23 Mayıs 2016

bayan dalloway,viginia woolf..


bir kitap,bir film.

virginia woolf'tan kafası karışık bir roman.
önce biraz teknik bilgi:
kitap bölümlerden oluşmadığı gibi kronolojik bir sıralamayla da ilerlemiyor.
o yüzden okumaya ilk başladığınız da kafanız bayağı karışıyor kim kimdi belli değil yani.
okumaya başladığım da ilk önce kendimi yüz yıllık yalnızlığı okuyor gibi hissettim ama daha sonra kitabı toparladım :)
dediğim gibi olayları yazar aklına ve ağzına geldiği gibi hemen yazmış.
bayan dalloway'den bahsederken bir de bakmışsınız ki semtimus'tan ya da peter'den ya da bayan dalloway'in kocası reachard'tan bahsedebiliyor.
hemen söyleyeyim bu şahısların kim olduğunu çözmek bile adeta bir mucize .)
hikayeyi bir bugünden bir geçmişten anlatıveriyor virginia woolf.
o yüzden karma karışık anlaşılması zor bir hal almış kitap.
yine de woolf arafından zekice kurgulanmış,klasik hikaye anlatıcılığının dışına çıkılmış.


 gelelim kitap hakkında ki düşüncelerime :
bayan dalloway güçlü,özgür ve biraz da eşcinsel eğilimi olan bir kadın.hayatından varoluşsal anlamda memnun.yazar bence dalloway'yle olmak istediği kişi olmuş.çünkü dalloway güzel olmasa da herkesi etkileyen ve hayranlık uyandıran özgür ruhlu bir kadın.ama yende ölümü düşünen bir kadın.dediğim gibi woolf,dalloway'le olmak istediği kişi olmuş.ayrıca daaloway'in gençlik dönemlerinde en yakın arkadaşı sally'e karşı eşcinsel eğilimi var ve yine en yakın arkadaşı peter geçen onca zamana ve dalloway'in evli olmasına rağmen hala dalloway'e  aşık.bu sonuca bakınca ve saatler filminde ki virginia woolf'un konuşmasını değerlendirince ki şöyle diyordu:"istemediğim bir yerde istemediğim bir hayatı yaşıyorum."gerçekten haklı olduğumu düşünüyorum,evet,virginia,dalloway'le olmak istediği kişi olmuş ve yaşamayı arzuladığı heyecanları dalloway üzerinden karşılamış.



böylelikle diyebiliriz ki woolf,bu kitabı yazarken daha intiharı aklına koymuş.
bir de şunu düşünüyorum ki bu sepimus kim yea,hala anlamadım.dalloway'le ne alakası var,dalloway'in verdiği partiye katıldı mı ?
kafamda deli sorular :)
cevap.aslında hiç karşılaşmadılar.septimus ölünce dalloway ölümü düşünmeye başlar böylelikle virginia woolf kendi bilinç alını dışarı vurur.yani ben böyle anladım.

250 sayfalık romanda tek bir paragraf hoşuma gitti.paragrafta parkta tek başına takılan bayan dalloway şöyle düşünüyordu:elli küsur yaşında bir kadın olmasına rağmen artık kalabalıklara ve sosyalleşmeye ihtiyaç duymadığını parkta oturduğu am o anın ona yettiğini ve sonuna kadar keyfini çıkardığını.
am varolluşsal bir yaklaşım ve al benden de o kadar bayan dalloway )
insan yaşlandıkça kalabalıklardan uzak durup kendi başına mutlu olmayı öğreniyor.


kitap böyle bir kitaptı daha çok şey yazabilirim üstüne ama bu kadarla yetineceğim zira üşeniyorum :)

son olarak şunu söyleyeyim ki kitabı hiç sevmedim.kronolojik sıralamaya göre yazılsaymış zaten vasat bir kitap olacakmış daha da bir işe yaramayacakmış.yani valla muhakkak okuyun,eksik kalmayın yok bilmem ne yapın denilecek ürden bir kitap değil.içim çıktı okurken.
işte böyle.







