müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2025

Savage Garden ..


 Maybe it's intuition
But somethings you just don't question
Like in your eyes, I see my future in an instant
And there it goes, I think I've found my best friend
I know that it might sound more than a little crazy, but I believe
I knew I loved you before I met you
I think I dreamed you into life
I knew I loved you before I met you
I have been waiting all my life
There's just no rhyme or reason
Only a sense of completion
And in your eyes, I see the missing pieces
I'm searching for, I think I've found my way home
I know that it might sound more than a little crazy, but I believe
I knew I loved you before I met you
I think I dreamed you into life
I knew I loved you before I met you
I have been waiting all my life
A thousand angels dance around you
(Ooh hoo, hoo ooo, hoo ooo, hoo hoo hoo)
I am complete now that I've found you
I knew I loved you before I met you
I think I dreamed you into life
I knew I loved you before I met you
I have been waiting all my life
I knew I loved you before I met you
I think I dreamed you into life
I knew I loved you before I met you
I have been waiting all my life
I knew I loved you before I met you
I knew I loved you
I knew I loved you before I met you
I knew I loved you
I knew I loved you before I met you
I knew I loved you before I met you, I knew I loved you
I knew I loved you before I met







Ozan Doğulu'ya da Yasemin Levy'e de bu şarkıyla cevap vermek istiyorum...

El cevap ..

Tenin zindan fikrim düşman 
Kalan mağdur giden pişman 
Gel gör ki aşk sebepmiş 
Bak bitince dağılıyor insan 
Vefasız hiç düşündün mü? 
Kaldım mı? yoksa öldüm mü? 
Her gece her yanım titrerken 
Benim gibi kaderine sövdün mü?

Adio Kerida....

Elveda Sevgilim
 Annen seni doğurduğunda
 Ve sen hayata geldiğinde 
Birini sevebilmen için 
Sana bir kalp vermemiş 
Birini sevmek için 
Sana hiç kalp verememiş 
 Elveda Elveda Sevgilim 
Yaşamak istemiyorum 
Hayatım mahvoldu
Başka aşklara gidiyorum
 Başka kapıları çal sen 
Umarım bir umut vardır 
Artık sen benim için öldün 
Umarım birini bulursun 
Çünkü sen benim için öldün 
 Elveda Elveda Sevgilim 
Yaşamak istemiyorum
 Hayatım mahvoldu

10 Mayıs 2018

kalinka


şunu da bi dinleyin kardişim :)))
mehter takımı ile birlikte :)
kaka kakali kamaya :))

bide bu var bunu da dinleyin çok eğlenceli
googula googulaa :)))



23 Mart 2018

tablo,epic high...

size çok sevdiğim koreli bir rapçinin parçasını dinletmek istiyorum.tablo-tomorrow
ama önce 
kore programlarını takip edenler bilir tablo kızı haru ile return of superman (yazısı için buraya tıklayınız) programına katılmıştı.haru hayatımda gördüğüm en özel çocuklardan biriydi ve inanılmaz yetiştirilip terbiye edilmişti.
ayrıca tablo3yu da birkaç programda izlemiştim çok karakterli ve düzgün bir insan.
müzik konusunda da beste yapan,şarkı söyleyen,söz yazan ünlü bir müzisyen.
tomorrow'da çok güzel bir parça.
işte dinleyiverin gitsin :)))






bigbnag'dan taeyang ile yaptığı düet gerçekten çok güzel bir parça.



sevgiyle kalın...

13 Kasım 2017

içinden "alice" geçen şeyler..


bbc türkça sitesinde okuyup yine çok beğendiğim bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.yazının orjinali buraya tıklayınız.

yazının başlığı alice harikalar diyarında gizli şeyler içeriyor mu?




Alice Harikalar Diyarında kitabı aslında seks, uyuşturucu ve sömürgecilikle mi ilgili? Bazıları
bunu iddia ediyor, bazıları ise hikayenin yeme sorunlarıyla ya da Gül Savaşları ile ilgili olduğuna inanıyor. Bunların doğruluk payı ne olabilir?

