16 Şubat 2018

sherlock holmes,sir arthur conan doyle...


Diziye başlayınca a101'den aldığım kitaplara da başlayayım dedim(evet,diziye de yeni başladım🙈ee bölüm yüklensin diye bekleyip zati deli olan kafamı daha mı çok dellendirseydim.çok mantıklıyım bence😁).
Kitapları marketten küçük bir araştırma yaptıktan sonra almıştım.Nette en iyi Sherlıck Holmes kitabı hangisi diye okuduğumda tüm külliyatları okumuş bazı ucuk tipler(ki en sevdiğim insan tipleridir😁) en iyi çevirinin
@martiyayinlari
olduğunu yazmıilardı.Markete geldiğini görünce bende koşşşa koşşa gidip hemen almıştım.Ama yine de Sir Arthur Conan Doyle'un #SherlockHolmes'i mi yoksa Agatha Chrisite'nin Hercule Poirot'su mu deseler ben Fodıl,fıdıl,tontiş ama bi o kadar da kibar Poirot'u seçerdim amma ve lakin Benedict Cumberbatch'in canlandırdığı Holmes'te paha biçilemezmiş ki 😁Diziyi kitaptan çok daha iyi buldum,kitap beni çok heyecanlandırmadı nedense.Önce diziyi izlediğim için olabilir mi ki bilemiyorum.Yine de #polisiye pek severim.Kitapta Dr.Watson ve Holmes'in tanışma kitabı.Türün meraklıları kaçırmasın.


arka kapak:

Dünyanın En Ünlü Hayali Dedektifi Sherlock Holmes'un Okurla Tanıştığı İlk Roman!

En olağan suç genellikle en gizemli olandır.
-Sherlock Holmes-

Keskin zekâsı, kendine özgü yöntemleri ve dikkatleri üzerine çeken karizmasıyla unutulmaz kahramanlar listesinde sağlam bir yer edinen ünlü dedektif Sherlock Holmes'un hem okurla hem de en yakın arkadaşı Dr. Watson'la ilk tanıştığı roman oluşu, bu kitabı ayrıcalıklı kılıyor.

Yayınevimiz tarafından yayımlanan, 5 kitap ve toplam 56 hikâyenin yer aldığı seri dışında; her birinde ayrı bir maceranın anlatıldığı 4 kitaplık yeni serinin "ilk" romanı Kızıl Dosya'yı polisiye severlerin beğenisine sunuyoruz.

sir arhur conan doyle


alıntı:

Sultan II. Abdülhamit de dahil tüm dünyanın hayran olduğu Sherlock Holmes kitap ve öykü serisinin yazarı Arthur Conan Doyle’un hayatı:

Dünyanın en muhteşem dedektifi Sherlock Holmes’ü tüm dünyayla tanışıtıran ve polisiye türünün çıtasını yükseklere çıkaran büyük yazar ve gazeteci Arthur Conan Doyle, 22 Mayıs 1859’da İskoçya’nın Edinburgh kentinde dünyaya geldi. Ailesi İrlanda kökenliydi ve oldukça varlıklılardı. 


Yazar, hekimlik mesleğini sürdürürken bir yandan da hikayeler yazıyordu. Yazarın ismiyle özdeşleşmiş olan ikonik Sherlock Holmes karakteri ve dolayısıyla Sherlock Holmes kitapları 1887 yılında oluşmaya başladı. İlk Sherlock Holmes öyküsü “Beeton Noel Yıllığı”nda yayımlanmış olan “Kızıl Dosya” isimli kısa romandı. Diğer Sherlock Holmes öyküleri “Strand” adlı bir dergide yayımlandı. Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes karakterini Edgar Allan Poe’nun karakterlerinden biri olan Aguste Dupin’den esinlendiğini belirtmiştir. Aguste Dupin, Poe’nın Morgue Sokağı Cinayetleri adlı kısa romanındaki baş karakterdir. 

Yazarın büyük bir başarı ve nesilden nesile giderek artan hayran kitlesi kazandığı Sherlock Holmes serisi, yazarın diğer eserlerini domine etse de Conan Doyle’un “Kayıp Dünya” adlı kitabı da iyi bilinen ve çok sevilen bir kitabıdır. 

