7 Aralık 2017

toplu eserler,arthur scopenhauer...

toplu eserleri 1


#arthurschopenhauerokunması çok zevkli bir düşünür ama kesinliklen bir Dekar abim olmaz.😁😶
Toplu Eserleri 1'de hayatın anlamı,üniversiteler ve felsefe,ölümün anlamı,din üzerine,aşk ve kadınlara dair,seçkinlik ve sıradanlık başlıklarından ve alt konularından oluşuyor.Tüm kitap deneme şeklinde kaleme alınmış.Ben bu tarzı çok sevsemde itiraf etmeliyim ki bir paragrafı okuduğunda diğerine geçince bir önceki paragrafta neler yazdığını unutuyor insan yani en azından bende öyle oluyor.🙈Bir konu başlığı altında pekçok şeyden bahsedildiği için olabilir diye düşünüyorum sorun bende değil yani.🤑🙃Din üzerine adlı bölüm bence çok keyifliydi (her ne kadar görüşlerinin tamamına katılmasamda) ve ağırlıklı olarak #Schopenhauer'in din eleştirisinden oluşuyordu.
Üniversitelerin ve felsefenin ele alındığı kısım ise tam bir #hegel (dedikodusu🙈😄) eleştirisi şeklinde ele alınmıştı.Laf aramızda hayatı boyunca Hegel'i kıskandığını,inat olsun diye üniversitede ki derslerini Hegel'le aynı saate koydurduğunu ve öğrencilerin Hegel'i tercih etmesi ve sınıfının sinek avlamasından dolayı daha çok kudurduğunu söylüyolla🙈🙉🙊
Genel olarak pesimist bakış açısına sahip olsada okunması çok keyifli bir felsefeci.Bu kitap felsefi bir eser olmaktan daha çok felsefi değeri olan bir deneme olarak değerlendirilebilir.
Ben çok sevdim.




Sannattan metafiziğe,kendinde şeyden tarihe,okumaktan üniversiteye kadar yine her konunun bam teline çalan bir #schopenhauer kitabı daha bitti.Tartışma sanatının inceliklerini anlattığı bölüm çok keyifliydi ve boş yere şişirilmiş edebiyatçı ya da düşünür eleştirileri de harikaydı.Yine sevdiğim bir kitap oldu.



arka kapak:

Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman bir filozof, yazar ve eğitmendir. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche´nin ilk akıl hocasıdır.
Schopenhauer, Platon´un ve Immanuel Kant´ın etkisinde idealizmin teorisini kendince anladığı boyutunda temsil ederken, bu genel bakışı subjektif idealizmin sınırlarından taşıramamış ve Hegel´in felsefesini de reddetmiştir. Hegel, Schelling ve Fichte´ye ve sonradan kendisini fikirlerinden dolayı onore eden Schleiermacher´e karşı etkileyici polemikler yazmaktan çekinmemiştir.

Felsefesinin ilkesel bir kavramı irade kavramıdır. Dünyanın özü ve gerçekliği irade iken, fenomenlerden oluşan dünya, tasarımdan başka bir şey değildir. İrade, Schopenhauer felsefesinde kendini bir zorunluluk olarak gösterir, ki onun düşüncesindeki kötümserliğin ve karamsarlığın kaynağı da esas olarak budur. İnsan, tamamen kurtulamayacak olsa da istencin emrine boyun eğerek acı ve kederden kısmen kurtulabilir. Bu noktada Schopenhauer´ın düşüncelerinin belirli ölçüde, kaderciliğin ağır bastığı doğu felsefelerine yakınlaştığı söylenebilir.

Schopenhauer´a göre; birbirlerini en çok büyüleyenler, birbirlerini en çok tamamlayanlardır.
Schopenhauer, potansiyel olarak aktif anlamlar taşıyan iki entelektüel beceriyi yani aklı ve anlayışı birbirinden ayırmıştır. Anlayış, bakmayı kavramsal ve terimsel olarak düşünebilme sonrasında içinde barındırdığını temsil etme yetisidir. Bu zihindeki soyut bir konsepttir. Akıl ise buna karşılık, baktığıyla kendini doğrudan doğruya belirsiz; bir insanın ne kadar hızlı veya güçlü olabileceğini bilebilmek, bir gürültünün nedeninin ne olabileceğini veya bir mızrağın hedefine varması için hangi açıyla ya da hangi güçle fırlatılması gerektiğini tahmin ve hesap etmek şeklinde muhakemelerin içinde bulur.
(Tanıtım Bülteninden)



felsefeyle kalın...

aşkın ve savaşın geceleri,eduardo galeano...