Lewis Carroll’un sihirli kekler, gizli kapılar, sırıtan kediler, şakıyan kaplumbağalarla ilgili fantastik hikayesi ilk yayımlandığı günden beri hiç raflardan inmedi. 150 yıl boyunca filmlere, resimlere, balelere, hatta bilgisayar oyunlarına konu oldu.
Öyle ki bir nöroloji hastalığı bile onun adıyla anılıyor. Fakat bu başucu kitabı hakkında yazılanlar çok daha fazlaydı. Kimi eleştirmenler, akademisyenler bu hikayenin aslında uyuşturucu kültürüne ya da İngiliz sömürgeciliğine dair bir alegori olduğunu söylüyor, hatta hikayenin kahramanının penise imrendiğini iddia edenler bile çıkıyordu.
Hikaye, 10 yaşındaki Alice Liddell’in kız kardeşiyle birlikte Londra’daki Thames Nehri’nde Charles Dodgson ile kayık gezisinde eğlence olsun diye başlamıştı. Öyle etkili olmuştu ki Alice, Dodgson’dan hikayeyi yazıya dökmesini istemiş, o da Lewis Carroll mahlasıyla yapmıştı bunu.

Alice, Oxford Üniversitesi’ndeki bir fakülte dekanının kızı, Dodgson ise aynı fakültede matematik öğretmeniydi. Arkadaşlık ettiği küçük kız sadece Alice de değildi. 21. yüzyıldan baktığımızda burada rahatsız edici bir şeyler hissediyoruz.
Dodgson’un ilişkilerinde uygunsuz bir şey olduğuna dair herhangi bir veri olmasa da yetişkin bir insanın küçük çocukları yanında gezdirip kucağına oturtarak fotoğraf çektirmesinde bu rahatsızlık hissine kapılıp şüphelenmemek elde değil.
Kraliçe Victoria dönemine özgü iffet anlayışının zayıflaması ve psikanaliz teorisinin doğuşu ile Alice Harikalar Diyarında hikayesi giderek masumiyetini yitirmişti. Metni yeniden inceleyen eleştirmenler tavşan deliğinden tutun da Alice’in kenara itmesi gereken perdeye kadar kadın ve doğumla ilgili birçok betimleme bulmuştu hikayede. Anahtar ve kilit cinsel ilişkiyi, tırtıl ise az da olsa erkeğin cinsel organını çağrıştırmıyor muydu?
Bazıları da Alice’in boynunun uzamasında penise imrenme görmüş, daha sonraki gelişmeleri mastürbasyon tasvirine bağlamıştı.
ergenliğe adım

Daha ince ve ayrıntılı okumalarda Alice’in yolculukları cinsellikten ziyade bir çocuğun ergenliğe adım atması olarak da görülebilir. Kahramanımız, büyük değişime uğrayan vücudunda kendisini rahat hissetmemektedir; benliği istikrarını yitirmiş, kimliğine dair şüphe duymaya başlamıştır.Otoriteye karşı mücadele etmekte, rastgele olduğunu düşündüğü kuralları, etrafındaki insanların tavırlarını, hatta ölümü anlamaya çalışmaktadır.

Tabii bazen tırtılların sihirli mantar üzerinde nargile içmesi de farklı okunabilir.1960’larda uyuşturucu kullanımı yaygınlaştığında, Alice’in maceraları büyük bir yolculuk şeklinde okunuyordu.
Dodgson’un en sevdiği yazarlardan biri, Confessions of an English Opium Eater (Afyon Yiyen Adamın İtirafları) adlı kitabın yazarı Thomas De Quincey idi. Fakat Dodgson’un gerçek uyuşturucular denediğine dair somut bir veri bulunmuyor.
Bazı eleştirmenler de Alice’i siyasi bir alegori olarak görüyor. Kahramanımız Beyaz Tavşan’ın arkasından zıplayıp çabuk sinirlenen bir kraliçenin yönettiği ve kaotik bir yargı sistemi olan tuhaf bir aleme düşüyor. Burasının Kraliçe Victoria’nın yönettiği İngiltere’yi çağrıştırmak üzere tarif edildiğini söyleyenler var.
Peki bu garip ülkede Alice nasıl davranır? Yerlilerin davranışı karşısında şaşkındır ve kendi değer yargılarını dayatır, bunun sonuçları da ağır olur. Bazıları bunları sömürgeciliğe dair alegori olarak görür.
Alice’in hikayede söylediği bazı tekerlemelerden yola çıkarak İsa’ya ve dine gönderme yapıldığını iddia edenler de var.