Sherlock Holmes, olağanüstü zekası, hazır cevaplılığı ve akıllardan çıkmayan sözleriyle gerçekte yaşayan bir bireyin sevilebileceği kadar çok sevilmiştir. Sherlock Holmes’ün her diyaloğu Arthur Conan Doyle sözleri olarak değil de gerçekten yaşamış bir insanın ağzından dökülen sözler gibidir. 

Sir Arthur Conan Doyle, 7 Temmuz 1930 yılında kalp krizi sonucu yaşamını kaybetti. 
gelelim diziye

9,2 imdb puanıyla dizi 4 sezon ve 12 bölmden oluşuyor.
sherlock rolünde muhteşem performansıyla benedict cumberbatch ve dr.watson rolüyle bilbo bagins performnsıyla tanıdığımız martin freeman var.
kesnlikle seyredilesi harika bir dizi.kitaptan daha iyi olduğu da cabası.

muhteşem sherlock performansıyla benedict cumberbatch efenim :)


şaşkın dr.watson!umuz efenim :)


diziyi sakın kaçırmayın.

1.sezon trailer:


bir de son yapım bir filmi var:

2009 yapımı filmin başrollerinde holmes olarak:robert dovney jr ve dr.watson rolünde jude lov var.ben çok sevmedim.
 trailer


keyifle kalın...


15 Şubat 2018

tanios kayası,amimn maalouf..


#AminMaalouf'a Goncourt Ödülünü kazandıran Tanios Kayası oldukça havalı bir arka kapak yazısına sahip olsa da ben ne büyük bir aşk ve ne de bir serüven göremedim,kitapta ki arka kapakta öyle yazıyodu.😕 Yazarın deneme kitapları harikaydı ve Semerkant'ta keyifliydi ama devamında okuduğum diğer kiraplarda aynı tadı bulamadım sanki kendini tekrar ediyor gibi.🤔Nedense İskender Pala'da da artık aynı duyguyu yakalıyorum ve içimden okumak gelmiyor.Gerçek hayattan alınan hikaye de arka planda Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa dönemi varken ön hikaye olarak Tanios'un hayatından ve onun hayatına dokunan diğer insanlardan yola çıkılarak işleniyor kurgusu.Ve bence hepsi o kadar.Zor okudum yeminlen.
🙊🙉🙈

arka kapak:

Amin Maalouf'tan (1993'te yayınladığımız ilk iki romanı 'Afrikalı Leo' ve 'Semerkant'tan sonra, yine bir Doğu öyküsü.
Mehmet Ali Paşa'lı yılların Mısır'ı. Güzelliğini çarmıh gibi taşıyan bir kadın: Lamia. Lamia'nın gölgesine sığındığı bir şeyh: Francis. Yasak aşk meyvesi bir oğul: Tanios. Başka bir kadın: Esma.
Bir serüven ve sadakat romanı...
Yazara ünlü 'Goncourt' ödülünü getiren kitap ilk kez dilimizde.

11 Şubat 2018

matrix ve felsefe,william irwin...


"Başlangıçta söz vardı."diye başlar Mukaddes Kitap,ben daha ileri gidip sözüme"Ajan Simth'in lanetine gelesen #olimposyayinlari."diye başlayacağım çünkü kitabın tam 15 sayfası boştu,resmen şok geçirdim ve gözlerim doldu😢Ama muhteşem ötesi bir kitaptı yinede yayın evine kitabı yeniden bastıkları için teşekkür edebilerem aybalam.😁
Kitabı okuduktan sonra #matrix filmi hakkında yeniden düşünüyorsunuz,
(eğer benim gibi yeterince manyaksanız tekrar tekrar izlersiniz🙈)kesnlikle sıradan bir film değil ama netice itibariyle yinede eğlence sektörüne hizmet eden bir Hollywood yapımı.🤔Pek çok üniversiteden felsefe doç ve prof.larının filmi çok farklı açılardan değerlendirdikleri felsefi makalelerden oluşuyor kitap.Beyin yakıcı bir kitap yani😁
Filmi daha iyi anlayıp değerlendirmenizde oldukça yardımcı olacak türden.Genel olarak ilk filmin üzerine yoğunlaşmış tüm değerlendirmeler.Filmde geçen kavram ve felsefi göndermeler adeta en ince ayrıntısına kadar işleniyor.Kitabı okuduktan sonra "yaw ne dedi bu Morpheus yok Simth efenim Neo🤔"gibi dumur oldığunuz durumlar çok güzel felsefi çözümlemelere ulaşıyor.Ama size nacizhane tavsiyem filmi anlamak için bu kitapla sınırlı kalmayın Animatrix'i mıtlaka izleyin ve illuminatik,
masonik,felsefi tüm diğer çözümlemelerinin yapıldığı net yorumlarını muhakkak okuyun.Çok sevdiğim,beğenerek okuduğum,harika bir kitaptı.Ama Matrix'i seviyorsanız bu kitabı okuyun derim sadece felsefe sevmek kitaba sempati duymanıza yetmeyebilir.
Ayrıca kitapta ki Keanu Reeves göndermeleri beni benden aldıı.🙈🙉🙊



