26 Ocak 2018

tatil dedikleri 2...

 bir önceki postta tatil meceramızın neredeyse başlamadan nasıl bittiğini uzun uzun anlatmıştım.bu postta da bir günlük hatay ziyaretimizden estannateler gösteeceğim.hatay merkezde bulunan tarih müzesinden muhteşem tarihi eserler.
ben en çok çift aslanlara bayıldım.tanrı iştar'ında mavisi muhteşemdi.
bu arada eğer öğretmenseniz 20 liraya bir yıllık müze  kartı çıkarabiliyorsunuz ve bir yıl boyunca ücretsiz müze ziyareti yapabiliyorsunuz;)

işte hatay tarih müzesi....

















meraklı bir aile görüyorum :) 








yere camdan platform yapılmış sanki denizin üstünde yürüyor gibi oluyorsunuz.baştan başımın döndüğü doğrudur :)


















tatil dedikleri...

ağrı
 on  beş tatili hatay reyhanlı'da geçirecektik.pazar sabahı yola çıktık derken batman'a vardığımızda annem ve kız kardeşimden reyhanlı'ya roket düştü diye telefon aldık,onlar hemen antakya'ya geçtiler.sonra biz mi? moral bozukluğu ve korku içinde 20 saat yol aldık,her şehre girişte ve çıkışte kimlik kontrolüne tutulduk.annemler biz istanbul'a gidicez deyincee neeeeeee dedik.bi durun yea bir gün sonra giderseiniz o kadar yol çekiyoruz bari bir görüşelim.neyse pazartesi sabahı antakya'ya vardık,bir kaç yere gittik annemi,kız kardeşimi ve yeğenemi gördük sonra salı sabah ağrı dönüşü için yola çıktık ve çarşamba ağrı.....o_Otam bir keşmekeş,cümbüş,yorgunluk....
reyhanlı'ya neredeyse saat başı roket atıldı,ilçeye karartma uygulandı,giriş ve çıkışta yasaktı.kız kardeşimde o yüzden hemen annemle ilçeden çıkıp şehir merkezine gitmişlerdi.okul onlara 7 şubata kadar tail oldu ve belki daha da uzatılır mı bilmem.son aldığımız haberlere öre ilçede herşey normalmiş.Allah bir daha yaşatmasın,oradaki vatandaşlarımıza yardım etsin.
ilk atandığım yıl şubatta eve gidememiştik,yaz tatili diye istanbul'a gittik darbe oldu,biz istanbul'a varmadan bir gün önce hava alanında patlama olmuştu,geçen yıl şubatta hastaydım,yaz tatilinde de taşınma işleri vardı,bu yılda tatil yapalım dedik roketler patladı..o_O yurt dışına tatil planı yapıyoruz uzun zamandır demek ki yurt dışına çıkacak olursak üçüncü dünya savaşı neyim çıkacak abovvv.şaka bir yana Allah vatanımıza milletimize zeval vermesin.tatil yapmasakta olur.ölenlere Allah'tan rahmet,geride kalanlara sabır diliyorum.zeytin dalı operasyonunda da Allah kahraman mehmetçiğimize zeval vermesin,muzaffer kılsın inşllh.amin.

size yol boyu estantaneler...

bitlis










artık batman'dayız





daha sonra urfa,gazi antep ve nihayet hatay ama gece olduğu için foto çekemedim.dönüştede çekmeyi unuttum :/
doğu ellerimiz dağ taş ama güney doğu ellerimiz daha düzlük.
urfa,gazi antp ve en çokta batman ne ka gelişmişti öyle o_O 
mahalle mahalle otobülse içlerinden geçtik desem yeridir.en gelişmemiş iki il ağrı e bitlis'ti aralarında.amma vatanımızın her yeri ayrı güzel ama hatay gördüklerimiz arasında en güzeliydi.ne doğru dürüst gördük,ne doyduk tadı damağımızda kaldlı desem yeridir yani.
hatay'a doğru giderken çok çevirme oldu yolu çok uzattı ve çekilmez hale getirdi ama dönüşte hiç çevirme olmadı çok rahat geldik.
bu yılda tatil tatil dediğimiz böyle geçti.
şimdi ağrı'dayız alış veriş yaptık,evi temizledik,hatay'da doyamadık diye nohut haşlıyorum humus yapacağım,ayağımızı uzattık keyif yapıyoruz.
sözün özü ev gibisi yok :)
en iyi tatil evde oluyor aslında ;)

keyifli,roketsiz tatiller...

