28 Şubat 2014

heaven is postman / cennetin postacısı


 baş rol oyuncularını hiç sevmesem de,cennetin postacısı en sevdiğim kore filmleri arasında.
yönetmen daha sempatik ve yetenekli oyuncularla yola çıksaymış bence film daha başarılı olur ve daha çok seyirciye ulaşırmış.tabi bu benim öz,kendi fikrim :)


filmin konusu kısaca şöyle : baş kızımızın sevgilisi ölür.bu ölümün ardından baş kızımız sevgilisinin aslında evli olduğunu öğrenir.sevgilisinin arkasından öfke dolu mektuplar yazar ve bir tarlanın ortasında ki posta kutusuna
mektuplarının bırakmaya gittiğinde ,ki ben kendisine hiç mi hiç hayran değilim :) ,baş oğlanımız olan ,cennetin postacısıyla tanışır.postacı baş kızımıza bir iş teklif eder ve böylece ölen yakınlarının ardından mektup yazan yas tutan acılı insanlara yardım etmeye başlarlar.
tam da kader ağlarını fantastik şekilde örer ve büyük sürprizlerle karşılaşırlar.
fantastik dediysem öyle uçanlı kaçanlı bir film beklemeyin. :)
kitap okur gibi çok naif bir şekilde ilerliyor film.
seyrettiğinizde pişman olmayacağınız çok tatlı ve hoş bir film,cennetin postacısı.
yönetmeninide ayrıyetten tebrik etmek gerekir ki hiç sevmediğim iki oyuncu oynadığı halde en sev diğim kore filmlerinden biri olma katagorisine yerleşemeye hak kazanmış,gönlümde taht kurmuş bir film.
dediğim gibi daha sempatik oyuncularla daha da güzel olabilirmiş.


 filmn imdb puanı 7,0
filmin başarılı yönetmeni : yeong min lee



 baş kızımız ; hyo ju han
kendisi iljime dizisinde lee jun ki'ye eşlik etmişti.pek yapay olan ve içten olmayan gülümsemesi dişlerinin yapılı olduğunu hemen belli ediyor.ve oyunculuğunda da bu gülümseme çok sakil duruyor bence.





   
dbsq grubunun üyesi kim jea joong'da namı diğer hero : filmimizin baş oğlanı ve cennetin postacısı.
bu filmi izledikten sonra jea joong'un oyunculuk için çok çalışması gerektiğini siz de benim gibi düşüneceksiniz eminim.
jae joong resmi bir şekilde türkiye'ye gelen ve fan toplantısı düzenleyen ilk koreli ünlü.
türkiye'den kore'ye dönüşünde,türkiye'deyken attığı bütün tweetleri silip samimiyetini göstermişti. 
( burada kızgın surat ifadesi yapıyorum ama siz görmüyorsunuz :) )

iki baş karakterimizin sık sık buluşmak için gittikleri kafe.
ben dekorasyonuna bayılmıştım.
günün birinde bu tarz bir yer açmak istiyorum :)

trailer



filmi övdüm mü,öldürdüm mü bende bilemedim :)
neyse izleyin ve kendi kararınızı kendizi verin.
oyuncuları eleştirsem de diğer deneyimli oyuncularınında katkılarıyla,çok hoş bir hikaye ve sinema anlatımıyla zevkle izlenecek bir fil.
hafta sonu için ideal.
iyi seyirler efem :)

27 Şubat 2014

kitap alışverişi..

 #a101 alış verişinden son alınan kitaplarımız :)


cuma vural,ışık doğudan yükselir
İlk kâğıt fabrikasını kuran; kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden; mikrobu ve atomu tanımlayan; ilk göz ve kanser ameliyatını yapan; cüzamın ve veremin tedavisini ilk uygulayan; büyük-küçük kan dolaşımını bulan; trigonometriyi, tanjant, kotanjant ve kosenkantı ilk kullanan; binom formülünü keşfeden; dünyanın çevresini, yıldızların yer ve açıklıklarını ilk ölçen; ilk uçağı, denizaltını yapan; yerçekimini bulan; sesin fiziki açıklamasını yapan; optik temelleri ortaya koyan; saf alkolü elde eden; havan topunu ilk kullanan; ilk kıta seyahatnamesini ve ecza kitabını yazan; ilk dünya haritasını çizen Türk ve Müslüman bilim adamları, âlimleri...

