16 Aralık 2014

yeniçağ felsefe tarihi,ömer özden



hem felsefe meraklılarına,hem öğrencilere yönelik eli yüzü düzgün hazırlanmış değerli bir kitaptı.acizane tavsiye ederim efem :) 


Anlatmak istediğim pek çok hikaye var ama anlatacak kadar internetim ,zamanım ve gücüm yok.bu kitap beni iki sene öncesi hem tatlı hem hüzünlü anılara götürdü….


 Sipinoza iyi ki ölmüş.o kadar sıkıcı bir adamın sonsuza kadar yaşaması akıllara zaramış bence J descartes’ten çok keyif aldım.her zamanki gibi leibniz’in monadlarına sıra gelince :”Allah belanı versin monadlar “ J dedim,kant diye bir muhterem var tiyatro sahnesine çıkmış repliğini söylemiş ve hiç sufle almamış ardından çekip gitmiş.ne adamdı bee J kant için niye bilmem kaçıncı öğretmen dememişler ? ama en nihayetinde minareyi çalınca kılıfını güzel uydurmuş J hocanın da anlattıklarından onu çıkardım.


arka kapak:
Bir toplumun gelişmişlik göstergesi, o toplumun bilgi, sanat, ahlak, politika ve varlığı algı biçiminin nasıl olduğuyla ölçülebilir. Bilgi üretemeyen bir toplumun, diğer toplumlarla aynı düzeyde bir yaşam standardını elde etmesinin mümkün olmadığı gibi, aynı şeklide ahlak ve siyaset konularında ilerleme sağlayamamış bir toplumun, kendi içinde bir harmoni oluşturması da beklenecek bir şey değildir. Öte yandan varlık algısı ise bir taraftan maddeye şekil verme hüneri olarak tanımlanabilecek teknolojinin oluşup oluşmamasını diğer taraftan insanın maddi ve manevi alanla kuracağı bağı belirleyecektir. Bütün bu alanlarda olacak her tür gelişme ve ilerleme bir plana, programa ve yönteme ihtiyaç duymaktadır. Çünkü asıl olan, doğru bilgi üretmektir. Doğru bilgiye ise yöntemsiz ulaşılamaz. Dünyanın gelişmiş olarak nitelendirilen toplumları, kendi tarihleri içerisinde böyle bir süreçten geçmiş ve bugünkü durumlarına bu şekilde ulaşmışlardır. İşte Yeniçağ Felsefesi Tarihi, Batı'nın geçirdiği bu süreci ele almakta ve o coğrafyada yetişen filozofların görüşlerini içermektedir. Batı filozofları ilk olarak yukarıda adı geçen alanlarda doğru bilgiye ulaşabilmek için yöntemin ne olması gerektiğini sorgulamış ve bütün alanlarda belli bir yöntem doğrultusunda bilgi üretmeye çalışmışlardır. Bu, doğal olarak birdenbire olmamış, belli bir tarih dilimini kapsamıştır. Bilgi, üretilip insanların zihnine sunulduğu andan itibaren artık herkesin ortak malıdır, yani evrenseldir. Nerede üretilirse üretilsin her toplum gelişebilmek, ilerleyebilmek için gerekli olan bilgilere ulaşmak zorundadır. Elinizdeki bu çalışmanın hazırlanmasındaki temel amaç, bu anlamda Batı toplumlarının ne tür bir süreçten geçtiklerinin anlaşılmasına ve üretilen bilgilere ulaşılmasına katkı sağlamaktır. Unutmamak gerekir ki her şey önce zihinde başlar...

Fikri olan sözünü söylemiş ve tarih sahnesinden ayrılmış.v for vendetta’nın da dediği gibi “adamlar ölür ,fikirler sonsuza dek yaşar.”