24 Ocak 2018

simülarklar ve simülasyon- Jean Baudrillard


Wake up Neo."diye başlayan sahne"Falow the white rabbit"komutuyla devam eder.Derken kapı çalınır disket😂lerini hekırdan almaya gelmişlerdir.Neo kütüphaneden #simularklarvesimilasyon kitabının Nihilizim bölümüne denk gelen kısmından sakladığı disketi alıp sahiplerine verir.Fikir tohumuda artık zihninde yeşermiştir ve beyaz tavşanı takip edecektir...Ve #Baudrillard'da filmin şifreleri çözülürken girer herkesin düşün dünyasına.Kitap #matrix filminin referans kitabıdır ve Wachovskiler tüm oyunculara çekimlerden önce bu kitabı okutur.Üçleme boyunca gerçeklik sorgulanırken,Wachovskiler katman katman kendi fikir ve ideolojilerinin tohumlarını atarlar çözümlemesi zor bir bilimkurgu filmle zihinlere.Tüm sırlar #Animatrix'te saklıı ilgililerine de duyurayım.😉
"Gerçek bir daha asla geri dönmeyecektir."
der yazar kitabında ve tüm kitabın ana fikride budur.Şeytana Satılan Ruh kitabından daha kolay okunan bir kitap olmasına rağmen çok fazla matematiksel ve endüstüriyel kelime kullanılması insanı zorlamıyor değil hani.Iletişim ve teknoloji dünyası diye böbür böbür böbürlendiğimiz bu çağda "gerçeklik"in yitip gitmesinden ve "hipergerçeklilil"in(sanal olan gerçekliğinde denilebilir)gerçekliğin yerini almasından bahseder yazar 200 küsur sayfa boyumca.Bişri Hafi'nin:Dün öldü,bugün can çekişmekte,yarın ise hiç doğmadı."sözünü hep yad ettim kitabı okurken.Zira yazar da "Gerçeklik öldü,yerine de konacak birşey yok"minvalinden konuşuyor kitabında.Vietnam savaşından,1968 mayıs olaylarına,Crash kitabından reklamcılık sektörüne adeta daldan dala şeklinde her alanda gerçekliği yitirmemizden dem vuruyor.Kitabı okurken tv fenomenlerinden,sosyal medya fenomenlerine,Hoollywood yıldızlarından,tv de izlediğimiz savaşlara kadar pek çok şeyi düşündüm.Gerçeklik gerçekten ölmeseydi 35 bin lira olduğu iddia edilen çantalar ne iş bile yaptığı belli olmayan(belki çantalar ona bile ait değil)sosyal medya figürletinin elinde olur ve insanı en azından taklidini almaya sevk eder miydi ya da bilmem kaç bin liralık elmalı telefonlar görev yağtığım okulda üstüne başına giymeye kışlık kıyafeti bile olmayan temizlik görevlilerinin marifet gibi ellerinde olur muydu?Örnekler çoğaltılır,
milypnu bulur.
Gerçeklik gerçekten ölmüş ve yerlerini semboller,imgeler ve figürler almış ve herşey insanı daha çok tüketmeye ve tükenmeye itiyor.Hayallerin yerini bile daha marka eşyalar,daha iyi evler,daha güzel eşler vs almış.Hepsi de bir düşündüğünde gerçek gerçek olmayan imgeler...İnsanoğlu daha fazla tükettikçe mutlu olacağı doğrultusunda koşullanıyor her türlü uyaran tarafından buda daha fazla sembol daha fazla imge demek.Sonuç:Herkesin hayallerini kuran,herkesin yediğini yiyen,herkesin içtiğini içen,herkesin giydiğini giyen,herkesin tükettiğini tüketen,herkesin düşündüğünü düşünen tektip/herkesleşmiş insan.Faucault buna "dinamik normalleşme"diyor ve demokratik olmadığını düşünüyor.Murakami ise "Herkesin okuduğunu okursan herkesin düşğndüğünü düşünürsün diyor."
Peki yapılması gereken ne?Sistemin çarkları arasından ezilmeden,öğütülüp posamız atılmadan kurtulmak...Peki nasıl?O kısmı içğn de siz kafa patlatın.