Seçim sana ait ve hayatının sonuna kadar sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalacaksın. Mavi hapı alıp, elindeki bu kitabı rafına geri koyup Matrix’i sadece bir film olarak düşünmeye devam mı edeceksin yoksa kırmızı hapı alıp tavşan deliğinin ne kadar derinlere uzandığını keşfe mi çıkacaksın?
Etrafımızdaki dünya göründüğü kadar gerçek mi yoksa beynimiz hepimizin inandığı bu hayal ürünü dünyayı mı yaratıyor? Bu eski muamma, Keanu Reeves’in oynadığı kült film Matrix ile tekrar gün yüzüne çıkıyor.
Matrix şimdiye kadar yapılmış en felsefi filmlerden biridirve olay örgüsünün her bir adımı bir bilmece. Bildiğimiz dünya sadece düşlerimizden ibaretse bu, rüyaları gerçek mi yapar? Kendi dünyamızdan çıkıp daha gerçek fakat daha çirkin bir dünyaya geçiş yapma şansımız olsa, -kırmızı hapı almak- bu fırsatı kaçırmak ahlaki bir başarısızlık mı olur? İnsanlar kendilerinden üstün elektronik mekanizmalara değer verir mi? Beyin vücutsuz ya da vücut beyinsiz yaşayabilir mi?
Matrix ve Felsefe kitabında, profesyonel filozoflar Matrix filmini birçok açıdan ele alıyorlar: Metafiziksel, epistemolojik, etik ve estetik olarak. Bu karmaşık sanat eserinin gizli derinliklerini açığa çıkarıyorlar ve çoğunlukla da rahatsız edici gerçeklere ulaşıyorlar. Kırmızı hapı alanlar “gerçek dünyaya” asla aynı şekilde bakamıyor.


 matrix'le kalın ama matrix'te kalmayın :))

10 Şubat 2018

algı kapıları-cennet ve cehennem,aldus huxley...


