27 Eylül 2017

felsefenin ilkeleri,descartes...


Canım Dekar abim.😍Bizim Necmettin Hocanın fakülte biosunda Kant uzmanı yazıyordu.Yakında bana da Dekar uzmanı derler mi acep.🤔😂Hepsini okumuştu manyak.😂
Her kitabında olduğu gibi sohbet uslubunda,akıcı,anlaşılır bir felsefi dil kullanmış.
Canım Dekar abim.😍Daha ne diim.😄


“Descartes, modern felsefenin kurucusu sayılır. Çok yüksek felsefi bir yeteneği olan, yeni fizik ve gökbilime dayanan ilk kişi odur. Birçok skolastik yanı bulunmasına rağmen Descartes, kendinden önce gelenlerin kurduğu temelleri benimsememiş, yeniden ve eksiksiz bir felsefe yapısı kurmaya çalışmıştır. Descartes’ın yapıtlarında Platon’dan beri hiçbir filozofta bulunmayan bir tazelik vardır. Descartes, bir öğretmen olarak değil, bir araştırmacı ve bulduğunu aktarmaya meraklı bir kişi olarak kalem kullanmıştır. Üslubu rahat ve iddiasızdır. Öğrencilere değil, zeki insanlara seslenir. Doğrusu, modern felsefe için, öncüsünün bu kadar hayranlık verici edebi bir üsluba sahip olması büyük bir talihtir.”

 (Tanıtım Bülteninden)


felsefeyle kalın..

ezilenlerin pedagojisi,paulo freire...


#ezilenlerinpedagojisihem bir eğitim hem bir yönetim kitabı.Kitabın dili çok ağır insanı oldukça yoruyor.Paulo Freire eğitimle ilgili görüşlerini öğretmen üzerinden anlatırken sürekli öğretmeni suçlar bir tavır takınmış.Bence eğitim sistemlerini eleştirmeliydi öğretmenleri değil.Sonuçta her öğretmen yaşadığı ülkenin eğitim sistemine uymak zorunda.Tabi yazarın yaşadığı yılları (1921 doğumlu,1997 de vefat etmiş)göz önübde bulundurursak davranışçı-geleneksel model hakim olduğuna göre kendince haklı oluyor.🤔
Kitap dört bölümden oluşuyor:ilk bölüm ezenler ve ezilenlerle ilgili tam bir kominist manifestoyu andırıyor..Ben çok beğendim.
Her dönem için geçerli olan yöneten-yönetilen ya da malını pazarlayan ve tüketen şeklinde okumaları yapılabilir bu bölümün..Ikinci bölüm eğitim üzerine.
Mevcut eğitimi "bankacı model"olarak tanımlıyor.Tamamen geleneksel eğitim eleştirisi.Katılmamak elde değil,işte sırf öğretmen üzerinden anlatmayaydı iyiydi.🙄Sonuçta devletler eğitim modellerini ihtiyaç duydukları vatandaş modeline göre şekillendirirler.Üçüncü bölüm;ezenlerin diyalogdan uzak ve ezilenlerin diyalog ihtiyacı üzerine ve oldukça kapsamlı irdelenmiş.Dördüncü bölüm kültürel eylemin karşıt teorileri ve diyologculuktan uzak ezenler eleştirisi.
Sonuç olurak tüm hayatını eğitime adamış ve özellikle yatişkinlere okuma-yazma öğretmek konusunda çok çalışmış bir eğitmen olan Brezilya'lı yazar #paulofreire'yi bir öğretmen olarak taktir etmemek elde değil.MEB'inde okuma listesinde bulunan bu eğitim eleştirisi kitabını önce öğretmenlere sonra tüm okurseverlere nacizane tavsiye ederim.

