4 Ağustos 2015

anahtarlarıyla islam felsefesi,dr.necip taylan..


uzun yıllar önce okumuştum bu kitabı o zaman daha hiç felsefe bilgim olmamasına rağmen çok keyif almıştım.
çok akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış bir ders kitabı.
ders kitabı diyorum çünkü bu tarz kitaplar ancak çok meraklısına hitap edecek türden.
yoksa sadece ders için okunabilir.
ama çok keyifli bir kitaptı.okuduğum islam felsefesi kiapları için bir sıralama düşündüm.,ilk olarak bu okunmalı daha sonra bayraktar hocanın islam felsefesine giriş kiabı (yazısı için buraya tık tık ) daha sonra da bence neşet toku hocanın islam felsefesine giriş (yazısı işin buraya tık tık ) okunmalı.
daha sonra zaten tuğla büyüklüğünde islam felsefesi kitapları mevcut.
benim için sıra onlara geldi zaten.
bu  tarz felsefe giriş kitaplarından sıkıldım artık elimde ki o tuğla büyüklüğündeki islam felsefesi kitaplarına balıklama dalsam güzel olur bence.
zaten bu yüzden bu kitapları okudum.kendimi hazırlamak için.artık gayet hazır hissediyorum.
son olarak okuması keyifli,dili anlaşılır ve akıcı,meraklısına hitp eden çok güzel bir felsefe kitabıyıdı.


arka kapak:
Felsefe, bugün hayatımızın hemen her anında bizi kuşatan ilimlerin de anası sayılır. Felsefenin bilinen çok renkli ve çeşnili macerası ile İslam Dünyasının dünü ve bugünü, gerek olumlu ve gerekse olumsuz yönden yakinen ilgilidir. Bazen felsefe İslam aleminde otoritenin de tasvip ve teşvikini kazanmış, eğitim ve öğretimin içinde önemli yer almış, fakat bazen de neredeyse adı unutulur duruma düşmüştür. Biz, İslam Felsefesini sadece akademik bir disiplin olarak değil de İslam düşüncesi içindeki yeri bakımında günümüz için tekrar ele almak ve değerlendirmek durumundayız. İslam düşüncesi hayatında; felsefeyi, umumi kültür, medeniyet, değerler ve düşünce hayatından ayrı mütalaa etmek doğru olmasa gerektir.

prof.dr.necip taylan


Necip Taylan, 4 Ocak 1946'da Tekirdağ Malkara Yörücek Köyü'nde doğdu. Babasının adı Tahir, annesinin adı Fatma'dır.
Öğretim Üyesi; İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdi. Yüksek lisans ve doktorasını aynı Enstitü'de sistematik felsefe mantık alanında tamamladı. Uşak ve Tekirdağ'da öğretmenlik yaptı.
İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nde Öğretim Üyeliği görevinde bulundu. 1983 yılında yardımcı doçent, 1989'da doçent, 1995'de profesör oldu.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Felsefesi Anabilim Dalı'nda öğretim üyeliği görevini sürdürdü. Altı kitabı yayınlandı.
İyi düzeyde Arapça, orta düzeyde Farsça ve İngilizce bilen Taylan, evli ve 2 çocuk babasıdır. 22 Temmuz 2007 Genel seçimlerinde AKP'den  Tekirdağ milletvekili seçilmiştir.

şimdi benim sıramda hocanın islam düşüncesinde din felsefeleri adlı kitabı var.
artık o kitaba hazırım.
herkese keyifli okumalar...

evanjelizim,dr.ramazan kurtoğlu...