İlk 2000'de arkadaşım Nazo ile Matrix'i izler iken duyarım meskalin denen "şeyi"şöyleki: "Uyanık olup olmadığından emin olamadığın duygusuna kapıldığın oldumu hiç?"der Neo,"Her zaman,adına meskalin diyorlar"der Choi cevaben meşhur "Falow the white rabit"ya da "wake up Neo"diye adlandırılan sahnede.Vee kafama hoop bir merak tohumu..Derken yıl 2016 olur uzun süredir istediğim kitap elimdedir Alice Harikalar Diyarında ve Felsefe;kitap #AldusHuxley'in meskalin kullandıktan sonraki deneyimlerini yazdığı Algı Kapıları kitabından bahseder.Merak tohumum koca bir ağaca dönüşmüştür.Dikkatli bir okuyucu ve izleyen için her film her kitap yeni meraklara gark olmaya sebebiyet verir.Sanırım bende o öğrenme merakı içinde olan meraklı turşulardanım.😁
AlgiKapilari sadece meskalin deneyiminin anlatıldığı bir kitap değil,entetesan şekilde entelektüel seviyesi oldukça yüksek bir eser.Meksika'da Peyote kızılderilileri tarafından kullanılmaya başlanılan meskalin yine peyote adıyla anılan kaktüs cinsinden bir bitki.Yahu Allah neler yaratmış dedirtiyor insana.🤦‍♀️İşte Huxley'de bir bardak suya koyup içtiği ve etkisinin yaklaşık 11-12 saat sürdüğü meskalin deneyimini oldukça entelektüel bir içerikle anlatıyor.Kimi zaman ünlü bir sanatçının eserini oluştururken yaşadığı deneyimle karşılaştırırken kimi zaman da vahiy almak gibi bir benzetme yapıyor ama aslı ana fikir görsel deneyimi hatekete eçiten maddelerin ve bunların modern teknoloji tarafından psikolojik değersizleştirmeye uğraması.Zira tüm kitap boyunca meskalinin renkler üzerinde insan algısının değişimi anlatılıyor.Hasılı enteresan ve de zor okunan bir kitaptı.Kim niye okur bilmem ama beni Matrix ve Alice sevdam bu kitabı okumaya sevk etti.😍🙋‍♀️
Kitabın kapak tasarımı da The Betles'in üzerilerininde doktor önlüğü,ellerinde marijuana bitkisiyle çektirdikleri albüm kapağıda aklıma getirmedi değil.:)

☕☕

arka kapak:

Yayınlandığı günden itibaren tüm dünyada olağanüstü bir ilgi gören Algı Kapıları, ele aldığı konu bakımından benzersizdir. Huxley bu kült kitabında insan algılarının boyutlarını, görsel algıyı olağanüstü biçimde açan meskalin üzerinde özellikle durarak, onu bizzat kullanarak inceler; deneyimlerini müthiş bir gözlem gücüyle gerçeğe olabildiğince yakın, hatta zaman zaman onu aşarak betimler ve bize gerçeğin yeni bir boyutunu, bilincimizin, aslında bir şekilde hep bildiğimiz, ama pek göremediğimiz "karşı kutbunu", "öteki tarafını" gösterir; oraya geçmek için tarih boyunca kullanılmış farklı araçları, geliştirilmiş farklı yöntemleri anlatır. 

Dolayısıyla Algı Kapıları, resimden müziğe, bir kır manzarasından karanlıkta oynaşan ışıklara kadar birçok farklı araçla da ortaya çıkabilen farklı bir algı durumunun, yazarın deyimiyle "kendinden geçmenin" benzersiz bir analizini sunuyor. 

Gerek Algı Kapıları, gerekse yazarın daha sonra bunun devamı olarak yazdığı Cennet ve Cehennem, bu "kendinden geçme" halinin, gündelik yaşamın ötesindeki bir dünyaya açtığı kapılar üzerine yazılmış iki temel ve klasikleşmiş deneme...
işte adı geçen meskalin bitkisi.
ne de güzel bi kaktüs :)


beatles'in albüm kapağını aradım ama nette bulamadım ne yazık ki :/ seneler önce bir belgeselde izlemiştim ve entereandı bu fikirleri neyse bulduğum zaman bu yazıya eklerim.

bahsettiğim matrix sahnesi.



aristotales bir karıncayiyen washington'a gider,daniel klein..


Daniel Klein'den yine içinde mizahı olan hafif dozaj felsefe kitabı.Siyasetin kaypak dilini felsefi ve mantıki argümanlarla değerlendiriyor.Özellikle Amerikan siyaseti ve Irak politikaları ağırlıklı değerlendirilmiş.Ama öyle ağır içerikli bir kiap sannayın mizah,fıkralar,karikatürler,biraz siyaset biraz felsefe keyifli bir kitap çıkmış ortaya.
#aristotalesilebirkarincayiyenwashingtonagider


arka kapak:

En sevdiğiniz filozof-komedyenler yine iş başında ve bu sefer felsefe öğretirken politikacıların hilelerini ve zırvalarını ifşa ediyorlar. Bu kitabı okuduktan sonra politikacıların sık kullandıkları taktiklere karşı daha hazırlıklı olacaksınız. Hangilerine mi?

