlarını zorlayan kusursuz bir plan, ürkütücü bir oyundan ve dakikalar sonra olacaklardan bahseden eşsiz bir kurgu...
(Tanıtım Bülteninden)

karanlık sular,paula hawkins...


#paulahawkins#trendekikız'dan sonra güzel bir polisiye kurguyla dönüş yapmış ama kitap boyunca kimin kim olduğunu çözene kadar zorluk çektiğimi de itiraf edeyim.Kitap şimdiki zaman ve geriye dönüşlerle zamanlanmış ve şiddet,vıcık vıcık vahşet içermeyen sakin bir cinayet romanı.Ben seviyom bu tarzı yaf 😁


Yayımlandığı andan itibaren çoksatan listelerini altüst eden, pek çoklarınca yılın kitabı seçilen, son yılların en önemli gerilim romanı TRENDEKİ KIZ’ın yazarı Paula Hawkins’ten gizem dolu yepyeni bir roman!

Nefes almak giderek daha da zorlaşacak.

Ölümünden birkaç gün önce Nel yardım istemek üzere kız kardeşine telefon eder. Ancak kardeşi Jules yanıt vermez ve yardım çağrısını geri çevirir. Birkaç gün sonra Nel’in ölüm haberi gelir. Jules ise kaçtığı ve gelmemeye yemin ettiği kasabaya, geride kalan yeğenine bakmak için dönmek zorunda kalır.
Ancak Jules dehşet içerisindedir. Çok korkmuştur. Anımsamak istemediği hatıraları su yüzüne çıkarken, Nel’in intihar etmeyeceğine de giderek ikna olur. Bunların ötesinde Jules sudan korkmaktadır, özellikle de Ölüm Göleti dönen o korku verici yerden...

“Karanlık Sular’ın, Trendeki Kız kadar iyi olup olmadığını merak mı ediyorsunuz? Çok daha iyi!”
-Clare Mackintosh-

“Başından sonuna kadar Hitchcockvari bir hava taşıyan, eşsiz bir kitap.”
-New York Times-

“Bu kitap harcadığınız her saniyenin hakkını veriyor.”
-Publishers Weekly-

“Sürprizli sonları seven okurlar için vazgeçilmez olacak bir kitap.”
-Library Journal-

“Muhteşem bir kitap!”
-Joanna Cannon-

“Karanlık, rahatsız edici ve sürükleyici.”
-Gilly Macmillan-

“Hawkins, psikolojik gerilim türünü değiştiren ve günümüzde yazan kadın yazarlar arasında başı çekiyor.”
-Vogue-

“Bağımlılık yapacak türden.”
-Marie Claire-

“Hawkins baş döndürücü anlatısına daha güçlü bir şekilde geri dönüyor.”
-Booklist (starred review)-
 (Tanıtım Bülteninden)

piyonun son hamlesi,


#piyonunsonhamlesi sizi yormayan,tiksindirmeyen ve vahşet içermeyen sakin bir #polisiye #roman,gayet seri ilerliyor tam benim sevdiğim türden.Ama aşırı bir şekilde haayraan kaldığımı da söyleyemem.Ama polisiye severlere gayet rahat tavsiye edebilirim keyif alarak okuyabilirsiniz.


"Kesinlikle okuduğum romanların en iyilerinden biri diyebilirim!"
-Tess Gerritsen-