David Hume nasıl körün gözüne parmak sokar gibi Kant'ın gözüne parmak sokup onu uyuduğu uykulardan uyandırıyorsa Hoca Ramazan Kurtoğlu'da okurları uyuduğu uykulardan uyandırıyor.
kafamda iluminati iluminati derken arkasında kalan koca bir kara delik vardı ve bu kitap sayesinde kara delik kapandı,taşlar yerine oturdu,puzzle tamamlandı.
yeni dünya düzeni tamamlanırken düşmanı çok uzakta aramayın izlediğimiz filmlerden yediğimiz cipslerin paketlerine kadar her yer düşmanla dolu aslında.bu bilim kurgu bir kara komplo teorisi gibi gözükse de yeni dünya düzenleyicileri el birliğiyle insanlığın ve dünyanın sonunu getirmek ve kaderini etkilemek için uğraşıyorlar.

peki bu yeni dünya düzeni içinde Müslümanların/Türklerin yeri neresi? islam bu düzenin neresinde?dinler arası dialog,ılımlı İslam derken peygambersiz bir İslam oluşturulmaya çabalanırken Arnold Toynbe'nin sözlerine kulak vermek gerekir bence çünkü o batı için tehlikenin farkına varmış ve dindaş yoldaşlarını uyarmış.sözler şöyle ( ramazan hocanın katıldığı bir tv programından alıntı) :güney müslümanları eşari,selefi,araplar parayı ver satın al adamlardır onlardan batıya zarar gelmez ancak kuzey müslümanları hanefi,maturidi,türkler,işte asıl onlar ayağın denk alınması gereken müslümanlardır ve batının dikkatli olması gerekir.Toynbe'nin uyarısı böyle.belkide son yıllarda oluşturulmaya çalışılan türk-sünni=deccal/şeytan uyarlamaları bundandır...
ancak kitapta hocanın de dediği gibi islama en büyük zararı veren yine müslümanlardır.bence bu lafın içini doldurmak gerekiyo bende diyorum ki müslüman gibi gözükenler ve dinini aslıyla öğrenmeyenler demek daha doğru olur belkide.
tüm kitapta geçenler doğrultusunda diyorum ki iluminatinin de gizli yahudiler evanjeliklerinde göremedikleri bir şey var Allah'ın insanlık ve dünyanın sonu için biçtiği kader.
şimdi hep birlikte armegedon'u bekleyebiliriz.bakalım gök yüzüne çıkıp 1000 yıl mutlu mesut mu yaşayacaaklar yoksa Allah nurunu amamlayacak mı?