Paulo Freire hayatını ezilenlerin eğitimine, özellikle de okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin eğitimine adamış bir eğitimci. Ezilenlerin Pedagojisi'nde ise sadece belli eğitim merkezlerinde uygulanacak alternatif bir pedagoji değil, amaçları kadar kullandığı araçlar da özgürlükçü olan bir özgürleşme siyaseti öneriyor. Ona göre, siyaset, kelimenin en geniş anlamıyla bir eğitim süreci çünkü. Freire öncelikle "bankacı eğitim modeli"ni reddeder. Bu modelde öğrenciler (ya da ezilenler), üzerlerine bilgi yatırımı yapılan pasif varlıklar, boş kaplardır. Bilgi onlara ihsan edilir, aktif bir araştırma sürecinin ürünü değildir. Onlar nesne, öğretmenler (ya da siyasal liderler) öznedir. Bu modelde dünya kapalı, durağan bir düzen, verili, tamamlanmış bir gerçeklik olarak sunulur. Diyalog değil, tek yanlı bir dayatma söz konusudur. Bu, ezilenleri kaderciliğe iten, özgürlükten korkmalarına yol açan ve bu yüzden de üzerlerindeki tahakkümü pekiştiren bir modeldir. Freire buna karşı, ezilenlere dayatılmayan, onlarla diyalog içinde oluşturulan bir pedagoji (siyaset), "problem tanımlayıcı eğitim" dediği bir model önerir. Ona göre kendini ne kadar devrimci sanırsa sansın, ezilenlere "nesne" muamelesi yapmayı sürdürerek otoriter ilişkileri yeniden üreten hiçbir pratik özgürleştirici olamaz. Özgürleşme, ezilenlere armağan edilecek bir şey değildir; onların özgürleşme mücadelesine özne olarak katılımlarının ürünüdür. Freire'in önerdiği model, insanların dünyayla ilişkilerindeki problemleri tanımlamalarını, dünyayı insanın kendini yaratma görevinde kullandığı bir malzeme olarak görmelerini sağlar. İnsanları "olma" sürecindeki, bitmemiş, yetkinleşmemiş ve dolayısıyla da yaratıcı varlıklar olarak görür. Bu yüzden de eğitimin içeriği ezilenlerle diyalog kurularak, onların "konusal evren"i dikkate alınarak belirlenmelidir. Diyaloğun ön şartı ise insanlara inanmaktır, sevmeyi becerebilmektir.

"Freire'in yazdıkları ve yaptıkları Türkiye'de alıştığımız, alıştırıldığımız yol gösterici düşünce ve uygulamaların tam zıddı. Özgürlük bir şeyler yapılarak varılacak bir yer değil, yapıların özünde olan bir şey. Bu kitabın benimki kadar başkalarının da dünya görüşünü temelden etkileyeceğini düşünüyorum."
-Gündüz Vassaf/Cumhuriyet Kitap-
(Tanıtım Bülteninden)

keyifle kalınm...

çivizi çıkmış dünya,amin maalouf...


#aminmaalouf hakkında ne söylesek azdır.Tam bir aydın.Denemeleri de romanları kadar hatta çok daha güzel.#civisicikmisdunya'da çok güzel ve aydınlatıcı bir deneme.Bu kitapta #maalouf'un yakın dünya yarihi ve Orta Doğu tarihi hakkında engin bilgisini görüyorsunuz.
Hem İslam alemini hem de Hristiyan Batı alemini olağanca objektiflikle eleştiriyor ya da taktire şayan bir yanı olduğunda Sezar'ın hakkını Sezar'a veriyor.Tarih severler için okunası bir kitap.Hatta kpss'ye hazırlananlar çağdaş dünya tarihi dersine bu kitabı okuyarakta hazırlansınlar bence.Netice olarak çok ama çok sevdiğim bir kitap oldu.


Türk okurunun daha çok tarihsel romanlarıyla tanıdığı Maalouf, bu kez "medeniyetler çatışması" adı altında kuramsallaşıp yasallaşan ve dünyadaki bütün kültürler ve halklar için felakete yol açacak politikaları eleştiriyor. 
Yazar, yaşamın devamlılığının olmazsa olmazı olarak gördüğü hoşgörü çığlığını yeniden duymaya davet ediyor insanlığı...
Çivisi Çıkmış Dünya bir yandan küresel ısınma, enerji kaynakları ve doğal felaketlerle, bir yandan da yanlış ve çıkarcı politikaların doğurduğu ekonomik ve siyasal krizlerle mücadele eden insanlık için bir yol haritası... Kitabın satır aralarında Amerikan politikaları, Avrupa Birliği, 20. yüzyıl Arap siyasi tarihi ve Türkiye'den bahsediliyor. 
Maalouf'un bu eseri, her şeye rağmen birbirimize saygı duymayı ve birlikte yaşamayı başarmak isteyenler için bir tür pusula.

keyifli okumalar...

kuantum felsefesi,şevki ışıklı...


Ni di zir bir kitiptin sin.😂
Kuantum felsefesi çok ilgimi çeken bir konu ve de kuantum teorisiyle ve kuantum fiziğiyle iç içe bir yapı içeriyor.Felsefe kısmında hiç zorluk çeknedim ama iş fiziğe gelince yine çığrından çıktı.🙈🙉🙊Çok zor bi konu yaf.🙄Şimdiye kadar okuduğum onca kitap içinde beni en çok zorlayan üçüncü kitap oldu.Diğer ikisi:Sultan Tarlacı hocanın kitabı Schrödinger'in Kedisi Neden Şizofren Oldu(ki o da bir kuabtum kitabı) ve Richart J.Bernstein'nin Radikal Kötülük kitabıydı.Ha bir de Caner Taslaman hocanın Kuantum Teorisi Felsefe ve Tanrı kitabı da var.
Kitaba gelince kuantum felsefesinden bahsediyo.(heheheee)
Daha da bir şey demirim.😂😂



karanlık sular,paula hawkins...