arka kapak:

Disneyland bütün simülakr düzenlerinin iç içe geçmiş olduğu kusursuz bir modeldir. Disneyland her şeyden önce: Korsanlar, Geleceğin Dünyası, vb şeylerden oluşan bir illüzyon ve fantazm oyunudur. Bu düşsel evren kendine düşen görevi başarıyla yerine getirmektedir. Aslında kalabalıkları buraya çeken şey çelişkileri ve güzellikleriyle gerçek Amerika'nın minyatürleştirilmiş toplumsal bir mikrokosmosuna benziyor olması ve alınan kolektif (dinî denilebilecek türden) keyiftir. Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra içerde kuyruğa giriyor ve sonunda dışarıya yapayalnız ve kendi hâlinize terk edilmiş bir şekilde çıkıyorsunuz. Bu düşsel evrendeki tek olağanüstü şey içerdeki kalabalıktan yayılan sıcaklık ve sevecenliğin yanı sıra insana pek çok değişik duygu yaşatan bol miktardaki oyun ve oyuncağın varlığıdır. Bir konsantrasyon kampına benzeyen otoparka içerdeki kalabalık arasında tam bir tezatlık vardır. Bir başka deyişle içerdeki binbir çeşit oyuncak insanları bir nehir misali oradan oraya sürüklerken, dışarı çıkan insan yalnızlığa (oyuncağına) arabasına doğru ilerlemek zorunda kalmaktadır...
...
Disneyland'daki düşsellik ne gerçektir ne de sahte. Burası gerçeğe özgü bir düşselliği, gerçeğe simetrik bir şekilde yeniden dönüştürebilmek amacıyla tasarlanmış bir caydırma (ikna) makinesidir. Bu çocuksu düşselliğe özgü sefalet ve yozlaşmışlığın nedeni de zaten budur. Bu evrene çocuksu bir görünüm verilmek istenmesinin nedeni, yetişkinlere özgü "gerçek" ve başka bir evren bulunduğu düşüncesini onaylatma arzusudur. Disneyland bir çocuksuluğun gerçek anlamda her yere hâkim olduğunu gizleyebilmek için yetişkinlerin de buraya gelerek çocuklaşmalarına olanak tanımak ve gerçekte çocuk olmadıklarına inandırma amacıyla kurulmuş bir evrendir.

Jean Baudrillard



Jean Baudrillard (Jan Bodriyar) (d. 27 Temmuz 1929, Reims - ö. 6 Mart 2007), Paris , ünlü Fransız düşünür/sosyolog. Medya Teorisi, Postyapısalcı felsefe ve postmodernizm üzerine olan çalışmalarıyla ünlenmiştir.

Fransa'da bir devlet memurunun çocuğu olarak doğdu. Sorbonne Üniversitesi'nde Almanca okudu, ailesinde üniversiteye gitmiş olan ilk kişiydi.

Mezun olduktan sonra bir süre eğitim kurumlarında Almanca öğretmiştir. 1950-1960lardaki bu dönemde, Cezayir sorunu yaşamını ve düşüncesini fazlasıyla etkilemiştir. Almanca öğrettiği bu dönemde doktora tezine de (sosyoloji üzerine) devam etti. 1966'da doktora tezini bitirdi, tezinin başlığı "Thèse de troisième cycle: Le Système des objets" idi.

1966 yılının Eylül ayında Université de Paris-X Nanterre'de (Nanterre Üniversitesi - Paris-X) asistan oldu. 1968'deki öğrenci eylemlerinin etkisinde kaldı, Yapısal Marksizm ve medya teorileri ile ilgilendi. 1972'de aynı üniversitede, profesör olarak, sosyoloji öğretmeye başladı. 1987'dan 1990'a kadar Université de Paris-IX Dauphine'de (Dauphine Üniversitesi - Paris-X) görev aldı. "Eski Yugoslavya'daki Müslümanların maruz kaldığı soykırım, Yeni Avrupa Düzeni'nin evrim sürecinde bir aşamadır. 'Etnik temizliğin' infazcısı olan Sırplar, yeni biçimlenen bir Avrupa'nın öncülüğünü yapıyorlar." (Lettre dergisi, Kış 2005)

(Wikipedia'dan alınmıştır.) 


gerçekler kalın.......