 İlk önce teknik bazı detaylardan bahsetmek istiyorum.Kitap çeşitli aralıklarla yazılan makalelerin toplanmış hali gibiydi.bu yüzden daha çok konuşma havası barındırıyordu.pek çok konu ya da bilgi çeşitli başlıklar altında tekrarlanıyordu bu yüzden bazı  yerlerde  devrik cümleler varken bazı yerlerde de tamamlanmamış cümleler var.o yüzden kimi yerlerin anlaşılması zor oluyordu.7. ve gözden geçirilmiş basım olmasana rağmen bazı teknik hatalar barındırıyor kitap.ama içeriğini göze alınca bu hatalar deve de kulak bile değil.kitabın ağırlığı altında ezildim desem yalan olmaz.bu sözlerimden dolayı anlaşılması zor bir felsefe kitabı gibi zannetmeyin sakın.kitap gayet anlaşılır ve akıcı bir dille yazılmış ama kitabın içerdiği konular öyle arkanızı dönüp uyuyabileceğiniz türden hafif konular değil.her türk vatandaşı alıp okusa inanın ne siyasi ne dini kavga kalmaz bence memlekete.çünkü sağ duyusu olan her vatandaşı kalbinden yakalayacak bir içeriğe sahip.
İluminati iluminati deyip deyip araştırma yaptığım bir dönem vardı,üniversiteye devam etiğim dönemdi hem.sabahlara kadar uykum kaçardı düşünmekten.bu kitapta tam yarılı yerime denk geldi.yaralarıma geldi tuz bastı.insanın canını acıtan bir kitap kesinlikle.gerçek sandığımızı yalanların arkasında ki koca bir kara deliği insanın gözüne gözüne sokup tam bir Osmanlı şamarı indiriyor hoca resmen okuyucusuna.iyi de yapıyor.kalemine,araştırmasına sağlık.rabbim hayırlı uzun ömür versin de bunun gibi daha pek çok kitap yazmayı nasip etsin.şimdi bana düşen en kısa zamanda hocanın diğer kitaplarını da almak.
Yaklaşık 600 sayfalık tek bir harfi bile boşa gitmeyen insanın vicdanına ağır gelen bilgi yüklü bir kitaptı.her kesim ve düşünceden herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
Evanjelizim fikrine hizmet eden film ve kitaplara da yer vermiş hoca.hoılywood yıldızlarının hangi düşünceye hizmet etiğinden,amaçlarından da bahsetmiş.kitapta adı geçen filmlerin pek çoğunu iluminati araştırması yaparken öğrenmiştim ama filmde geçen pek çok şey havada kalmıştı kafamda,bu kitap sayesinde yerli yerine oturdu.kitapta adı geçen bazı filmler şöyle:armegedon (bu filmi yıllar önce seyretmiştim,kendilerinin kahraman gibi gösterdikleri sıradan Amerikan filmi  dediydim meğersem arkasında neler varmış.),blade runner (bu filmi kitabı okuduktan sonra izledim ölümüne sıkıcı karanlık bir film.),uzay yolu (en sevdiğim serilerden),minority report (bu da izlediğim filmlerden),matrix (en sevdiğim filmlerden.nette matrix ve iluminati yazın bakın neler çıkıyor.),erminatör-2 (hiç sevmem bu seriyi.),existenz (hali hazırda bu postu yazdığım esna da pc’nin arka tarafında film açık),beşinci elemenet(sevmiştim ben bu filmi.),lara croft (hiç izlemedim izlememde.),12 monkeys (kitabı okuduktan sonra diyorum ki demek bu fikre hizmet ediyormuş.),batman(iluminatinin deccal mesihi diye bilirdim be batman’i),alice harikalar diyarında (en sevdiğim kitap,en sevdiğim film.alice içinde bi nette iluminati yazın da görün neler var,satranç oyunun,taşlarının bile,iskambil kağıtlarının dahi nasıl iluminati sembolleri olduğunu okuyun.),lost (bu film hakkında ki hocanın evanjelik çözümlemesi beni çok etkiledi çünkü ne salak film deyip izlemeyi bırakmıştım meğer ne yaman diziymiş.).işte böyle.yukarıda da dediğim gibi bir dönem iluminati diye bayağı bir araştırma yapmıştım sevdiğiniz,hayranı olduğunuz pek çok film,kitap ve ünlünün nelere hizmet ettiğini  öğrendiğimde ilk önce şaşırdığımı söylemeliyim.ama artık hiçbir şey beni ne şaşırıyor ne de şoke ediyor.batı’nın,holywood’un ya da Anglosakson dünya ya ait ne varsa her şeyin belli bir fikrle hareket ettiğini öğrenince ülkenizde ki siyasi gelişmelere bile tepki gösteremez bir hal alıyorsunuz.insan her şeyin arkasında kara bir komplo arar oluyor ve gerçek sandığımız bu dünyanın koca bi yanılsama olduğunu anlayınca yatıp uyuya kalmış insanlık için esef ediyorsunuz.işin daha da kötü tarafı tüm yukarıda saydığım şeyler hakkında gerçek bilgiye ulaştığınız halde izlemekten de geri kalamıyorsunuz.artık hayranlık farklı bir boyuta kayıyor sanırım merak ve anlayabilme çabası içinde izliyorsunuz.
Batı’nın petrol peşinde olmadığını petrol fiyatlarını kontrol etme çabasında olduğunu çünkü önümüzde ki yıllarda farklı bir enerji kaynağını piyasaya sürme hazırlığı içinde olduğundan petrol fiyatlarının kendileri için önem arz ettiğini öğrendim mesela.türkiye’de ki bor,uranyum vs yer altı zenginliklerine göz dikmiş olduklarını,ağrı dağı ve nuh’un gemisi efsanesinin bile arkasında evanjelik,tek dünya düzeni fikrinin yatmış olduğunu öğrendim.Amerikan eğitim sisteminin hegelci bir felsefe üzerine kurlulduğunu,bu felsefenin amerika’nın siyasi ve ekonomik felsefesinin temelini  oluşturduğunu öğrendim.daha neler öğrenmedim ki hangisini bu posta sığdırayım.
Feytullah  gülen’nin papa’ya yazdığı mektubu da tam can acıtıcı bir örnektikitapta mektubun tam bir metnini vermiş hoca.
Pek çok gerçeğin körün gözüne parmak sokar gibi insanın gözüne gözüne sokulduğu bir kitap.bundan sonrası okuyup sağ duyu sahiplerinin kendilerine bir ders çıkarması lazım.