Hakkı teslim edilmemiş ve gözardı edilmiş bir medeniyetin bilinmeyenleri...

bunlarda prensesimin :) 


tuncel altınköprü,korkunç tuzak

İngiltere'de doğup büyüyen bir Türk kızı olan Suzan, hiç görmediği anneannesini bulmak için İstanbul'a gelir. Gelmesiyle de, kendini korkunç bir tuzağın tam ortasında bulur. Dost görünen düşmanın kurduğu bir tuzaktır bu…

Zekâi Sözçakar, yıllar önce annesini ve babasını vurup öldürmek istemiş, bunun suçunu dedesine yüklemiştir. Amaç, İstanbul'un en zengin kuyumcularından biri olan Servet Bey'in varlığını ele geçirmektir.Bir rastlantı sonucu, Suzan'ın yolu Ufaklık ve Gizem'le kesişir.

İşte bu an, müthiş bir serüvenin başlangıcı olur. Bu ikilinin çabalarıyla yirmi yıllık bir sır ortaya çıkar. Suçlular cezalarını bulur. Servet Bey, eski saygınlığına ve servetine kavuşur. Hepsinden önemlisi; dede, anneanne ve torun bir araya gelip aile olur.

Ufaklık ve Gizem, soluklarınızı tutarak okuyacağınız bu benzersiz serüvene sizleri de bekliyor.

piri reis'in hazineleri

Ünlü Türk denizcisi Pirî Reis'in, bugüne kadar hiç bilinmeyen bir haritası bulunur. Yaygın bir söylentiye göre Pirî Reis, gezip dolaştığı denizlerde belirlediği hazine yüklü batıkların yerlerini bu haritada işaretlemiştir. Paha biçilemez değerde, yüzlerce hazineyi gösteren bir haritadır bu. İşte, Pirî Reis'in bu haritası; İstanbul'da açık artırmayla satışa çıkarılır. Uluslararası çetelerin ve gizli örgütlerin hepsi, onun peşine düşerler. Haritaya sahip olabilmek için amansız bir mücadeleye girişirler. Ufaklık'la Gizem de, hiç ummadıkları bir anda, kendilerini bu çekişmenin tam ortasında buluverirler. Soluk soluğa okuyacağınız bu serüvende, siz de Pirî Reis'in haritasını çetelerin elinden kurtarmak; beş yüzyıldır çözülememiş bir gizemi çözüp Pirî Reis'in hazinelerini bulmak istiyorsanız.

efsaneler gezegeni

Ufaklık'la Gizem, Kara Yıldız'daki arkadaşlarından bir yardım çağrısı alırlar. Gönderdikleri uzay gemisi onları, insanların ilk çağı yaşadıkları bir gezegene getirir. Efsane bildikleri bütün olağanüstü varlıkları; devleri, ejderleri, sfenksleri, su perilerini, uçan atları, yürüyen ağaçları burada, karşılarında bulurlar. Arkadaşları Kayra ile Bayca ise, bir savaş çılgını olan Ares'in elindedir. Onları kurtarmak için zorlu bir serüvene atılırlar.



Tutsak düştükleri kentte, ödülün yaşamak olduğu sınavlardan geçerler. Kölelikten yurttaşlığa, bilgeliğe yükselirler. Yine de, arkadaşları uğruna yollara düşerler. Yenilmez ejderi yenerek altın posta ulaşırlar. Dağ Adamlarının dostluğunu kazanıp Uludağ'a giden yolu bulurlar. Yanıtsız soruları yanıtlayıp sfenksleri aşarlar. Prometheus'u özgürlüğe kavuştururlar. Avcılarla, çiftçilerle birlikte insanların düşmanı Ares'e karşı savaşırlar. Başarıdan başarıya koşarak onu alt etmeyi başarırlar. Arkadaşlarını kurtarıp geri dönerler.

ana kız bize iyi okumalar.tabi ben kpss'den başımı kaşıyacak vakit bulursam :/
iyi okumlar..