18 Ocak 2018

Tatil

Bu şubat tatilinde istanbul'a değil,hatay'a gidiyoruz.çünkü iki kız kardeş ağrı'da görev aparken üçğncümüz hatay'da görevde o yüzden bu tatil ailece orada buluşacağız.bende yanıma new york üçlemesi ve kozmik üçlemeyi (ki çok ama çok uzun zamandır istediğim bir seriydi) alacağım.çok götürmeye gerek yok zira gezmekten okuyamayabilirim.😁

Bu seride kız kardeşime hediye gidecek.😗


İyi tatiller herkese🙋‍♀️

hapishanenin doğuşu,michel faucault..


#jeanbaudrillard'dan sonra şimdi de #michelfoucault, geç tanıdığım için üzüldüğüm ama bir yandan da okumanın keyfine vakıf olduğum bir kafa😁ve zamanda tanıdığım yazarlar oldukları çin değerlerini daha çok anladığım modern zamanın iki düşünürü.Keşke çok daha uzun yaşasalarmış kim bilir daha ne eserler ortaya koyarlarmış.🤔Bu yazarlar insanın yaşadığı çağa tüm uyaranlarından arınıp tüm çıplaklığıyla bakmasını ve görünenin ardındaki gerçekliği sezinlemesini sağlıyorlar.
#hapisanenindogusu:suç,ceza,hapishane,iktidar gibi kavramların Fransız tarihi
ekseninde18.y.y.'dan günümüze dek evrimleşerek
nasıl ulaştığını anlatıyor.
JermyBentham'ın,İlluminatinn "herşeyi gören gözü"misali panoptikon tarzı hapishane tasarımından,öğretmenin ceza içerikli çoçuk eğitimine, hükümdarlık döneminde ki suçluya! işkence ederek ruhunu işlediği suçtan arındırıp tanrıya temiz bir şekilde ulaştırma çabasına kadar anlatılan konularda aslında herşeyin iktidarın insanı bireyselleştirme aşaması olduğundan bahsediyor.Hapishanelerin ıslah ediciliğinin yanında suça teşvik edici hatta suçu daha rahat organize olarak işlenmeye elverişli yönünden yine iktidarın cezlandırma ve hapsetme yetkisi üzerinden ulaştığı ve alabildiğine sergilediği güç gösterisini de yine tüm kitap boyuca koruduğu ağır felsefi diliyle anlatıyor.Modern çağda sırf istediğimiz zaman dışarı çıkıyor ve mesleğimizi yaptığımız ve maaşımızı aldığımız için özgür ruhlar mı oluyoruz?🤔Yoksa herkes bulunduğu alanda etiketlenerek gözetim altında mı tutuluyor?Öğrenci okulunda,memur masasının başında,doktor hastahanede,öğretmen zaten 657😁😂(hoş yazar Fransa bağlamında konuşuyor ama olsun),ev kadınları(ki milyonlar) tv'de kadın programlarının başında...
herkesin yeri belli;ya suçlular onlarda hapishanede suçlarının cezasını çekiyorlar!
(Peki bize sunulan bu gerçekliğin arkasındaki soyutlama nedir?Onun cevabı da emin olun Baudrillard'da...)
Herkes kayıtlı ve denetim altında.Yönetilmesi,idare edilmesi ve cezalandırılması kolay mutlu kalabalıklar...! Açıkçası öyle herkesin okuyup anlayacağı ve seveceği bir kitap değil,birkaç okumanın bile yeteceğini düşünmüyorum.Döne döne alıp okunacak bir eser.Ilk okumam keyifli olsa da zorlayıcı oldu ama tekrar tekrar okurum dediklerimden.Çünkünüm ancaa vakıf olurum anlatılanlara.😁😉


arka kapak:

İktidarın gücünü gösterişten aldığı eski siyasal sistemden, mümkün olduğunca ve giderek artan bir şekilde görünmez hale geldiği modern siyaset sistemine geçiş; bir yandan, iktidarı kişileştiren hükümdarın yerine adsız kişiler tarafından kullanılan bir yönetim aygıtının yerleşmesiyle, diğer yandan da kamuya açık cezalandırmadan gizli cezalandırmaya geçişle belirlenmektedir.