alıntı
Mesih/Mendi fenomeni öncelikle Türk-İslam coğrafyasını tam anlamıyla nükleer, biyolojik ve kimyasal bir savaşın içine çekebilir.Tarihte ilk kez farklı inanç ve hesaplarla; Kral Davud soyundan Yahudilerin ''beklediği Mesih'' özellikle Evanjelist Hıristyanların ''beklediği İsa Mesih'', başını İran'ın çektiği Şii İslam inancındaki Müslümanların ''beklediği'' kayıp 12.imam olan Mendi ve Hz.İsa ile bir kısım Sünni Müslüman tarikat ve cemaatlerin ''beklediği'' Mendi ve Hz.İsa'nın 21.yüzyılın ilk çeyreğine yönelik ''kuvvetli inanç'' ve spekülatif siyasi atraksiyonlar şaşılacak derecede örtüşüyor.Biz kimin neye inandığını yargılamıyoruz.Ancak bu farklı inanç sahipleri yüz milyonların nasıl oluyor da Mesihi bir beklentide nevi mutabakat içinde olduklarıdır.

dr.ramazan kurtoğlu


vikipediden alıntıdır.
Ramazan Kağan Kurtoğlu (d. 27 Nisan 1956 - AntalyaSerik[1]), Türk akademisyen, ekonomist ve yakın çağ siyasi tarihi uzmanı. Koç Holding ve benzeri büyük kurumlarda ekonomik danışmanlığın yanı sıra Bütçe ve Finansman Şefliği, Mali Planlama ve Mali Kontrol Müdürlüğü, İhracat Direktörlüğü, Mali İşler ve Finansman Genel Müdür Yardımcılığı, Genel Müdürlük, İcra ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur.