Kanımda cinayet akıyordu. DNA'mın iki ipliğinde de cinayet yazılıydı. Bundan kaçmak için elimden geleni yapmıştım, ama nereye gidersem gideyim, orada da aynı kişiyim. Lana Granger, psikolojik sorunların yanı sıra cinsel kimlik karmaşası yaşayan ve sırları olan genç bir kızdır. Buna rağmen okul hayatında oldukça başarılıdır. Üniversite eğitiminin son yılında annesinin vasiyeti üzerine işe girerek kendi ayakları üzerinde durmak için çocuk bakıcısı olarak çalışmaya başlar. Bakıcılığını üstlendiği on bir yaşındaki Luke da kendisi gibi sorunlu bir çocuktur. Fakat zaman geçtikçe Lana, onun yalnızca çocuklara mahsus problemleri olmadığını, bunun da ötesinde tehlikeli biri olduğunu fark eder. Lana'yı içinden çıkılmaz bir girdabın ortasına sürükleyecek ve herkesten gizleyerek maziye gömdüğünü sandığı ölümcül sır, bu esrarengiz çocuğun eline geçmiş olabilir miydi? Belki de geçmişine ait eksik parçalardan biri Luke'un ta kendisiydi…

"Entrika ve gizemin kendini çokça hissettirdiği, sürprizlere açık bir gerilim."
-The New York Times-

"Sizi ters köşe yapıp hiç beklemediğiniz bir finale imza atacak sıra dışı bir roman."
-USA Today-

Türünün en iyilerinden, sürükleyici bir psikolojik gerilim. Lisa Unger'in romanlarıyla henüz tanışmadıysanız, başlamak için ne bekliyorsunuz?
-Harlan Coben- 
(Tanıtım Bülteninden)
keyifle kalın...

şizofren,wulf dorn..


#fobi'dem sonra #wulfdorn'dan okuduğum ikinci kitap oldu.
Doğrusu yine soluksuz okudum.
Kansız,vahşetsiz,iğrençlıklerin olmadığı ama heyecanı,merakı ve adrenalini zirvede bir #polisiye romandı.Heyecanla okudum ve gelsin yazarın yeni kitapları diyorum.
Polisiye severlerin es geçmemesi gereken bir yazar keşfetmenin mutlu sevinci içerisindeyim efendim.😁

Ne kadar zaman geçtiği önemli değil
Ne kadar değiştiğin önemli değil
Sessizlik seni çıldırtmaya devam edecek
Ve dehşetin soğuk pençesini hissedeceksin

Psikiyatr Jan Forstner başarısız bir evlilikten ve işini kaybettikten sonra doğduğu yer olan Kahlenberg'e geri döner. Yirmi üç yıl önce, küçük kardeşi iz bırakmadan ortadan yok olmuş, hemen ardından babası bir araba kazasında ölmüştür. Kardeşinin başına gelenlerle ilgili belirsizlik ve babasının korkunç kaybı Jan'ın ruhsal durumunu belirler ve onu rahat bırakmaz.
Kâbuslarını geride bırakmayı ve tekrar yaşamaya başlamayı istiyordur, ama klinikteki bir hasta intihar edince, Jan kendisini yirmi üç yıldır gizli kalmış korkunç sırrı açığa çıkaracak olan soruşturmanın içinde bulur...

"Dorn'un sürekli heyecan veren tarzı tüylerinizi ürpertecek. Okurlar için tam bir zevk." Amazon.de

"Akıcılığı ve hızlı temposuyla sıra dışı bir roman." 
Bookreporter

"Sizi ele geçiriyor, şaşırtıcı ve nefes kesici. Okurlara tavsiyemiz!" 
Hörzu

"Wulf Dorn ikinci kitabında da okurlara uykusuz geceler geçirtmeyi başarmış görünüyor. (...) Beni baştan sona heyecanlandıran, sıra dışı bir macera." 
Uwe Madel

"Wulf Dorn Alman polisiye yazarlarından çok azının farklı bir şekilde heyecanlı, sürükleyici eserler yazabildiğinin bilincinde. Okur, kitabın sonuna dek karanlıkta el yordamıyla ilerliyor. Sonu da oldukça şaşırtıcı ve heyecanlı. Bu polisiye filme çekilmeye değer." 
Academic World

"Wulf Dorn, ilk romanı Psikiyatrist'in mükemmel başarısından sonra Şizofren'le okuru yine mükemmel bir psikolojik maceraya sürüklüyor."
RTL Radio
iyi okumalar...

fobi,wulf dorn...