Sonsuza dek yaşayacak fikir üretmek duasiyle…

9 Aralık 2014

cuerdas (ip) 2014

ip
arkadaşlık,sevgi,dostluk ve ayrılık..
on dakikada hayatın en güzel yanlarını ve hüznünü anlatmayı başaran bir film.
resmen ağladım aa :((

mariya çok tatlı bir kızdır ve okula çok farklı bir öğrencinin gelmesiyle
mariya'nın hayatı değişir ve iki arkadaş çok renkli zaman geçirirler.
pedro solis garcia'nın yönettiği bu ispanyol filmin imdb puanı 8,0.




trailer..


maaile izleyebileceğiniz bu dram animasyon filmi herkese öneririm derim ve vizelere çalışmaya kaldığım yerden devam ederim.bir de kahve vardı tabi :)

keyifle izleyin...

6 Aralık 2014

ilkçağ felsefe tarihi 1,prof.dr.ömer özden-doç.dr.osman elmalı...



İlkçağ felsefesi tarihi
Ben okul zamanı felsefe tarihini hiç anlamamışım meğersem ki zaten anlamadığımı düşünüyordum,bence anlamak için düşünüyorum,düşündükçe de anlıyorum.anlamasam nasıl düşüneyim,düşünüdükçe anlamamanın bir anlamı da yok zaten,anlamsız şeyleri düşünmeye de gerek yok,anlamıyorsanız da düşünmekten vazgeçmeyin,insanın hem anlayıp hem düşünmesi lazım.galiba Allah belamı vermişte haberim yok benim J))
Neyse ya ben kitabı hem anladım hen de üzerinde düşündüm.en çokta zenon’u sevdim.hocalar kitapta demiş ki;zenon,güçlü,uzun boylu,yakışıklı bir yapıya olmakla birlikte aynı zamanda zengin birisiydi.hemşde feylesotu J ya kalkıp antik yunan’a gidesim geldi yeminlen :P
Tam bir ders kitabıydı bence.çok faidelendim.kitabın yazarlarından olan prof.dr.ömer özden hocayla da bizzat tanışmış ve muhabbet etmiş birisi olarak da kitabı çok beğendim.
Kitap ilkçağ filozoflarını sırasıyla tanıtıp,felsefelerini açıklıyor.felsefeye ilgi duyan ya da öğrenci olan herkesimden insana hitap eden türden.anlaşılır ve akıcı bir dile sahip.ama küçük bir eleştiri yapmam gerekirse,keşke hocalar kullandıkları yabancı kelimelerin yanına Türkçe anlamlarını da yazsalardı.bir elimde kitap bir elimde telefon (teflonda da hazreti google J ) kitabı öyle bitirdim.anlamadığım bazı yerleri gidip hocaya sormam da cabası oldu.hocamın tabiriyle special ders aldım J
 kısaca kitaptan aklımda kalanlar:septikler;şüpheci,stoalıar;kişisel gelişimci,zenon.aşil ve kaplımbağa örneğinde hareketin olmadığını kanıtlıyor,orphik düşünce;felsefe öncesi yunan düşünce kaynağını oluşturur,mitra kültürü;roma pagan kültürü(pers  düşüncesinden alınma),felsefeyle ilgilenen ilk kadın;areté….
Ders kitabı formatında ama meraklılarına çok şey vad eden ve keyifle okunan bir kitaptı.
Kitaptan:
Hiçbir şey yoktur;bir şey olsaydı bile biz onu bilemezdik;bildiğimizi var saysak bile başkalarına bildiremezdik…gorgias
-…ona”gölge etme başka ihsan istememé diyerek tarihe geçmiştir…diogenes
-…”admalar!adamlar!” diye bağırmaya başlayan diogenes,etrafında toplanan insanları “ben adamları çağırıyorum” diyerek sopası ile dağıtmıştır…diogenes
Diogenes’e bir adamın ne kadar akıllı olduğunu nasıl anlayabileceğini sormuşlar,diogenes’in cevabı “konuşmasından “olmuş.etrafındakiler “peki adam hiç konuşmazsa” diye sorunca diogenes “o kadar akıllısına henüz rastlamadım”demiştir….diogenes
Sıra geldi ikinci kitaba;yeniçağ felsefe tarihi…
Keyifli okumalarınız olsun,bende bu kadar okuduktan sonra bişey olayım J
Kalın sağlıcakla..