Çağa göre yorum

Geçmişten bugüne farklı kuşakların Alice’in maceralarını anlatan hikayenin ‘gerçek’ anlamına dair farklı yorumlarla geliştirdikleri teorileri incelerken, bir metnin toplumsal değer yargılarına göre nasıl köklü bir biçimde farklı anlaşılabildiğini görüyoruz.

Her çağda ele alınmış olması bu hikayenin ne kadar etkili olduğunun da bir göstergesi aynı zamanda. Alice’te yeme bozukluklarını, cebir sembollerini, Gül Savaşları hicvini görenleri öğrendikçe biz de Alice kadar şaşkına dönüyoruz.
Charles Dodgson gündüzleri fakültede matematik dersleri veriyordu. Bu nedenle hikayedeki aritmetik ve geometrik çağrışımların şaşırtıcı olmaması gerekir.
Alice’in Çılgın Şapkacı’nın bilmecelerini ve Kraliçe’nin kriket oyununu çözmeye çalışması gibi çabalarını siz de denediğinizde bunların herhangi bir maksadının ya da cevabının olmadığını görürsünüz.
Dodgson mantık insanı olsa da Harikalar Diyarı mantıksızlığın hüküm sürdüğü yerdir. Belki de onun bu yaratıcı kitabının içerdiği asıl mesaj buradadır: Dünya, beklentilerin karşılanmadığı çılgın bir yerdir; her şeyde bir anlam aramak yerine kendini doğal akışa bırakmak daha doğru olabilir.

alice'yle kalın :))

içinden "alice" geçen şeyler..kalp kalp kalp :)

melania martinez2den the mad hatter şarkısını sizinle pauylaşmak istedim ve şarkı sözleri de çılgın şapkacının ruhuna uygun.



My friends don't walk, they run 
Arkadaşlarım yürümez, koşarlar 
Skinny dip in rabbit holes for fun 
Eğlence için tavşan deliklerinde çıplak yüzerler 

Popping, popping balloons with guns, getting high off helium 
Patlatırlar, balonları silahlarla patlatırlar, helyumla kafayı bulurlar 
We paint white roses red, 
Beyaz gülleri kırmızıya boyarız 
Each shade from a different person's head 
Başka bir insanın kafasından herbir gölge 
And this dream, dream is a killer 
Ve bu rüya, rüya bir katil 
Getting drunk with the blue caterpillar 
Mavi tırtılla sarhoş oluruz 


I'm peeling the skin off my face 
Yüzümdeki deriyi soyuyorum 
'Cause I really hate being safe 
Çünkü güvende olmaktan gerçekten nefret ediyorum 
The normals, they make me afraid 
Normaller, onlar beni ükrütüyor 
The crazies, they make me feel sane 
Deliler, onlar beni aklı başında hissettiriyor 


I'm nuts, baby, I'm mad, 
Kaçığım, bebeğim, deliyim 
The craziest friend that you've ever had 
Sahip olabileceğin en çılgın arkadaş 
You think I'm psycho, you think I'm gone 
Psikopat olduğumu düşünüyorsun, gitmiş olduğumu düşünüyorsun 
Tell the psychiatrist something is wrong 
Psikiyatriste bir sorun olduğunu söyle 
Over the bend, entirely bonkers 
Virajın sonunda, tamamen çakırkeyifim 
You like me best when I'm off my rocker 
Beni en çok kontrolden çıktığımda seviyorsun 
Tell you a secret, I'm not alarmed 
Sana bir sır vereyim, paniğe kapılmış değilim 
So what if I'm crazy? The best people are 
Deliysem ne olmuş yani? En iyi insanlar öyle 
All the best people are crazy, all the best people are 
En iyi insanların tümü deli, en iyi insanların tümü 


Where is my prescription? 
Reçetem nerede? 
Doctor, doctor please listen 
Doktor,doktor lütfen dinle 
My brain is scattered 
Beynim dağınık 
You can be Alice, 
Sen Alice olabilirsin, 
I'll be the mad hatter. 
Ben deli şapkacı olacağım 

I'm peeling the skin off my face 
Yüzümdeki deriyi soyuyorum 
'Cause I really hate being safe 
Çünkü güvende olmaktan gerçekten nefret ediyorum 
The normals, they make me afraid 
Normaller, onlar beni ükrütüyor 
The crazies, they make me feel sane 
Deliler, onlar beni aklı başında hissettiriyor 