"Kimse gidecek kadar kahraman,kalacak kadar vatansever değil."
"Latin Amerika sadece altın,gümüş,kauçuk,bakır ve petrol gaspından çekmedi.Onun belleği de gasp edildi.Nereden geldiğini bilmesin ve nereye gideceğini kestiremesin diye belleğini çaldılar."
#eduardogaleano'nun kendi çoğrafyası için varmış olduğu bu tespit aslında tüm dünya devletleri için geçerli olan bir tehlike.Zihinlerimiz,
kültürlerimiz,inançalımız,tarihlerimiz bizi biz yapan herşey yazarın da dediği gibi gasp altında.Yeni dünya düzenleri,karanlık güçler,para babası dünyayı yöneten aileler gibi komplo teorilerinden hiç bahsetmiycem.(Laf aramızda ben bunlara çok inanıyorım.)
Sağcı,solcu,devrimci,muhalif,dindar,muhafazakar,ateist...şuncu ya da buncu insanların öldğü yerde neci oldukları fark eder mi,ederse nasıl eder?Çalınmış gençlikler,kaybolan gelecekler,unutulmuş geçmişler....kitabı okurken insan hep bunları düşünüyor🤔
Kitap için Arjantin'nin yakın tarihi anlatılıyor diye bakmamak lazım günce şeklinde yalın bir dille yazılmış olan olaylar insana kendi geçmişini de hatırlatıyor.
Ne bileyim işte böyle......


arka kapak:

"Kimse gidecek kadar kahraman, kalacak kadar vatansever değil."

Bir yanda işkenceler, kayıplar, ölümler, katliamlar, sürgünler... Diğer yanda umut, mücadele ve direnç... Sevincin ve coşkunun, acı ve umutsuzluğun yanıbaşında filizlenişinin tanıklığı. Çaresizlikten mücadele, baskılardan direniş yaratan bir halkın fotoğrafı.

Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri sahne sahne ilerleyen bir günce niteliğinde. Röportajlardan anılara, tarihsel kısa öykülerden aforizmalara yayılan, Latin Amerika halkının geçmişine ayna tutan, acıları ve umudu yan yana ve keskin bir dille anlatan alışılmadık bir yaşam öyküsü.

Bu kitapta anlatılanlar coğrafi olarak ne kadar uzağımızda olursa olsun, tanıdık gelecek okuyucuya. İnsanın insanlık savaşına dair bu sahneleri okurken hissettikleriniz sizi, nerede olursanız olun, yakın çağrışımlara sürükleyecek.

Galeano, dünyanın vicdanı olmaya devam ediyor.


kitapla kalın....

ntv yayınları,kuantum teorisi...


İtiraf etmeliyim ki kuantum felsefesi kuantum fiziğinden daha anlaşılır bir şey ama kuantum fiziği ve kuantum felsefesi birbirinden ne kadar ayrıştırılabilir bak onu bilemiyorum🤔
#ntvyayinlari'nın bu çizgibilm serisi çok güzel ve keyifli.Amma kuantum fiziğinden henüz tam olarak ne anladım emin olamamakla birlikte okumaya da devam edicim.
Şimdiye kadar anladığım izafiyet teorisiyle zaman mutlaklığını yitirirken kuantum teorisiyle madde mutlaklığını yitirmiş ve dünya çok vahdet-i vücudçu bir yapıya dönmüş durumda.Anladıklarımın kesin doğruluğunu iddia edemem benim anladığım kısım bu kadar.Daha iyi bilen banada öğretsin lütfen.😁
Sonuç olarak kuantum merak uyandıran,okuması çok zevkli ama anlaşılması zor bir konu....


seksen günde devri alem,jules verne...