Kendini öne çıkaran iktidar, bireyin oluşmasını en-gellemiştir; oysa karanlıklara çekilen modern iktidar herkesi bireyselleştirmek istemektedir; çünkü bireyselleştirmek, gözetim altında tutmak ve cezalandırmak, yani egemen olmak demektir.

Böylece modern iktidar, çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kayıt altına almış, sayısal hale getirmiş, böylece egemen olmuştur. Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır.

kitapla kalın....

tom bombadiL'in maceraları,j.r.r. tolkein....


Tom Bombadil,Orta Dünya'nın en eski "kişisi"dir.#yüzüklerinefendisi'nde ilk kitapta ilk olarak Hobbitlerin karşısına çıkar ve onları ağaçadamın(yanlış hatırlamıyorsam🤔) saldırısından kurtarır.Orta Dünya'nın en önemli figürlerinden biridir aslında.Bazı yorumcular #jrrtolkein'nin Bobmadil'e net bir açıklık getirmediği için onun Orta Dünya tanrısı olabileceğini bile söylemişler Filminde bu karaktere(Bombadil)yer vermediği ve kitapta Ayrık Vadi davetinde karşımıza sadece şööyle bir çıkan Arven'e gereğinden fazla teveccüh gösterdiği için yönetmen Peter Jakson çok eleştirilmişti.Işte bu kitap
#tombombadilinmaceralari Orta Dünya'nın bu önemli kişisinin nasıl ortaya çıktığı konusunu tabir-i caiz ise dıdının dıdısının dıdısı şekline ele alıyor.Yani kitap sadece #thelordoftherings hayranlarına yönelik arşivlenecek nitelikte bir eser olmuş.Doğrusu okuması hiç keyifli değildi.Tom Bombadil şiirinin ilk yazımından zaman içinde ne tür değişikliklere uğradığını hecesi,
vezni,çevirisi,orjinali,şusu busu diye diye ilerliyor😁Merak eden de okusun tabi.Okuyacak olana okuma demek haddimiz değildir efenim.🤗

arka kapak:

“Elinizdeki kitap, bu ilgi çekici karakterlerin hikâyelerinin devamını bekleyen Hobbit hayranlarının kaçırmak istemeyeceği bir kitaptır.”
Elli yıl önce ilk kez basıldığında kitabın üzerine bu sözler yazılmıştı.
Yüzüklerin Efendisi’ndeki en ilginç karakterlerden biri olan eğlence dolu ve esrarengiz Tom Bombadil, Hobbitlerin yazdığına inanılan, Bilbo ile Frodo Baggins ve arkadaşlarının hikâyeleriyle beraber Kırmızı Kitap’a kaydedilen şiirlerde de yer almaktadır. Tom Bombadil’in Maceraları, bu şiirlerin yanı sıra Üçüncü Çağ’ın sonunda Shire’ın efsanelerini konu alan diğer şiirleri de bir araya getiriyor.
“Profesör Tolkien, Hobbit’in içerisine yerleştirdiği şiirlerde şarkılara, tekerlemelere ve baladlara yeteneği olduğunu bize göstermişti. Tom Bombadil’in Maceraları’nda bu yeteneğin deha seviyesinde olduğu anlaşılıyor.”
Listener
Bu özel edisyon Tolkien’in bazı şiirlerinin ilk kez yayımlanacak öncel versiyonları, Tom Bombadil’in nesir şeklinde yazılmaya başlanan hikâyesinin bir parçası ve Tolkien araştırmacıları Christina Scull ve Wayne G. Hammond’ın ayrıntılı notlarıyla genişletilmiştir.

(Tanıtım Bülteninden)


tom bombadil :)
Related Posts with Thumbnails