I'm nuts, baby, I'm mad, 
Kaçığım, bebeğim, deliyim 
The craziest friend that you've ever had 
Sahip olabileceğin en çılgın arkadaş 
You think I'm psycho, you think I'm gone 
Psikopat olduğumu düşünüyorsun, gitmiş olduğumu düşünüyorsun 
Tell the psychiatrist something is wrong 
Psikiyatriste bir sorun olduğunu söyle 
Over the bend, entirely bonkers 
Virajın sonunda, tamamen çakırkeyifim 
You like me best when I'm off my rocker 
Beni en çok kontrolden çıktığımda seviyorsun Tell you a secret, I'm not alarmed 
Sana bir sır vereyim, paniğe kapılmış değilim 
So what if I'm crazy? The best people are 
Deliysem ne olmuş yani? En iyi insanlar öyle 


You think I'm crazy, you think I'm gone 
Deli olduğumu düşünüyorsun, gitmiş olduğumu düşünüyorsun 
So what if I'm crazy? All the best people are 
Deliysem ne olmuş yani? En iyi insanlar öyle 
And I think you're crazy too, I know you're gone 
Ve bence sen de delisin, gitmiş olduğunu biliyorum 
That's probably the reason that we get along 
Nuhtemelen iyi anlaşmamızın sebebi bu 

I'm nuts, baby, I'm mad, 
Kaçığım, bebeğim, deliyim 
The craziest friend that you've ever had 
Sahip olabileceğin en çılgın arkadaş 
You think I'm psycho, you think I'm gone 
Psikopat olduğumu düşünüyorsun, gitmiş olduğumu düşünüyorsun 
Tell the psychiatrist something is wrong 
Psikiyatriste bir sorun olduğunu söyle 
Over the bend, entirely bonkers 
Virajın sonunda, tamamen çakırkeyifim 
You like me best when I'm off my rocker 
Beni en çok kontrolden çıktığımda seviyorsun 
Tell you a secret, I'm not alarmed 
Sana bir sır vereyim, paniğe kapılmış değilim 
So what if I'm crazy? The best people are 
All the best people are crazy, all the best people are 
En iyi insanların tümü deli, en iyi insanların tümü 
All the best people are crazy, all the best people are 
En iyi insanların tümü deli, en iyi insanların tümü

KLİBİ BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ:


keyifle kalın...


14 Şubat 2017

notre dame'nin kamburu,victor hugo...


Notre-Dame kesinlikle beklediğim gibi bir roman çıkmadı.Konusunu hep biliyordum (ama hiç okumamıştım🙈) ve pek çok uyarlama filmini izlemiştim ama hiçbiri de aslına sadık kalınarak çekilmemiş.Ama mesele konu değil,hikayenin işlenişi.Hugo bu kitabı yıkılmasına karar verilen Notre-Dame Kilisesine dikkat çekmek adına altı ay gibi kısa bir sürede yazmış.Zaten kitabı okurken o acelecilik hissedilmiyor değil,çünkü o ne Fransız edebiyatının ayrıntılı betimleme içeriğine ve ne Rus edebiyatının karakter oluşturma çabasına sahip.Ama Fransa ve Notre-Dame kilisesi gayet güzel tasvir edilmiş.Yine de Hugo'nun kaleminin ve edebiyatının taktir-e şayan eserlerinden biri olduğu kesin.Akıcı,keyifli,merak uyandırıcı bir eser.
Beklediğim gibi olmaması karakter üzerinde hiç durmamış yazar olaylara odaklı bir hikaye oluşturmuş.Ayrıca dönem Fransa'sını tüm gerçekliğiyle ortaya koymuş.O dönemde fakirin perişanlığı ortaya koyulmuş,din adamlarının dini kendi çıkarına kullanmasıysa cabası.Ayrıca aşkı farklı karakterlerle sembolize etmiş Hugo.Kardinal Frollo'da aşkın cinsel hali var,o Esmaralda'ya aşık değil aslında olsaydı o kadar acı çekmesine izin vermezdi,onun hissettiği şey sadece cinsellik.Rahip aşkın cinsel hali..Quazimodo'ya gelince o gerçekten Esmeralda'ya aşıl ve bu aşkın iökansız olduğunu bildiği halde sevmeye devam edip hayatından vazgeçebilecek kadar da aşkına sadık.O da aşkın saf hali.Yüzbaşıya gelince o sadece gönül eğlendirmeyi düşünen serseri bir pislik.Kuz onun umurunda bile değil.O da aşkın hain hali.Grangoa yani Esmeralda'nın kocasına gelince o kıza aşık bile değil.Sonuna kadar bir entelektüel,o da toplumun sorunlarına duyarsız kalan aydın kesimi sembolize ediyor.
İşte böyle.
Ben severek ve yine de hayranlıkla okudum.