25 Şubat 2014

ders çalışma halleri :)

şöyle bir bakın bakalım ders çalışma hallerime :)
daha da fazla lakırtıya gerek yok :)
yağmurlu bir istanbul sabahından herkese günaydın...


dean, her zaman ki gibi sinirli :)


tabletteki film akira kurosawa'dan..











22 Şubat 2014

kırtasiye alışverişi..

süslü püslü,renkli menkli ders çalışmayı seviyorum.,işte size son kırtasiye alışverişimden kesitleri ve ders notlarım :)
ha bu arada bu gecelik bu kdar demiştim değil mi ? O_o :))






kitap alışverişi..

siz hiç a101'e kahve almaya diye girip kitap alıp çıktınız mı ? :)
benim gibi kitap kurtları; evet,evet dedi bu soruya :)
bir arıza sen misin,biz de öyleyiz dediniz değil mi ? :P evet öyle dediniz :)
neyse kitap aldığım günler çok mutlu oluyorum.ah birde almayı istediklerimi alabilsem
sübaneke,dnimiz,amin :)
fırat'ın kulaklarını çınlatmadan olmazdı :)
ilk kitap kendime :)


alıntı :
Bu eser, belli bir tarih dönemindeki siyasi gelişmeleri değil, sanatsal, felsefi, bilimsel, sosyal, dini gelişmeleri de bünyesinde barındırıyor. Harita ve resimlerin yanında medeniyetler, devletler, olaylar, insanlar gibi pek çok konuda verilen kısa bilgiler birbirini tamamlıyor.

İnsanlık tarihinin öyküsel bir özetini sunan "Dünya Tarihi", yerleşik uygar toplumların oluşumundan dünya savaşlarına, Avrupa monarşilerinin ortadan kalkışından, İslam'ın yükselişine kadar dünyayı şekillendiren olayları çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Türkiye tarihinin önemli mihenk taşlarına da yer veren eserde, binlerce yıllık tarih bir nefeste okumakla kalınmıyor, tarihsel olayların birbirine bağlılığı ve nedenleri de kolayca anlaşılıyor.

bu da prensesime.o çoktan okuyup bitirdi bile.
bu kitabı bende okuyacağım :)


alıntı :
istanbulda Tehlike 

Tuncel Altınköprünün çocuklar tarafından çok sevilen Ufaklık Serüven Peşinde serisinde macera "İstanbulda Tehlike" ile devam ediyor. 
Bu defa macera, Ufaklıka yanlışlıkla verilen bir cep telefonuyla başlar. Çocuklar kendilerini bir anda, İstanbulu kan gölüne çevirmek isteyen terör örgütlerinin ortasında bulurlar. Teröristlerin asıl hedefi, dünyanın önde gelen devlet başkanlarının da katıldığı Dünya Güvenlik Örgütünün İstanbul toplantısıdır.
Bu arada ölümcül bir gazın etkisindeki Ajan X için ölüm emri çıkarılmıştır. Kahramanlarımız zor durumdaki bu ajana yardım ellerini uzatırlar. Hem onu içine düştüğü ölüm tuzağından çekip çıkarırlar, hem de İstanbulu ve tüm dünyayı teröristlerin pençesinden kurtarırlar.

az kalsın söylemeyi unutuyordum.kitapların normal satış fiyatları daha pahallı.a101!dw çok uygun fiyatları.
idefix ve d&r'a şöyle bir göz attım;)
bu gecelik bu kadar yeter.
bir başka postta görüşmek üzere :)

katherine howe,galeyan..