Vaktiyle filmini,animasyonlarını izlediğim ama kitaplarını ne yazık ki okumamış olduğum klasikleri okumaya çalışıyorum.Ama genel olarak kitaplar hep hayal kırıklığı oldu.😐Gülüver'in Gezileri de filmini çok sevdiğim ama kitabından hiç zevk almadıklarımdandı mesela.
#80gündedevrialem de onlardan biri.Kitapta dünya turuna çıkıyorsunuz,yazıldığı dönemin tarihine ve coğrafi özelliklerine de ışık tutuyor kitap.Bir yandan polisiye bir macera devam ederken bir yandan da seyyahname gibi ilerliyor kitap ama ben hiç keyif almadan okudum.


arka kapak:

Londralı beyefendi Phileas Fogg, üyesi olduğu Reform-Kulüp’te gazetesini okurken seksen günde dünyayı dolaşmanın mümkün olduğunu öğrenir. Bu olağanüstü yolculuk 19. yüzyılda sanayi devrimiyle gelen tren ve buharlı gemi gibi toplu taşıma araçlarının yanı sıra 1869 yılında açılan Süveyş Kanalı sayesinde yapılabilmektedir. Kulüp arkadaşlarıyla bu yolculuğu seksen gün içinde tamamlayacağına dair bahse tutuşan Fogg, aynı gün uşağı Passepartout’yla birlikte Londra’dan ayrılır. Bu meydan okumayla başlayan bin bir türlü maceraya, bir polis soruşturmasıyla, bir de aşk hikâyesi eklenir. Yayımlandığı 1972 yılından beri popülaritesinden hiçbir şey yitirmeyen Seksen Günde Dünya Gezisi yazarın en sevilen yapıtlarından biridir. Verne’in ulaşım olanaklarının gelişmesiyle “küçülen” dünyasına, artık elektronik çağa adım atmış ve geleneksel medyanın yerini yeni medyaya bırakmasıyla bir “küresel köy”e dönüştüğünden dem vurulan günümüz dünyasından bakmak da ayrı bir macera olsa gerektir. (Tanıtım Bülteninden)

anşmayyon dizisi 


çocukluğumda hergün bıkmadan izlediğimiz çizgi dizisi ama bu versiyondan nefret ettiğimde doğrudur.hayvanlısı hiç keyifli değil ki...:/ :)












buradan izleyebilirsiniz.



ceki çenli filmisini hiç sevmem :P

80 günde devri alem 1956


56 yapımı filmin imdb puanı:6,8
ve nostaljik,klasik filmleri her şeye tersih ederim.
kalp kalp kalp :)




















trailer 


full film


keyifle kalın...

1 Aralık 2017

Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği,Jean Baudrillard...


Bu kitap hakkında nasıl bir yorum yapabileceğimi bilmiyorum hatta ne kadarını anladım ne kadarını anlamadım çokta emin değilim.Ama büyük bir merakla neredeyse her satırını çizerek ve okurken bol bol araştırma yaparak ilerledim.O yüzden elimde on beş gün kadar kaldı #jeanbaudrillard'ın Simülarklar ve Simülasyon adlı kitabı Matrix filmi için bir referans niteliğinde hatta serinin ilk filminde Neo kendisinden disket almaya gelenlere o disketi sakladığı yer olan Simülarklar ve Simülasyon kitabının içinden çıkarıp verir.
(buradan bakabilirsiniz https://youtu.be/6IDT3MpSCKI)
Keanu Reeves'in filmle ilgili yaptığı bir röportajında Wachovski kardeşlerin çekimlerden önce bu kitabı okuttuğunu söylediğini şahsen bizzat kendimin kulakları işitmişti.👂👂Filmde kitapta gerçeklik sorgulaması içeryor aynı şekilde bu kitap #seytanasatilanruh'ta aynı gerçeklik sorgulamasını barındırıyor.Iki ana tema içeriyor kitap gerçeklik ve kötülük.Cinsellik ya da pornografiyle ilgili gerçeklik sorgulamalarının ise ne anlam ifade ettiğini cidden hiç anlamadım
Ekonomi,siyaset,medya ekseninde gerçekliğin ne kadar sandığımız gerçek olduğu sorgulanıyor.Yani benim anladığım böyleydi.Cidden zor bir okuma yolculuğuydu ve sanki kitap bana bir beden büyük gelmiş gibi hissettim.Bazı bölümler yeni dünya düzeni içerikli kitaplarda bulabileceğiniz konuların ağır felsefi söylemi şekindeydi.Irak savaşından,11 Eylül olaylarına kadar değiniliyordu ve tabi Matrix'ten bahsedilmese olmazdı.Yazarı kim nasıl değerlendiriyor bilemiyorum ama bu modern çağ feylesofunu tanıyıp okumaktan ve bir nebze de olsun anlamaktan dolayı kendimle gurur duydum.🙈Yani sonuç olarak kafamda deli sorular.🤔🤔🤔


arka kapak:

Yüzünü her zaman ustalıkla maskeleyebilmiş Şeytan, modern uygarlıkta yine kendine yakışan kusursuz kıyafeti seçiyor.