  • Nörofinans

    • Türkiye Ekonomisi (1838-2010) Mali Bağımlılık, Büyüme, Krizler ve Siyasi Sonuçları
    • Küresel Hegemonya Savaşları & İklim, Su ve Gıda
    • Din ve Küresel Ekonomi-Politik (Orion Yayınları)
    • Küresel Para Savaşları ve Davranış Ekonomisi Nörofinans
    • Küresel Hegemonya Savaşları & İklim Su ve Gıda
    • Küresel Ekonomik Kriz ve Yeni Dünya Düzeni (Orion Kitabevi)
    • Evanjelizm - Hollywood ve Kabala'nın 13.Havarisi & Dünya İmparatorluğu ve Türkiye (Orion Kitabevi)
    • Tanrı İmparatorluğu ve Türkiye
    • Türkiye ve Mesihuşa
    • Bayrak Türklerin Ya Ekonomisi
    Doçent doktor Ramazan Kağan Kurtoğlu, ilk, orta ve lise öğrenimini Antalya'da tamamladı. 1981 yılında Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesi'nde lisans eğitimini tamamlayıp 1982 yılında İstanbul Üniversitesi'nde Personel Yönetimi ve Endüstri İlişkileri üzerine yüksek lisansını bitirdikten sonra The University of British Colombia, Vancouver, University of California, San Diego, University of Pennsylvania ve Kaliforniya Irvine’de genel İngilizce, iş İngilizcesi, akademik İngilizce eğitimi, davranış bilimleri, uluslararası finansman, ekonomi ve küresel operasyon yönetimi konularında lisansüstü, master ve doktora eğitimi gördü.[2]
    Personel Yönetiminde Davranış Bilimleri başlıklı yüksek lisans tezi, Türkiye’de İthal İkamesinden Liberal Ekonomiye Geçiş Sonrasında Borç Büyüme ve İşsizlik[3] başlıklı doktora tezi hazırlamıştır.
    1999 yılında Kaliforniya Üniversitesi'nde Uluslararası Finans ve Piyasa Sermayeleri başlıklı sertifika programı yapmıştır. 2002 yılında Kaliforniya Üniversitesi'nde Küresel Operasyon Yönetimi alanında Pre-MBA programı yapmıştır.
    Subliminal Mesajlar ile ilgili ABD Siyaset Stratejisinde Evanjelist-Kabalist Felaket Filmleriyle Psikolojik Savaş Operasyonları ve Türkiye başlıklı bir makalesi vardır.[4]
    İstanbul Aydın Üniversitesi İktisadi ve İdari Birimler Fakültesi'nde ekonomi dersleri vermiştir.
    .....
    hocanın emeğine,araştırmasına,kalemine sağlık.Allah ondan gani gani razı olsun.böyle araştırmacı hocalarımızın da sayısı arsın inşllh diyorum.
    şiddetle kitabı herkese tavsiye ediyorum..
    keyifli okumalar derdim her kitap postu sonuna ama bu kitap insanı sarsıcı bir şekilde haklı olarak keyfini kaçırıyor,uykularından uyandırıyor,iyi de yapıyor.umarım sizinde keyfiniz benimki kadar kaçar diye diliyorum bu sefer...

    örgü..

    en nihayetinde arta kalan ipliklerden mevcut kupalarımın renklerine göre yaptığım bardak allıkları.
    bence güzel oldu güzel :)


    rengarenk günler,rengarenk hayaller,rengarenk örgüler...

    yeşilin asaleti..

    bunlarda sürprizden çıkıverdi oraya hiç yapmaya niyetim yoktu.bir açık birde koyu renk yeşilim vardı iplikler değerlensin diye başladım,elimdeki ipler azmış o yüzden her renkten bir tane yapmak zorun kaldım.iki koyu yeşil iki açık yeşil yapacaktım aslında.
    bazen bu blogda yazdığım cümleler çok bu karışık oluyor ne :/

    rsimler üzerinde düzenleme yaptığım için tam orjinal renklerinde görünmüyorlar.
    bu siyah gibi durmuş ama koyu yeşil.


    biz yağ yeşili deriz bu tona siz ne dersiniz bilemiyorum.dediğim gibi dünlendiği için farklı tonlarda durmuş renkler.


    bu fıstık yeşili idi düzenlenmeden önce :)


    bu ada açık yeşil bir fıtık tondu.
    neyse bir daha ki sefere örgü resimleri düznlemeden bloga koysam daha iyi olur belkide.


    bir de toplu bakış.
    ben en çok bunları sevdim.çünkü en sevdiğim renk yeşildir.
    ,

    yermyeşil huzur dolu günlerimiz olsun...

    rengarenk hayaller..


    kpss telaşı bitti şimdi heyecanlı biraz ümit dolu biraz endişeli bir bekleyiş hakim benim cenahta.
    bende yazı örgü örüp bol bol kitap okuyarak değerlendiriyorum.
    işte yaptığım supla takımı.
    evdeki mevcut lif ipliklerinden yaptım.
    eğer evinizde eskiden kalma dantel iplikleri varsa iki katlı yapıp o şekilde örebilirsiniz.çok daha güzel ve şık duracaklardır.mevcut renkli polyester dantel iplerinden de iki katlı yapılarak çok şık sonuçlar elde edilebilir bence.ben eldeki ipleri değerlendirdim.







    ben alltı renkten altı kişilik yaptım.
    rengarek çok sevimli oldular.nasip olur da atanırsam kendi evimde kullanacağım inşallh.