güzel bir kitaptı tavsiye ederim diyerek postuma başlıyorum.
tarih doktora öğrencisi connie ile birlikte gizemli bir yolculuğa çıkıyoruz ve hiç tahmin edemeyeceğimiz olaylarla karşılaşıyoruz.
connie bir yandan doktora tezi için araştırma yaperken,bir yandan anneannesinden kalan döküntü evle uğraşır.
derken sam ile karşılaşır ve derken profösörünün çılgın bir simyacı olduğu gerçeğini öğrenir ve hayatının  bambaşka bir yönüyle tanışır..
aslında üç günde bitecek bir kitaptı sürükleyici ve merak uyandırıcı ama dershane ve dersler yüzünden tam üç haftamı aldı :/
yazarının dili çok güzeldi ve tabi çevirmenin emeğine sağlık
417 sayfalık her sayfasını hak eden bir kitap.ama sonunda çok şaşıracağınız gerçeklerle karşılaşıyorsunuz.
ayrıca kitap geçm,ş ve günümüzle eş zamanlı gidiyor.bir tarihten kesitleri,bir de günümüz de connie'nin başından geçenleri okuyoruz.
yazarın diğer kitaplarını da okumak isterim.zira zarzını ve kitap içeriğini, dilini çok beğendim.
alın okuyun.sizi pişman etmeyecek bir kitap.


küçük bir not : sam,bana tanıdığım birini hatırlattı nedense.çok bilmiş ama sempatik tavırlarıyla :)

Kimsenin gitmek istemediği bir kasaba. Herkesin peşinde olduğu bir kitap. Tüyler ürperten atmosfer, gerçek karakterler, şok eden bir kurgu ve kan donduran final. Asırlardır süren büyü bozuluyor. Galeyan başlıyor... Ürkütücü olduğu kadar derinlikli bir kitap. Kadınların gizli güçleri karşısında okur şaşkına dönecek. Boston Globe Simya ile edebiyatın buluşması... Güçlü, keskin, yoğun. Science Monitor Soluksuz bırakacak bir öykü. Howe'un kendisi de kalemi de büyülü. USA Today Bu alıştığınız cadı, melek, vampir öykülerinden değil, büyük bir sıçrama yapan bir yazara rafınızda yer açın. New York Daily News


alıntı
Roman, 1600 yılların sonlarındaki Salem’de ve 1991 yılında geçiyor. Salemli bir ailenin şifacı kadınlarının nesilden nesile, eklemeler yapılarak gelen şifa/büyü kitabının 1991 yılına kadar uzanan hikayesi aslında.
1681 yılında Deliverance Dane, Salem’de şifacı bir kadındır. Bir akşam hasta bir kıza bakmaya gider ve kızı kurtaramaz.  Birkaç ay sonra sonra Salem’de Cadı Mahkemeleri patlak verir ve Deliverance’a cadılık suçlaması yöneltilir.
Connie, Harvard Üniversitesi’nde doktora öğrencisidir. Tezini yazmak üzereyken, annesinin isteği üzerine büyükannesinin evini satış için düzenlemeye gider. Bu sırada evde sıradışı olaylar meydana gelirken,  rüyalarında Cadı Mahkemeleri’ni görmeye başlar. Evde İncil’in içine saklanmış anahtarla birlikte bir isim bulur; “Deliverance Dane”. Deliverance Dane’e ilişkin kişisel merakı zamanla, yeni tez konusu haline gelir ve Deliverance Dane’in büyü kitabını bularak, akademik kariyerine etkileyici bir başlangıç yapmak ister.
Galeyan, günümüzde çok popüler olan cadı hikayelerini bambaşka bir boyuta götüren, fantastik başlığı altına sokulamayacak bir kitap. Salem Cadı Mahkemeleri’ni son derece ilgi çekici bir şekilde anlatarak, günümüzle çok iyi harmanlanmış bir roman.

yazar hakkında doyurucu bilgi bulamadım kitapta da profik bilgisi yoktu.bende wikipediasından sizin için google'a çevirttim :)
bununla idare ediverin artık :)))