Soluksuz okudum yahu.Harika bir gerilim romanıydı.Ben bu tarz gerilim seviyorum işte.Aşırı kan,vahşet,şiddet içeren kitaplar rahatsız edici oluyor zira.(Böyle kitapları ne kadar kişiokuyor bilemiyorum ama zaten hoşgörüsüzlüğün hat safhada yaşandığı bir dönemdeyiz,şişşt denilse millet birbirine şiddet uyguluyor çok daha kötüsü komşu tartışmaları bile ölümle sonuçlanabiliyor...:/ Aşırı kan ve şiddet içeren kitapların ve filmlerin insan psikolojisini kötü yönde etkilediğini düşünüyorum.Şiddette meylettiriyor bence.Çok okumayan bir ülke olduğumuzdan yakınıldoğına göre bu tarz kitaplar değilde film ya da diziler mi etkiliyor🤔Tam bir sosyolojik ve psikolojik araştırma konusu...)Kitabın gerilimi tam kıvamındaydı ve vıcık vıcık şiddet ve kan yoktu.Bu saate kadar kalkamadım başından.Yazarın çok sevildiği kadar varmış.Ilk işim diğer kitaplarını edinmek olacak.Heyecandan adrenalinim arttı resmen.😶Gerilim ve polisiye severlere şiddet içermeyen aşırı bir yoğunlukta tavsiye olunur efem.😶


Fobi kapıları kilitle! Korku soğuk hava gibi içeri sızmak istiyor…

Dondurucu bir kış gecesi kocasının arabası evin önünde durur. Sarah kocasını karşılamaya iner ama mutfaktaki adamın o olmadığını anlar. Yabancı eve arabalarıyla gelmiş, içeri kocasının anahtarıyla girmiş ve onun gibi giyinmiştir. Sarah'nın ise yüzünde yara izleri olan ve kendisine karısıymış gibi davranan bu adama inanmış gibi yapmaktan başka çaresi yoktur, çünkü altı yaşındaki oğlu Harvey yukarıda uyumaktadır. Kendisi ve oğlu kestiremediği bir tehlikenin ortasındadır. Kocası kayıptır. Sarah'nın kâbusu ve mücadelesi işte o gece başlayacaktır…

"Ürkütücü! Dorn okuduktan sonra insan ışığın değerini daha iyi anlıyor." 
-Bunte-

"Dorn okuyucuyu büyülüyor ve korku dolu bu hikâyeyi gerçekte yaşıyormuş gibi hissettirmeyi ustaca başarıyor. Dâhiyane."
-Paul Cleave-

"Wulf Dorn bu işi iyi biliyor. Abartılı bir dil kullanmıyor ve ucuz numaralara kalkışmıyor." 
-Süddeutsche Zeitung-

"Çok zekice yazılmış, bir nefeste okunan bir roman." 
-Andreas Eschbach-

"Almanya'nın en iyi psikolojik gerilim romancılarından biri." 
-Brigitte-

"Wulf Dorn'un yazım sanatı hayatımızdaki deliliğin labirentlerinde gezinerek okuyucularına ipuçları bırakıyor ve gerilim türünü adeta baştan yaratıyor." 
-La Stampa-

"Heyecandan ve meraktan sizi uykusuz bırakacak nefes kesici bir gerilim." 
-Ruhr Nachrichten-
(Tanıtım Bülteninden)


keyifli okumalar...