#paulahawkins#trendekikız'dan sonra güzel bir polisiye kurguyla dönüş yapmış ama kitap boyunca kimin kim olduğunu çözene kadar zorluk çektiğimi de itiraf edeyim.Kitap şimdiki zaman ve geriye dönüşlerle zamanlanmış ve şiddet,vıcık vıcık vahşet içermeyen sakin bir cinayet romanı.Ben seviyom bu tarzı yaf 😁


Yayımlandığı andan itibaren çoksatan listelerini altüst eden, pek çoklarınca yılın kitabı seçilen, son yılların en önemli gerilim romanı TRENDEKİ KIZ’ın yazarı Paula Hawkins’ten gizem dolu yepyeni bir roman!

Nefes almak giderek daha da zorlaşacak.

Ölümünden birkaç gün önce Nel yardım istemek üzere kız kardeşine telefon eder. Ancak kardeşi Jules yanıt vermez ve yardım çağrısını geri çevirir. Birkaç gün sonra Nel’in ölüm haberi gelir. Jules ise kaçtığı ve gelmemeye yemin ettiği kasabaya, geride kalan yeğenine bakmak için dönmek zorunda kalır.
Ancak Jules dehşet içerisindedir. Çok korkmuştur. Anımsamak istemediği hatıraları su yüzüne çıkarken, Nel’in intihar etmeyeceğine de giderek ikna olur. Bunların ötesinde Jules sudan korkmaktadır, özellikle de Ölüm Göleti dönen o korku verici yerden...

“Karanlık Sular’ın, Trendeki Kız kadar iyi olup olmadığını merak mı ediyorsunuz? Çok daha iyi!”
-Clare Mackintosh-

“Başından sonuna kadar Hitchcockvari bir hava taşıyan, eşsiz bir kitap.”
-New York Times-

“Bu kitap harcadığınız her saniyenin hakkını veriyor.”
-Publishers Weekly-

“Sürprizli sonları seven okurlar için vazgeçilmez olacak bir kitap.”
-Library Journal-

“Muhteşem bir kitap!”
-Joanna Cannon-

“Karanlık, rahatsız edici ve sürükleyici.”
-Gilly Macmillan-

“Hawkins, psikolojik gerilim türünü değiştiren ve günümüzde yazan kadın yazarlar arasında başı çekiyor.”
-Vogue-

“Bağımlılık yapacak türden.”
-Marie Claire-

“Hawkins baş döndürücü anlatısına daha güçlü bir şekilde geri dönüyor.”
-Booklist (starred review)-
 (Tanıtım Bülteninden)

islam hukukunda insan hakları kuramı,yrd.doç.mehmet birsin..


Kitap bir akademik araştırma.Anayasa,Avrupa insan hakları tarihi,İslam hukukunda insan hakları;adalet önünde eşitlik,kadın-erkek durumu, miras hukuku,kısas....vb gibi daha pek çok konu var.Kitap İslam hukuku olunca oldukça ağır ve Tefsi-tefsir usulu,hadis-hadis usulü,İslam tarihi ve Arapça ile yakından ilintili.Bu da kitabı y0kte hafif pahada ağır yapıyor.Bilgi açısından oldukça tatmin edici.Ilahiyatçılara kesinlikle tavsiye ederim bunun dışında bu konuları merak eden ve öğrenmek isteyenler için ideal nitelikte.

apartman,emile zola...


İtiraf ediyorum ilk #emilezola kitabımdı.Öyle aman aman bir hikayesi yok.Bir apartmanda geçen komşuluk ilişkileri ama bu vasat hikaye anlatılırken yazar döneminin sosyolojik ilişkilerini,aşk ilişkilerini yalın bir şekilde gözler önüne sermiş.Ama ben okurken ciddi sıkıldım. 
Bu arada #yasonyayınlari'nın çevirisi güzel kapak tasarımı harikaydı.

Émile François Zola (2 Nisan 1840 - 29 Eylül 1902), Fransa´da natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zola´nın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus'u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben "İtham Ediyorum" makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransa´yı terkedip bir süre Londra´da yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davası´nın yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında, kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü.