    şöyle bir de topluca bakalım.


    örgü her türlü yaratıcı fikre ve zevke açık bir alan.eldeki her türlü iplik değerlendirilerek
    çok hoş zevkli şeyler yapılabilir.
    rengarenk örgüler,rengarenk günler...

    26 Temmuz 2015

    tone deaf clinic


    bayağıdır kız kardeşler birlike film izlememiştik ama ikili gruplar halinde izledik.
    küçük bir not:biz dört kız kardeşiz :)
    bu akşamda ikili bir takım kuruduk ve   film izledik.
    kpss bitti ama daha amaaan sabahlar olmasın moduna geçemedim.çünkü evde artık inernet yok filmlerin dibine vuramıyorum.
    bu akşamkız kardeşimde misafirim ve  filmin dibine vurduk.
    şimdi filmi size biraz anlatayım.


    filmimiz bir kore filmi ve romanik komedi türünde.
    imbd puanı:5,6 bence daha iyi bir puan hak ediyor çünkü çok eğlenceli,senaryosu boşlukta kalmamış,iyi oyuncuların yer aldığı bir filmdi.
    bence tekrar tekrar izlenir ve gülünür.


    baş rolde yoon sang hyeon var.en beğendiğim koreli aktörlerden birisi.mütiş bir oyuncu ve estetikli oyuncu ve şarkıcılarda ki iticilik ve soğukluk onda kesinlikle yok.gerçek hayatta nasıl bir kişidir bilinmez ama oyuncu sıcaklığı beyaz camdan kesinlikle yansıyor.her oynadığı rol fenomen olur desem abartmam bence.


    kadın baş rolümüzde park ha seon var.omo o da kim? 
    ben onu tanımıyorum arkadaş.ama  Allah'ı var rolüne yakışmıştı.:)


    son olarak fated to love you dizisinin komşu oppası choi jin hyuk var.
    her daim kul bir abimiz.abi diyorum ama bana abi değil argo gereği öyle dedim :)
    choi jin hyuk'un da oyunculuğu bence iyi ama onda soğuk ve ciddi bir duruş var.aykırı rollerde nasıl bir performans gösterir çok merak ediyorum gerçekten.
    şu ana kadar üç aşağı beş yukarı birbirine yakın,yakışıklı,vakur,karizmatik rollerde izledim hep öyle olunca farklı roller de nasıl bir sonuç olur merak ediyor insan.


    filmin konusu da kısaca şöyle esas kızımız park,esas olmayan oğlumuz choi'yi lise yıllarından beri sevmektedir.esas olamayn oğlumuz choi'i lise yıllarından beri eas kızımız park'a hep nazik ve koruyucu bir avır sergilediğinden dolayı esas kızımız  esas olmayan oğlumuza karşı çok ümit var bir tavır içindedir.esas olamayan bu densiz oğlumuz ise kendisi gibib esaslıkan uzak adını bile zikretmeye gerek görmediğim esas kızımız park'ın bir arkadaşını sevmemktedir.
    DURUN daha bitmedi daha esas oğlumuz var.o hiç hesapta yokken ortaya çıkar ve esas kızımıza aşık olur.aslında park kızichoi oğlan için bir şarkı söylemeyi çok istemektedir.kaderin işini gelin görün ki park kızın sesi köydeki mehmet emminin eşeği vefakar karakaçan'dan bile daha beterdir.
    müzik dersi almaya karar veren böylelikle yoon oğlanla tanışır.en nihayetinde esas oğlan da bu aşk üçgenin tam ortasında yer alır vs. vs. vs. gerisini de izleyin ve eğlenin.


    trailer:

    bir de size filmden yoon oğlanın sesinden bir ost


    biz iki kardeş izlediğimizde çok eğlendik ve filmi hemen arşivime kattım.
    keyifli bir romantik komedi.
    kore filmlerini seviyorsanız ve hala izlemediyseniz vakit kaybetmeyin izleyin.
    maaile izleneck hoş bir film.
    keyifli seyirler..