18 Kasım 2016

kırmızı pazartesi,gabriel garcia marquez..


marquez'in yazarlık dili iskender pala'ya çok benziyor.kitabın ilk elli sayfası kim kimdi,olay neydi anlamadan geçip yarış atı gibi sonradan açılıyor.ama her halukar da marquez'in yazarlık dili oldukça karışık çok dikkatli okumak gerekiyor.

izleyenler bilirler hugh grant2in dört nikah bir cenaze adlı bir filmi vardı he işte kırmızı pazarteside bir nikah ve bir cenazeyi anlatıyor.

cenazenin sebebi bir cinayet,yazar polisiye roman olayını çok farklı bir şekilde ele almış.cinayetin işleneceğini daha en baştan biliyorsunuz,katil kim,maktul kim,sebep ne hep belli.ama yine de kitabı sonuna kadar okumaya devam ediyorsunuz.yazarlık ustalığı denilen şey de bu olsa gerektir.

yalnız şunu da belirtmeden edemeyeceğim yine de tatsız tuzsuz bir romandı..

marquez'i yıllar önce (iki bin on,iki bin on bir artık Allah bilir :) yüz yıllık yalnızlık kitabından bir alıntı okuduğumda listeme eklemiş ve en nihayetinde okuma fırsatı bulmuş bir okuyucuyum.



Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez'in 1981'de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya'da, hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar'ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli. Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin potresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruhçözümü niteliği de kazanmış oluyor.


keyifli okumalar....

26 Haziran 2016

trendeki kız,paula hawkins..


trendeki kızı iki günde büyük bir keyifle okudum.
sakin sakin hiç telaşeye mahal vermeden ilerleyen bir polisiye kitaptı.
son dönemde polisiye denilince herkesin aklına hunharca işlenen cinayetler ve aşırı bir gerilim geldiği için ki yazılan kitaplar hep o minvaldeler.bu kitaap o tarz severlere biraz yavan gelebilir.ama ben aghata teyzeminki gibin sakin sakin işlenmiş ve anlatılmış cinayet hikayeleri sevddiğimden bu kitap çok hoşuma gitti.
tess gritssen'de ki yaşadığım hayal kırıklığından sora pek tess ablamı okur muyum bilmem ama
paula haawkins okumaya çekinmeden devam ederim.
polisiye severler için sakin,sesiz amma velakin tek bir sayfasında bile merakın azalmadığı,seri ve akıcı bir dille yazılmış bir polisiye roman.
tevsiyedir efenim.


Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.

"Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!" 
-S.J. Watson-

"Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock'u." -Terry Hayes-

"Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman." 
-Lisa Gardner-

"Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!" 
-Publishers Weekly-

"Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar." -Kirkus-

"Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor." 
-Entertainment Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)


keyifli okumalar....

8 Haziran 2016

siyah kan,jean-christophe grange

siyah kan,yazarın,kaiken'ninden önce okuduğum ilk kitabıydı.tam final haftasına denk geldi ve bitme süresi iki haftaya yayıldı.
ne kitaptı bee arkadaş.
bu kitabı bana öğremen arkadaşım elif namı diğer pikaçu hediye aldı.
sana bu kitabı alacağım ve çok beğeneceksin,senin tarzın demişti.
doğru da demiş.
adrenalini,ger,ilimi,dehşeti çok yüksek bir kitaptı.
amma şunu hemen söyleyeyim (tikkat tikkat sipoiler :P içerir :) )
marc'ın katil olduğunu ben biliyorduuum :)
kitap çok iyiydi ama sonu bence gereksiz uzatılmıştı.
tam zirvede bitirememiş yazar kitabı bence.
o raverdi o kazada ölecekti arkadaş :)



 cinayet romanı,gerilim ve macera seviyorsanız bu kitap tam size göre.kaçırmayın derim.
son olaak şunu söylemek isterim :polisiye gerilimin geriden başa doğru işlenilmiş hali bu kitap.ölenler belli,katil belli
peki ama ya neden ?
işte nedeni için kitabı okuyun.


















Güneydoğu Asya'da, Yengeç Dönencesi ile Ekvator çizgisi arasında bir yerlerde bir yol vardır. Siyah kanla çizilmiş bir yol. Korkunun ve ölümün hakim olduğu bir yol. 