pek çok uyarlama filmi ve animasyonu olsa da hepsi dandik ben size 1998 fransa yapımı muhteşem bir müzikal önereceğim.

muhakkak izleyin ben hayran kaldım

tr alt yazılı 


notre dame de paris 1998 vikipedi

Notre Dame de Paris, ilki 18 Eylül 1998'de, Paris'te bulunan Paris Kongre Sarayı'nda oynanan bir müzikaldirVictor Hugo'nun aynı adlı romanından esinlenerek oluşturulan müzikalin sözlerini Luc Plamondon yazmış, bestelerini Richard Cocciante yapmıştır.
FransaBelçikaİsviçre ve Kanada gibi Fransızcanın anadil ve/veya yoğun olarak kullanıldığı ülkelerin önemli şehirlerinde sahnelendikten sonra orijinal müzikalden daha kısa olan bir ingilizce versiyonu 2000 yılından itibaren AmerikaLas Vegas'ta ve tam İngilizce versiyonu da Londra'da oynanmış olup müzikalin dünya çapında tanınıp sevilmesine vesile olmuştur. Çok büyük bir başarı yakalamış ve birçok kere sahnelenmiştir.
Sahnelendiği diller arasında FransızcaİngilizceİtalyancaİspanyolcaRusça gibi diller mevcuttur. Fransızca versiyonunun Paris Kongre Sarayı'nda, İtalyanca versiyonunun Verona Arenası'nda, Rusça versiyonunun Moskova'daki kayıtları CD ve/veya DVD ile yayınlanmış olup her dildeki albümü dünyada 10 milyon kopyadan fazla satmıştır. Seyirci sayısınında 12 milyonu geçtiği bilinmektedir. Ayrıca bağımsız olarak Ermenice ve İsveççeye de çevrilse de hiçbir zaman sahneye konmamıştır.
Yakın geçmişte Uzak Doğu turnesine çıkan müzikalin buradaki dili Fransızca olmuş ve SeulPekinŞangay ve Tayvan'da sahnelenmiştir. Buradan sonra 2005 yılında Paris'te tekrar sahnelenmiştir.

bu şarkının manyağı oldum
biraz daha dinler ve bruno pelletierİ izlersem aşık olicim :))
şimdilerde 56 yaşında olan sanatçı grangua rolüne muhteşem yakışmış.
Le Temps des Cathédrales

Le Temps des Cathédrales
Bu, efendimizin yılında; Adil Paris'te geçen bir hikayedir
Bin dört yüz seksen iki
Aşkın ve özlemin hikayesi
Biz, heykellerin ve şiirlerin isimsiz artistleri
Size uyarlama girişiminde bulunacağız
Ve gelecek yüzyıllara
Nakarat
Katedrallerin zamanları geldi
Dünya girdi*
Yeni bir bin yıl
Adam yıldızlara ulaşmak istiyordu
Hikayesini yazmak için
Cama veya taşa
Taştan taşa, günden güne
Yüzyıldan yüzyıla aşkla
Kendi elleriyle yaptığı kulelerin yükselmesini gördü
Şiirler ve ozanlar
Aşk şarkıları söylediler
İnsan ırkına söz veren
Daha iyi günlerin gelişi için
Nakarat
Katedrallerin zamanı bitti
Barbarlar kalabalığı
Şehrin kapılarına karşı
Girmelerine izin ver, bu putperestlerin, bu vandalların
Bu dünyanın sonu
2000 yılı olarak tahmin edildi
2000 yılı olarak tahmin edildi
en meşhur olmuş ve ülkemizde de çok beğenilmiş şarkısı belle

konunun muhatabı notre dame katetrali


9 Kasım 2016

mark eliyahu


gecenin karanlığı,sabahın aymazlığı....

biraz huzur,biraz hüzün,biraz da duygulu nameler...


14 Ağustos 2016

somebody,depeche mode...

somebody.....
depesh mode'den en sevdiğim parça.orta okul yıllarımda kulaklıkla sabaha kadar dinlerdim.