Katherine Howe , yaşayan bir romancı Marblehead, Massachusetts , New York Times Bestseller yazarı Deliverance Dane Physick Kitabı  ve Velvet ve Cam Evi .
Üzerine: O da "Şeytan unmasking Salem" ev sahipliği yapmıştır National Geographic Channel'da .
Houston, Texas kaldırdı ve bir mezunudur Howe, Kinkaid Okulu ve Columbia Üniversitesi'nde , Amerikan ve New England Çalışmaları doktora tezi üzerinde çalışırken roman yazmaya başladı Boston Üniversitesi . 
Howe ve kocası, ekonomik tarihçi Louis Hyman (yazarı Borçlu Milleti ), gayrı "Springfield Sokak Tablo," poker oynamak için bir araya Cambridge alan yazarların ve akademisyenlerin küçük bir kulüp olarak bilinen bir grubun asıl üyeleri ise ticaret dikenler ve kültür ve fikirleri tartışıyor. [ 2 ] çok satan romancı Matthew Pearl de bu grubun bir çekirdek üyesi ve bazen Howe'nın edebi kariyerini başlatmak için yardım ile yatırılmaktadır.
kısacası okudum,beğendim,tavsiye ediyorum dostlar :)
keyifli okumalar :)

6 Şubat 2014

türk marşı


müzik sever misiniz ? ya klasik müzik,peki ya ceza bir de mozart ve beethoven desem ya bir de david garet ? 
bu kadar sorunun ardından bu post okunur  hepsinin cevabı burada 

bugün bu konudan bahsetmek istedim :)
vikipedi
Türk Marşı (özgün adı: Rondo alla Turca), Wolfgang Amadeus Mozart'ın bir bestesidir.
Türklerin Avrupa'da hayranlık uyandırdığı o yıllarda, Mehter Marşı'ndaki ritimden esinlenen Mozart, 1783 yılında 11 numaralı la majör piyano sonatı'nın  3'üncü bölümünde "Ronda alla Turca" (Türk Marşı)'nı besteler. Bu beste halen, Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm özel davetlerinin yanı sıra, ülke tanıtımında kullanılmaktadır.
Ludwig Van Beethoven'ın da Türk Marşı olarak eseri vardır. Turkish March Beethoven (part of Op. 113 No. 4): Die Ruinen von Athen (The Ruins of Athens)
Türk rap sanatçısı Ceza, sonatın üçüncü bölümüne 2012 yılında Türkçe söz yazdı ve parçaya bir klip çekildi.

en beğendiğim keman virtiözünden david garrett'ten türk marşı 
david garet

david garet dünyanın en önemli keman virtiözlerinden kabul edilen babası alman,annesi amerikalı bir müzik şahsiyeti :)
vikipedi
bugün dünya çapında bir şöhret ve başarıya sahip David Garrett yaşayan en önemli keman virtiözlerinden biri kabul edilmektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde gerçekleştirdiği konserlerinin biletleri aylar önceden tükenen ve gittiği her ülkede medya ve halkın yoğun ilgisiyle karşılaşan David Garrett ayrıca bilinen parçaları da cover yapıyor. Bu parçalar arasında Nothing Else Matters, He is A Pirate ve Smooth Criminal gibi parçalar bulunmaktadır. Grubunda gitarist, baterist, bassist ve klavyeciler bulunmaktadır.

mozart

vikipedi
Wolfgang Amadeus Mozart (Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart) (d. 27 Ocak 1756 Salzburg , Avusturya - ö. 5 Aralık 1791Viyana)
Klasik Batı Müziği'nin, en üretken ve en etkili bestekârlarından biridir. Yapıtları, senfonilerikonçertoları, oda orkestralarını, piyanoyuoperayı ve korolu müzikleri etkilemiştir. 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırmıştır. Mozart, Avrupalı bestekârların en popülerlerindendir ve birçok eseri standart konser repertuarlarında kullanılır. Günümüzde müzik tarihinin en büyük dehalarından biri olarak kabul görmüştür.