PARİS. İlk temas. KUALA LUMPUR. Hayat Yolu. Uçuşan ve Çoğalan. Sonsuzluğun İşaretleri. KAMBOÇYA. Bal ve Fresk. TAYLAND. Arınma Odası. Dünyadan soyutlanmış bu mekanda neler olduğunu anlayacaksınız! BANGKOK. Gerçeğin Rengi aynı zamanda Yalanın da Rengi'dir! Ve PARİS. Her şey sona ermedi, yeni başlıyor. 
ÇABUK SAKLAN, BABA GELİYOR!


keyiifli okumalar....


1 Eylül 2015

milenyum serisi 3,steig larrson.

arı kovanına çomak sokan kız
ilk iki kitaptan sonra üçüncü kitap için beklentiler çok 
yükseliyor ama kitap beklentimi karşılamadı ne yazık ki.
800 sayfa bence son kitap için fazla olmuş.
son kitapta ilk iki kitabın karakterlerinin yanında ekstra karakterlerinde hikayeleri devreye giriyor.yazar hikayeyi uzatmak istemiş bence.son kitap için onca olaylar zincirinin ve iki kitabın birikiminin ardından slander'ın mahkemesinin tek duruşmada bitmesi bence olmamışı.gerçi anika savcının baş tanığını yerle bir etti ama yine de tek duruşma  da her şey bitmemeliydi.
neyse seri kitap olması hasebiyle son kitabın okunması şart.ama ben ilk iki kitap kadar son kitabı sevmedim.


ejderha dövmeli kız kesinlikle okunması gereken kitaplar şeklinde ki liselere girmese de polisiye severlerin bence muhakkak okuması gerekenlerden.
keyifli okumalar..

23 Ağustos 2015

milenyum serisi 2,steig larsson

ateşle oynayan kız
ikinci kitapta bitti.çok güzel bir romandı.
birinci kitapta olaylar önde karakterler arkadaydı,ikinci kitapta ise karakterler önde olaylar arkada ama ne adrenalin düşüyor ne de olayların heyecanı azalıyor.
yazar ilk kitabı ikinci ve üçüncü için temel atmak amacıyla yazmış sanki.ikinci kitapla birlikte slander'in kim olduğu tüm çıplaklığıyla ortaya dökülüyor.üçüncü kitapta da dava süreci işlenecek belli ki,şuan da üçe başladım.
polisiye seviyorsanız kesinlikle es geçilmemesi gereken bir kitap.
yazarın kitapların başarısını görmeden ölmesi ise tam bir talihsizlik.
üçüncü kitapla birlikte 2307 sayfalık bir maceraya ulaşıyor kitap ve tek bir paragrafını bile sıkılıp atlamıyorsunuz.polisiye ya da macera severlere kesinlikle tavsiye ederim.


İlkinden daha etkileyici ve daha şaşırtıcı... Bu roman okurları esir edecek.
-SUNDAY TIMES
Eğer hâlâ Ejderha Dövmeli Kızı okumadıysanız, bu övgüyü okumayı bırakın ve bir tane alıp okumaya başlayın...


keyifli okumalar..

23 Temmuz 2015

şah mat,mario mazzanti.

bir cinayet romanında maksimum kaç cinayet işlenir ?kitap bitene kadar 6 kişi öldü.o kadar ölüye helva yetişmezdi be.hemde ne ölüm kan gövdeyi götürdü. vampir sever kişiliğim ama maktül sever bi kişilik değilim.smile ifade simgesi polisiye roman severlere hitap eden bir kitaptı onlara tavsiye edilir.
ejderha dövmeli kız kitabında ki polisiye daha heyecan verici ve merak uyandırıcıydı ayrıca karakterler çok daha canlıydı.şah mat'ta ise kitap ilerledikçe yeni cinatler işleniyor yeni karakterler kitaba giriyordu.en sonunda kim kimdi  aklımda tutmaktan vazgeçtim.
ama kitabın polisiyesi fena değildi.merakla kendini okutuyordu.
sonu daha parlak olabilirdi.claps'e yazık oldu.:)


Polisle satranç oynayan bir seri katil...

Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.

"Mario Mazzanti ilk kitabını en lezzetli malzemeleri karıştırarak hazırlamış: Satranç, edebiyat, sinema, opera ve asıl mesleği olan cerrahlık."
-Paperblog-

"Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçeğin insanın en karanlık hırslarında gizlendiği nefeslerinizi kesecek bir gerilim romanı."
-La Feltrinelli-
(Tanıtım Bülteninden)

polisiye severlere iyi bir  gerilim ve keyif vadeden bir kiatptı.keyifli okumalar.

13 Temmuz 2015

milenyum serisi 1,stieg larsson

ejderha dövmeli kız
kpss macerası sonunda bitti.ama kpss'den çok bahsetmek isemiyorum.sadece şu kadarını söyleyebilirim elhmdülilah gayet güzeldi.
geçen hafta okuyup bitirdiğim ejderha dövmeli kız kitabı bu postun baş rol oyuncusu.
çok akıcı,heyecanlı oldukça güzel bir kitaptı.kahramanlar oldukça canlıydı.seri giden,heyecanlı bir polisiye olmuş ilk kitap.600 küsür sayfalık roman hiç sıkılmadan çarçabuk bitiyor.sırada serinin diğer iki kitabı var ama hemen okumaya başlamıycam.şu anda şah mat'ı okuyorum.
lafın kısası elinizde varsa okuyun,yaz tatili için ideal bir kitap.
yazarı oldukça talihsiz biri.neden derseniz kitaplar yayımlanmadan önce vefat emmiş.haliyle kitapların başarısını görememiş ne yazık ki.


arka kapak:
41 ülkede rekor satış yapan kitaplarının başarısını göremeden 50 yaşında hayata veda eden İsveçli gazeteci Stieg Larsson'un zihne kazınacak sahneler, çarpıcı ve canlı karakterler, okurları adeta yerlerine çivileyecek sürükleyici bir kurgu ile her sayfasını ağır ağır ve dokuyarak yazdığı Millennium serisinin ilk kitabı Ejderha Dövmeli Kız'ı okuduktan sonra, Gefle Dagblad gibi 'bundan daha iyisi yapılamaz' diyebilirsiniz. Ama bu erken bir karar olabilir. Son sözü söylemeden ikincisini beklemenizi tavsiye ederiz. 

keyifli okumlar..

4 Temmuz 2014

gençosman denizci,buz yürekler..

aylardır elimde olan kitabın sadece ilk birkaç bölümünü okuyabilmişken tam sınav arefesi bir günde bitirdim.internet,telefon vs yokken demek ki daha iyi kitap okunuyormuş.bu bana iyi bir ders oldu.
bundan sonra böyle yapacağım inş.
şimdi kitap hakkında konuşmaya başlayabilirim ;
biraz evvel de söylediğim gibi bir gün de bitecek bir kitap.baştan biraz sıkılıyorsunuz ama sonradan adrenalin artıyor ve katil kim merakı içinde kitabı bitiriyorsunuz.doğrusu yazar sağ gösterip sol çakmış.cinayet romanı olması hasebiyle böyle sonuşçlanmasını bekliyordum ama katilin kim olduğunu öğrenince doğrusu şaşırdım.
ama yer yer aklımdan geçmedi de değil he :)
kitabın giriş bölümü açıkçası sıkıcıydı,hiç bitmeyecek sandım.bir de yazar diyalogları çok uzatmış ve resmileştirmiş.kitabın pek çok bölümünde insanlar bu kadar resmi ve saygılı konuşuyor mu ki dedirtiyor insana.bir de yazar okuyucuya düşünmesi ve yorum yapması için hiç fırsat tanımamış.pek çok yerde kendi düşünce ve inanç tarzını deşifre etmiş.biraz daha kendini gizemli tutsaydı ve düşüncelere ve hislere müdahil olmasaydı bence bir polisiye roman için çok daha güzel olurdu.
bu olay bana lise zamanımda okuduğum stendall'ın kırmızı ve siyah'ını hatırlattı.en beğendiğim,üzerimde çok etkisinin kaldığı bir kitaptır.o güne kadar okuduğum diğer kitapların tarzından çok farklıydı o kitabın tarzı.stendall hiç beklenmedik zamanlarda ortaya çıkıyor olaylar ve kişiler hakkında kendi fikir ve tahminlerini söylüyor ve sonra geldiği kapıdan tekrar çıkıp gidiyordu.
ama bu kitapta dediğim gibi yazar çok fazla kendini deşifre etmiş.