    23 Temmuz 2015

    şah mat,mario mazzanti.

    bir cinayet romanında maksimum kaç cinayet işlenir ?kitap bitene kadar 6 kişi öldü.o kadar ölüye helva yetişmezdi be.hemde ne ölüm kan gövdeyi götürdü. vampir sever kişiliğim ama maktül sever bi kişilik değilim.smile ifade simgesi polisiye roman severlere hitap eden bir kitaptı onlara tavsiye edilir.
    ejderha dövmeli kız kitabında ki polisiye daha heyecan verici ve merak uyandırıcıydı ayrıca karakterler çok daha canlıydı.şah mat'ta ise kitap ilerledikçe yeni cinatler işleniyor yeni karakterler kitaba giriyordu.en sonunda kim kimdi  aklımda tutmaktan vazgeçtim.
    ama kitabın polisiyesi fena değildi.merakla kendini okutuyordu.
    sonu daha parlak olabilirdi.claps'e yazık oldu.:)


    Polisle satranç oynayan bir seri katil...

    Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.

    "Mario Mazzanti ilk kitabını en lezzetli malzemeleri karıştırarak hazırlamış: Satranç, edebiyat, sinema, opera ve asıl mesleği olan cerrahlık."
    -Paperblog-

    "Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ve gerçeğin insanın en karanlık hırslarında gizlendiği nefeslerinizi kesecek bir gerilim romanı."
    -La Feltrinelli-
    (Tanıtım Bülteninden)

    polisiye severlere iyi bir  gerilim ve keyif vadeden bir kiatptı.keyifli okumalar.

    21 Temmuz 2015

    the gifted hands,psikomeri

    bir yetişkinin bir çocuğun yardımına ihtiyacı olmaz..


    geçen sene yazın kpss'ye çok az bir süre kala dinlenmek için izlediğim bir filmdi.ama film dinlendirici değil,polisiye gerilim.geçen sene kpss döneminden beri bu filmi blogda tanıtmak istiyordum kısmet bu seneki kpss dönemineymiş :)
    kore filminin baş rollerinde kim kang woo ve boys over flowers'dan tanıtığımız kim beom var.
    doğrusu ben filmi ilk izlediğimde çok ama çok beğendim.uzun zamandır iyi kore filmi izleyemiyorduk çünkü ve bence böyle bir filme ihtiyaç vardı.


     ben filmi soluksuz bir şekilde hayranlıkla izledim.zaten polisiye gelirimi de çok severim.şiddetle tavsiye ederim.önemli sosyal mesajların olduğu iyi bir film bence.
     filmin imdb puanı:6,5.konusu ise kısaca şöyle;kim kang woo beceriksiz bir polistir ve karakola gelen çocuk kayıp şikayeti üstleri tarafından dikkate alınmayınca olay başına patlar ve açığa alınır.aradan bir ay geçince kayıp kız çocuğunun cesedinin bulunmasıyla olaylar karmaşık bir hal alır çünkü beceriksiz polisimiz garip yetenekleri olan cinayet şüphelisi kim bam ile karşılaşır.artık hikaye tam bir karmaşaya döner çünkü yeni bir kayıp çocuk daha vardır.
     kim bam'ın çok iyi bir aktör olduğunu düşünüyorum tıpkı jung il woo'nun da genç yaşına rağmen çok iyi bir oyuncu olduğunu düşündüğüm gibi.otuz yaşına geldiklerinde kıymetleri çok daha iyi bilinecek bence.zira kore'de oyuncuysanız otuz yaş ve üstü ustalık zamanları sayılıyor artık.ama jung il woo için daha önce blogda söyleyip söylemediğimi hatırlamıyorum ama ben her rolün oyuncusu olduğunu düşünüyorum.bu konuda jung il woo bir,lee jun ki iki :))
















    trailer


    bu gece oturun ve maaile izleyin ve filmin ardından küçük çocuklarınınzı yabancılara karşı bir kez daha uyarın.
    iyi seyirler..