"Nana", "Germinal" ve "Meyhane" en tanınmış romanlarıdır. Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla, hayatın zorluklarından bahsedilir. Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı, büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır. 
(Tanıtım Bülteninden)
:)))

piyonun son hamlesi,


#piyonunsonhamlesi sizi yormayan,tiksindirmeyen ve vahşet içermeyen sakin bir #polisiye #roman,gayet seri ilerliyor tam benim sevdiğim türden.Ama aşırı bir şekilde haayraan kaldığımı da söyleyemem.Ama polisiye severlere gayet rahat tavsiye edebilirim keyif alarak okuyabilirsiniz.


"Kesinlikle okuduğum romanların en iyilerinden biri diyebilirim!"
-Tess Gerritsen-

Kanımda cinayet akıyordu. DNA'mın iki ipliğinde de cinayet yazılıydı. Bundan kaçmak için elimden geleni yapmıştım, ama nereye gidersem gideyim, orada da aynı kişiyim. Lana Granger, psikolojik sorunların yanı sıra cinsel kimlik karmaşası yaşayan ve sırları olan genç bir kızdır. Buna rağmen okul hayatında oldukça başarılıdır. Üniversite eğitiminin son yılında annesinin vasiyeti üzerine işe girerek kendi ayakları üzerinde durmak için çocuk bakıcısı olarak çalışmaya başlar. Bakıcılığını üstlendiği on bir yaşındaki Luke da kendisi gibi sorunlu bir çocuktur. Fakat zaman geçtikçe Lana, onun yalnızca çocuklara mahsus problemleri olmadığını, bunun da ötesinde tehlikeli biri olduğunu fark eder. Lana'yı içinden çıkılmaz bir girdabın ortasına sürükleyecek ve herkesten gizleyerek maziye gömdüğünü sandığı ölümcül sır, bu esrarengiz çocuğun eline geçmiş olabilir miydi? Belki de geçmişine ait eksik parçalardan biri Luke'un ta kendisiydi…

"Entrika ve gizemin kendini çokça hissettirdiği, sürprizlere açık bir gerilim."
-The New York Times-

"Sizi ters köşe yapıp hiç beklemediğiniz bir finale imza atacak sıra dışı bir roman."
-USA Today-

Türünün en iyilerinden, sürükleyici bir psikolojik gerilim. Lisa Unger'in romanlarıyla henüz tanışmadıysanız, başlamak için ne bekliyorsunuz?
-Harlan Coben- 
(Tanıtım Bülteninden)
keyifle kalın...

bir bilim adamının romanı,oğuz atay...


Oğuz Atay'dan #tutunamayanlar kıvamında bir biyografik roman.#oguzatay hocası taktire şayan bir bilim adamı olan Mustafa İnan'nı kendi tarzında anlatıyor.
Ben biyografik roman sivmiyirim😉


Oğuz Atay’ın hocası İTÜ İnşaat Fakültesi profesörlerinden Mustafa İnan’ın hayatının roman kurgusuyla anlatıldığı Bir Bilim Adamının Romanı, 1975 yılında Bilgi Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bir Bilim Adamının Romanı özet olarak Mustafa İnan’ın yoksulluk içerisinde başlayan hayatının dünyanın en güzel unvanı olan “bilim adamı”nı hak edişindeki müthiş hikaye anlatılmaktadır. Bir Bilim Adamının Romanı ana fikri ne kadar zorluk içerisinde yaşanılsa da ahlakî değerlerden ve özünden hiçbir şey kaybetmeden nasıl başarıya ulaşılabileceği şeklinde özetlenebilir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara tavsiye ettiği eser, İletişim Yayınları’nın özenli çalışmasıyla okurları etkilemeye devam ediyor.

keyifli okumalar..

zihin kontrolü,serdar aksu..


Kitap internet bilgilerinden derlenmiş.Bu yüzden tüm kitap kopyala yapıştır bir şekilde hazırlanmış ve redaktesi yanlışlarla dolu.Mesela "buradan videoyu izleyebilirsiniz"gibi cümleler düzeltilmemil.😤Bunun dışında içeriği çok güzel gezi olaylarında dönemin başbakanına uzaktan zihin kontrolü yapılmış olabilir mi'den tutun da Nazi Almanya'sında başlayan ilk çalışmalara,MK ultra projesine,reklam ve filimlere,
uçaklardan kalan uçuş izlerinin saldığı aslında zehirli gazların zihin kontrolünde kullanılmasına kadar pek çok konu irdeleniyor.Son bölümde "biliç farkındalığı"yla ilgili bazı egzersizler de verilmiş.Ben kitabı beğendim.Üzerinde durulması ve araştırılması gereken bir konu zihin kontrolü.Öyle popüler hafife alınacak türden bir mezvu değil.Ciddi bir tehdit 
Ve diyorum ki"ZİHNİNİZE ve BİLİNCİNİZE SAHİP ÇIKIN"....

Related Posts with Thumbnails