beethowen,türk marşı

beethowen

vikipedi
Ludwig van Beethoven (d. 16 Aralık 1770 - ö. 26 Mart 1827), Alman klasik müzik bestecisi.
Beethoven çok titiz çalışan bir müzisyendi. Müziği, ifade gücü ve teknik olarak çok üst seviyedeydi. Beethoven, Haydn ve Mozart’tan devraldığı prensipleri geliştirdi, daha uzun besteler yazdı ve daha tutkulu, dramatik eserler oluşturdu. Özellikle Op. 109 piyano sonatıyla Klasik müziğin Romantik Dönemini başlatmıştır.
Yaşamı boyunca sağlık problemleri çeken Beethoven 1801’de işitme problemleri yaşamaya başlamış ve 1817’de tamamen sağır olmuştur. Bu dönemden sonra sağırlığı müzik yaşamını hiçbir şekilde etkilememiştir. 9. senfoniyi sağırlık döneminde bestelemiştir.
1827 yılında 56 yaşındayken dünyaca tanınan bir besteci olarak siroz hastalığı nedeniyle vefat etmiştir ve cenazesine otuz bine yakın insan katılmıştır.
ceza,türk marşı


vikipedi
1977 yılında Üsküdar'da dünyaya geldi. Küçük yaştan itibaren rap müzikle ilgilenmeye başladı. Ceza takma adını atışmalarda rakiplerin ve seyircilerincezamız geldi demelerinden ötürü bu ismi almıştır. Public Enemy grubundan çok etkilendiğini söyleyen Ceza , sert sözlerin raple dışarıya nasıl vurulduğunu görüp kendine takma isim olarak Fatalrhymer da ekleyip Ceza a.k.a Fatalrhymer oldu. Bu arada eğitimini tamamlayıp iş hayatına atıldı. Bir elektrik teknisyeni olarak bir yandan iş hayatına devam eden Ceza bir yandan da rap hayatına hız verdi. Hem işin hem rapin bir arada gitmediğini gören Ceza teknisyenlikten istifa etti ve kendini tamamen rap müziğe adadı. Ceza Türkiyede rapin özellikle de flex rapin öncüsüdür.

bir taşla birkaç kuş vurmak diye buna deseler gerek :) bir kerede kaç müzisyen tanıttım.tek amacım türk marşı'nı dinletmekti :) neyse hayır gelsin :)
pek müzikli bir post oldu,iyi dinlemeler :)
küçük bir not :yazı karakterlerinin kozmopolitliği yüzünden kusuruma bakmayınız :)

28 Ocak 2014

ran , akira kurosawa

dreams filmini izledikten sonra ( dreams postu için buraya tık tık  ) bu filmin akira kurasawa'ya ait olduğunu bilmeseydim bile hemen anlardım.aynı sinema dili,aynı görsel şölen devam eder gider.ran izlenesi bir film hatta  bence kaçırılmaması gereken bir film.
akira kurosawa'nın bambaşka bir sinema dili var.film boyunca kimonalara,o tabloluk sahnelere,sahne tasarımlarına,filmin anlatımına hayran kalıyorsunuz.
uzak doğunun kendine has kültürü,adetleri,kıyafetleri,yaşam tarzı hepsi ayrı bir çekici ve merak uyandırıcı.kurosawa'da bu özellikleri sonuna kadar kullanıyor.


filmin konusu kıcaca şöyle artık 70 yaşını deviren lord ichimonji ülkeyi üç oğlu arasında paylaştırıp emekli olmaya karar verir.ve zaten ne olacaksa ondan sonra olur.tam bir aile dramı,yaşanan katliamlar ve intikamcı bir gelinin yavaş yavaş ve soğuk kanlılıkla aldığı kendi ailesini intikamı...



 yönetmenin asker kıyafet ve bayraklarında özellikle kırmızı rengi seçmesi çok manidar.savaşın yıkımını ve acısını çok güzel simgelemiş.