TEKSASLI KESKİN NİŞANCI SAFSATASI
İlk önce ateş edin, sonra da vurduğunuz yerin etrafına bir hedef çizin. Politik söylemleriniz her zaman tam on ikiden vuracaktır.

ÇAKALLIK
"'Başarısızlık' henüz gerçekleşmemiş bir başarıdır." Hadi ya?

ANALİTİK SENTETİK AYRIMI
"Irak bize nükleer bomba atma kapasitesine sahip olsaydı, bize her an nükleer bomba atabilirdi." Çok korktuk!

"Bu kitap mantık ve felsefeyi mi, yoksa politikacıların hiç bitmeyen zırvalarını mı açıklıyor emin değilim. İşte bu yüzden bu kadar eğlenceli bir kitap."
keyifle kalın...

9 Şubat 2018

dublinliler,james joyce...


ulysses'ten önce #jamesjoce'a hazırlık yapmak istedim ve dublinlier'i bitirdim.💪Çevirmenin de büyük etkisiyle çok güzel bir yazı dili vardı,sizi içine çeken,akıcı ve anlaşılır.Dublin'de yaşayan fukara insanların günlük hayatın içinde bir nevi ayakta kalma ve var olabilme hikayeleri on beş ayrı öyküyle anlatılıyor.
Şimdi Ulysses için daha heyecanlıyım.Ama şunu da hemen söyleyeyim kitabın dilini sevsemde hikayeleri sevmedim ve öyküde aslında hiç sevmem.Bana Kafka'yı hatırlattı,Kafka olabildiğince enteresan,şeytanın aklına gelmeyecek,konuları olabildiğince sıkıcı anlatırken,James Joyce da aslında ilgi çekmeyecek konuları harika bir dil ve hikayecilikle ele almış.Neticede böyle bir yazar okunmadan geçilemezdi.😁

arka kapak:

1914 yılında ilk basımı yapılan Dublinliler, Joyce'un bir yüzyılın bitiminin eşiğindeki Dublin'de yaşayan orta sınıf insanların gündelik yaşamlarını derlediği on beş öyküden oluşur. Öyküler doğum, çocukluk, yaşam, yetişkinlik, yaşlılık ve ölüm temaları etrafında bir insan ömrünün seyrini Dublin üzerinden bize anlatır. İlk kez bu öykülerde edebiyat sahnesine çıkan karakterlerin birçoğu, Joyce'un başyapıtı Ulysses'te tekrar karşımıza çıkacaktır. Öyküler, Joyce'un epifani yorumunun, karakterin bir anda kendisini anladığı ya da bir aydınlanma yaşadığı "anlar"ın etrafında kurgulanmıştır. Bu öyküler, Joyce'un hem nefretini hem de tutkusunu eserlerine işlediği Dublin'in olduğu kadar, şehrin tüm belleğinin kıskıvrak yakaladığı Dublin'den gidemeyenlerin de öyküsüdür.

sevgiler...

7 Şubat 2018

alice harikalar diyarında tuhaf daha da tuhaf...