Hayatımın geri kalanini benimle paylasacak birini istiyorum 
En sakli dusuncelerimi paylasacak 


Hakkımdaki tüm ayrıntıları bilecek 
Yanımda olacak ve bana destek olacak biri 
ve karsilikli olarak ona destek olacagim bende 
Konusmak istedigimde genel olarak yasadigimiz dunya ve hayat hakkinda 
Beni dinleyecek 
Bakis acim hatali ve gercege aykiri da olsa 
Beni sonsuza kadar dinleyecek 
Ve hemen aldanmayacak benim dusunus tarzima cogunlukla karsi cikacak hatta 
Ama eninde sonunda anlayacak beni 



Benimle tutkulu ilgilenecek birini istiyorum 
Her dusuncesi ve her solugunda 
Herseyi farkli bir isik altinda gormemi saglayacak biri 
Oyleki nefret edecegim seyleri sevecegim nerdeyse 
Ama bagli olmak istemiyorum 
Kimsenin elindeki iplere 
Bu tur seylerden ozellikle kacinmaya calisiyorum 
Ama uykuya daldigimda birini istiyorum 
Beni etkisi altina alacak ve şefkatle opecek beni 
Aslinda boyle seyler hasta ediyorsada beni 
Boyle bir durumda da idare edecegim.








martin gore yorumuyla....


gece yazıları blog....

 gece yazıları.blog'un kendi kaleminden çıkmış her okuduğumda beni ağlatan şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum.
şiirin orjinali için bağlatıyı tıklayınız.
 "YOLLAR....

Bir ömür biçsen yollara,
Aylar , haftalar , günler , aksa pencerenden,
Hep gittiğini sanan benliğin hep aynı yerde ,
Kendi içinde bir girdap yollar...


Bazen alabildiğine nazik yollar ,
Bazen çakıl taşları ile karşılar seni ,
Bir bilek burkması gibidir acılar,
Sendeler sarsılırsın da yine koşarsın.


Pembe bir bulutun peşinde gidersin,
Mavi bir uçurtma belirir mavi gökyüzünde.
Belirlediğin ufuk hep ama hep ilerde,
Bazen kararsız bazen şaşkın yollar...


Taze umutlar taze hayaller içinde dolaşır,
Yapmak istediğinde aklı karışır,
Hiç bitmeyecekmiş gibi döner dolaşır,
Her günün de ayrı kandıran yollar...


Biriktirebildin mi  İstediklerini,
Yazmaya vakit yok aşkı ,sevgiyi,
Bilenler nereye gitmiş yolun sonunu ,
Her adımında hızlıca koşan yollar...


Dün yitip gitmiş yarın muamma,
An dediğin yollar gibi akmakta,
Gündüz geceye,siyah beyaza dönmekte ,
Bazen cesur bazen korkak eskiyen yollar...


Kızıl bir güneşe doğru çağırır seni ,
Hiç bir ah hiç bir vah dinlemez ki !
Bir durakta ana ,bir durakta baba ,diğerinde sevgili,
Bırakır gider de ,geriye bakmaz yollar...


İlahi bir ses bazen uyarır,
Kimisi duyar  kimisi sararır ,
Keşke ve keşkeler içinde kabarır ,
Bir kere geçtin mi  dönülmez yollar...


Sen de mi buradasın beyaz kelebek,
Bir yar olsa yol gösterecek,
Kalabalıklar içinde kaybolacak,
Dost görünüp ,can görünüp ,bırakan yollar...



Her şeyden kaçılır da yoldan kaçılmaz,
Biçilmiş,kesilmiş,hesaplanmışlar.
Küçücük bir muhabbetin peşinde ,
Bazen yorgun bazen bitkin yok olan yollar...


Aç gözünü ! Aç gönlünü ! Yollara bir bak !
Sana da bana da bir hülya ancak,
Acaba gerçek ne zaman doğacak ?
Kimine şimdi  kimine sonra bitecek yollar...


Yalnız ve yalnızlığınla yola gidersin ,
Bin bir gönle dokunur geçersin ,
Yanında akan şu yollar da gördüğün yüz kimin?
Başı da ,sonu da ağlatan yollar...



SEHER ÜNLÜ
30/03/2016 (İstanbul'da bir İETT exspres seferİ hatırası)


kendisi kız kardeşim olur efendim....
kalemine sağlık.
şiiri okurken size eşlik etmesi için david garett tercih ettim.


şiirle kalın...
Related Posts with Thumbnails