Şeytanın bu sefer bizlere hazırladığı tuzak, çektiği son numara, gerçekle kurduğumuz hayalî ilişkiler ağında aranmalıdır. Sadece bir süreliğine coşkuyla kendimizden geçiyoruz, fakat ardından benliğimizi kötülüğün mutsuzluk sarmalına doladıkça dolayan "gerçekler" yığını, tepetaklak edilmiş bir dünyayı gözler önüne seriyor. İnsan benliği dünya adlı dev ekrana yansıyan zavallı görüntüsünü izlemekten mutsuz! Bu görüntüler arasında kendi ölümünün peşinde koşan modern sanat, sinema, fotoğraf, bilgi, iletişim, internet, her türlü politik cambazlık ve sayısız ideolojik tatmin nesnesi şeytanın kazdığı çukuru daha da derinleştiriyor. Şeytan, her şeyi verirmiş gibi yaptığı sırada aslında her şeyi alıp götürüyor. Bu oyunda kimse özgür değildir, herkes akıldışı bir performansla aynı anda hem köle hem de efendidir. İnsanı gönüllü bir köle olarak seyretmek şeytanı mutlu kılıyor. Efendilik mücadelesinde bir an olsun taviz vermeyen Şeytan, en çok bu oyunu seviyor...

Baudrillard, bu kitabında şeytanın avukatlığını üstleniyor. En azından bu tehlikeli mesleğe soyunacak kadar cesur ve kaleyi içten fethedecek kadar sarsıcı... Baudrillard’ın son kitabını okurken, vahşi bir kültürsüzleşme ortamında muhalif bir zekânın nasıl ayakta durduğunu görüyoruz.

Son yıllarda düşünce dünyamızın zenginliği için aşk ile çalışan Oğuz Adanır’ın katkısıyla... 

bahsettiğim bölüm


keyifle kalın.....

ALİCE HARİKALAR DİYARINDA,LEWİS CARROLL...



Tavşan deliğinden düştükten hemen sonra.🐇🐇🐇

Arkadya Yayınlarının çevirisi çok güzeldi çok beğendim.
Bu kitabı her okuduğumda ilk kez okuyormuşum gibi hissediyorum.Yalnız her kitapta hikaye aynı olsa da şiirler çok farklı.🤔
Neyse Beyaz tavşanı takip etmey unutmayın.😉

ARKA KAPAK:

Arkadya Yayınları’ndan Türkiye’de bir ilk! Çocukluğumuzdan bu yana severek takip ettiğimiz karakterler, yetişkinler için genişletilmiş versiyonlarıyla Büyüklere Masallar dizisinde sizlerle. “Ah benim kulaklarım, vah benim bıyıklarım… Eyvah, geç kaldım!” Beyaz Tavşan’ı takip edip, Alice’le beraber tavşan deliğinden aşağı düşmeye hazır mısınız? Tüm zamanların en unutulmaz hikâyesi Alice Harikalar Diyarında, sizi Harikalar Diyarı’nın o büyülü dünyasına davet ediyor. Şapkacı ve Mart Tavşanı ile çay içip, Gülkedisi ile sohbet ederken, bir kez daha bu garip diyarda her şeyin mümkün olduğuna şahit olacaksınız.

(Tanıtım Bülteninden):


30 Kasım 2017

Kasım ayı bilançosu...

 Bu ay kızıl bir olmuş.❤
Bu arada görsele yanlış kitabı koymuşum aşk ve gurur yerine jane eyre olcaktı.🙅‍♀️
Güzel,bol hediyeli bir ay oldu.

Sevgiler....

29 Kasım 2017

matrix,slavoj zizek...