Kendini beğenmiş 7,5 yaşında ki Alice koşuşturan,aceleci bir tavşanın peşinden giderkenee tavşan deliğinden düşerek mantık sınırlarının zorlandığı absürt bir diyarda maceralara dalar.Peki tüm hikaye bu çok bilmiş kızın saçma sapan çocuk masalından mı ibarettir? #aliceharikalardiyarında kitabına çok farrklı bir açıdan baktıracak bu derin felsefi kitabı yeniden okumaktan mutluluk duydum efendim.Bu kitap okuyucuları kesinlikle Harikalar Diyarı ve Aynadan İçeri kitaplarını okumuş varsayarak hazırlanmış ve bu kadar ağır felsefe içermesi de bence şaşırtıcı,lk okuduğumda bu sürprizi beklemiyordum doğrusu ama felsefeye doyuran bir kitap.Şu uyarıyı da hemen yapayım her iki çocuk kılasiğini okumadıysanız ve felsefede birkaç level atlamadıysanız bu kitap kesinlikle sizin için değil.Her iki hikayede geçen adeta tüm metaforları çok farklı felsefi açıdan incelemiş kitap.Kant gözüyle bilinç nedir derken,Nietszche gözüyle ahlak istencini okurken buluyorsunuz kendinizi.David Hume'n felsefi eleştirisinin sedalarındayken bir bakmışsınız Quine'nin matık sorgulamalarıyla uğraşıyorsunuz.
Kitaba (Alice)hiç bakmadınız felsefi yönden bakıp aslında göründüğünden çok daha felsefi,mantıki ve matematiksel derinliğe sahip olduğunu düşünüyorsunuz.Bu kitap en sevdiğim kitabın Alice'in felsefi bir sorgulaması dönüp dönüp okunacak ve her okumada Alice'in "rabit hole"macerasını daha sevdirecek ve daha fazla felsefi seda arattıracak bir kitap.Alice Harikalar Diyarında macerasını ne kadar çok seviyorsam satır satır işaretleyerek okuduğum bu kitabı da bi o kadar çok sevdim.
yalnız kitap çok kalitesiz hazırlanmış.sayfaları çok kalitesiz ve tasarruf edilsin diye minnacık puntoyla basılmıştı.resmen insanın okuma zevkine limon sıkıyo bu tarz basımlar.200 sayfalık kitabı ne var250 bilemedim 300 sayfa bassan da millette rahat rahat tadına çıkara çıkara okusa.ha nolurduuuu :)
çok kınadım nota bena yayınevini.böyle bir kitabın çevirisiyle zaten büyük bir amme hizmeti yapıyorsun bari kocaman kocaman da basta kitabı hayrın ikiye katlansın.:))



arka kapak:

Çekici bir teklif gibi duruyor… Lakin derinlerde karşılaşacaklarınızın Alice'nin masalsı kahramanlarına benzeyeceği konusunda kimi şüphelerimiz var. Ve bu yolculukta sevimli beyaz bir tavşanın sizin tek eşlikçiniz olmayacağına şimdiden kesin gözüyle bakabilirsiniz. Ayrıca bir eşlikçi size ne kadar yardım edebilir? Yolda rastladığınız nargile içen mavi tırtıllarla, domuza dönüşen bebeklerle, başları kaybolduktan sonra bile gülüşleri havada asılı kalan kedilerle ve zaman ile konuşan çılgın bir şapkacıyla, siz, bizzat kendiniz karşılaşmadığınızda,yani onları size hep bir başkası tanıtıyorsa, onlarla gerçek bir karşılaşma yaşadığınızı düşünebilir misiniz? Peki ya bilgece konuşan kediler ve yol gösteren gizemli tavşanların şimdi ve burada gündelik deneyimlerinizi kuşatan, insanlar da dâhil, tüm varolanlardan daha tuhaf mı olduğunu düşünüyorsunuz?

Şimdi bu soruları bir kez de Kadın olarak düşünün. Sorularınız misliyle çoğalacak ve cevaplarınız dehşetengiz biçimde farklılaşacaktır. Alice Harikalar Diyarında ve Felsefe, Tuhaf daha da Tuhaf işte bu sorularınızın çoğalması için titizce hazırlanmış bir çalışma. İddialı olacak ama belki de alanının en iyisi…

Charles Lutwidge Dodgson'un, namı diğer Lewis Caroll'un 1865 yılında yazılan Alice Harikalar Diyarında'sı 150 yıldır bir masal anlatıyor. Ve her masal gibi tekrar tekrar yazılmaya müsait; ama bu yeniden-üretim şimdilerde sadece bir kurgu değil. Kadınlar artık öykülerini sokakta ve mücadele içinde yazıyor. 
(Tanıtım Bülteninden)

alice kafası güzeldir :))

cennetin dibi,gündüz vassaf...