kitabın en dikkat çekici yönü ise;bir memleket gerçeği olan töre cinayetlerine değinmesiydi.bu açıdan önemli bir sosyal konuya değindiği için türlerinden kendini ayırıyor kitap.ayrıca tarihi eser kaçakçılığına da değinmesi bence çok güzel ve önemliydi.romanı okurken yazar,okuyucuyu bu konular hakkında düşündürüp bilgilendiriyor.bir romandan beklenmeyen güzel ve sorumluluk sahibi bir hareketti bence.


romanın konusundan bahsetmeyeceğim zira neresini anlatmaya kalksam sonu  hakkında bir ipucu veririm diye endişeleniyorum.o yüzden siz alıp okuyun.
ayrıca şuna da değinmeden geçemeyeceğim kahraman tazeoğlu'nu saçma sapan lise seviyesinde ki bukre'sini okuyacağınıza,ki ben okuyup zaman kaybettim,bbu kitabı okuyun derim.
türkiye'de doğrusu çok fazla polisiye yazılıyor mu bilmiyorum ama alınıp okunması gerek bence.devamının gelmesi açısından.

bir de itirazım var medyanın,sosyal medyanın çok yazarı ve kitabı şişirmesine.bize böyle vakit kaybettiriyorlar işte.sırıtımız sağlam olsaydı bizde bir türlü tamamlayamadığımız bilim-kurgu romanımızı yayımlardık :) bukre ve onun gibileremaruz kalmadık.valla yazar kusura bakmasın ya.lise kızı romanıydı napim.


alıntı:
Nehirde balık avlamaya giden üç kafadar, balık yerine genç bir kızın cesediyle karşılaşırlar.Cesedin, bulunmasının ardından gözüpek Başkomiser Fatih Korkmaz, Erzincan Cumhuriyet Savcısı olan dayısı sayesinde soruşturmaya dâhil olur. Baş döndürücü bir hızla şüphelilerin peşine düşen Başkomiser Fatih, şehirlerarasında adeta mekik dokur. Cinayeti çözüme kavuşturmak için inanılmaz bir efor sarf ettiği sırada, ikinci bir cinayetin daha işlenmiş olduğunu öğrenir.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Amiri olan Başkomiser Fatih Korkmaz, aynı zamanda tarihi eserler konusunda uzmandır. Bir yanda tarihi eser kaçakçılarıyla mücadele ederken diğer yanda cinayetleri çözmek için uğraşan tecrübeli bir polistir.

Türkiye’nin dünyaca ünlü bazı tarihi mekânları hakkında kısa bilgiler de veren elinizdeki bu sürükleyici cinayet romanında, son birkaç sayfaya kadar katilin kim olduğunu merak edecek ve bir solukta okuyacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

gençosman denici


1964yılında rize'de doğdu.1993 yılında anadolu üniversitesi açık öğretim fakultesinden mezun oldu.maliyet muhasebesi uzmanıdır.evli ve üç çocuk babası olan yazar aynı zamanda bir şairdir..

polisiye romanı severlere hitap eden bir roman.
keyifle okuyun..
Related Posts with Thumbnails