 Öteden beri felsefe, bilimlerin çatısı olmaya layık görülmüş bir alan olmuştur. Bu, bilimler konusunda parçacı yaklaşımı benimsemiş olan bugünkü anlayış açısından çok değerli bir ilke gibi görünmese de konu bütüncül yaklaşımla ele alındığında doğru bir bakış açısıdır. Çünkü bir medeniyetin geri kalması ya da gelişmesi bütünlük arz eder. Bir yanı geride bir yanı ileride olmak üzere X alanında geri kalmış Y alanında ilerlemiş bir medeniyetten söz edilemez. 

Bütün alanlarda üretim önce zihinde başlar. Zihin faaliyeti ise, hangi konuda olursa olsun bir tür felsefedir. Bu nedenle aklın üretimi olan felsefeden uzak kalmak medeniyetleri geri bıraktığı gibi, her alanın bir felsefesini oluşturabilen medeniyetler, bu üretimlerden kendilerinin tercih ettikleri anlayışlar doğrultusunda gelişme göstermişlerdir. Kültür tarihinin derinliklerinde felsefeye geniş yer ayrıldığı zamanlarda güçlü medeniyetler kurulmuştur. İnsanların felsefeden uzaklaşıp, onun uzak durulması gereken bir alan olduğu anlayışını benimsedikleri dönemlerde ise, medeniyet, bilim ve teknoloji sekteye uğramıştır. 
Öte yandan ister sosyal bilimler, ister fen bilimleri olsun her tür bilginin temelinde felsefe kendini göstermektedir. Daha doğrusu felsefeyle desteklenen bilimler güçlü olmakta, bu desteği reddeden veya bu destekten mahrum kalanlar gelişememektedir. Bu gerçeklik günümüzde daha iyi fark edildiği için biyoloji felsefesi, ahlak felsefesi, tıp felsefesi, matematik felsefesi, kültür felsefesi gibi özel felsefi alanlar ortaya çıkmıştır.
Bütün bu felsefelerin başlangıcında ise İlkçağ felsefesi bulunmaktadır. Çünkü düşüncenin geçmişi, geleceği planlamada vazgeçilmezdir. Bunu dikkate alarak hem felsefeyi sevdirmek, hem de okunur bir hale getirmek için bu çalışmayı hazırladık. Çok fazla ayrıntıya girmeden ve anlaşılır bir üslupla oluşturduğumuz bu kitabın her yaştaki öğrenme meraklısına faydalı olacağı kanaatindeyiz.




 keyifli okumalar...



1 Aralık 2014

modern insan din,aşk ve mutluluk,gürsel aydın..




Gürsel aydın’ın makalelerinden oluşuna bol felsefeli bir kitaptı.Üniversitede misafir öğrenci olarak girdiğim derslerde,özellikle yrd.doç,Hüsamettin yıldırım hocamın din sosyolojisi dersiyle tevafuken paralel giden bir kitaptı.diyalektik materyalizmi hiç bu kadar iyi anlama fırsatım olmamıştı.modern insana,dine,aşk ve mutluluğa felsefi,tasavvufi,batı ve doğu karşılaştırmalı yaklaşan bir kitaptı.yalnız kitabın son bölümündeki mutluluk tavsiyeleri dr.hamdi kalyoncu’nun kitaplarında ki tavsiyelere benziyordu.o kadar ağır felsefi içerikli bir kitap,kişisel gelişim tarzı mutluluk tavsiyeleriyle bitmemeliydi bence.ama kitap çok güzeldi.merakla,şevkle okudum.felsefe severlere tavsiye olunur.
Keyifle okunacak çok güzel bir kitap.