Cehenneme Övgü'de teknolojinin gelişmesi,enformasyonun güçlenmesiyle asri zaman yaptırımlarının modern insan üzerinde totaliterleşmesi üzerine uzun uzun dem vuruyordu modern zaman bilgesi #gunduzvassaf.Cennetin Dibi'nde de yine modern zamanlara ağıt yakarak tarihten günümüze gündelik zevklerde ezilen,lime lime hale gelen kaybolan insandan bahsediyor.Ilk kitapta olduğu gibi yine her konuya uygun ilistürasyonlar var ve kendi hayatından anılarla gizli kalmış,bilinmeyen tarihin sayfalarına da ışık tutuyor.Yine bi Homo Deus tadı yakalanıyor kitapta.Bol bol çızıhtırraraktan okudum kitabı ve çok ama çok sevdim,keyif aldım.


arka kapak:

Son yılların en çarpıcı kitaplarından Cehenneme Övgü'de gündelik yaşantımızda gönüllü tutsaklığımıza dikkatleri çeken Gündüz Vassaf, bu sefer de bizi modern insanın sınır tanımayan eğlencelerinin dipsiz kuyularına indiriyor. Rüyaların satılıp hükümetlerin kiralandığı beldelerde Freud'un kuramlarını Amsterdam'da yaşama geçiren genelevlere uğruyor, Yunan adalarında özgürlüğün yepyeni yaşam biçimlerini hayata geçiren kolonilerle karşılaşıp Çin gizli servisinin iç yüzünü açığa çıkarıyor, renk renk cenaze törenlerinde dinlerin özelleştirme çabalarına tanık oluyorsunuz. Kitabı okurken bir sürü bilgiler de ediniyorsunuz. Ama bilgilendikçe yoğunlaşan soru işaretleri bulutunun altına girip sunulanların doğruluğundan da şüphe etmeye başlıyorsunuz. Ancak "Prenses Diana" gibi, bilimkurgu tadındaki kimi öykülerin "doğrulandığını" basın ve televizyonun fark etmesi de Cennetin Dibi'nin şaşırtıcı özelliklerinden biri. Gündüz Vassaf bizi gelecekteki gündelik yaşamımızın dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor. Yine çarpıcı yine ayrıksı.

"Gündüz Vassaf düşgücünün avukatı, düzyazımızın en özgür ruhlu kalemi..."
Orhan Pamuk

"Bu kitabında bize postmodern zamanlarda çokça gündeme gelen gerçeğin ve kurgunun birbirini takip ettiğini gösteren bir metin sunan Gündüz Vassaf, kafamızda pozitif dünyayı agılarken kurduğumuz kurgunun sözde-gerçekliğini mizah tadı veren öyküleriyle dile getiriyor."
Ali Akay

"Modern zamanlarda aslını yitirerek sahteleşen hayat tarzlarının içyüzü... Kendisini özelleştirerek kurtarmaktan başka çözüm üretemeyen insanın 'iktisadi akla' tutkunluğu... Cennetin Dibi'nde "dibe" çöken her şey var."
Ayça Atikoğlu

"Gündüz Vassaf bize cennetmiş gibi sunulan saçma sapan şeyleri sonuna en son sınırına kadar zorluyormuş gibi: Rüya Şirketleri, Ölüm Marketleri, Sperm Soykırımı Depresyonları, Marlboro Meydan Muhabereleri..."
Fatih Artunöz


cehenneme övgü


#cehennemeovgu'yü ikinciye okuyorum çünkü #cennetindibi'ni almıştım o yüzden kitabı bir kez daha okumak istedim ve ilk okumada altını çizme fırsatını bulamadığım/fark etmediğim bir sürü güzzeliği yeniden buldum.Aydın,entelektüel bir yazarın asri zamanlarda yaşayan homo sapiens için nasıl endişelendiğini görüyorsunuz.#gündüzvassaf'ın şiirsel bir edeyla yazdığını ilk okumada fark etmemişim😐ama ikinci okuma muhteşemdi.Her kitap ikinci okumayı hak ediyor ve ikinci okumada çok daha derin dünyalara dalıyorsınuz.Henüz okumadıysanız zaman kaybeteyin derim.Kitapta Yuval Noah Harari'nin Homo Deus tadını yakalamadım değl. Gündelik hayatımıza işleyen tek düze düzenin yaptırımlarının gölgesinde kalan ve sıradanlaşsn insanın hikayesi..
Kitapta ayrıca her konuyla ilgili birbirinden güzel illüstrasyonlar var.


arka kapak:

Bazı eleştirmenlerin "şeytanın avukatı" sıfatını yakıştırdıkları Gündüz Vassaf'ın "gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısı"yla sunduğumuz Cehenneme Övgü'sü, içimizde büyütüp yaşattığımız küçük 'totaliter dünyalar'ımızı afişe ediyor, daha doğrusu 'yüzümüze vuruyor'. Totalitarizmin -anne karnındaki bebeğin beslenmesi gibi- bireyle toplumu bağlayan göbek bağıyla semirdiğini, hayata ilişkin algılarımızı ve kimi dayatılan kimisini de gönüllü olarak kabul ettiğimiz kavramları irdeleyerek gösteriyor. Cehenneme Övgü, yazarın kendiyle hesaplaştığı, herkesi de hesaplaşmaya çağıran, hatta kışkırtan bir kitap.

kitapla kalın.....

4 Şubat 2018

homo deus,yuval noah harari..


Sapiens'i ne kadar sevmediysem Homo Deus'u o kadar sevdim.Her satırın altını çize çize uzun ve kayifli bir yolculuğa çıktım kitpla.Insanoğlunun teknoloji ve modern zamanlarda adeta tanrılaşmasıyla geldiği ürkütücü noktaya dikkat çekiyor yazar.Çok güzel,çarpıcı tespitlerle dolu kitap ama yazar ilk kitapta yaptığı kaypaklığı bu kitapta da yapıyor.Radikal İslam ve fanatik Hristiyanlık eleştrisiyle dolu olan kitapta tek bir fundamentalist Yahudilik eleştiriciliği yok.Yine her yol ateizme çıkıyor kitapta ve bu yanlı tavrı ben hiç sevmiyorum.Kitap sanki entelektüel kaygılardan çok"ya evet bak doğru bu asri zamanın en doğru duruşu ateizm"dedirtmek için yazılmış gibi.Bu yanlı tavır haricinde cidden heyecan veren muazzam bir kitap çok sevdim.Sanırım bende kendi çelişkimi yaşıyorum.😁Ama tümden kabullenip tümden reddetmenin doğru bir tavır olduğunu düşünmüyorum.Kitabı çok beğendim ve yazarın iki kitabını da okuduktan sonra artık Tüfek,Mikrop ve Çelik için hazorımmm. 



Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabıyla insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, Homo Deus'ta çarpıcı öngörüleriyle yarınımızı ele alıyor. İnsanlığın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunu bilim, tarih ve felsefe ışığında incelediği bu çalışmasında, insanın bambaşka bir türe, Homo deus'a evrildiği bir gelecek kurguluyor. 

Yola "önemsiz bir hayvan" olarak çıkan Homo sapiens, tanrılar katına ulaşmak uğruna kendi sonunu mu hazırlıyor?

Homo sapiens nasıl oldu da evrenin insan türünün etrafında döndüğünü iddia eden hümanist öğretiye inandı?

Bu öğreti gündelik yaşantımızı, sanatımızı ve en gizli tutkularımızı nasıl şekillendiriyor?

İnsanı inekler, tavuklar, şempanzeler ve bilgisayar programlarının tümünden ayıran yüksek zekası ve kudreti dışında herhangi bir alametifarikası var mı?

Tarih boyunca benzeri görülmemiş kazanımlar elde etmemize rağmen mutluluk seviyemizde neden kayda değer bir artış olmadı?

"Tüm bunları anlamak için tek yapmamız gereken geriye dönüp bakmak ve Homo sapiens'in aslında ne olduğunu, hümanizmin nasıl dünyaya hakim bir din hâline geldiğini ve hümanizm rüyasını gerçekleştirmeye çalışmanın aslında neden insanlığın kendi sonunu getireceğini incelemektir. İşte bu kitabın temel meselesi budur."

"Okurken hem eğlenecek hem de çok şaşıracaksınız. Her şeyin ötesinde, kendinizi daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünürken bulacaksınız." 
-Danıel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme'nin yazarı-

"Homo Deus'u okuduğunuzda uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından vardığınız bir uçurumun kenarında durduğunuzu hissedeceksiniz. Yolculuğun artık bir önemi kalmayacak, çünkü bir sonraki adımınızı engin bir boşluğa atacaksınız." 
-David Runciman, The Guardian-
(Tanıtım Bülteninden)

keyifle kalın..
Related Posts with Thumbnails