filmin teknik bilgilerine gelince ; filmin imdb puanı 8,3,yapım yılı 1985.
film aslında shakespeare'nin kral lear uyarlaması.
kral lear : 16.yy'ın yaşlı lordu kral lear krallığını üç kızı arasında paylaştırmaya karar verir.her biri ülkenin farklı yerlerindeki kalelerde yaşayacak ve sadakatlerini babalarına kanıtlayacaklardır.büyük kız menfaaatleri için sahte bir samimiyet gösterirken,en küçük kız babalarına duyduğu bağlılıkla onun gerçekleri görmesi için çabalar.
ran 'da da olaylar şöyle gelişir ; bir doğu filmi olması hasebiyle kızların yerini erkek kardeşler alır.
lord ichimonji krallığını üç oğlu arasında paylaştırır.en küçük ve zeki olan oğulun tüm korkuları gerçekleşir ve bir aile savaşı yaşanırken arka tarafta bir ülke de tüm bu savaştan nasibini alır.


yönetmenin savaş sahnelerinde hiç bir ses kullanmadan sadece müzik kullanması da savaşın soğuk yüzünün anlaşılması aççısından oldukça etkileyiciydi..



 filmde en hayran kaldığım sahne.büyük oğul başa geçtikten sonra karısı ( intikamcı gelin) ile kalede ki ana salonda oturup konuşurlarken.
bu sahneyi al evine tablo olarak as.
birde o muhteşem kimonolar yok mu..


yaşanan katliamların ve kardeş katlerinden sonra aklını kaçıran lord ichimonji ve soytarısı..



kamera arkası görüntüsü akira kurasawa


Akira Kurosava 23 Mart1910 - 6 Eylül1998Japon film yönetmenifilm yapımcısısenarist ve kurgucu. 57 senelik kariyerinde 30 film yöneten Kurosawa, sinema tarihinin en önemli ve etkileyici yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir.
Kurosava, 1936 senesinde Japon sinema endüstrisine kısa bir süreliğine ressam olarak girdi. Çeşitli filmlerde yönetmen yardımcısı ve senarist olarak çalıştıktan sonra 1943 senesinde 2. Dünya Savaşı sıralarında ilk filmi olan popüler aksiyon filmi Sugata Sanshiro'yu filme aldı. Savaştan sonra 1948 senesinde Drunken Angel filmini çekti. Bu filmde o zamanlar tanınmayan bir aktör olan Toshirō Mifune'yi başrolde oynattı. Ve yine bu filmle Japonya'daki gelecek vaad eden genç yönetmenler arasındaki yerini sağlamlaştırdı. Daha sonra bu iki adam birlikte 15 film daha çektiler.
Kurosava'nın önemli filmlerden Raşamon filminin ilk gösterimi Tokyo'da 1950 senesinde yapıldı. Film 10 Eylül 1951'de Venedik Film Festivali'nde, Altın Aslan ödülünün sürpriz kazananı oldu. Ve sonradan Avrupa ve Kuzey Amerika'da gösterime girdi. Bu filmin batı pazarında yakaladığı reklam başarısı ve olumlu eleştiriler Japon sineması için bir ilkti. Böylece Kurusava'nın bu başarısı diğer Japon yönetmenlere de uluslararası arenada tanınma olanağı tanıdı. 1950'li yılladan 1960'lı yılların başına kadar Kurosava, aşağı yukarı her sene bir film üretti. Bunların içinde, IkiruYedi Samuray ve Yojimbo gibi bazı filmler yüksek derecede saygınlık kazandı. 1960'ların ortalarında sonra Kurosava'nın daha az verimle çalıştı. Ama son zamanlarında yaptığı işlerinden son iki epik filmi Kagemusha ve Ran ile ödüller almaya devam etti. Bunların içerisinde Kagemusha filmi için aldığı Altın Palmiye ödülü de vardır.
1955 senesinde Akademi Ödülleri'nin verdiği Akademi Onur Ödülü'nü kabul etti. Ölümünden sonra AsianWeek dergisinde "Sanat, Edebiyat ve Kültür" kategorisinde "Yılın Asyalısı" olarak isimlendirildi ve CNN tarafından "Son 100 yılda Asya'nın gelişmesine en çok katkıda bulunan insanlardan (beşliden) biri" seçti.
tralier 



keyifle ve hayranlıkla izlenecek bir film.
iyi  seyirler...