İyi okumalar…


Modern zamanlar, insanlığın uzun tarihsel yürüyüşü dikkate alındığında oldukça kısa bir zamana tekabül etmekle birlikte; etki alanı ve dönüştürücü vasıfları itibariyle sarsıcı sonuçlara yol açmıştır.
 Aşk, bir sonsuzluğun gölgesinde soluklanmanın, huzur bulmanın, kaderi paylaşmanın adı değil artık.
 Mutluluk; maddî imkânlarla çevrelenmiş, çıkar merkezli, hazcı, günübirlik beklentilerin egemen olduğu korunaklı bir fanus…
 Din ritüellerin, ruhu olmayan ibadetlerin, yaşama değmeyen/dokunmayan, insanı disiplinize etmeyen ilkelerin egemen olduğu bir manevî tatmin alanı…
 Modern insan “daimî bir şimdiki zaman”da yaşayan öncesiz, sonrasız epiküryen bir figüran…
 Bilgi, hakikati aramanın değil, güce ulaşmanın yegâne vasıtası…
 Modern dünyanın insanı getirip bıraktığı bu cendereye, önerdiği anlam haritalarına ve ürettiği yaşam modellerine yönelik birçok değerlendirme yapılmış, modernizmin tahripkâr etkilerini irdeleyen devasa bir külliyat oluşmuştur.
 Modernizme yöneltilen eleştirilerde “savunmacı”, “dışlayıcı” ve “içe kapanmacı” yaklaşımların ağırlıkta olduğunu görmek mümkündür.
 Yeryüzünün tamamını etkileyen bir realiteye karşı hayalî tasarımlar geliştirilmiştir.
 Bireyi, aileyi, toplumu ve ilişki ağını yeniden dizayn eden modern algıya karşı, içeriklendirilmemiş ve zaman dışı tezlerle karşı çıkılmıştır.
 “Doğu”yu tanıyan batılı aydınların yönettikleri soruları; Batı’yı tanımayan, Batı’nın kültürel kökenlerini ve bugününü çözümleyememiş doğulu aydınlar cevaplamıştır.
 Bir olguya karşı çıkanların değil, ona alternatif üretenlerin tarihi şekillendirdiği gerçeği unutulmuştur.

****
 Bu eser, Sayın Gürsel Aydın’ın yoğun okuma ve analizlerinin sonucu olarak kaleme aldığı makalelerinden oluşmaktadır.
 Eserde Doğu’yu, Batı’yı, insanlığın ürettiği kültürel birikimi ayrım yapmaksızın irdeleyen, sorgulayan ve önerilerini paylaşıma açan üretken bir yazarın medrese-i yusufiyenin küçük penceresinden dış dünyaya seslendiği bir söylevini bulacaksınız.

keyifle okuduğum,içi dolu dolu bir kitaptı.
keyifli okumalarınız olsun..

kasabbaşızade ibrahim efendi,prof.dr.ismail erdoğan


hocamın son kitabını da okudum bitti...artık yenisini yazsın bence :))


Hocamın son kitabını da okudum bitti.geçen akşam fakültede ders çıkışı,ayak üstü hocamla konuşurken: hocam son kitabınızı da okudum artık elinizi çabuk tutunda yenisini yazın,ben istanbul’a dönmeden okuyayım,zaman kaybetmeyin dedim J bayağı güldük J
Kitaba gelince çok büyük keyifle okudum.hocama da hocam hiç zorlanmadım kuş gibi okudum deyince hocam da:daha kolay bir kitaptı demesin mi :P yaaaa sen bayağı ilerledin deseydi eyiydi :P J))


Kasabbaşızade muhterem Osmanlı döneminde yaşamış düşünürlerden biri.sanki laletayi biriymiş gibi oldu ama değil.cümle düzeni öyle geldi sadece. J bütün İslam filozoflarının değindiği tüm konulara ehli sünnet çerçevesinde değinmiş bir düşünür.on akıl,felekler,misal  alemi,ideler alemi…ve daha pek çokları.çok ama çok keyifli bir kitaptı.
az daha dopink alayım sırf aristo’nun organon’u için bileniyorum J onu okuyup anlayacağım diye kendi kendime söz verdim.bir de kant var tabiî ki.diyanetten aldığım ve almak istediğim kitapları yine üniversiteden hocam yrd.doç Hüsamettin yıldırım’a göstereyim dedim ve hali hazırda yanımda aldığım kant’ın kitabı saf aklın sınırları dahilinde din kitabı vardı ve hocam :-biz bu kitabı Necmettin hocayla (yine üniden bir başka felsefe hocamız) birlikte çevire çevire okuduk,kant’ın en zor kitabı demesin mi J  hay Allah yine mi duvara tosladık dedim J neyse bir de kant için bileniriz sorun değil.sırada ki zorluk da bize bilensin :P arkasından bana iki kitap hediye etti.arkasından sevine sevine öğrenci evimin yolunu tuttum J
kasabbaşızade’ye geri dönecek olursak hemen dönelim,döndük Jçok güzel bir felsefe kitabıydı.bulursanız hatta bulamak için de uğraşın hatırını da kırmayın alın okuyun.ben okudum çok beğendim.kitap hakkında sanırım çok detay veremeyeceğim çünkü hemen arkasından başka iki kitap bitirdim,staj da var,ilahiyatta girdiğim derslerde ve kafam bir milyoncu dükkanı.sadece içerdiği felsefe beni çok mutlu etti ve doyurdu diyebilirim.takrar takrar bir felsefe ve İslam felsefesi tekrarı oldu benim için.hasılı güzel kitaptı.
Bol felsefeli,doyurucu,mutluluk verici,güzel ve de benim için hocamın hediyesi ve hocamın kitabı olması hasebiyle özel bir kitaptı….