vikipedi:
Romanda, bir kadının bir gün boyunca yaşadıklarını, düşündüklerini zaman zaman geriye dönüş yöntemiyle anlatır.
Kitap, 1925 yılında tamamlanmasına rağmen yayınlanmadan önce Virginia Woolf tarafından üç kez tekrar yazılmıştır.[kaynak belirtilmeli]Kitabın ana karakterleri roman boyunca asla birbirleriyle karşılaşmamış olan Septimus Warren Smith ile Clarissa Dalloway'dir.
Yazar, kitapta zaman kavramını sürekli önde tuttuğundan başlangıçta kitaba "Saatler" ismini vermek istese de daha sonra "Mrs. Dalloway" isminde karar kılmıştır.
olay örgüsü
Roman, Clarissa Dalloway'in akşam evde vereceği parti için çiçek almak üzere dışarı çıkması ile başlar. Roman, Mrs. Dalloway'in zihninde geçmiş-günümüz arasında gel-gitlerle sürmektedir. Metin boyunca Septimus ile hiç karşılaşmayan Clarissa arasında bir bağ kurulur. Akşam parti de ise Septimus'un ölüm haberini alan Clarissa kendini Septimus'un yerine koymaktadır. Clarissa, parlement üyesi olan Richard ile evlidir, fakat mutsuzdur. Çünkü Clarissa erkeklerden fazla kadınlara ilgi duymaktadır. Zaten, romanda Sally ile öpüşmelerini hayatındaki en mutlu an olarak nitelendirmiştir. Clarissa, roman boyunca kafasında ölüm ile ilgili düşünceler vardır.
Yazar, romanında savaşı, toplumu ve ince bir şekilde de yönetim sistemini eleştirmektedir.

saatler
filmde virgina woolf'un bayan dallowaykitabını yazdığı döneme şahitlik ederiz.
üç farklı zamanda üç farklı kadının hikayesi..



vikipedi

Michael Cunningham'ın aynı adlı kitabından Saatler uyarlanan film yayınlandığı sene büyük ilgi görmüştür. Özellikle Virginia Woolf'un hayatından ve başyapıtı sayılan Mrs.Dalloway'den beslenen filmin yönetmeni Stephen Daldry'dir. Güçlü bir kadrosu olan filmde Nicole KidmanJulianne MooreMeryl StreepEd HarrisJohn C. ReillyStephen DillaneMiranda RichardsonToni Collettegibi isimler bulunmaktadır.
Yıl 1923, Virginia Woolf yatağından kalktıp eşi ile biraz konuştuktan sonra odasına çekiliyor. Yetenekleri ve imkânları kısıtlı bir halde kitabının ilk cümlesini düşünüyor. Biraz duraksadıktan sonra: "Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi."
Yıl 1951, Laura Brown gözlerini açıyor, yatağın içinde biraz durduktan sonra doğrulup kitabına uzanıyor. Kitabın kapağını açıyor ve ilk cümleden okumaya başlıyor. "Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi."
Yıl 2001, Clarissa Vaughan yatağından kalkıp yüzünü yıkamaya gidiyor, biraz duraksadıktan sonra: "Sally,sanırım çiçekleri kendim alacağım."
Bir yazar, bir okuyucu ve bir karakter üzerine kurulan kitabın fevkalade bir biçimde filme aktarımı ve alınan ilgi filmi başarılı kılıyor. Hikayeler sonunda birbirine bağlanıp her şey kesinleşiyor. Düşük bir bütçe ile çekilmesine rağmen büyük başarı kazandırması büyük bir ilgi odağıdır. Michael Cunningham'ın da sık sık çekimlerinde bulunduğu filmde en az kitabı kadar merak ve ilgi uyandırıcıdır.
Müziklerin filme uyumluluğu açısından büyük zorluk çekilse de,setin yardımına Philip Glass yetişiyor. Filmde ara sıra müziksel bir kopukluk olsa da,yine de müzik filme uyumluluk sağlamış durumda. Başta her dönem için farklı bir müzik yapılması düşünülmüşse de daha sonra bundan vazgeçilmiştir. Philip Glass'a göre müzik filmi daha anlaşılır kılacak,dönemler arasında bir bağ kuracaktı. Her döneme hitap ettiği için şarkılarda piyano tercih edilmiş,piyanonun yanında keman ve viyolonsele de yer verilmiştir.
Nicole Kidman, film için büyük değişiklik geçirmiş, sergilediği performans ile en iyi kadın oyuncu ödülünü almıştır. Özellikle ağlama sahnelerinde zorlanan oyuncular her şeye rağmen bu sahnelerde de en iyi performanslarını ortaya koymuşlardır.


keyifli okumalar,keyifli eyirler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumlarınız için teşekkür ederim :)