    13 Temmuz 2015

    dünyayı aldatanlar,prof.dr.sefa saygılı


    sınav öncesi okuyup bitiridim.güzel bir kitaptı ama daha akademik bir dille yazılabilirmiş.
    dilini basit buldum.hegel'den ibn sebe'ye gulam ahmet'ten comte'a kadar kimler yoku ki kitapta.
    başta ilahiyatçılar olmak üzere düşnüce dünyasına merağı olan herkese tavsiye ederim.

    Hoca kitabın sonunda Mesih sendromundan bahsediyor.sorunlu bir çocukluk geçiren kişilerde görüldüğünden tedavisi olamayan bir akıl hastalığı olduğunu söylüyor.bir budalanın kendisini Mesih/mehdi zannetmesini anlarımda binlerce budalanın bir budalanın peşinden gitmesi gerçekten şaşılacak şey.buda aklı selim atalarımızın manidar bir sözünü akla getiriyor:bir deli kuyuya bir taş atmış,kırk akıllı çıkaramamış.:)
    ünlü düşünürlerin bilinmeyen yönlerinin anlatıldığı bir kitap.
    okuyun ve dünyayı kimler nasıl aldatmış görün.


    Kimi filozof, kimi toplum lideriydi. Hepsinin ortak özelliği yaşadıkları yıllarda kitleleri peşlerinden sürüklemeleriydi. İnsanlar onlara hayranlık duyuyordu. Ama yıllar sonra taraftarlarının kalmadığı veya çok azaldığı görüldü. Yani dünyayı aldattıkları anlaşılmıştı. Bu insanları hangi şartlar öne çıkardı, fikirlerini oluşturan ortam nasıldı? "Dünyayı aldatanlar", dünyayı aldatan bu insanlardan önde gelenlerini inceliyor. 
    (Tanıtım Bülteninden)

    keyifli okumalar..

    milenyum serisi 1,stieg larsson

    ejderha dövmeli kız
    kpss macerası sonunda bitti.ama kpss'den çok bahsetmek isemiyorum.sadece şu kadarını söyleyebilirim elhmdülilah gayet güzeldi.
    geçen hafta okuyup bitirdiğim ejderha dövmeli kız kitabı bu postun baş rol oyuncusu.
    çok akıcı,heyecanlı oldukça güzel bir kitaptı.kahramanlar oldukça canlıydı.seri giden,heyecanlı bir polisiye olmuş ilk kitap.600 küsür sayfalık roman hiç sıkılmadan çarçabuk bitiyor.sırada serinin diğer iki kitabı var ama hemen okumaya başlamıycam.şu anda şah mat'ı okuyorum.
    lafın kısası elinizde varsa okuyun,yaz tatili için ideal bir kitap.
    yazarı oldukça talihsiz biri.neden derseniz kitaplar yayımlanmadan önce vefat emmiş.haliyle kitapların başarısını görememiş ne yazık ki.


    arka kapak:
    41 ülkede rekor satış yapan kitaplarının başarısını göremeden 50 yaşında hayata veda eden İsveçli gazeteci Stieg Larsson'un zihne kazınacak sahneler, çarpıcı ve canlı karakterler, okurları adeta yerlerine çivileyecek sürükleyici bir kurgu ile her sayfasını ağır ağır ve dokuyarak yazdığı Millennium serisinin ilk kitabı Ejderha Dövmeli Kız'ı okuduktan sonra, Gefle Dagblad gibi 'bundan daha iyisi yapılamaz' diyebilirsiniz. Ama bu erken bir karar olabilir. Son sözü söylemeden ikincisini beklemenizi tavsiye ederiz. 

    keyifli okumlar..
    Related Posts with Thumbnails