Keyifli okumalar…

menon,platon(eflatun)


Platon’a ait bu kitap bir günde bitecek türden.anlaşılması da gayet kolay.kitap,menon ve sokrates’in erdem üzerine yaptığı soru cevap türünde ki sohpetlerden oluşuyor.ama kitabın sonunda erdem için kesin bir tanım verilmiyor ve bu tanıma okuyucunun ulaşması amaçlanıyor.vakti zamanında devlet’i şöyle hızlıca okumuş ve pek bir şey anlamamıştım ama menon’dan çok keyif aldım.gerçi becon’un yeni Atlantis ‘i ,campenella’nın güneş ülkesi ve aristo’nun Atinalıların devleti’ni okuduktan sonra platon’un devlet’ini  yeniden okumam gerekirdi.en kısa zamanda inş diyelim.

Felsefe meraklılarına tavsiye edelecek bir kitap.keyifli okumalar olsun..



Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve islam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.

keyifli okumalar....

28 Kasım 2014

kitap alışverişi..

son kitap alışverişimden ve kitap hediyelerimden size bahsedip hemen kaçayım.
üniversite hocam yrd.doç.hüsamettin yıldırım hocamın hediyeleri.
-hocayı zarara soktuk ama en azından kitaplar kıymet bilene gitti dedi :))
bence de :))


 okuyup bitirmiştim.yazısını ne zamana yazarım bilmem :/


en son alınan kitaplarım.
hediyeler de içinde.


en yakın zamanda okunup postları yazılacak inş.der ve huzurdan ayrılım.iyi geceler dostlar....

rob zombie,dragula

the matrix filminin en muhteşem saoundtrack şarkılarından birini dinleyin istedim.,
 ve enn sevdiğim rock gruplerından biri..rob zombie..


vikipedi:
 Rob Zombie (d. Robert Bartleh Cummings, 12 Ocak 1965, Haverhill, Massachusetts), ABD'li heavy metal şarkıcısı, yönetmen, yapımcı ve senarist. Aynı zamanda White Zombie grubunun kurucusudur.
Yönettiği bazı filmler bazıları şunlardır: House of 1000 CorpsesThe Devil's Rejects. Ayrıca 2007 yapımı Halloween ve bunu filmin devamı Halloween II'ın altında da Rob Zombie'nin imzası vardır.

Dead I am the one, Exterminating son
Slipping through the trees, strangling the breeze
Dead I am the sky, watching angels cry
As they slowly turn, conquering the worm

Dig through the ditches,
Burn through the witches
I slam in the back of my
Dragula

Dig through the ditches,
Burn through the witches
I slam in the back of my
Dragula


keyifli hafta sonlarınız olsun...