14 Ocak 2014

aşkın gözyaşları , tebrizli şems , sinan yağmur

bir okudum bitti postunda daha birlikteyiz :)
yine okudum,yine bitti ve yine beğenmedim.
çünkü yazarın elinde çok güzel bir hikaye ve tasavvuf gibi iyi bir konu varken çok basit bir dil ile kaleme alınmış.
doğrusu hakkında söylenen onca iyi lafı kitap karşılamıyor.
tasavvufu sevmesem de tasavvuf bir derya deniz.
kitabın zengin bir edebiyat dili yok,insanı içine çeken etkileyen bir tasavvuf dili de yok.duygudan yoksun vs.
daha çok lise öğrencilerine yönelik ve onları mutlu edecek bir kitap.
yani ne edebi dili,ne duygusu,ne tasavvuf yönü beni hiç tatmin etmedi.
daha ikisi ve üçü okunacak ama hiç hevesli değilim :/
ayrıca dördüncüsünün çoktan çıktığını okulda kİ edebiyat öğretmeninden öğrenmiş buluNmaktayım.
neyse yine de alın okuyun derim.
kitap her zaman en iyi dosttur :)
kitabın ön sözünde nazan bekiroğlu'n teşekkür var zaten kitabın çok yerinde zorlama nazan bekiroğlu cümlelerini görebiliyorsunuz.
çok söze gerek yok,sanırım ne sanırım ben kitabı hiç beğenmedim.hayal kırıklığı oldu.
çok zengin bir edebi dil ve tasavvuf bekliyordum.
neyse bu konu ile yeni yeni ilgilenenleri hoşnut edebilir belki diyor ve kitabı yerin dibine batırmaktan vazgeçiyorum :)


kitaptan pasajlar :
her insan için bir aşık olma zamanı vardır,bir de ölmek zamanı.

siyaset şeytanın suyudur.

Allah bir insanı senin elinle ayağa kaldıracaksa,sen nasıl elini uzatmazsın ?

eğer inancın varsa kuşkularını gider.

ve koca kitapta tek hayran kaldığım söz :
Allah senin kapından aşk sarayına bir insanı alacaksa,
o insana sen nasıl ben seni sevmiyorum dersin ?

sinan yağmur 


Sinan YAĞMUR; 1965’te Kırşehir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kırşehir’de tamamladı. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden de 1990’da mezun oldu. Aynı yıl “Kelâm ve İslâm Felsefesi" Ana Bilim Dalında yüksek lisansa başladı. 

alıntı :

Aşkın Gözyaşları - Tebrizli Şems 
Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine gelir boynu sağa doğru bükülmüştür. Dervişler yere kapanmasını bekleye dursun. Şems Hz. Peygamberin şu hadisini sesi boğuk mırıldanır: “Allah’a kavuşmayı isteyeni Allah da sever” Dervişlerden birisi sırtına tekmeyi vurur. Yüzüstü taş zemine kapanır, dudağı patlamış, dişleri zemine dökülmüştür Siyah feracesi kanlar içinde bordoya dönmüştür. Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şemsin başını gövdesinden ayırmaktır 
Baş derviş engeller. Bırakın son nefesini versin. Sonra da en yakın bir kuyuya atın. Kıyafetine sarp atın. 

Avluyu yıkayın. Sabah ile yola çıkarız. Şems hala son nefesini vermemiştir Sille taşının üzerindeki başını hafifçe göğe kaldırır ve: “Allah ne güzel sevgilidir. Rabbim sana aşığım. Ve bu canı sana hediye ediyorum.” Mevlana içeri girer, mendili koklar eli titreyerek açar. İçinden san kağıda yazılmış bir not çıkar: “Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim. Gör ki aşk için 
ölmek ne demekmiş.” Mevlana olduğu yere düşüp bayılmıştır.Geceden sonra doğan ve kalplerin çöllerini cennetlere çeviren bir gözyaşı bu. Çoraklaşmış ve çöle dönmüş kalpler; açın sadrınızı! Aşkın gözyaşları, serin serin, sağanak sağanak, üzerimize damlıyor; bakın gökyüzüne, nasılda aşk yağıyor..

keyifli okumalar..
Related Posts with Thumbnails