Slavoj Zizek her ne kadar:Matrix'i Slovenya'da bir sinemada seyrederken, filmin ideal seyircisinin -yani bir budalanın- yanında oturmak gibi bir daha ele geçmez bir fırsata sahip oldum. Sağımda oturan, yirmili yaşlarının sonunda bir adam filme kendini kaptırmış, "Aman Tanrım, vay be, demek ki gerçeklik merçeklik yok! …" gibi yüksek sesli nidalarla seyircileri habire rahatsız ediyordu. O kılı kırk yaran felsefi ya da psikanalitik kavramsal ayrımları filmle bağdaştıran sözde-sofistike entelektüel okumalardansa böylesi naif kaptırmaları hiç düşünmeden tercih ederim.(Tanıtım Bülteninden)dese de kendide kitabında bir hayli ağır bir dille filmi değerlendirmiş.Bu küçük risale salt #matrix filmi irdelemesi değil.Matrix minvalinde pek çok filminde değerlendirmesi.Kitap 28 Ekim 1999'da "İnside the Matrix"sempozyumunda sunulan konuşmaların bir araya getirlmesinden oluşuyor.Gerçeklik,sanal gerçeklik nedir gibi sorular filmin yarattığı etkinin gölgesinde sorgulanıyor ve tabi"Matrix nedir?": "Kontrol"
Peki ya kontrol nedir????
Cevabı merak ediyorsanız #zizek okuyun derim.




keyifle kalın..

jane eyre,chaharlotte bronte,..


Üç kuruş fazla olsun kırmızı olsun dedikleri şey bu herhalde.😁
#janeeyre'yi daha önce hiç okumadığım doğrudur.🙅‍♀️Ama hemen bütün uyarlama filmlerini izlemiştim.Okuyan ve izleyenler bilirler Jane Eyre,Jane Eyre'nin hayat hikayesi.😁😛Taam taam kızmayın.😄Bronte kardeşlerden kaleme alınmış en güzel hikaye bence.En baştan hikayenin içine giriveriyorsunuz,akıcı ve yalın bir dili var.Çok keyif alınarak okunuyor.Olaylar Viktorya döneminde geçiyor,Aşk ve Gurur hatta Alice Harikalar Diyarıında'nın bile aynı döneme ait olduğunu düşününce yazarların romancılık ve yaratıcılıklarının ne denli farklı,bakış açıları ne denli değişik olduğunu görmek heyecan verici.Ayrıca aynı dönem kadın yazarlarının toplum paikolojisini kendi feminist bakış açılarıyla yansıtmaları da hayranlık uyandırıyor.Nitekim Jane Eyre'de kendi dönemi sınırlarından sıyrılıp zor bir hayat hikayesine sahip olan ve 18 yaşında kendi ayakları üzerinde durmasını başarmış genç bir kadının hikayesi.
Söylentiye göre Jane Eyre,Bronte kardeşlerin hayatlarından izler de taşıyor.Bu denli geç kalarak okuduğum için üzgünüm.Çok severek ve keyif alarak okudum. 
martı yayınları çevirisi de oldukça başarılıydı.

arka kapak:
  • Yayınlandığı ilk günden itibaren edebiyat dünyasına bir bomba gibi düşen Jane Eyre, çok geçmeden bütün okurların ve eleştirmenlerin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Kimsesi/ bir çocuk olarak baskı altında geçen yılların ardından, kendi ayaklarının üzerinde durmayı başaran özgür ruhlu genç kadın, patronunun sakin ve gizemli doğası karşısında, yüreğine daha fazla söz geçiremeyerek yenik düşer. Ama her aşkın bir bedeli vardır ve herkes kendi payına düşeni ödemek zorundadır. Charlolte Bronte'nin tartışmasız herkes tarafından başyapıt olarak nitelenen bu ölümsüz eseri tutkulu romantizmi ve büyüleyici diliyle halen bütün zamanların en büyük aşk hikâyelerinden biri olma özelliğini koruyor.

gelelim filmlerine:

2001 yapımı filmin ünlü oyuncuları ve 7,4 imdb puanı olsa da en sevmediğim uyarlama ve kitaba da çok sadık kalınmamış.









trailer


2006


bu uyarlama sevdiklerimden.imdb puanı:8,4











1996 

imdb puanı:6,8
sevdiğim uyarlamaraldan biriydi.













trailer


1983



83 yapımı uyarlama da beğendiklerimdendi
.imdb puanı:8,2












full film


daha pek çok uyarlaması olsa da ben beğendiklerime yer verdim.

sesli kitap özeti


radyo tiyatrosu ve bilgiler.


keyifle kalın.

Related Posts with Thumbnails