24 Kasım 2014

yavuz sultan selim,yavuz bahadıroğlu..


bir yavuz'dan bir yavuz'a...

 yavuz bahadıroğlu’nun kalemşnden bir “yavuz” hikayesi.
Kimdir bu yavuz, tahtı babasının elinden nasıl aldı,şah İsmail ile olan çakişmesi ne idi.çaldıran savaşının gerçekleri.bir Türkmen kızının yavuz’a olan aşkı.yavuz’un bu aşka verdiği naif karşılık.
Tüm bu soruların cevap bulduğu bu hoş tarih kitabını herkese öneririm.ama küçük bir eleştiri yapmadan da duramayacağım.tarihimize karşı çok kör,sağır ve dilsiz olduğumuz kadar çok da tarafgiriz.atamız,ceddimiz de olsa bence objektif değerlendirmelere tabi tutmamız gerekir hem türk tarihini,hem Osmanlı tarihini ve de hem yakın türk tarihini.acizane fikrim böyledir…..
Keyifli okumalar…



... Cesarete aşık olan yeniçeriler bu cesaret gösterisinden sonra, Padişah'ı takip etmeye başladılar. Nihayet ordular Çaldıran Meydanı'nda karşılaştı. Kanlı bir savaş sonucu Yavuz Padişah, Çaldıran Zaferi'ni (23 Ağustos 1514) kazandı. Bu zafer sadece Anadolu'yu değil, İstanbul'u da kurtarmıştır. Daha da önemlisi hilafetin yollarını Osmanlı'ya açmıştır.
Yavuz'un amacı, kendi sözlerinde şöyle ifadesini bulmaktadır: "Ben bu saltanatı, ümmete hizmet içün pederumun elinden aldum ve ıslah-ı alem (İnsanların ıslahı ile mutluluğu) uğruna birader ve biraderzadelerimi (Kardeşlerimi ve çocuklarını) feda eyledum...
Ben uykularımı, rahat ve huzurlu terk ile din-i mübinin te'ydine uğraşıyorum. Eğer İslam'ı ihya etmek (geliştirmek hayata geçirmek, yaşamak ve yaşatmak) maksudumuz (isteğimiz, niyetiniz) değilse, benum de nefs-ül emirde saltanata kat'a hevesum yoktur." (Eğer bu yoldan hedefe gidemeyeceksem, sizin de böyle bir amacınız bulunmuyorsa, padişahlıkta gözüm yoktur.) ...

keyifli okumalar..

islam ekonomisi,şevki çobanoğlu...


İslamın adil,insan fıtratına uygun,kur’an merkezli ekonomisi nedir?
İşte bu kitap tamda bu soruya cevap niteliğinde.bulursanız alın okuyun derim

.
Alıntı:
İnsanın zalim oluşu:ekonomik alanda,dağılımı dengesiz ve adaletsiz yapmasındandır.
İnsanın nankör oluşu:Allah’ın verdiği tarihi kaynakları işlemede ve kullanmada ihmalkar olmasıdır.
İnsanın kanaatsiz oluşu:Allah’ın verdiği nimetlere karşı,büyük bir hırsla sahip olma hissitaşıması ve çok açgözlü olmasıdır.
İnsanın israfçı oluşu:kazandığını anormal derecede harcaması ve bereketin gitmesine sebep olmasıdır.

Keyifli okumalar…

arka kapak:
İslâmiyet denince akla İlâhi bir nizam gelir. İslâm Nizamı, insan hayatının ve kâinatın bütün unsurları ile ilgilidir. İslâm tek başına bir nizamdır. İktisadi veçhesi de bir bölümünü teşkil ettiği gibi temel esaslara bütünüyle bağlıdır. 

İslâm'da vahdet (birlik) prensibi vardır. Öteki dünya ile bu dünya arasında bir denge mevcuttur. İslâm ekonomisinde, meşruiyet içinde bir kâr elde etmek esastır. Üretim ve tüketim ilişkilerinde ölçülü hareket edilir. Yapılan işlerin Allah'ın emirlerine uygun olması şarttır.
İslâm toplumunda devlet, bir baba şefkatiyle fertlerin meselelerine çare arar. Fertler de, devlete var güçleri ile destek olur. Hal böyle olunca da gerçek bir refah toplumu oluşur. Ekonomik refahın yaygınlık kazanması için iş alanlarının çok olması ve ihtiyaç maddelerinin bol olması gerekir. 

İslâm ekonomisi, vahye dayalı prensiplerle işlediğinden tamamen adildir. Dolayısıyla insan tabiatına uygundur. Uygulandığı zaman hem dünya hem de ahiret için refah, huzur ve saadet getirir.
Related Posts with Thumbnails