paul auster etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paul auster etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2020

4321,Paul Auster...

 


4321,Paul Auster...

Auster'i çok severim ve bu kitapta yazardan çok hoş ve farklı bir deneyim.Baş kahramanın seçenekleri doğrultusunda dört ihtimalli hayat hikayesi. Yer yer ya hu ben niye bu Ferguson'nun hayatını okuyorum ki ne işime yarayacak dediysem de Auster'in o akan giden üslubundan sebep okumaya devam ettim.Hikayeciliği insanı alıp götüren bir yazar ve tabi bir paragraf uzunluğunda ki cümleler de yazarın ve çevirmenin maharetleri. Yazarın hayat hikayesinden izler taşıyan roman yazarın en iyi eseri sayılıyormuş da diyerek huzurdan ayrılırım ki.😂

26 Eylül 2018

kırmızı defter,paul auster...


Tesadüflerin insan hayatındaki sürprizlerinden bahseden sıkıcı bir ##paulauster kitabı.Kitap yazarın yaşanmış olduğunu söylediği pekçok hayattan anekdot içeriyor.Hiç keyif almadım.
☕ 

arka kapak:

"Kırmızı Defter", okurlarımızın çok iyi tanıdığı ünlü Amerikalı yazar "Paul Auster"ın çok özel, çok özgün kısacık bir yapıtı: On üç öykücükten oluşuyor, ama aynı anlayış içinde yazıldıkları için bu on üç öykücüğe New York Times gazetesinin Noel sabahı yayınlamak üzere ısmarladığı ve yayınladığı "Auggie Wren"in Noel Öyküsü'nü de eklemeyi yararlı gördük. Daha önce "Ay Sarayı", "Yalnızlığın Keşfi", "Son Şeyler Ülkesinde", Şans Müziği" adlı yapıtlarını yayınladığımız ve yakında "Leviathan" adlı son romanını yayınladığımız Paul Auster (1947) genç yaşına karşın, yalnızca yazdığı dilin değil, aynı zamanda dünyanın genç ustalarından biri. Karşılaştığı tuhaf olayları, garip rastlantıları, gündelik yaşamın mucizeye dönüşen ayrıntılarını, gerçek olayları ve gerçekdışı olguları bir "Kırmızı Defter"e kaydetmiş; her öykücük ileride bir romana dönüşebileecek çekirdek ve dokuya sahip. Paul Auster hiç 'hocalık' taslamadan 'gerçek'ten sanat yapıtına giden yolu gösteriyor, öykülerden kuramsız bir poetika geliştiriyor ve minyatür bir dünya kuruyor. Bu nedenle bir kılavuz saydığımız "Kırmızı Defter"in Paul Auster'in roman dünyası için bir giriş kapısı olduğunu düşünüyoruz.

kitapla kalın...

27 Ocak 2018

new york üçlemesi,paul auster...

new york üçlemesi


cam kent 


Çok keyifli ve bir zamanlar izlediğim Ferhan Şensoy'un "Varsayalım İsmail"i tadında bir #polisiyekitaptı.Akcı,seri bir dil ve merak ettiren bir kurguyla çok keyifle okunan bir kitap.Sonuna kadar merakla gelip sonunda şöyle bir 🤤 imociye dönüşüyorsunuz.🤗 #paulauster'e #leviathan'la başlamıştım ve #newyorkuclemesi ile gerisi geldi artık bu beğeniyle devam eder giderim.😍Auster'in yazarlık dilinde nedense bana hep Murakami'yi hatırlatan bir tad var.Haruki Murakami gibi mekanik,adeta ruhsuz bir üslubu olmasa da kurgu ve karakterleri nedense hep Murakami'yi hatırlatıyor bana.Ama daha keyif veren tadı tuzu olan bir yazarlığı var ve ben çok sevdim.
Polisiye severlere naçizhane tavsiyemdir.

arka kapak:

İnsanın sadece kentte değil kendi içinde de kaybolduğu, sonu gelmez bir dolambaca benzeyen New York sokaklarında takma adının maskesinden dışarı çIkmayan bir polisiye romanlar yazarı. Gece gelen gizemli telefonlar. Sonunda telefonda, “Beni öldürecekler. Beni korumanızı istiyorum,” diyen bir ses. Korunmak isteyen de takma ad kullanan biri. Dahası insanın tıpatıp aynısı olan ikinci kişiler. Ve bütün bunların yazıldığı kırmızı bir defter. Paul Auster’ın ve eşinin de karakterler arasında yer aldığı çarpıcı, aklı karıştırıcı bir roman.
Hayaletler

*

İkinci kitabı ilki kadar beğenmedim ne yazık ki.Bütün karakyer adları renklerden oluşuyor ce akılda tutamıyorsun mavi mi oturmuştu yoksa turuncu mu konuşmuştu diye.Kildı son kitap,üçleme tamamlanınca bir anlam kazanacak belli ki.
Arka kapak:
Mavi, bir özel dedektif. Müşterisi Beyaz için Turuncu Cadde’de oturan Siyah’ı izleyip hakkında ayrıntılı rapor yazmaya çalışıyor. İnsanların sadece renklerle var olduğu, kimin gerçek, kimin hayal ürünü ya da hayalet olduğu anlaşılmayan bir ortamda gerilim yaratan olaylar sonunda Mavi, neredeyse Siyah’ın yaşamı içinde kaybolma noktasına geliyor. Bir başkasını izleme teması üzerine kurulu polisiye roman şablonu bu kitapta kişinin kendi kendini izlemesi sonucuna vararak genel geçer klişenin dışında bir özgünlük taşıyor. Kişilerin benlik arayışları ve gerçek arasındaki ilişkiler, Paul Auster’ın akıcı diliyle hayata geçiyor.
Ve havada asılı kalan şu soru:

“Kırmızı defterde boş sayfa kalmayınca ne olacak?”
kilitli oda

New York üçlemesini bitirmiş bulunuyorum.Üç,ikiden güzeldi ama bir her ikisindende güzeldi.Auster her halukarda keyifli bir yazar.

Paul Auster Kilitli Oda’da kahramanlarını soyut ya da somut kilitli odalara sokarak, özgürlüklerini ancak oradan kaçmakla elde edebilecekleri bir New York üçlemesini bitirmiş bulunuyorum.Üç,ikiden güzeldi ama bir her ikisindende güzeldi.Auster her  dünya kuruyor. Romanın kahramanı, romancı olmayı isteyen ama o yaratıcı yeteneğe sahip olmayan biri. Umutsuzluğunun son noktasIna geldiği sırada çocukluk arkadaşı olan ama uzun zamandır görmediği bir yazar, geride karısını, çocuğunu ve kilit altında sakladığı roman, oyun ve şiir dosyalarını bırakarak ortadan kayboluyor. Romancı olmaya heveslenen kahramanımız kaybolan kişinin kimliğiyle özlediği şan ve şöhrete kavuşabilir mi? yoksa kendi kurduğu bir tuzağın tutsağı mı olur? Paul Auster polisiye tadındaki bu romanında benliğin kilitli kapılarını zorluyor.
keyifle kalın...

Related Posts with Thumbnails