25 Haziran 2013

elaziz.en nihayetinde keban....

işte elazığ'ın meşhur keban barajı.
seyir halindeyken objektifime yakalanan keban.
 daha önce de söylediğim gibi elazığ'ın her yeri bu şekilde görünüyor.sarı,kurak ve yer yer ağaçlar.


  keban'ın üst kısmına giderken fotoğraflanan taaşlar.

 bu taşlar her an üzerimize yıkılacak gibiydi ve gerçekten de ürkütücüydü.
 keban'ın yemyeşil suları.

 en nihayetinde tam tepe noktasındayız.resimde görünen bu sol kısımdan aşağı doğru iniş vardı ama yol kapalıydı.arkadaşlar aradan dereden geçip aşağılara inip resim çekildiler.
daha sonra şoförün uyarmasıyla ki aşağılar da yaban domuzları var size saldırı dedi :) aşağı inen kızlar gerisin geriye nasıl döneceklerini şaşırdılar :)
ohh bir derin nefes alayım,çok uzun bir cümle oldu :)







işte keban da böyleydi.gitmek bu seneye nasip oldu ki daha 2011'de gitme planım vardı.bir arkadaşım götüreceğine söz vermişti.
her şey nasip.geç oldu ama temiz oldu.
iyi ki de bu sene arkadaşlarla gitmek nasip olmuş.
biri dese gel elazığ'a gezmeye  gidelim,oradan da keban'ı gider görürüz hayatta gitmezdim.ne işim var derdim.
bu isatnbul'lu ön yargısı olsa gerek.elazığ'ı kazandığımı öğrendiğimde de çok üzülmüş ve ağlamıştım.
ne kadar uzak,nasıl gidip okuyacağım,nasıl bir memlekettir bilinmez diye düşünmüştüm.
çok ön yargılı davranmışım.
şimdi ise bu şehirden nasıl ayrılacağım diye yas tutuyorum.
bu kadar seveceğimi bilemezdim.
tabi bunda okulumun,hocalarımın ve arkadaşlarımın payı çok büyük.
sizlerle tanıştığım,elazığ'da okuduğum ve bu şehri, gördüğüm için çok mutluyum.
gözlerim doldu...
elazığ sana bir daha gelir miyim bilinmez ama seni hep seveceğim...

elaziz.alabalık tesisine girip bir balık ziyafeti çekelim :)

 geldik alabalık tesislerinin lokanta kısmına.burası yemek yenilen bölüm.
 güçlü bir şelale sesi eşliğinde balık yendi.yendi diyorum çünkü ben yemedim.
bir çünkü daha benim balığa alerjim var :/
 ama sicak pide eşliğinde ikram edilen tereyağı süperdi.

  ben soğanda yemem ki :))

 balıkların tadına baktım.ızgara ve kızartma şeklinde sipariş edebiliyorsunuz.
eğer yolunuz buraya düşerse kızartma balık sipariş edin derim.
kızartma balık çok lezzetliydi.


  işte topluca biz.
tesisin içinden şelalenin görünüşü.

 bu bölümde yemek yedikten sonra çay ikram edilen kısım.
burada da bol bol resim çektirdik tabi.
elazığ'a dört senelik örgün olarak okumaya gidenler bile bizim kadar resim çektirmemişlerdir :)
biz elazığ'a hep yerli turist edasıyla gidip geldik :)

mariya ile ben
tabi lila güzeli mariya,kırmızılı yine ben :)

  çay içtiğimiz bölümden bir açı. 
son olarak keban resimlerini de postluyor ve bu günlük izninizi istiyorum :)

keban hikayesine devam

 alabalık tesisinin girişinde sanat ve estetik yoksunu iki tane hayvan figürüyle karşılaşıyorsunuz.
keçi midir nedir ? :))
 arkadaşlar bu keçinin tepesinde falan resim çekildiler.
küçük gibi göründüğüne bakmayın oldukça büyük heykel gibi bişeydi.
bir de bu nesli tükenmiş dinazor var :)
bu dinazoru görünce nesillerinin neden tükendiğini daha iyi anlıyor insan :)
  keçi ilgimi çekmese de dinazor çekti.dinazorla bir hatıra fotoğrafı çektirdim.
yani çektirmesem olmazdı :)
burası asma köprü ve bayağı da uzun.buradan geçip lokantalar kısmına ulaşıyorsunuz.
 tabi asma köprüden önce bu yoldan geçmek zorundasınız.resimler ters mi olmuş ne :)
 patika yolu,asma köprüyü geçtikten sonra karşınıza bu hediyelik eşya satılan kısım çıkıyor.
bence öyle iyi anlatıp,betimliyorum ki resimlerle birlikte gitmiş,görmüş kadar oldunuz :))

  tesisin üst katından alt katının bir görünüşü.

 yemek yediğimiz alandan bir açı.

 şelallenin en büyük kısmı burası.bu kısım gerçekten çok büyük ve gürültülü.burada akşama kadar çalışmak zor olsa gerek.suyu da buz gibiydi.
 işte tesisin temelleri.
daha bitmedi,içini göstereceğim.keban'ı göstereceğim.daha resim çok

elaziz.elazığ macerası bilmem kaçıncı seri :)

elazığ'da en çok görmek istediğim yer keban'dı.onu da gördüm şükür.
geriye bir tek sivrice kaldı.orayı da belki Rab bana yüksek lisans vesilesiyle gösterir belli mi olur.
inş öyle olur.tabi hayırlısıyla.
neyse gelelim keban maceramıza.arkadaşlarla iki minibüs doluışup kebana gittik.
keban postunu sanırım üç kerede tamamlayacağım.resimler çok.
size de önce bir hoş geldiniz diyeyim.
''eyi etiizde geldiiz''
burası gördüğünüz üzere çır çır şelalesi.öyle belgesellerdeki gibi
devasa bir yer beklemeyin,gayet mütevazi bir şelale.
keban'ı dolaştıktan sonra alabalık tesislerine gelip yemek yedik.

elazığ'a şöyle uzaktan bir bakın.elazığ yeşil bir memleket değil.her yer de de dağ manzarası var.
dağların ortasına kurulmuş bir şehir.o yüzden her yere sarı renk hakim.
ama yine de çok güzel,yine de çok sevilesi.

alabalık tesislerine tepeden bir bakış.
burası tesislerin tam karşısı.yol da da burada da hep inşaat ve çalışma vardı.
ne yapacaklar hiç bilmiyorum.
aman zaten üstüme de vazife değil :)
bu resimde ki gibi küçük küçük şelaleler var çır çır şelalesi denilen yerde.





her yerini bir görün istedim.daha sonra keban'ın ve alabalık tesislerinin içini size göstereceğim.
Related Posts with Thumbnails